Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

BAHADIR KUL: YAPININ KENTLE OLAN BAĞINI TARİFLEYEN VE SINIRLAYAN ÖGE CEPHEDİR

Yapı kabuğu olarak adlandırdığımız yapı yüzeyleri olan cepheler ki buna çatı yüzeyi de dâhil, yapının içinde oluşturulmuş işlevleri kente bağlayan ve çevresiyle bağını kuran yüzeylerdir. Yapı kabuğu yapıyı kent ile buluşturan, yapının kentle olan bağını tarifleyen, sınırlayan ögelerdir. Bu bakış açısıyla bakıldığında tasarlanacak cepheler ve çatılar, kentle ve çevresiyle olan bağın daha doğru ve sağlıklı olduğu çözümler ortaya çıkaracaktır.

Günümüzün gelişen teknolojileri cephe sistemlerinde neredeyse sonsuz seçenek sunmaktadır. Bu durum teknolojiden yararlanmak adına yapının çevresi ve iklim koşullarına uyumsuzluğunu beraberinde getirmemeli, aksine teknoloji işimizi kolaylaştıran ve daha sağlıklı, konforlu kabuklar üretmemize yardımcı olmalıdır.

Mimar Bahadır Kul

Yapı kabuğunda kullanılacak malzemelerin seçimi de oldukça önem arz etmektedir. Yerel koşullar, ekonomik girdiler ve kullanıcı beğenileri bu seçimleri etkilemektedir. Seçim yaparken yapının içini oluşturan işlevlerin dış ile ilişkisini kurmak adına en ekonomik, en uzun ömürlü ve en sağlıklı yapı kabuklarını kurmaya çalışmak tasarımcının ana kaygılarından olmalıdır.

TASARIM SİSTEMİ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İLKESİNE BAĞLI KALARAK GELİŞTİRİLMELİ

Günümüzde her alanda; “sürdürülebilirlik”, “şeffaflık” ve “değişkenlik” kavramları ön plana çıkmaktadır. Yapıların tasarımı aşamasında bu kavramların önemi büyüktür. Yapı kabuğunu tasarlarken amaç; gün ışığından maksimum şekilde faydalanırken, iç mekânlara temiz hava girişine imkân veren, zamanla değişen çevresel faktörlere ve kullanıcı ihtiyaçlarına uyum sağlayan ve bunlara ek olarak enerjiyi etkin bir biçimde kullanan sistemlerin ortaya konmasıdır.

Yapı kabuğu, iç mekândaki kullanıcının ihtiyacı olan konfor şartlarının sağlanarak korunmasında önemli rol oynamaktadır. Dış ortam koşulları (güneş ışınlarının geliş açısı, hava durumu vb. birçok çevresel faktör) sürekli değişkenlik göstermektedir. Günümüzde uygulamaları görülen cephe sistemleri genellikle sabit özellikler taşımaktadır. İç ortamda belirli bir dengenin sağlanıp sürdürülmesinde görevli olan yapı kabuğunun, değişen çevresel faktörler ve kullanıcı gereksinmeleri karşısında sabit özellikler taşıması, değişen koşullara uyum özelliğinin bulunmaması, konforun sağlanmasında sorunlara ve gereksiz enerji tüketimine yol açabilmektedir.

Bunun sonucunda da, iş verimi düşük kullanıcılar ve daha fazla çevresel kirlilik ortaya çıkar. Bu sebeple, değişime uyum sağlama özelliği, yapı kabuğu tasarımında önemli bir kriter olarak dikkate alınmalıdır. Her yapı için sürdürülebilirlik ilkesine bağlı kalıp kullanıcıların farklı gereksinmelerine ve çevresel etmenlerin değişken yapısına uyum sağlayan, çeşitli cephe sistemlerine yönelik bir tasarım destek sisteminin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

NEŞET ERTAŞ KÜLTÜR MERKEZİ / BAHADIR KUL ARCHITECTS

KAPALI BİR KÜLTÜR MERKEZİ YERİNE, DAHA DAVETKÂR BİR YAPI TASARLANDI

Neşet Ertaş Kültür Merkezi, Neşet Ertaş’ın kentle ve Anadolu ile kurduğu ilişki biçimi sorgulanarak tasarlandı. Kırşehir’in karasal iklimin tipik özelliklerine sahip olması, projenin formunda ve malzeme seçiminde belli duyarlılıklar getirdi. Özellikle dikdörtgen planlı kütlenin batı-doğu doğrultusunda konumlanıp, yapının kuzey cephesi ile daha kapalı ve ısı kaybına izin vermeyen bir cephe oluşturuldu. Kütlesel kompozisyondaki hareketlerle ve iç boşlukları ile kapalı bir kültür merkezi yapısı yerine, daha davetkâr bir yapı tasarlandı. Böylece kültürel etkinliklerin yalnızca mekânsal değil dışarıya da yayılan dinamik olgular olarak devam edebilmesi sağlandı.

KAMUSAL KULLANIMIN EN ÜST SEVİYEDE OLMASI AMAÇLANDI

18.000 metrekare toplam inşaat alanı olan yapıda, 1.000 kişilik Konser ve Tiyatro Salonu’nun yanı sıra 200 kişilik Çok Amaçlı Salon da bulunuyor. Ayrıca mekânsal niteliklerin farklı ancak servis mekânları ve çözümlemelerin benzer olduğu salonları destekleyen, seminer salonları, fuaye ve sergi holleri de var. Kamusal kullanımın en üst seviyede olmasının amaçlandığı yapıda, iç bahçenin zenginleştirdiği atölyeler, dernek odaları gibi kullanıma açık alanlar bulunuyor. Cephe tasarımında perfore metal ile yapıda ikinci bir cidar oluşturulmasıyla ısı ve ışık kontrolünün sağlanması dışında, yapının dış yüzeyi ve çevresiyle ilişkili olduğu görülüyor. Planlamada merkeze yakın konumda yer alan iç bahçe, güneş ışığını ve ısısını absorbe ederek, yapıda ısı kazancına katkıda bulunurken, doğanın içeri alınmasına olanak tanıyor. Kütle yüzeylerinin dış dünya ile olan ilişkisi salon cephelerinden birinde kullanılan dijital ekranla sağlanıyor.