Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

ALDAĞ A.Ş. HASTANELERDE HVAC SİSTEMLERİNİ BAŞTAN ŞEKİLLENDİRİYOR

Türkiye’nin öncü iklimlendirme şirketlerinden Aldağ A.Ş., sunduğu çözümlerin odağına sağlık önlemlerini taşırken, yeni projelerine geleceğin ihtiyaçlarına göre yön veriyor. Hijyenik santrallerinin ilk protipinden bugüne, hijyenik koşullar için uygun 304 kalite paslanmaz çelik sac kullanan firma, aynı zamanda yüksek hava perdeleme özelliğine sahip 5 farklı tip hava perdesiyle, hacimlerin verimli şekilde izole edilmesini sağlıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), koronavirüs salgınını pandemi olarak ilan etti ve dünya genelinde yaşam birden değişti. Dünya için pandeminin aslında yeni bir şey olmadığını söyleyen Aldağ A.Ş. İstanbul Bölge Müdürü Okan Önal; hasarı en büyük olanın, 14. yüzyıla damgasını vuran “Kara Ölüm” veba pandemisi olduğunu anımsatarak; “Bu pandemi 200 milyon insanın ölümüne yol açmıştı. 80’li yılların başlarında adını duyuran HIV-Aids pandemisi ise halen devam ediyor ve dünyada yaklaşık 38 milyon kişinin enfekte olduğu tahmin ediliyor. 2009-2010 yıllarında Domuz Gribi olarak adlandırdığımız H1N1 salgını ilk kez görüldüğü 1918’de, yaklaşık üç yıl süre zarfında 40-50 milyon insanın ölümüne yol açmıştı, 2009-2010 yıllarında bu sayı yaklaşık 200 bindi. Ancak ulaşım olanaklarının artması, kentleşmenin hız kazanması, insanların büyük bir kısmının kentlerde yaşıyor oluşu ve dikey kentleşme gibi faktörler, viral salgınların yayılım hızını olabildiğince artırdı. Bu da toplumda panik ve endişeyi zirveye çıkardı” dedi.

HASTANELERDE DEĞİŞİM ÇOKTAN BAŞLADI

İklimlendirme sektörünün yaşamın sürdürülebilirliği üzerindeki kritik öneminin, pandemi döneminde çok belirgin biçimde öne çıktığını belirten Okan Önal şunları söyledi; “COVID-19, enfekte insanların solunum sistemlerinden, öksürük ve hapşırıkla birlikte dışarı püskürtülen damlacıklarla taşınıyor. Bu damlacıklar 10 mikron ve daha büyük çapta ise havada asılı kalamıyor ve 1-1,5 m alan içinde zemine-yüzeye düşüyor. Ama 5 mikron ve daha küçük çaptakiler havada asılı kalabiliyor ve hava ile taşınabiliyor. Bu gerçek, “hava”nın ölüm taşıyıcı bir ortam olabileceğine dikkatleri çekti. Yapıların mekanik tesisat tasarımları hakkında tüm bilinenler, birer birer sorgulanmaya başlandı, önem verilen ve verilmeyen detaylar yer değiştirdi. Hep deniyor ya “Koronavirüs pandemisinden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” bu, bizim sektörümüz için de geçerli olacak. Bu değişimin en sert hali ile görüldüğü/görüleceği yerlerin başında hastaneler geliyor. Gerçi merkezi havalandırma sistemlerinin kullanıldığı kamusal alan sayılan tüm yapılar için de bunu söylemek mümkün, ama en yoğun enfeksiyon riski taşıyan alanlar olarak hastanelerde değişim çoktan başladı.”

HER BİRİMİN BAĞIMSIZ HAVALANDIRMAYA SAHİP OLMASI GÜNDEMDE

Daha önce hijyenik klima santralinin şart koşulmadığı hastanelerin bazı alanlarında bu şartın artık aranır hale geldiğine dikkat çeken Okan Önal, mümkün mertebe zon sayısının ve klima santrallerinin daha küçük zonlara hizmet verecek biçimde adet bazında artırıldığını aktardı. Önal; “Örneğin her bir ameliyathane odasının, her bir yoğun bakım odasının bağımsız havalandırmaya sahip olması gündemde. Herhangi birinde enfeksiyon görülmesi halinde, sadece bir birimin devre dışı kalabilmesi için bu gerekiyor. Bundan sonrasında da yapılacak hastane tasarımlarında daha fazla sayıda klima santralinin öngörüleceğini söylemek yanlış olmayacaktır” dedi.

SAĞLIK ÖNLEMLERİ, HER ZAMAN ÖNCELİĞİMİZ

Bütün hastanelerde hava değişim katsayılarının ve hava debilerinin artırıldığını ifade eden Önal, sistemlerin all-air, yüzde 100 taze havalı çalıştırılmaya başlandığını belirerek şunları aktardı; “Resirkülasyon, karışım havası kullanılmıyor. Hastanelerin kullanımda olmayan alanlarında bile havalandırma sisteminin devre dışı bırakılmaması isteniyor. Tabii ki klima santralleri kesintisiz, 7/24 çalıştırıldığı için koruyucu bakım ve kontrollerinin de sıklaşması gerekiyor. Bu dönemde servis hizmeti verecek personel, özel bir eğitim almış ve gereken koruyucu kıyafet ve malzeme ile donatılmış olmalıdır. Biz de servis altyapımızı bu gerekliliklere uygun hale getirdik, personelimize gereken eğitimleri aldırdık. Cihazlarımızda sağlık önlemleri, olmazsa olmazımız olduğu için Aldağ A.Ş.’de her zaman öncelik taşımıştır. Hijyenik santrallerde paslanmaz çelik kullanılmalıdır. Hijyenik santrallerimizin ilk protipinden bugüne, hijyenik koşullar için uygun 304 kalite paslanmaz çelik sac kullanılmaktadır. Aldağ Ar-Ge Merkezi’nde, geleceğin ihtiyaçlarını göz önüne alarak yeni projeler de başlatıldı. Çok kısa bir süre içinde sonuçlarını alabilmemiz mümkün görünüyor.”

YÜKSEK HAVA PERDELEME ÖZELLİĞİNE SAHİP 5 FARKLI TİP HAVA PERDESİYLE HİZMET VERİYORUZ

Hastanelerde pozitif ve negatif basınç altında tutulması gereken alanların yeniden gözden geçirildiğini söyleyen Okan Önal, “Pandemi sürecinde negatif basınçta tutulması istenen alanlar arttı. Acil servislerde pandemi konusundaki müracaatlar ve diğer şikâyetler için alanların ayrılması öneriliyor. Hacimlerin izole edilebilmesi için bir yöntem olarak hava perdeleri öne çıkıyor. Aldağ A.Ş., yüksek hava perdeleme özelliğine sahip beş farklı tip hava perdesiyle, pek çok yerde bu ihtiyaca hizmet veriyor” şeklinde konuştu.

FİLTRASYONUN ÖNEMİ DAHA DA ARTACAK

Filtrasyonun öneminin fevkalade artırmasının beklendiğine vurgu yapan Önal; hava temizleyici, sterilize edici yöntemler, ozon ve iyon jeneratörleri ile UV lambalarının hayatımıza daha fazla gireceğini belirterek; “Bu yöntemlerin havalandırma sistem ve ekipman üreticilerinin tasarımlarını etkilemeleri de mümkün görünüyor” dedi.

ÜRETİCİLER, ENERJİ VERİMLİLİĞİNDEN VE SAĞLIK GEREKSİNİMLERİNDEN TAVİZ VERMEMELİ

Pandemi sürecinin enerji verimliliği ve sağlık gereksinimleri sıralamasını değiştirdiğine vurgu yapan Okan Önal, sözlerine şunları ekledi; “Görünen o ki sağlık söz konusu olduğunda enerji tasarrufu ve verimliliği ilk sırayı alamayacak. Ama pandeminin hızını kesmesiyle birlikte sistemlerin enerji tüketimi yine talep edilen önemli bir koşul olarak varlığını sürdürecek. Bu nedenle sistem ve ekipman üreticileri her ikisinden de taviz veremeyeceği bilinciyle, sistemlerini farklı öncelikler için farklı çalışma modları olabilecek özelliklerde tasarlamalıdır. En önemlisi de, herhangi bir müteşebbisten farklı olarak sosyal, toplumsal bir sorumluluk taşıdıklarını unutmamalılar. COVID-19, iklimlendirme alanında ürün ve hizmet üretenlerin sorumluluğunun altını çok belirgin biçimde çizmiştir.”