Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN GELECEĞİNDEKİ EN BÜYÜK ÇÖZÜM ORTAĞI VE EN BÜYÜK DESTEKÇİSİYİZ

“Artan nüfusun ve yükselen kentli yaşam dinamiklerinin taleplerine cevap verirken, inşaat ve üretim sektörünün en etkin hizmeti sunmasına destek olmanın yanı sıra, daha az kaynak kullanımı ile daha iyi bir dünyaya hizmet etmesini de mümkün kılmayı amaçlıyoruz. Hem Türkiye’nin geleceğini geleceğe hazırlıyoruz hem de uzun vadeli planlara bugünden hazırlık yapıyoruz.”

Birçok sektörün kullanımına sunduğu yazılım çözümleriyle öne çıkan Autodesk’in dünyadaki ve Türkiye’deki yapılanması hakkında bilgi verir misiniz? 
3 boyutlu tasarım, mühendislik ve eğlence yazılımları üzerine faaliyet gösteriyor ve tasarlayan, üreten, inşa eden insanlara yazılım sağlıyoruz. Tasarım harikası bir otomobil ya da son model bir akıllı telefon kullanırken, bir gökdelene hayranlık duyduğunuzda veya etkileyici görsel efektler içeren bir film seyrederken, kullanıcılarımızın Autodesk yazılımları ile hayata geçirdiklerini deneyimliyorsunuz. Autodesk firması olarak, mimarlık, mühendislik ve inşaat sektöründe devrim etkisi yaratan AutoCAD’in, 1982 yılında ilk kez pazara sunulmasından beri faaliyet gösteriyoruz. Ana merkezi San Rafael’de bulunan Autodesk’in dünya genelinde 10.000’e yakın çalışanı var. Autodesk Türkiye ekibi olarak ise 2007 yılından bu yana yönetim ofisimizle Türkiye’de bulunuyoruz.

MURAT TÜZÜM
AUTODESK TÜRKİYE ÜLKE LİDERİ

MALİYET TASARRUFU VE VERİMLİLİK AÇISINDAN BIM OLDUKÇA GEREKLİ

Türkiye, Autodesk için nasıl bir pazar? Sunduğunuz çözümler Türkiye’de en fazla hangi sektörlerde kullanılıyor?
Dünya nüfusu 10 milyara yaklaşıyor. Demek ki herkes gün geçtikçe daha fazla ürüne, daha fazla barınacak alana ihtiyaç duyacak. Düşünün 2050 yılına giden yolda, dünya genelinde her yıl 13 bin konut inşa etmek gerekecek. Elbette bu noktada Autodesk olarak amacımız, artan nüfusun ve yükselen kentli yaşam dinamiklerinin taleplerine cevap verirken, inşaat ve üretim sektörünün en etkin hizmeti sunmasına destek olmanın yanı sıra, daha az kaynak kullanımı ile daha iyi bir dünyaya hizmet etmesini de mümkün kılmak. Türkiye’ye de bu perspektiften bakabiliriz. Türkiye büyük bir ekonomi. Diğer yandan, 82 milyon nüfusu ve artan kentli nüfus oranıyla üretim ve inşaat sektörünün yeni ihtiyaçlarla hep canlı olduğu bir ülke. Kentli yaşamın artmasının yanı sıra, tarihsel süreç içinde her zaman aktif olmuş ve milyonlarca insanın yaşamına ev sahipliği yapmış birçok şehirdeki eski yapıları da dikkate alırsak, inşaat sektörünü hem ekonomik anlamda hem de barınma ihtiyacı temelinde, Türkiye için gündemin tam merkezinde düşünmeliyiz. Türkiye’de inşaat ve müteahhitlik sektörü dünyadaki büyük ve en rekabetçi sektörlerden biri. Türkiye bugün, dünyanın en büyük 250 mühendislik, tedarik ve inşaat firmasının 44’üne ev sahipliği yapıyor. Ve bu şirketler Orta Doğu, Afrika ile Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerindeki projeler üzerinde çalışıyor. 2019’un ilk yedi ayında Türk müteahhitler 5,6 milyar USD değerinde 130 proje yönetti. Diğer yandan inşaat sektörü Türkiye’de birçok zorlukla da mücadele ediyor. Bu zorlukların en başında ise, inşaat maliyetlerinin artmasına karşın, enflasyon etkisiyle gayri menkullerde yaşanan değer kaybı geliyor. İşte tam bu noktada, dijitalleşmenin önemine geliyoruz. Gerek kente göçün artması gerekse dijitalleşmenin inşaat sektöründeki maliyet dengelerini olumlu yönde değiştirmesinin etkisiyle Autodesk olarak, inşaat ve mimarlıkla ilgili bilgilerin 3D ortak paylaşım alanı olarak tanımlayabileceğimiz Yapı Bilgi Modelleme (BIM) çözümümüzü Türkiye’de yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Örneğin havalimanı ve metro gibi mega altyapı projelerinde ya da yurt dışına açılma hedefi olan inşaat şirketleri şartnamelerinde BIM bir zorunluluk. Aynı şekilde hastane vs. gibi üst yapı projelerinde de BIM hem maliyet tasarrufu hem verimlilik açısından oldukça gerekli. İşte biz Autodesk olarak, tüm bu zorunluluk, gereklilik ve verimlilik süreçlerinde Türkiye’nin inşaat sektörünün geleceğindeki en büyük çözüm ortağı ve en büyük destekçisiyiz.  

Özellikle inşaat sektöründe, mimarların kullanıma sunduğunuz yazılım çözümleri hangileri? Bu yazılımlar ne tür yenilikler sunuyor? Bağlantılı olarak Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) programının inşaat sektörüne getirdiği farklılıklar ve avantajlar nelerdir? Türkiye’de programın kullanım yaygınlığı dünyaya kıyasla hangi seviyede?
Sektöre tasarım, simülasyon (analiz), işbirliği, saha yönetimi gibi farklı alanlarda geniş bir ürün portföyü  sunuyoruz. Örneğin analiz yazılımları ile inşa edilen bir binanın doğal afetlere nasıl tepki vereceğinin analizlerini yapmak mümkün ya da güneş ve rüzgar analizleri yaparak, yapıların doğal aydınlatma ve doğal havalandırma planlamasını en iyi şekilde yapmak, böylelikle enerji kaynaklarını daha az tüketen akıllı binalar inşa etmek mümkün olacaktır. Yapı bilgi modellemesi bir projenin; planlama, tasarım,  inşa, işletme gibi tüm yaşam döngüsünü kapsayan bir birlikte çalışma metodolojisini ifade ediyor. Bu metodolojinin kullanımı, inşa süreçlerinnde verimliliği artıtrarak proje maliyetlerinin azaltılmasına yardımcı olur ve proje sürelerine uyulmasını mümkün kılar. Türkiye’de BIM farkındalığının oluştuğunu düşünüyorum. Sektörün tüm paydaşlarında BIM’in farkındalığı oluşmuş durumda. BIM’i iş süreçlerinde kullanıyorlar ya da kullanması gerektiğini bilerek buna geçiş planlaması yapıyorlar. Bu noktaya gelmekte hem bizim gibi teknoloji firmalarının, hem çeşitli sivil toplum kuruluşlarının hem de mega projelerde BIM’i şartnamelerine ekleyen işverenlerin katkısı var. Bugün Türkiye’de ve dünyada büyük projelerde yer almanın ön şartlarından birisinin BIM uyumlu çalışmak olduğunu gözlemliyoruz.

BIM, SON YILLARDA BÜYÜK PROJELERİN VAZGEÇİLMEZ PARÇASI HALİNE GELDİ

Türkiye’yi yeni yazılım teknolojilerinin adaptasyonu noktasında nerede görüyorsunuz? Bu alanda Autodesk olarak yeni nesil teknolojilerin özellikle mimari süreçlere dâhil edilmesi için neler yapıyorsunuz?
Türkiye BIM’i benimsedi, ancak henüz gidilecek yol olduğunu söyleyebilirim. Özellikle son yıllarda büyük projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. 76,5 milyon metrekarelik alana kurulan ve yıllık 200 milyon yolcu kapasitesiyle dünyanın en büyük havalimanı olan İstanbul Havalimanı, Autodesk çözümlerinin maksimum seviyede kullanıldığı oldukça kapsamlı bir proje. Bu noktada mega projeler açısından Autodesk’in Türkiye’deki destekleyici gücünün bir kez daha altını çizmek isterim. Autodesk yazılımlarının etkin kullanımı ile hayat bulan iki proje uluslararası ödülle onurlandırıldı. Yüksel İnşaat, İstanbul Raylı Sistem Tasarım Hizmetleri Faz 1 projesiyle, Gülermak-Nurol-Makyol proje ortaklığı ve Yüksel İnşaat ise Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı projesiyle, dünyanın en prestijli ödüllerinden AEC Excellence Awards 2019’un kazananların sahibi oldu. Amacımız bu örnekleri, büyük kapasiteli projeleri çoğaltmak ve ödüllerle ülkemizi gururlandırmaya devam etmek.

Autodesk’in her yıl düzenlediği zirvenin bu yılki teması inşaat sektörünün geleceği oldu. Zirvenin detaylarına ilişkin bilgi alabilir miyiz? Zirve ile neler hedeflendi?
Öncelikle gelecek 30 yıl içinde hepimizi ilgilendiren bazı öngörülerden bahsetmek isterim. Bu öngörüleri sıralamak, zaten sorunuzun cevabı niteliğinde. 2050’de dünya nüfusunun üçte ikisi şehirlerde yaşayacak ve varolan şehirlere yeni şehirler eklenecek. Bu daha fazla konut ve daha fazla yol demek. İnşaat sektörünün bu talebi karşılaması için dünya genelinde her gün, yaklaşık 13 bin konut inşa etmesi gerekiyor. Bunun yanı sıra dünyanın çevresini her yıl 30 kez dolanacak uzunlukta yol ve tren raylarına ihtiyaç olacak. Binalar toplam su tüketiminin yüzde 25’ini gerçekleştiriyor, global enerjinin yüzde 40’ı çevre inşaasında kullanılıyor. Küresel ölçekte toplam atığın yüzde 30’unu ise inşaat sektörü üretiyor. Dünyada enerji tüketiminin üçte ikisi ve karbondioksit salınımının yüzde 70’i şehirlerde üretiliyor. Dünyada 4 trilyon dolar değerinde varlık, iklim değişikliği nedeniyle tehdit altında bulunuyor. İşte biz de Autodesk olarak, şehirlerin gelecek yıllarda daha yaşanabilir olması ve tüm bu sorunlara çözüm üretmek için bu seneki zirvemizin odağına inşaat sektörünü koyduk. Tüm gün süren “Autodesk İnşaat Sektörünün Geleceği Zirvesi”nde; aralarında inşaat, mühendislik, üretim ve mimarlık alanındaki profesyonellerin ve üst düzey yöneticilerin de olduğu bine yakın katılımcıyı ağırladık. Türkiye’den ve yurt dışından pek çok konuşmacı katıldı. İnşaat dünyasının gelecek öngörüsü için ilk kalp atışını Autodesk ile Türkiye’den başlattık diyebilirim. Sektördeki farklı paydaşların bir araya gelip Türkiye’deki sektörün karşı karşıya kaldığı zorlukları ve çözümleri konuştuğu etkili bir platform oldu. Zirvede uzmanların verdiği önerileri dikkate almak, Türkiye’nin 2023 vizyonu kapsamında gerçekleşmesi beklenen büyümesine de katkı sağlayacak.

İNŞAAT SEKTÖRÜ GELECEKTE PEK ÇOK GELENEKSEL YÖNTEMİ KULLANMAYACAK

Teknolojinin hızla yer edindiği inşaat sektöründe geleceğin yapıları nasıl şekillenecek? Sürdürülebilir kentlerin inşa edilmesi noktasında teknoloji ve inşaat sektörü nasıl bir yol izlemeli?
Geleceği öngörmek için şu gerçeği aklımızda tutmamız şart öncelikle: Kentleşme ve nüfus artışıyla birlikte, daha çok ürün ve barınma alanı gerekiyor, ama bunu yaparken de daha iyi bir dünya yaratma çizgizine sadık kalarak, verimli kaynak kullanımını gözetmek durumundayız. Şimdi geleceğe gelelim; büyük bir hızla nüfusun artmaya devam ettiği şehirlere sadece yeni ulaşım yolları, altyapı ya da binalar yaparak ihtiyaçları karşılamak çok mümkün görünmüyor. Yakın dönemde  yeni şehirlerin de inşa edilmesi gerekiyor. Giderek artan ihtiyaçlara en hızlı şekilde hazır olmak için binaların, insanların gerçek ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde, en verimli kullanım alanlarıyla, daha kısa zamanda ve daha az maliyetle üretilmesi gerekiyor. Teknolojiyi ve üretim süreçlerini bir araya getirerek daha akıllı, sürdürülebilir binalar, şehirler ve altyapılar tasarlamalıyız. İnşaat sektörü gelecekte artık pek çok geleneksel yöntemi kullanmayacak; geleceğin binaları ve yolları daha modüler olacak ve eskiyen bölümler kolaylıkla değiştirilerek yenilenebilecek. Prefabrik parçalar fabrikada üretilerek inşaat alanında birbirine monte edilecek. Örneğin Hollanda’da bir aile işletmesi olan Van Wijnen şirketi otomasyonu kullanarak çok daha uygun fiyatlarda, sürdürülebilir, modüler evleri sadece 3 günde yapmaya başladı. Bu evler hem gün ışığından daha fazla yararlanıyor hem de bahçe kullanımına sahip. Daha az atık ve maliyetle üretilen bu evler, güneş enerjisi sistemiyle kendi enerjilerini kendileri üretiyor. Birleşmiş Milletler’in açıkladığı verilere göre, dünyada enerji tüketiminin üçte ikisi ve karbondioksit salınımının yüzde 70’inin şehirlerden kaynaklı olduğu düşünüldüğünde, bu ve benzer evlerin ne kadar sürdürülebilir olduğu daha iyi anlaşılabilir. Geleceğin şehirleri daha sakin, daha güvenli, daha az trafiğin ve kirliliğin olacağı şehirler olacak.

TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ GELECEĞE HAZIRLIYOR, UZUN VADELİ PLANLARA BUGÜNDEN HAZIRLIK YAPIYORUZ

Autodesk olarak Türkiye pazarına dönük yakın ve uzun dönem hedefleriniz arasında neler var?
2023 vizyonu çerçevesinde dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hedefiyle büyük bir motivasyona sahip Türkiye, etkili bir büyümenin eşiğinde görünüyor. Bu büyüme hedefine ulaşmak için Türkiye’nin ezber bozan etkili bir süreç başlatması ve bu yönde yeni çalışmaları devreye sokması gerekiyor. Autodesk olarak, Türkiye’nin yaratıcı düşüncesini güçlendirerek ve Yüksel İnşaat’ın ödüllü projesi gibi müşterilerimizin muhteşem projeler hayata geçirmelerine katkı sağlayarak, 2023 yolculuğunun bir parçası olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Şunu biliyoruz ki, uzun vadeli hedef ve planlar bugünün öğrencileri tarafından hayata geçirilecek. Tam da bu nedenle, tüm öğrencilere ücretsiz Autodesk yazılımı sunuyoruz. Türkiye’de öğrenciler, daha iyi bir dünya yaratmak için tüm dünyada profesyoneller tarafından kullanılan yazılıma erişim sağlayabiliyor. Böylece, hem Türkiye’nin geleceğini geleceğe hazırlıyoruz hem de uzun vadeli planlara bugünden hazırlık yapıyoruz.