Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

MEKANİK TESİSAT TASARIMI SIHHİ GEREKSİNİMLERİ EKSİKSİZ KARŞILAMALI

SERHAN MUMCU
GMD+MOSKAY ŞİRKET ORTAĞI

Mekanik tesisat tasarımı konusunda uzman GMD+MOSKAY, hastanelerdeki enfeksiyon yayılımının önlenmesinde havalandırma ve klima sistemlerinin büyük role sahip olduğuna ve bu sistemlerin tasarımında, ulusal ve uluslararası standartlara uyulması gerektiğine dikkat çekiyor. Çevreye uyumu, konforu ve sağlığın korunmasını odağına alan firma; hastanedeki her birimin çalışma koşulları, ortam parametreleri, asgari dış hava ihtiyaçları ve ortam basınçlarını ele alarak tasarımlarını şekillendiriyor.

Ankara’da; endüstriyel tesisler, otel, hastane, havalimanları, ticari ve konut binalarının mekanik tesisat tasarımları konusunda hizmet vermek amacıyla 1995’te kurulan GMD ve 2000 yılında Ankara’da yine aynı alanlarda hizmet vermek üzere kurulan mühendislik ve danışmanlık firması Moskay Mühendislik, 2016 yılında İstanbul Yeni Havalimanı projesinde ortak olarak çalışmaya başlayıp sonrasında yollarını birleştirdi. Firma, GMD+MOSKAY Mühendislik adı altında, merkezi Ankara olmak üzere İstanbul ve İzmir’deki şubeleri ile faaliyetlerine devam ediyor.

SALGINLA BİRLİKTE HASTANELERİN TEKNİK KAPASİTELERİ DAHA ÖNEMLİ HALE GELDİ

Tüm dünyanın gündeminde olan corona virüs salgını sürecinde hastanelerin teknik kapasitelerinin daha da önemli hale geldiğine dikkat çeken GMD+MOSKAY Şirket Ortağı, Makina Mühendisi Serhan Mumcu, 2019 yılının sonunda Çin’de ortaya çıkan corona virüsün kısa sayılabilecek bir zaman diliminde, tüm dünyaya yayılarak milyonlarca insanın enfekte olmasına ve ciddi sayıda can kayıplarına neden olduğunu ve hala yayılımını devam ettirdiğini söyledi. Mumcu; “Hastalığın yayılma hızı ve belirli yaş grupları üzerinde yarattığı etkiler, hastanelerin ve sağlık sistemlerinin sınırlarını test etmekte, bu da salgının kontrol altında tutulmasını güçleştirmektedir. Hastalığın ağır seyrettiği vakaların hemen hemen hepsi yoğun bakıma ihtiyaç duymakta olup bu durum, zaten iş yükü fazla olan yoğun bakım kliniklerinde ciddi sorunları beraberinde getirmektedir. Salgının yayılmasıyla birlikte hastanelerin teknik kapasiteleri daha önemli bir hale gelmiştir” dedi.

ENFEKSİYON YAYILIMININ ENGELLENMESİNDE HAVALANDIRMA VE KLİMA SİSTEMLERİNİN ROLÜ BÜYÜK

Hastanelerin hasta insanların şifa aradığı ve toplum sağlığına hizmet eden kurumlar olduğunu söyleyen Serhan Mumcu, bu yapıların mimari ile bir bütün halinde insan ve toplum sağlığının korunmasına hizmet edecek şekilde tasarlanmaları gerektiğini ifade etti. Hastanelerdeki mekanik sistemlerin amaçlarına bakıldığında; mekânlardaki fizyolojik konfor koşullarının sağlanması, termal yüklerin, zararlı gazların ve kokuların ortamdan uzaklaştırılması, enerji tüketim optimizasyonu ve sıhhi gereksinimlerin karşılanmasını gibi hususların öne çıktığını ifade eden Mumcu, konuyla ilgili şunları aktardı; “Bu hususlarla beraber hastaneler bulundukları çevreye en az zarar ve atık üretecek şekilde tasarlanmalıdır. Hastanelerde enfeksiyonun yayılmasının önlenmesi konusunda birçok etken sistem vardır. Bunlardan en önemlisi havalandırma-klima sistemleridir. Bu sistemlerin tasarım koşulları, ulusal ve uluslararası standartlarca belirlenmiştir. Hastane yapıları ve diğer tüm yapılarda öncelikle bu standartlara uygun tasarımlar yapılmalıdır. Havalandırma ve iklimlendirme sistemleri tasarlanırken her hastane biriminin çalışma koşulları, ortam parametreleri, asgari dış hava ihtiyaçları ve ortam basınçları mutlak suretle dikkate alınmalıdır. Örneğin bir yoğun bakım kliniği tasarlarken; hasta konforunun yanı sıra çalışan yoğun bakım personelinin çalışma şartları ve konforu da göz önünde bulundurulmalıdır. Yoğun bakım kliniklerinin havalandırma sistemleri, hastanenin genelinden bağımsız ve işletmenin kesintisiz olmasını sağlayacak şekilde tasarlanmalıdır. Hastanelerin diğer birimleri de tüm işletme senaryoları göz önünde bulundurularak mimari ile uyum içerisinde tasarlanmalıdır. Hastanelerin işletilmesinde; mekanik sistemler için rutin operasyonlar haricinde bir acil durum eylem planının oluşturulması gereklidir. Bu plan işletme koşulları ve salgının seyrine göre sürekli güncellenmelidir.”

HVAC SİSTEMLERİ CİDDİ ORANDA ENERJİ TASARRUFU SAĞLIYOR

GMD+MOSKAY olarak, çevre ile uyumlu, bina içindeki hastalar kadar bina dışındaki insanların ve personelin konforunun sağlanması ve sağlığının korunmasına yönelik tasarımlar gerçekleştirmeye gayret ettiklerini belirten Serhan Mumcu,bunları yaparken enerji verimliliği açısından en uygun sistemleri geliştirmeye çalıştıklarını dile getirdi. Mumcu; “Örneğin şehir hastane projelerinde tasarladığımız HVAC sistemleri ile konvansiyonel şartlara kıyasla ciddi oranda enerji tasarrufu sağlayan sistem çözümleri sunduk. Bu sistemler hem ilk yatırım olarak daha uygun hem de işletme şartlarında tasarruf sağlamaktadır. Bunun bir benzerini İstanbul Yeni Havalimanı projesinde de görmemiz mümkün. Konsept olarak ortaya koyduğumuz deplasmanlı havalandırma sistemi ile konvansiyonel sistemlere kıyasla yüzde 15-18 oranında enerji tasarrufu sağlamayı hedefledik. Bu nedenle, yapı türü fark etmeksizin, tüm binalar için doğru mühendislik çözümlerinin ortaya konması gerekmektedir. Ülkemiz enerjiyi çoğunlukla dışarıdan ithal eden konumda olduğu için yapı sektöründe tüketilen enerjinin doğru ve tasarruflu kullanılması gerekmektedir. Bu da ancak konusunda deneyim sahibi ve iyi eğitilmiş mühendisler tarafından tasarlanan sistemlerle mümkündür. Yapının inşaası sırasında tasarlanan sistemlerin doğru bir şekilde uygulanması, doğru ürün kullanımı, imalatların kontrolü, sistemlerin tasarlandığı mantık çerçevesinde işletilmesi de en az tasarım kadar önemli ve değerlidir. Tasarımcı, yapı ile ilgili ilk aşamadan son aşamaya kadar sürecin içerisinde yer almaya devam etmelidir. Aksi durumlarda birçok sorun ile karşılaşılması kaçınılmaz olmakta, bu durum ise para, işgücü ve malzeme israfına neden olmaktadır” diye konuştu.

İZOLASYON ODALARI SALGIN SÜRECİNDE DAHA DA ÖNEM KAZANDI

Hastanelerin çoğunlukla hasta insanların kullandığı yapılar olduğunu söyleyen Mumcu, şunları kaydetti; “Hastaneye gelinceye kadar insanların hangi hastalığı taşıdığı belli olmadığı için taşıdıkları enfeksiyonu tüm hastaneye yayma riski yüksektir. Örneğin hastanelerin acil bölümleri, bu tanımlamaya uyan hastaların ilk ziyaret ettikleri birimdir. Burada sistemler hastanenin genelinden bağımsız olacak ve dışarıya hava sızıntısına müsaade etmeyecek şekilde (negatif basınç) tasarlanır. Salgın sonrası sıkça duyduğumuz izolasyon odaları genel olarak iki gruba ayrılır. Bunlardan ilki hava taşınımı yoluyla bulaşabilen bir enfeksiyon taşıyan hastaların tedavi altında tutulduğu negatif basınçlı odalardır. COVID-19 hastalığı taşıyan hastalar bu sınıfa girer. Bu odalardan havanın çevre odalara çıkışına havalandırma sistemleri sayesinde müsaade edilmez. Odaya giriş-çıkışlar da kontrollü bir şekilde yapılır. Böylece enfeksiyonun hava yoluyla taşınması önlenmiş olur. Diğer bir izolasyon oda tipi ise pozitif basınçlı odalardır. Bu odalarda bağışıklık sistemi baskılanmış, kemoterepi görmüş, kemik iliği nakli olmuş hastalar tedavi altında tutulur. Bu odalarda sürekli odadan çevre odalara hava akışı sağlanır, bu da hastayı çevre kirletici enfeksiyon kaynaklarından korur.”

HER BİRİM, İŞLETME ŞARTLARI GÖZ ÖNÜNE ALINARAK TASARLANMALI

Havalandırma sistemlerinin enfeksiyon yayılımının baskılanması konusunda çok etkili olduğunun altını çizen Serhan Mumcu, “Diğer binalardaki HVAC tasarımlarında, havalandırma sistemleri insanların asgari soluma ihtiyaçlarını karşılamaya yönelikken hastanelerde daha farklı amaçlara da hizmet etmektedir. Hastanelerde bunlardan başka birçok birim bulunmaktadır. Akut klinikler (yatan hasta), poliklinikler (ayakta tedavi gören hastalar), yoğun bakım klinikleri, yeni doğan üniteleri, radyolojik tedavi alanları, ameliyathaneler, laboratuvarlar, sterilizasyon alanları, görüntüleme birimleri (röntgen, MR, Endoskopi, BT, PET), acil müdahale ve travma alanları, morg ve otopsi alanları sayılabilir. Bu birimlerin her birinin tasarım parametreleri, ilgili birimin işletme şartları göz önüne alınarak yapılmalıdır. Bu birimlerde oluşacak atık ve kirleticiler (sıvılar, gazlar, koku vs.) çevre binalara ve bina ziyaretçilerine zarar vermeyecek şekilde uzaklaştırılmalıdır” dedi.

DOĞRU ŞEKİLDE TASARLANMAYAN YAPILARDA HASTA BİNA SENDROMU GÖRÜLÜR

Özellikle hastanelerde mekanik tesisat tasarımının hem sağlık hem de işletme kolaylıkları ve maliyetleri açısından son derece önemli olduğunu kaydeden Mumcu, sözlerine şunları ekledi; “Hastane tesisatları için sağlık ve hijyen şartları yerine getirilirken, tasarım aşamasında enerji ve işletmede uzun süreli performansın da irdelenmesi gerekir. Gerektiği şekilde tasarlanmayan hastane yapılarında, “hasta bina sendromu” diye adlandırılan durum ile karşılaşılmaktadır. Bu durumda sağlık personeli ve diğer hastalar enfeksiyon kapmakta, bu da hasta kayıplarını beraberinde getirmektedir.”