Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

SARAY ALÜMİNYUM GELECEĞİN MİMARİ YAPILARINA YÜKSEK PERFORMANSLI ÜRÜNLERLE KATKI VERİYOR

“Elliyi aşkın ülkede büyük mimari projelerin tercihini oluşturan şirketimiz, hayata geçirdiği ürünler ve destek verdiği projeler ile birçok yapının kimlik kazanmasında önemli rol oynamaya devam ediyor.  Geçtiğimiz yılın ilk çeyreğinde SARAYROLL Panjur ve Kepenk sistemlerini üretmeye başladık. Yüksek kalite standartlarında ve ileri düzey teknoloji kullanarak geliştirdiğimiz bu sistemler, Türkiye’de monoblok sistemlerde tek parçada en geniş sarıma sahip panjur sistem olma unvanı ile rakiplerinden ayrışıyor.”

TALİN SARAYLI DİKİCİ
Saray Grup Yönetim Kurulu Üyesi

Türkiye’nin ilk 200 şirketi arasında yer alan Saray Alüminyum’un faaliyet alanlarını ve kuruluşundan bugüne uzanan yolculuğunu sizden dinleyebilir miyiz? Saray Alüminyum, ağırlıklı olarak hangi sektörlerde öne çıkıyor?

Saray Alüminyum olarak 40 yıldır, Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan inşaat sektörüne yönelik yüksek kalitede üretim yapıyoruz. Saray çatısı altında iki ayrı üretim tesisimizde; alüminyum kapı, pencere, cephe ve küpeşte sistemleri, alüminyum kompozit panel, PVC kapı ve pencere sistemleri, panjur ve kepenk sistemleri üretiyoruz. Üretim tesislerimiz İstanbul Güneşli ve Tekirdağ Çerkezköy’de bulunuyor. Yaklaşık 100 bin m² kapalı alana sahip bu tesislerde, yılda 3,5 milyon metrekare alüminyum kompozit panel, 30 bin ton alüminyum profil, 20 bin ton PVC profil üretiyoruz. Tesislerimizde yaklaşık 550 kişi istihdam ediyoruz. Geliştirdiğimiz yüksek performanslı inovatif ürünlerle, geleceğin mimari yapılarının inşa edilmesinde, yaşam kalitesinin yükseltilmesinde önemli bir misyon üstlendiğimizi düşünüyoruz. Proje ve AR-GE birimlerimiz mimari ofislere ve inşaat yatırımcılarına cephe tasarımından uygulamaya, tüm aşamalarda teknik destek veriyor, çok katlı ve nitelikli yapılar için özel cephe çözümleri sunuyor.

2018 yılı firmanız açısından öngörülen hedefler doğrultusunda tamamlandı mı? Rakamlarla 2018 yılı; üretim, büyüme ve ciro bazında bir önceki seneye göre nasıl geçti?

Saray Alüminyum olarak, yaklaşık 100 bin m² kapalı alana sahip tesislerimizde, 30 bin ton alüminyum profil, 20 bin ton PVC profil ve 3,5 milyon metrekare alüminyum kompozit panel üretiyoruz. Geçtiğimiz yıl, 685 milyon TL ciro gerçekleştirerek yılı yüzde 22 büyüme ile kapattık. Yine geçtiğimiz yıl ihracat tutarımız yaklaşık 57 milyon ABD doları tutarında gerçekleşti.

TÜRKİYE’DE İLK DEFA PAZARLA BULUŞTURDUĞUMUZ ÜRÜNLER, RAKİPSİZ OLMAMIZI SAĞLIYOR

Alanında fark yaratan, ulusal ve uluslararası çapta öne çıkan, yüksek performanslı inovatif ürünleriniz ve bu ürünlerin sağladığı avantajlar hakkında bilgi verir misiniz?

Talin Saraylı Dikici-Saray Grup Yönetim Kurulu üyesi

Geçtiğimiz yılın ilk çeyreğinde 3,5 milyon TL yatırımla devreye aldığımız ve yıllık üretim kapasitesi 16 milyon metre olan hatta, SARAYROLL Panjur ve Kepenk sistemlerini üretmeye başladık. Yüksek kalite standartlarında ve ileri düzey teknoloji kullanarak geliştirdiğimiz bu sistemler, Türkiye’de monoblok sistemlerde tek parçada en geniş sarıma sahip panjur sistem olma unvanı ile rakiplerinden ayrışıyor. Farklı alanlarda tüketici beklentilerini karşılamaya yönelik geliştirdiğimiz diğer ürünler arasında Pergola sistemleri, son dönemde yapı sektörünün vazgeçilmez estetik unsurlarından biri oldu. Ayrıca Türkiye’de ilk defa pazarla buluşturduğumuz ürünler, rakipsiz olmamızı sağlıyor. Bunlar arasında; nano kompozit panel, B1 yanmazlık sınıfı kompozit panel, A2 yanmazlık sınıfı embossing kompozit panel, A2 yanmazlık sınıfı mineral dolgulu kompozit panel, alüminyum cotta dış cephe kaplama malzemesi bulunuyor.

Saray Alüminyum üretimlerinin yüzde kaçlık payı yurtdışına ihraç ediliyor? Şu an itibariyle hangi ülkelere ihracat gerçekleştiriyorsunuz?

Üretimimizin yaklaşık yüzde 40’ını Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Asya’da yer alan 50’yi aşkın ülkeye, PVC Kapı ve Pencere sistemlerinin ise yüzde 98’ini yurtdışına ihraç ediyoruz. İhracattaki başarılarımızı fiyat-kalite performansına bağlıyoruz. En önemli dayanağımız Avrupa normlarına uygun üretim çizgimiz. Sayısız kalite belgemiz var ve her geçen gün bunlara yenilerini eklemek, üretim sistemlerimizi daha da mükemmelleştirmek için önemli mesai harcıyoruz. Çünkü dünyayla yarışıyoruz. Üstelik yalnızca teknik açıdan üstün olmak yetmiyor, yurtdışında ürünün çevre performansı da son derece önemli. Sürdürülebilir bir bakış açısı ve sorumlulukla üretim yapmadığınız takdirde, dünyada var olamıyorsunuz. Ürünün hammaddesinin doğadan elde edilmesinden üretimine ve kullanım süresi dolduğunda bertaraf edilmesine kadar olan tüm süreçlerin şeffaf ve bilimsel bir yaklaşımla hesaplanması ve değerlendirilmesi gerekiyor. Bu konuda Türkiye yapı sektörü için örnek teşkil ettiğimiz gibi, uluslararası standartlara bağlı kalarak global pazarlarda da avantaj sağlıyoruz.

Yurtiçinde ve yurtdışında birçok projede imzası bulunan Saray Alüminyum’un öne çıkan projelerinden bazılarını paylaşır mısınız?

Yurtdışında özellikle büyük mimari projeler tarafından tercih ediliyoruz. Bunlar arasında çok katlı binalar, gökdelenler, endüstriyel binalar, kamu binaları, tüneller, havaalanları, hastaneler, AVM’ler, stadyumlar, tren ve metro istasyonları, oteller bulunuyor. Türkiye çapında, İstanbul’da G-YOO Inspired by Starck, Şişli Marriott Hotel, Moment İstanbul ve Bluelake, İzmir’de Folkart Bornova Life, Gaziantep’te Iconova, Kastamonu’da Devlet Hastanesi; yurtdışında ise Gürcistan’ın Batum kentinde Porta Batumi Tower, Bosna Hersek’in Ilidža kentinde Hotel Hills ve İspanya’nın Valencia kentinde La Rambleta tiyatro binası, ürünlerimizle inşa edilen yapılar arasında yer alıyor.

Elliyi aşkın ülkede büyük mimari projelerin tercihini oluşturan şirketimiz, hayata geçirdiği ürünler ve destek verdiği projeler ile birçok yapının kimlik kazanmasında önemli rol oynamaya devam ediyor. Son olarak, İstanbul Havalimanı’nda ana terminal binası içinde bulunan ve 451 odasıyla Avrupa’nın en büyük havalimanı oteli olan Airport Hotel’de kullanılan cephe ve kapı sistemlerinin üreticiliğini üstlendik. Sistem tasarımını KLEIDCO Yapı Sistemleri’nin, uygulamasını Mimsa Alüminyum’un yaptığı proje kapsamında üretilen kapı ve cephe sistemleri aynı zamanda Ofis Blokları’nda da kullanıldı.

SELECTIVE SERİSİNİ, BİNALARA ESTETİK VE DEĞER KATMAK ÜZERE GELİŞTİRDİK

2019 yılının ilk çeyreğini geride bıraktığımız şu günlerde, devam eden ve planlanan projeleriniz arasında neler var? Yeni döneme ilişkin planlarınızı ve hedeflerinizi paylaşabilir misiniz?

Bu yıl, yeni nesil Selective PVC Pencere sistemini kullanıcıların beğenisine sunduk. Tüm iklim koşullarında üstün performans sağlayan Selective serisini, sofistike profil tasarımı ile dünyanın dört bir yanında binalara estetik ve değer katmak üzere geliştirdik. Adının işaret ettiği gibi seçkin bir ürün serisi olan Saray Selective, uzun AR-GE çalışmaları sonucu piyasaya sunuldu. 3 contalı yapısı, 76 mm kasa derinliği, damlalıklı kanadı ve 6 odacıklı profilleri sayesinde hava geçirimi, su sızdırmazlığı, rüzgar direnci ve ısı yalıtım katsayısı ile alanının en üstün performans değerlerine sahip Saray Selective, nitelikli yapılara değer katmak üzere tasarlandı. Optimum ısı ve ses yalıtımı sağlayan özgün tasarımının yanı sıra, özel güvenlik aksesuarlarına uyumlu yapısı, dayanıklılığı, kolay temizlenmesi, sızdırmazlığı ile de dikkat çeken ürün,diğer Saray PVC ürünlerinde olduğu gibi, doğru oranlardaki hammadde formülasyonu ile fark yaratan özelliklerini uzun yıllar koruyor.

AB standardında üretilen aksesuar kanalları sayesinde dünyada satılan her türlü aksesuar ve açılım mekanizması ile uyumlu olan Saray Selective PVC Pencere sistemleri, 76 mm’lik optimize profil derinliği ile gerek yeni binalarda gerekse renovasyonlarda rahatça kullanılabiliyor. Çok seçenekli folyo kaplama alternatifleri ile görüntü çeşitliliği sağlayan seri, kurşunsuz formülden üretilmiş yüksek kalite profillerden oluşan pencereleri ile kullanıcıların sağlığını da ön planda tutuyor. Gelecek dönemde ön plana çıkartacağımız ürünler arasında biraz evvel bahsettiğim SARAYROLL Panjur ve Kepenk sistemleri ve Saray Selective PVC Pencere sistemleri bulunuyor. Sektörün nabzını tutan fuarlara katılım göstererek sektör profesyonelleri ve müşterilerle bir araya gelmeye, başta bu sistemler olmak üzere diğer tüm ürünlerimizi ve hizmetlerimizi tanıtmaya devam edeceğiz. 2018 yılında ihracata yönelik önemli bir hamlemiz, bayi ağımızı genişletmek oldu. Bu yıl, bu alana yönelik çalışmalarımıza hız kazandıracağız.

İnovatif ürünlerle pazarda yer alabilmek için güçlü bir AR-GE birimine sahip olmak, olmazsa olmaz unsurlardan biri. Bu noktada, AR-GE alanında nasıl bir yapılanmaya sahipsiniz? Yıllık bütçenizin yüzde kaçlık payını AR-GE’ye ayırıyorsunuz?

Saray Alüminyum olarak AR-GE çalışmalarına oldukça önem veriyoruz. Yıllık bütçemizin yaklaşık yüzde 5’ini Ar-Ge’ye ayırarak, yeni teknolojilerin takibini yapıyor, yenilikçi ürünler geliştiriyor, bu ürünlerin sektörle buluşturulması konusunda oldukça aktif rol oynuyoruz. Şirketimizin AR-GE çalışmalarını oluşturan konuların başında, yeni veya iyileştirilmiş ürün geliştirerek daha önce karşılanamayan ihtiyaçlara cevap vermek, yeni ve/veya performansı artırılmış ürünlerle müşteri memnuniyetini artırmak bulunuyor. Bunların yanı sıra, yeni pazarlama yöntemleri geliştirmek ve geliştirilen ürünün ticarileştirilerek pazara yayılmasını sağlamak da temel hedefler arasında yer alıyor. Öte yandan yurtdışındaki fuarlara katılarak, hızla değişen ve dönüşen sektör normlarını yakalamayı, yeniliklerin sadece takipçisi değil, aynı zamanda ilk uygulayıcısı olmayı amaçlıyoruz.

YAPTIĞIMIZ YATIRIMLARLA KARBON AYAK İZİNİ SİLİYOR, KÜRESEL ISINMA VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI VERİLEN SAVAŞA DESTEK OLUYORUZ

Günümüzde sağladığı tasarruf ve konfor kadar, çevreye verdiği zararı minimuma indiren ürün ve sistemlerin tercihi artıyor. Saray Alüminyum yer aldığı projelerde çevresel etkiyi minimuma indirebilmek amacıyla ne tür çalışmalar yapıyor?

Gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin çevre kirliliğine neden olmaksızın sürdürülmesi konusunda hassasiyet gösteriyoruz. Çevre ile ilgili tüm mevzuatlara uymayı, doğal kaynakları optimum düzeyde kullanmayı, kullanılan hammadde ve yardımcı maddelerde çevre kriterlerine uymayı, atıkların azaltılmasını ve maksimum geri dönüşümünü sağlamayı ilke ediniyoruz. Hem uluslararası pazarda hem de Türkiye’de farkındalık yaratma vizyonuyla hareket ediyoruz. Avrupa normlarına uygun üretimin yanı sıra, ürünlerimizin EPD ile sürdürülebilir bir bakış açısı ve sorumluluk anlayışıyla belgelendirilmesi bizim için oldukça önemli. Üretirken en az seviyede tüketmeyi amaç ediniyoruz.

Bu alanda yoğunlaştırdığımız çalışmalar sonucunda Türkiye’de ilk kez alüminyum kompozit panel, alüminyum ekstrüzyon profil, PVC profil ürünleri için EN 15804-Sürdürülebilir Yapı Malzemeleri normu uyumlu EPD belgesine sahip olduk. Böylelikle hem üretimini gerçekleştirdiğimiz panel ve profil ürünleri ile sektöründe Türkiye’de ilk kez Çevresel Ürün Beyanı (EPD) belgesi alarak ‘Yeşil Binalar’ın oluşturulmasına katkı sağlıyor hem de müşterilerimize çevreye duyarlı, karbon salımını azaltan, sürdürülebilir, verimli, yenilikçi çözüm ve hizmetler sunmuş oluyoruz. EPD Belgeli ürünlerin kullanımı aynı zamanda Türkiye’nin de gündeminde olan LEED, BREEAM, DGNB ve ÇEDBİK gibi yeşil bina sertifikalandırma sistemlerinde ilave puan sağlıyor. Öte yandan faaliyete geçirdiğimiz üç rüzgâr enerjisi santrali ile yılda 6 MW elektrik enerjisi üretimi gerçekleştiriyoruz. Bu sayede üretim tesislerimizde kullandığımız elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde 30’u kendi başına karşılanmış oluyor. İstanbul Güneşli ve Tekirdağ Çerkezköy’de, toplam 100 bin m² kapalı alanda üretim yapan şirketimiz, enerji tasarrufunda bulunurken, yenilenebilir enerji üretimine yaptığı yatırımlar ile karbon ayak izini siliyor, küresel ısınma ve iklim değişikliğine karşı verilen savaşa destek oluyor. 

ANA HAMMADDENİN BÜYÜK KISMI İTHAL EDİLDİĞİ İÇİN DIŞA BAĞIMLI BİR PROFİL ÇİZİYORUZ

İnşaat ve alüminyum sektörüne bir mercek tuttuğunuzda, Türkiye’de nasıl bir tablo görüyorsunuz?  Sizce alüminyum sektöründe yaşanan öncelikli sorunlar neler? Bu sorunların çözümü noktasında nasıl bir yol izlenmeli?

Sektördeki en temel sorunların başında hammadde sıkıntısı geliyor. Ara mal girdilerinin önemli bir kısmı yerli tedarikçilerden temin ediliyor olsa da, ana hammadde girdisini oluşturan alüminyum külçelerin büyük bir kısmı maalesef ithal ediliyor; dolayısıyla dışa bağımlı bir profil çizdiğimizi söyleyebilirim. Öte yandan alüminyum alaşımlarının ithalatında yürürlüğe konulan gümrük vergisi, ihracatı olumsuz etkiliyor. Bu vergi yükü, uluslararası pazarlardaki rekabet gücümüzü zayıflatarak, sektörün büyümesini ve gelişmesini engelliyor. Sektörün gelişiminin devamlılığı için AR-GE, inovasyon ve markalaşma çalışmalarının da ciddiyetle sürdürülmesi gerektiğini özellikle eklemek isterim. Bunun ihracat potansiyeline de katkı sağlayacağı düşünüldüğünde, geliştirilen ürünlerin uluslararası platformlarda diğer ürünlerle yarışabilecek kalitede olmasının önemi göz ardı edilmemelidir.