Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

HEM ÜRETİRKEN HEM TÜKETİRKEN KAZANDIRIYORUZ

“Türkiye’nin en yüksek taş yünü üretim kapasitesine sahip, aynı zamanda seramik yünü üretiminde ülkemizdeki tek marka olan Ravaber, başta yapı olmak üzere birçok sektöre çözüm sunuyor. Sadece Türkiye’de değil yakın coğrafyamızda da beş hat ile tam kapasite üretim yapan tek firmayız. Kapasitemizden ödün vermeden, yoğun ihracat yaptığımız Avrupa ülkelerinin dışında, Kuzey Afrika ülkeleri ve Türki Cumhuriyetler gibi yeni pazarlara da ulaşmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda taş yünü üretimi amacıyla biri Macaristan’da bir diğeri Yunanistan’da olmak üzere iki yeni fabrika yatırımımız devam ediyor.”

ÖZGE SİPAHİOĞLU
Ravaber Ticari Direktörü / Mimar

Öncelikle Ravago’nun kurumsal kimliği hakkında bilgi verir misiniz? Ravago, Ravaber’i ne zaman satın aldı? Bünyesinde hangi şirketleri ya da markaları barındırıyor?
Belçika genel merkezli Ravago, faaliyetlerine petrokimya alanında; plastik ve kauçuk gibi ham maddelerin üretimiyle adım atıyor. Sonrasında mevcut faaliyetlerine ilave olarak, “Ravago Building Solutions” markası ile yapı malzemeleri alanında da çalışmalarına devam eden Ravago, ısı ve su yalıtımı ağırlıklı ürünlerin yanı sıra çeşitli ülkelerde farklı iş kollarında da faaliyet gösteriyor. Tüm yapılanması ile dünyada yıllık yaklaşık 10 milyar Euro ciro yapan Ravago’nun Türkiye’deki cirosu ise yaklaşık 1 milyar Euro. İzober markası ile 2007 yılında kurulan, yüzde 100 yerel bir üretici olarak Kayseri’de faaliyetlerini sürdürürken, Ravago, İzober’in önce yüzde 50’sini satın alarak bir ortaklığa gidiyor ve markayı Ravaber yapıyor ve ardından 2018 yılının haziran ayında ise hisselerin tamamını devralıyor. O tarihten itibaren de Ravaber yüzde 100 bir Ravago şirketi olarak yoluna devam ediyor.

Sektörün dinamiklerini de göz önünde bulundurduğunuzda geçen yıla dair neler söylersiniz? Bu yıl firmanız açısından nasıl geçiyor?
Ravaber olarak Türkiye’nin en yüksek taş yünü üretim kapasitesine sahip markasıyız ve her zaman tam kapasite çalışıyoruz. Dolayısıyla geçtiğimiz yıl ağustos ayına kadar özellikle taş yününde hemen hemen yüzde 100 kapasite ile satış yaptık. Bu yıl da kapasitemizden ödün vermeden, hedef pazarlarımıza yenilerini ekleyerek yola devam etmek istiyoruz. 2019’un ilk altı ayında hedeflerimizle kısmen paralel gittik. Gerek ürün gamı gerekse de ekip olarak büyüyoruz.

ÖZGE SİPAHİOĞLU
Ravaber Ticari Direktörü / Mimar

SERAMİK YÜNÜNDE TÜRKİYE’DE TEK ÜRETİCİYİZ

Ağırlıklı olarak hangi sektör projelerine ne tür ürün grupları ile çözümler sunuyorsunuz? Bu ürün gruplarını tanıyabilir miyiz?
Ravaber aslında bir mineral yün üreticisidir. Mineral yün denildiğinde; cam yünü, taş yünü ve seramik yünü olmak üzere üç grup öne çıkar. Bu ürünler kullanım sıcaklıklarına göre; cam yünü, taş yünü ve seramik yünü olarak sıralanır. Camyünü, 300-350 santigrat derecelere kadar dayanım sağlayan bir yangın performansı ürünüdür. Taş yünü ürünü, yaklaşık 750 santigrat dereceye kadar dayanım gösterir. Seramik yünü ise, 1400 santigrat derecelere kadar yangın performansı sağlayan bir üründür. Türkiye’de bu alanda uzun yıllardır üretim yapan şirketler var, ancak seramik yününde özellikle bu kadar yüksek yanmazlık sınıfını karşılayan bir üretici yok. Seramik yününde Türkiye’de, Ravaber olarak tek üreticiyiz. Fabrikamızın büyüklüğü yaklaşık 80 bin metrekare, bunun 56 bin metrekaresi kapalı alan. Bu kapalı alan içerisinde beş ayrı üretim hattımız var. Bu beş üretim hattından üç tanesi taş yünü, bir tanesi seramik yünü, bir tanesi de mineral yün üretimi yapıyor. Dolayısıyla aslında sadece Türkiye’de değil, yakın coğrafyada beş hat ile birlikte bu kadar büyük kapasite ile üretim yapan tek firmayız.

BAŞTA YAPI OLMAK ÜZERE BİRÇOK SEKTÖRE ÇÖZÜM SUNUYORUZ

Kullanım sıcaklıkları gereği her üç ürünümüzün de sektörleri ve hedef kitleleri farklı. Örneğin taş yünü ve cam yününün kimi ürünleri yapı sektörü ağırlıklı gitmesine rağmen, cam yününün bazı ürünleri beyaz eşya, otomotiv gibi farklı sektörlere de hitap edebiliyor. Veya yüksek sıcaklıkla bağlantılı olarak seramik yününü ele alırsak, ısıl işlem, fırın üreticileri gibi tamamen endüstriyel üretim alanlarında kullanılabildiğini söyleyebiliriz. Hedef sektörümüz büyük oranda yapı gibi gözükse de, bunun dışında marin, endüstriyel üretim yapan firmalar, fırın üreticileri, havalandırma firmaları ve otomotiv gibi birçok sektöre de çözüm sunuyoruz. Dolayısıyla aslında Ravaber çatısı altında çok farklı iş kollarına destek veriyoruz. Yanı sıra taş yününden ürettiğimiz, tarım sektöründe kullanılan Agro isimli ürünümüz var. Özetle, farklı birçok sektör için ürün üretiyoruz.

Ravaber Agro oldukça farklı bir ürün olarak öne çıkıyor. Bu ürün hakkında bilgi verebilir misiniz? Özellikleri ve tercih edilme sebepleri neler?
Agro, taş yününden ürettiğimiz ve tarım sektörünün kullanıma sunduğumuz yeni bir ürün. Elyaf yapısı ve barındırdığı etkin mineraller sayesinde, köklerin hızlı ve güçlü bir şekilde büyümesini sağlayan Ravaber Agro, aynı zamanda böcek ve haşere üremesine izin vermeyen yapısı ile ürünlerin kimyasal ilaçlamadan uzak ve organik şekilde yetişmesine imkan sağlıyor. Sebze yetiştiriciliğinde kullanılan slab dediğimiz yastıklar ve bu yastıkların içinde küpler var. Bu sayede tamamen doğal bir ortamda, domates, patlıcan, biber vb. gibi sebzelerin üretimi yapılabiliyor. Agro’nun hitap ettiği sektör bizim için çok yeni ve gelişme fırsatı olan bir sektör.

KOMPLE VERİMLİLİK SAĞLAYAN ÜRETİMLERE İMZA ATIYORUZ

Ravaber üretim güvenliği ve ürün depolama konusunda nasıl bir konsepte sahip? Uyguladığınız model, üretimden uygulamaya ne tür kolaylıklar ve avantajlar sağlıyor?
Öncelikle hem ürün hem de üretim olarak iki farklı sürdürülebilir faydamız var. Birincisi ve en önemlisi, üretimlerimizin tümünün sürdürülebilirliğe katkı sağlar nitelikte olması. Gerek ısı gerek yangın performansları nedeniyle hangi alanda kullanırsanız kullanın bizim malzemelerimiz ile yaptığınız uygulamalarda verimlilik sağlıyorsunuz. Yani ürünlerimizin içeriği gereği bunu sağlıyoruz. Örneğin, ısı yalıtım performansı nedeniyle mantolama uygulaması taş tünü ile yapılmış bir bina ile bu uygulama yapılmamış bir bina arasında, enerji performansı açısından kullanılan ürün kalınlığına bağlı olarak yüzde 60-70’e varan tasarruf sağlanır. Kullandığımız malzemelerin yüzde 100’ünde geri dönüşüm yapılabildiği için üretim sırasında çıkan firelerimizi de dönüştürebiliyoruz. Tüm bunları yaparken kullanılan enerjiyi Kayseri’deki fabrikamızın çatısında bulunan yaklaşık 4500 adet solar enerji sağlayan fotovoltaik ürün ile ciddi bir miktarda üretiyoruz. Bu da ikinci faydamız. Hatta üretip devlete de satıyoruz. Dolayısıyla aslında hem üretim sürecinde hem ürettiğimiz ama kullanamadığımız malzemelerin geri dönüşümünde hem de üretip kullanıcıya sunduğumuz ürünlerde komple verimlilik sağlayan yapı veya endüstriyel malzemeler üretiyoruz. Özetle; hem üretirken hem tüketirken kazandırıyoruz.

FARKLI COĞRAFYALARIN DETAYLARINA ÖZGÜ ÇÖZÜMLER SUNMAK ÖNEMLİ

Her coğrafyanın kendine özgü inşaat detayları var. Örneğin sadece Türkiye’de satış yapan bir firma iken, bugün Nordik ülkelerine gidiyorsanız onların kullandığı detaylara özgü çözüm önerileri sunmak zorundasınız. Dolayısıyla farklı coğrafyalara giderken Ür-Ge sürecinde mevcut ürünlerinizin de gelişmesini sağlamak zorundasınız. Çünkü her coğrafyada sizden beklenen ürün performansı farklı. Örneğin Avrupa pazarında, eğimli çatılar için taş yünü ürün grupları, düz levha olarak değil de eğimlendirilmiş haliyle isteniyor. Şu an Avrupa’ya dönük çalışmalarımızda bu ürünü de üretip oradaki kullanıcıların beklentilerini karşılıyoruz. Dolayısıyla “bir ürünüm var kime vereyim yerine”, “sizin ihtiyacınız ne ve biz size ne sunabiliriz” şeklinde bir bakış açısı ile ilerliyoruz.

YALITIM ÜRÜNLERİ ALANINDA GİDİLECEK EPEY BİR YOLUMUZ VAR

Yalıtım sektörünün Türkiye’deki durumunu değerlendirir misiniz? Bu alanda Avrupa ile kıyaslandığında Türkiye’yi nerede görüyorsunuz?
Yalıtım sektörü Türkiye’de nispeten daha sonra gelişmesine rağmen kötü gitmiyor. Ancak aldığımız kararları uygulama konusunda zorluklar yaşıyoruz. Aslında yönetmeliklerimiz var. Bunların takibi ve denetimi yapılabilirse hiç de kötü bir yerde değiliz, fakat her şeyin fiyat olarak ucuzuna kaçma eğilimde olduğumuz için yalıtım yapılsa bile ürün detayıyla kimse ilgilenmiyor. Kullanılan sistemin kalınlığı oradaki performansı beyan ediyor. Yapmış olmak için 3-5 santim ile geçiliyor, ancak bunlar yapılırken aynı iskele kullanılıyor, aynı sergileniyor ve para harcanıyor. Biraz tasarruf edilecek diye en ucuz ürün seçiliyor ve 15 yıl sonra ürünün performansını artırmak yoluna gidiliyor. Oysa bir kerede, en doğru ürün seçilerek bina ömrü boyunca ya da 30 yıl kullanılacak çözümlerle ilerlenebilse çok daha iyi olacak. O nedenle yalıtım kalınlıkları tarafında epey bir gidilecek yolumuz var.

ÜRÜN DEĞİL, FAYDA SATIYORUZ

Sektördeki mevcut rekabet ortamında güvenilir, tercih edilir bir marka olmak ve fark yaratmak için nasıl bir yol haritası ile ilerliyorsunuz? Çözüm ortaklarınız neden sizi tercih ediyor?
En başta şunu söyleyebilirim ki, biz ürün satmıyoruz, fayda satıyoruz. Birçok sektörde bir şeyler üretilir ve “böyle bir ürünüm var ister misin?” diye sorulur. Biz ise yer aldığımız projelerin ya da çözüm sunduğumuz müşterilerimizin ihtiyaçlarını anlatıp, daha sonra ürün sunarız. Örneğin bu bir sistem çözümü ise, gerektiğinde bir partner ile iş birliği yapıp, komple çatı sistemi önerisi sunarız. O yüzden Ravaber olarak birçok projede aslında rekabetçiyiz. Sadece bir ürün vermiyoruz, nasıl bir sistem sunabileceğimize, nasıl fayda sağlayabileceğimize odaklanıyoruz. Yanı sıra ihtiyaç duyulan projeler için ses veya ısı yalıtım performans ölçümü gibi işlemleri de çeşitli raporlarla belgeleyerek, sistem ölçümlerini bilgisayar ortamında hazırlayıp, gerekirse üniversitelerle ya da danışman hocalarımızla iş birliği yaparak kendi akredite laboratuvarımızda performans beyanlarını sunabiliyoruz. Bu bizim için çok önemli, aksi takdirde ürünümüzün arkasında duramayız. Örneğin Kayseri’deki TSE de bazı testleri akredite olduğu için bizim laboratuvarımızda yaptırıyor. Performans beyanlarını isteyebiliyor, bu da bizim gururumuz. Ravaber bugün, birçok şartnamede kendi ürünleriyle tanımlanmış durumda. Bu nedenle birçok mimari büro bize danışıyor. Aynı şekilde satış ekiplerimiz ve sahadaki arkadaşlarımız da projeler için ziyaretlerini yapıp, ürün performansına veya beklentilerine dayalı önerilerde bulunabiliyor.

Yeni pazarlara ulaşmak için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? En yoğun çalıştığınız dış pazarlar hangileri? Faaliyet gösterdiğiniz pazarlar arasına hangilerini eklemeyi hedefliyorsunuz?
Ravago, “Ravago Building Solutions” markası ile Avrupa’da XPS alanında lider. Avrupa’da yaklaşık 19 tane fabrikamız var. Bu fabrikaların aktif olduğu coğrafyalarda güçlü satış ekibine sahibiz. Avrupa’nın hemen hemen her ülkesinde var olan satış ekiplerimiz XPS’in yanı sıra taş yünü, cam yünü ve seramik yünü ürünlerimizi de yine başta Avrupa olmak üzere birçok noktaya aktif bir şekilde pazarlıyor. Avrupa ülkelerinin dışında ülkemizin coğrafi konumu nedeniyle Kuzey Afrika ülkeleri ve Türki Cumhuriyetler de önemli hedef pazarlarımız arasında.

FARKLI ALANLARDAKİ FIRSATLARI DA DEĞERLENDİRİYORUZ

Ekonomik gelişmeler paralelinde inşaat sektöründeki gelişmeleri nasıl değerlendirirsiniz?
Türkiye çok kısa zamanda gerçekten çok fazla yok kat etti. Bunu yaparken de bazen sağlıklı, bazen sağlıksız yol aldı. Ciddi bir bina stoğumuz oluştu. Ancak buralarda maalesef konfor koşulları ve spesifikasyonlara uygun olmayan imalatlar da yapıldı. Kullanıcı beklentileri arttıkça ve/veya geçmiş uygulamalarda problemler oluştukça renovasyon yapılması kaçınılmaz hale gelecek. O yüzden sektörümüzde iş hiçbir zaman bitmez ama talep azalarak devam edecek. Türkiye güçlü ve bu günleri çok rahat aşabilecek bir ülke. Bu süre zarfında bizler de farklı alanlardaki fırsatları değerlendiriyoruz. Bu tür süreçler bir yandan da iyi, çünkü yeni şeyler öğreniyoruz. Hep aynı şeyleri yaparak, aynı yolda yürüyerek aynı hedefe varamazsınız. O yüzden yol değiştirmeniz gerekiyor. Bu da farklı know-how’lar geliştirmemizi sağlıyor.

ÜRETİMLERİMİZİN YAKLAŞIK YÜZDE 30’UNU FARKLI COĞRAFYALARA TAŞIYORUZ

Önümüzdeki dönem için gerek yurtiçine gerekse yurtdışına dönük ne tür çalışmalar yapacaksınız?
Bizim ihracat tarafında açılımımız var. Ülkemizdeki inşaat sektörünün durumu nedeniyle biraz daha yurtdışı ağırlıklı çalışmaya başladık. Üretimlerimizin yaklaşık yüzde 30’unu farklı coğrafyalara taşıyoruz. Geçtiğimiz yıl ihracatımız yaklaşık yüzde 10 seviyelerindeydi, bugünse yüzde 30 seviyelerine çıkarıyoruz. 2020 ve sonrasında satışlarımızın yüzde 50’si yurtiçinde, yüzde 50’si ihracatta olsun istiyoruz.

2019 yılının kalanı ve yeni döneme dönük hedefleriniz arasında neler var?
2019 bizim için gerçekten heyecan verici bir yıl. Her türlü zorluğa rağmen mineral yün ürünümüzü bünyemize kattık. Bu, aslında fenol formaldehit free bağlayıcısı olan bir yeni ürün. Bu ürünümüz ile yalıtım alanında, hem ısı hem de ses dalında iki ödül aldık. Bu ürün ülkemizde yapı sektörünün yanı sıra kurumsal tarafta beyaz eşya üreticileri veya farklı üreticiler tarafında da kullanılıyor. Dolayısıyla bizim mekanik havalandırma ve B2B iş kolunda da aktif olacağımız bir ürün. Bununla birlikte müşteri profilimiz de genişliyor. Mevcut ürünlerimizle farklı coğrafyalara giderken, farklı performans beklentilerine dönük de ürün geliştiriyoruz. Dolayısıyla hem ürün gamı hem de ekip olarak büyüyen bir aile olmaya devam ediyoruz. 2019’un ilk altı ayında hedeflerimizle kısmen paralel gittik, yani başa baş durumdayız. İkinci altı ayı ise, yine hedeflerimizle birlikte bitirmeyi planlıyoruz. Çünkü bugün bildiğiniz bir şey yarın sizi aynı yere götürmüyor. Her yeni gün, hayatınızda yeni bir şeylere meydan okuyabileceğiniz, yeni bir takım kazanımlar elde edebileceğiniz bir yapıya bürünmek zorunda. O yüzden

2019’un devamında da hedeflerimizle paralel giderek, yılı güzel şekilde bitirmeyi arzu ediyoruz. Bunun için de takım olarak, büyük bir özveriyle üretimden kaliteye, Ar-Ge’den satışa kadar büyük bir çaba ile yolumuza devam ediyoruz.

İZODER İLE BİRLİKTE BİRÇOK OKULUN YALITIMINA KATKI SAĞLADIK

Ravaber’in sosyal sorumluluk projeleri de var. Bu alanda neler yapıyorsunuz?
Sosyal sorumluluk alanında Ravaber olarak ayrıca projelerde yer alıyoruz. Özellikle kamu kurum ve kuruluşlarına ürün desteği, hatta bazen kendi network’ümüzdeki ekiplerle uygulama desteği sağlıyoruz. Sektörümüzün önde gelen STK’larından biri olan İZODER ile birlikte önemli projelere imza attık ve Türkiye’deki birçok okulun yalıtımına katkı sağladık. Yanı sıra yine STK’lar veya kuruluşlarla ürün desteği konusunda birçok noktada çalışmalar yürütüyoruz. Bunu da, hem bireysel hem de kurumsal olarak yapmamız gerektiğine yürekten inanıyoruz.

Ravaber olarak, özellikle yurt dışı yatırımlarımızla birlikte toplamda üç ayrı fabrikada, dünyaya mineral yün sağlayan bir dünya markası olma yolunda ilerliyoruz. Sadece üründe değil, aynı zamanda üretim yaptığımız hatlarda da benzer stratejiyi uyguluyoruz. Bugün Kayseri’deki tesisimizde Ravaber Teknik markasıyla bir teknik bölümümüz de var ve orada, Macaristan’da ve Yunanistan’da yapılacak bütün üretim hatlarını Türkiye’deki üreticilerle birlikte geliştiriyoruz. Bu topraklardan bir dünya markası çıkarabilmek hepimizin sorumluluğu diye düşünüyorum.