HYDRO SAPA’NIN TÜM HİSSELERİNİ SATIN ALDI

👤Çağdaş TAYLAN HYDRO Türkiye Genel Müdürü

Hydro, Orkla’nın hisselerini de satın alarak Sapa’nın hisselerinin tamamına sahip oldu.
Evet. Biliyorsunuz Hydro ve Orkla’nın yüzde 50-50 ortaklıkları vardı. Sapa, Hydro, Orkla markalarının ortak noktası, üçünün de ayrı ayrı Norveç’in en büyük on grubu içinde olması... Bunu bilanço olarak çok güçlü bir firma olduğumuzu anlatmak için belirtmek isterim.
Geçtiğimiz aylarda Hydro, Sapa’nın hisselerinin %100’ünü satın almak üzere bir talepte bulundu ve Ekim ayı başında resmi olarak bu süreç tamamlandı. Artık Hydro, Sapa’nın tek sahibi ve bundan sonra firma olarak Hydro adı altında faaliyet göstereceğiz.

Neler değişecek önümüzdeki dönemde?
Hydro’nun ve Sapa’nın faaliyet alanlarının birbirini tamamladıklarını söyleyebiliriz. Hydro dünyada alüminyumu ekstrüzyon tekniği ile üreten firmalara billet satışını gerçekleştiriyor. Bugün Türkiye de dahil olmak üzere dünyadaki çoğu aluminyum üreticilerinin hammadde aldığı ana tedarikçidir. Aynı zamanda alüminyum levha üretimini de yapıyor. Bu iki alan Sapa’nın iştigal alanı değil. Sapa Grubu ise dünya üzerinde eksüzyon konusunda faaliyet gösteren en büyük firma konumunda idi.

Hydro bünyesinde 3 ana markamız var: Bunlar; Fransa kökenli Technal, Almanya’da bir dünya markası olan Wicona ve bizim şu an Türkiye’de satışını yaptığımız İsveç kökenli Sapa...

Dünya genelinde en önemli yapı fuarlarına gittiğinizde bunların en az ikisinin ayrı ayrı stantlarını görürsünüz. Bu firmaların hepsi Hydro adı altına girdi. Şu an Hydro dünyadaki hem en büyük sistem evi durumunda hem de en önemli markalara sahip olan bir grup şirketi. 2013’ten bu yana bunun avantajını zaten yaşıyoruz. Building System grubunun ürün yelpazesinin genişliğine rağmen yine de bazı pazarlarda, ihtiyaç duyduğumuzda bu markaların AR-GE’sinden, ürün portföyünden yararlanma imkanımız oluyor.

Şunu söyleyelim; şu an ürün çeşitliliği açısından sadece Türkiye olarak bizler değil, bütün dünyadaki Sapa çalışanları çok büyük bir avantaja sahip. Her türlü talebe karşılık verebilecek ürün yelpazesine sahibiz.

Türkiye’deki faaliyetlerde ne gibi farklılıklar olur?
Zaman içerisinde piyasa biraz daha oturduktan sonra Hydro önümüzdeki yıllarda Türkiye’deki imkanları da değerlendirecektir.

Geçtiğimiz hafta grup bünyesinde iki tane çok önemli misafirimiz vardı. Şirketimizin Yönetim Kurulu Üyesi ve Extruded Solutions (Ekstrüde Çözümler) bölüm Başkan Vekili Egil Hogna’yı ve Building System Kıdemli Başkan Vekili Salvador Biosca’yı Türkiye’de misafir ettik. Hogna ilk kez Türkiye’ye geldi. Burada bizzat, Türkiye’de yatırım yapmak konusunda “neden olmasın” dediğini aktarmak isterim.

🔍 Şu an Avrupa’da çok uluslu firmaların hepsi Türkiye’de neler olduğunu gözlemleme aşamasında. Biz yirminci yılımızı kutluyoruz burada, artık yerli firma olduk diyebiliriz. Bizim zaten Hydro Türkiye olarak bir programımız ve hedeflerimiz var. Grup bize herhangi bir yaptırımda bulunmuyor. Biz Türkiye’nin değişen koşullarına uyum sağlamaya çalışan, tamamı Türk çalışanlardan oluşan bir Türk firmasıyız. İşe bakış açımızda Avrupa mentalitesini korurken, lokal hizmet veriyoruz.

YILI, GEÇTİĞİMİZ YILIN YÜZDE 15 ÜZERİNDE KAPATMAYI HEDEFLİYORUZ

2017 itibariyle Türkiye ekonomisi, inşaat sektörünün önemi ve gidişatı, alüminyum ve giydirme cephe sistemleri sektörünün genel durumu hakkındaki görüşlerinizi almak isteriz…
15 Temmuz sürecinden sonra ilk başta bize gelen taleplerde dramatik bir düşüş oldu. Fakat şu an geçtiğimiz yılın da üzerine çıkmış durumdayız. 2017 yılının ikinci yarısında güçlü bir toparlanma gördük. Yılın tamamına baktığımızda bu yılı geçtiğimiz yılın %15 üzerinde kapatmayı hedefliyoruz. Genel koşullara bakıldığında oldukça tatminkar olduğunu söyleyebilirim. Alüminyum piyasası adına baktığımızda, bu sürecin sadece alüminyum sektöründe değil hemen hemen her sektörde olduğunu düşünüyorum. Özellikle yapı malzemeleri sektöründe, kâr marjlarında önemli bir erozyon olduğunu söyleyebilirim. Herkes bu dönemi atlatabilmek için kâr marjlarından çok büyük fedakarlıklar yaptı. Dönem kazanma dönemi değil yaşama dönemi olarak görüldü piyasada maalesef. Bu sürdürülebilir bir süreç değil. Kurumlar kâr etmeden yaşayamaz. 2018 yılı itibariyle bu konularda, ufak adımlarla da olsa iyileşme bekliyoruz.

İHRACAT FAALİYETLERİMİZİ ARTIRMA KARARI ALDIK

Sapa için yeni hedefler neler?
Sapa, Türkiye’de 20 yıldır üzerine yatırım yaptığımız bir marka. Dolayısıyla Türkiye’nin inşaat sektörünün gelişimine paralel olarak Sapa’da faaliyetlerini geliştirmektedir. Sapa’nın uzun yıllardır Türkiye’de piyasaya getirdiği kalite bilinci nedeniyle belirli bir müşteri grubu var. Sürekli Sapa’yı tercih eden mimarlar var örneğin, oldukça memnun kalan son tüketiciler var. Bugüne kadar odağımızı Türkiye olarak belirlemiştik fakat şimdi ihracat faaliyetlerimizi artırma kararı aldık.
Bu çerçevede de Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan, İran gibi çevre ülkelerde faaliyetlerimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu aslında yeni bir karar değil, bu ülkelerde faaliyetlerimiz vardı fakat ağırlığımızı daha çok yerel pazara veriyorduk. Artık ağırlığı biraz daha dengeli hale getirmenin daha uygun olacağını düşünüyoruz. Büyümenin diğer ülkelerden de desteklenmesi gerekiyor.

YENİ İŞ MODELLERİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ

Şu anda herhangi bir yatırım, ofis ya da distribütörlük var mı bu pazarlarda?
Hayır şu anda yok. Şu anda tüm faaliyetleri Türkiye üzerinden götürmeyi düşünüyoruz. Bir inceleme yaptıktan sonra, tahminen 2018 yılı gibi, Kazakistan’da belki, belki İsrail’de bir ofis açma ihtimalimiz olabilir ama daha yakın coğrafyalara, Gürcistan ya da Azerbaycan gibi, buradan hizmet vermenin daha uygun olacağını düşünüyoruz.

Kâr marjlarının erozyona uğraması nedeniyle, bizden bugün hizmet alan bayilerimiz, İngiltere’de kâr marjlarının yüksek olması ve pazarın açık olması nedeniyle oraya ağırlık vermeye başladılar. Biz de Sapa Türkiye olarak geçtiğimiz yıl İngiltere’de iki tane firmayla anlaştık. Türkiye üzerinden ortaklaşa çalışıyoruz. Sapa İngiltere ofisimizle de koordinasyonu sağlayarak üçlü bir sinerji yarattık, bölgedeki projelere eğiliyoruz. Geçtiğimiz yıl bu projeyle ilgili ilk deneme projemizi yaptık. 2018 yılı itibariyle bu projelerin sayılarının artacağını tahmin ediyoruz.
Bizim Hydro Türkiye olarak oluşturduğumuz bayi ağı ve beraberinde artan ciddi bir teknik bilgi birikimi var. İngiltere’de çok iyi projeler yapılmasına rağmen bu bilgi birikimi yerel pazarda yok. Dolayısıyla biz buradaki tecrübemizi ve bilgi birikimimizi İngiltere’ye taşımayı düşünüyoruz. Burada tabii ki Hydro İngiltere’nin yerel bilgilerine ihtiyacımız olacak. Pazar koşulları farklı olduğu için bayilerimize orada bir yol göstermemiz gerekiyor. Bu iş modelini ilk kez deniyoruz ve geliştirmek üzere çalışıyoruz. Hydro’nun çok uluslu bir firma olmasının getirdiği avantajı ve birden fazla markasının olmasının getirdiği bir avantaj bu. Gelecekte de başka coğrafyalarda çalıştığımız firmaları taşımak istersek, bu imkana sahibiz. Dolayısıyla burada bir kazan kazan modeli oluşturmaya çalışıyoruz.

Sapa’nın tercih edildiği alanlar neler?
İstanbul’u temel alacak olursak daha çok yüksek yapılarda, özel tasarım gerektiren projelerde özellikle tercih ediliyoruz. Bunlar konut veya iş merkezleri olabiliyor. İstanbul dışında, Antalya Bodrum hattına baktığımızda, otel yatırımlarında en fazla tercih edilen markayız. 20 yıldır orada yaptığımız otel sayısı 200’ü aşmıştır. Her yıl 15-20 otel projesine hizmet veriyoruz.

🔍 Antalya’da yeni otel yatırımlarının sayısı 2015’te 15 iken, 2016’da 6’ya, 2017’de 1’e düştü. Bu rakamlar piyasanın durumu hakkında bilgi veriyor. Biz Antalya bölgesinden başka pazarlara odaklanarak bu süreci atlatabilmeyi başardık. Konut projelerine odaklandık ve bu da bize kendimizi zor zamanlarda geliştirme imkanı sundu. Bu konuda şirketlerin risklerini dağıtması açısından ihracat çeşitlendirmesi yapması çok önemli. Yine de bizim odağımız her zaman Türkiye’dir. Türkiye çok güçlü bir ülke ve eninde sonunda yatırıma devam edecektir. Geçen hafta bizi ziyaret eden başkanlarımızdan da bunu duymak beni çok mutlu etti. Gerçekten Türkiye’nin imkanlarına, kapasitesine, genç nüfusuna çok güveniyorlar. Türkiye ne kadar zor durumda olursa olsun, her türlü zorluğun altından kalkacak tepkiyi verebilecek bir ülkedir. Şu an önemli bir toparlanmayı da görüyoruz zaten.

Yeni ürün gamınız hakkına bilgi verebilir misiniz? AR-GE yatırımlarınız var mı?
Hydro’nun bütün markaları için AR-GE sürdürülmesi gereken bir zorunluluk.
Bizi diğer markalardan ayıran en önemli şey yenilikçi karakterimiz çünkü biz gerçekten öncü firmayız, yeniliği bizler yaratıyoruz ve zaman içerisinde görüyoruz ki diğer firmalar bizi yakalamaya çalışıyorlar, bizi takip ediyorlar.

Düzenli olarak pazar taleplerini değerlendirir, oluşan talepler bütün ülkelerden alındıktan sonra toparlanır, bir öncelik sırası oluşturulur. Bu da bize bir sonraki ürünün verilerini sağlar. Bir ürünün geliştirilmesi üç yıllık bir süreç alıyor ve bir düzeni var. Türkiye’de bir AR-GE merkezimiz yok. AR-GE merkezlerimiz marka merkezlerinde bulunuyor. Almanya’da, Fransa’da ve Belçika’da yeni ürünlerimiz geliştiriliyor. Biz onlara gelecek yıl hangi ürünlerin talep edileceği ile ilgili bilgileri pazardan alıp iletiyoruz.

EN GÜÇLÜ OLDUĞUMUZ NOKTA: “CUSTOM DESIGN”

Mimardan farklı bir çözüm isteği geldiğinde bu işi nasıl çözüyorsunuz?
Mimarlara yönelik çalışan özel bir departmanımız, Pre-Sales dediğimiz satış öncesi bir ekibimiz var. Bu ekibin görevi mimarların taleplerini toparlamak. Burada iki aşamalı çalışıyoruz. Bizim Türkiye’de ürün konusundaki yetkinliğimiz gerçekten çok yüksek.
Mimarların taleplerinin %80-90’ına yanıt verebilecek kapasitedeyiz. Grubun database’ine de sürekli ulaşma imkanımız var. Yanıt vermekte zorlandığımız noktalarda merkezdeki teknik birimlerimizden yardım alıyoruz.

Sapa’nın en güçlü olduğu nokta zaten ‘custom design’ dediğimiz projeye özel ürün yapabilme yetisidir. Türkiye’de inşaat sektörünün önemi malum. Yeni konutlar yapılacaksa,biz isteriz ki bunlar kibrit kutusu gibi dümdüz binalar olmasın. Teknik özellikleri yüksek, mimari özellikleri yüksek binalar olsun. Mimarlar bunu nasıl yapabilirim diye bize danıştıklarında, o konuda çözüm sunabilecek teknik birikime sahibiz. Sapa’nın çok geniş bir coğrafyaya yayılmasında AR-GE’sinin çok ciddi payı var.

Hydro çok enteresan projeler yapıyor Sapa,  Technal ve Wicona markalarıyla. Mesela Antartika’da yapılan bir AR-GE üssünün içerisinde iki yüz tane bilim adamına nasıl yaşam kurabilirim, sorusuna hem teknik hem de lojistik açıdan yanıt verebiliyor ya da mesela 1 km yüksekliğinde bir binaya çözüm üretebiliyor.

Her firmanın güçlü olduğu alanlar vardır ama biz rekabeti fiyatla yapan bir firma değiliz. Biz hizmet vermeye çalışan, farklılıklarıyla kendini ifade etmeye çalışan bir grubuz.
Müşterimiz de zaten bizi bu nedenle tercih ediyor. Şu an ürün bazında bakıldığında sürme doğramalarda bazı gelişimler var. Özellikle düşük katlı yapılarda, villa tarzı projelerde yüksek katma değerli ürünler kullanılıyor. Fakat bunlar olabildiğince zarif, alüminyumun neredeyse olmadığı, görülmediği halde performansın çok yüksek beklendiği ürünler. Eskiden hayal gibiydi, literatürü yoktu dünyada. Biz Sapa Türkiye olarak bunları yaptık. Böyle olunca da tabii ki tercih ediliyorsunuz. Gelişimi, sizi bulunduğunuz yerden bir adım öteye taşıyan projelerle yakalıyorsunuz. Biz de zorlanmayı seviyoruz. Yoksa diğer türlü statik kalıyorsunuz, rekabet içerisinde kalmanız zorlaşıyor.

Peki burada ortaya çıkan ve sonra dünyaya yayılan herhangi bir ürün geliştirme çalışmanız oldu mu?
Sapa’nın AR-GE departmanının geliştirdiği panel cephe sistemimiz, dünya çapında ilk Türkiye’de hayat buldu. Varyap Meridian, o dönemde Sapa Group’un çıkardığı bir panel cephe sistemini kullandı. İlk defa Türkiye’de tek bir projede 120.000 m² uygulaması yapıldı ki Türkiye’de ve Avrupa’da çok ödül aldı. Avrupa’da yılın projesi seçildi. O referans hala Sapa’nın kataloglarının üzerinde bulunuyor. Bizim için çok gurur verici bir uygulama oldu.
Yine Sudan’da Ulusal Telekom Genel Müdürlüğü binasında Cepheye Entegre Solar Panel uygulaması yapıldı ve bu Türkiye’de ilk, dünyada ise en büyük ikinci ince film uygulamasıydı.

Yer aldığınız güncel projeler hangileri?
En yeni projemiz Antalya AHK Kundu Villa projemiz. Bunun dışında şu an Ankara’da yapımına devam ettiğimiz Etlik Entegre Sağlık Ünitesi projemiz var. Kısmen özel ürünler olduğu için sağlık yapılarında da tercih ediliyoruz. Yine Ankara’da Elya Center, Teleses gibi iki adet proje almış durumdayız.

Kentsel dönüşümle ilgili şu anda bütün inşaat malzemesi veren üreticilerin bir beklentisi var. Fikirtepede işler biraz kötü ilerledi ama orada edinilen tecrübe belki yeni bölgeler için hızlı ve uygun bir kentsel dönüşüm sürecine dönüşür. Ne dersiniz?
Fikirtepe biraz sancılı oldu, daha iyi bir planlama yapılabilirdi. Fikirtepe bence kötü de anlatıldı. Çok daha kötü dönüşümlerin olduğu yerler var ama oralar hiç gündeme gelmiyor.
Hala alacağımız çok yol var, tabii ki daha iyi olması lazım. İstanbul’da metrekaredeki insan sayısı artık kaldırılamayacak boyutlara geldi. Şimdi yapılan havaalanıyla o dar bant genişletilmeye çalışılıyor. Bu genişleme ile ve nüfusun o tarafa doğru kaydırılmasıyla daha yeşil ve geniş alanlarda yaşamaya başlayabilir, daha doğru yaşam alanlarına sahip olabiliriz. Eleştirmek çok kolay ama gerçekleri de görmek lazım. Bazı şeylere çözüm getirmek de çok kolay değil. Farkındalık için de eleştiri olacak. Bu yapılan değişiklikler eleştiriler neticesinde gerçekleşti.

UYGULAMASI KOLAY ÜRÜN GELİŞTİREREK, BAYİLERE EĞİTİM VEREREK, MONTAJ SIRASINDA KONTROLLERİNİ YAPARAK UYGULAMAYI KONTROL ALTINA ALIYORUZ

Kalifiye eleman sıkıntısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Özellikle geçtiğimiz beş yıl içerisinde bir anda piyasada çok büyük bir proje sayısı oluştu. Bunun neticesinde kalifiye eleman sıkıntısı had safhaya geldi. Yapılması gereken bir sürü iş var; fakat bunu yapacak kalifiye eleman bulunamıyor. Bizim uygulamada sıkıntı yaşanmaması adına yedi senedir bir şantiye kontrol birimimiz var. Projelerin bizi düzenli olarak tercih etmelerinin nedenlerinden birisi de budur. Önce bayilere eğitim veririz, montaj sırasında da gidip kontrolünü yapar ve gerekli raporları şantiye ile paylaşırız.

Biz bu kalifiye eleman bulamama konusunda çok fazla sıkıntı yaşamasak da bayilerimiz bu sorunla yüzleşiyorlar. Güzel bir inisiyatif şu an başlıyor.Pilot olarak belirlenecek bir Meslek Lisesi’nde bir alüminyum bölümü kuruluyor. Biz de Sapa olarak bu inisiyatifin içerisindeyiz. Önümüzdeki sene uygulama başlıyor, umarım başarılı olur. Bu uygulama başarılı olduktan sonra tahmin ediyorum başka bölgelerde de artmasını sağlayabiliriz. Bu önemli bir girişim, umarım faydamız olur. İşin uygulama kısmını mutlaka garanti altına almamız gerekiyor.

Çünkü firmaların Sapa’yı tercih etmelerinin nedeni daha kaliteli bir sonuç almak istemeleri. Örneğin son beş senelik cephe uygulamalarına baktığımızda daha önce konvansiyonel olarak söyleyebileceğimiz stick cephe yani çubuk sisteminde fabrika üretiminin minimum olduğu, işin daha çok montaj aşamasında sürdüğü bir model vardı. Şimdi son 5-6 senedir panel cephe sistemini geliştirdik. Bu ürünü uygulaması oldukça pratik, işçi tarafından modüler olarak birleştirilerek kolayca takılabiliyor.

Artık yaptığımız işlerin yaklaşık yarısı bu modele dönmüş durumda. Bu bize kalite, hız ve en önemlisi güvenliği sağlıyor. Bunun Türkiye’de de artarak devam ettiğini görmek çok memnuniyet verici.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SAPA’NIN DNA’SINDA

Logonuzun rengi değişmiş.
Evet, alüminyumun çevre dostu olduğunu belirtmek ve sürdürülebilirlik vurgusu yapmak için yeşili tercih ettik. Logo tamamen yeşil olarak kullanılacak artık. Şimdi dünya üzerindeki tüm ülkeler dönecek yeşile. Sürdürülebilirlik her zaman şirketin gündeminde olan bir konu, biliyorsunuz. Biz İskandinav kültürünü yansıtan bir şirketiz. Biz Sapa’nın DNA’sına baktığımız zaman bunu görüyoruz.

Wicona’nın DNA’sında mükemmel mühendislik vardır, Technal’e geçtiğimizde orada daha konutlara yönelik mimari çizgiyi temsil eden bir DNA vardır. Sapa ise sürdürülebilirlik ve çevreye saygıyı baz almıştır. Ürünleri geliştirirken önceliğimiz yalınlık, uygulama kolaylığı ve sürdürülebilirliktir. Örneğin gelecek yıl itibariyle çıkartacağımız yeni bir ürünümüz var, NRGY 62. Bu ürün de daha hızlı ve pratik bir şekilde imalat ve montajı sağlayan bir ürün. Bunun dışında pull& slide dediğimiz yeni bir ürünümüz gelecek. Bu da yüksek performans verilerine sahip fakat yine basit bir mekanizmayla uygulamanın son derece kolay olduğu bir sürme doğrama sistemini tanıtıyor olacağız.

ALÜMİNYUM ÇEVRECİ BİR ÜRÜN

Alüminyum geleceğin malzemelerinden biri midir?
Kesinlikle alüminyum geleceğin malzemelerinden biridir. Çünkü alüminyum yumuşak ve şekil verilebilen bir malzemedir, tasarımcılara çok fazla esneklik sağlar. Mimarların hayal ettiği hemen her tasarımın çok ekonomik olarak hayata geçmesine olanak tanır. Oranı dünya çapında giderek artan alüminyum, doğada en çok bulunan malzemelerden biri ve tekrar tekrar dönüştürülerek kullanılması çok büyük bir avantaj.