Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

İZODER YÖNETİM KURULU BAŞKANI LEVENT PELESEN’DEN 2020 İNŞAAT SEKTÖRÜ DEĞERLENDİRMESİ

“Enerjiyi büyük oranda ithal etmemize rağmen konutlarda, ısıtma ve soğutma amaçlı kullandığımız enerjinin yarısını israf ediyoruz. Ülkemizdeki tüm mevcut binaları yalıtımlı hale getirdiğimizde ciddi bir enerji verimliliği sağlayabileceğiz… 2020’de sektördeki durgunluğun sona ereceğine, yalıtım ürünleri üretiminin ve yalıtım uygulamalarının artacağına inanıyoruz.”

Ülke olarak güvenli ve sağlıklı yapılara kavuşmak için yönetmelik ve standartlara uygun yalıtım uygulamalarını yapmamız şart. Bu yıl Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın açıkladığı ‘Kentsel Dönüşüm Eylem Planı’nın ülkemizde uygulanan yalıtım mevzuatlarının AB ülkeleri ile aynı seviyeye getirilmesi hususunda önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Yeni eylem planı çerçevesinde her yıl 300 bin konutun mevcut mevzuatlara uygun olarak yalıtılması durumunda sağlanacak yıllık enerji tasarrufunu yaklaşık olarak ısıtma için 97,5 milyon metreküp doğalgaz ve soğutma için yaklaşık 314 milyon kWh elektrik enerjisine karşılık geliyor. Isıtma ve soğutma birlikte değerlendirildiğinde elde edilecek tasarruf miktarı yaklaşık 220 bin ton eşdeğeri petrol (TEP) seviyesindedir. Petrol fiyatları üzerinden değerlendirildiğinde elde edilebilecek verimliliğin sağladığı yıllık ekonomik büyüklük ortalama 425 milyon TL/yıl mertebesindedir. Dolayısıyla 5 yıllık bir süre içerisinde 6 milyar TL’nin üzerinde tasarruf edilmesi söz konusudur. Yeni eylem planında, binalarda enerji verimliliğini sağlayan en önemli unsurlardan biri olan ısı yalıtımının teşvik edilmesi hem toplumumuz hem yalıtım sektörümüz adına çok önemli bir gelişmedir. Çünkü Türkiye’de binalarda kullandığımız enerji miktarı, toplam tükettiğimiz enerjinin çok önemli bir kısmına ulaşmış durumda. Dolayısıyla yalıtımın hepimizi ilgilendiren ciddi bir boyutu var. Alacağımız ısı yalıtımı önlemleriyle bu savurganlığın önüne geçmemiz mümkün. Ülke olarak enerjiyi büyük oranda ithal etmemize rağmen konutlarımızda, ısıtma ve soğutma amaçlı kullandığımız enerjinin yarısını israf ediyoruz. Oysa konutlarda gerçek tasarruf yalıtımla başlar. Son zamlarla daha da artan doğalgaz faturasını yüzde 50 azaltmanın tek yolu, yaşadığımız binalara ısı yalıtımı uygulaması yaptırmaktır.

İZODER YÖNETİM KURULU BAŞKANI LEVENT PELESEN

TÜM BİNALAR İÇİN ‘ENERJİ KİMLİK BELGESİ’ ALINMASI GEREKİYOR

22 Şubat 2007 tarihinde yayımlanan Enerji Verimliliği Kanunu ile hayatımıza giren Enerji Kimlik Belgesi, yapılan revizyonlarla birlikte ülkemizdeki tüm konutların 1 Ocak 2020 tarihine kadar Enerji Kimlik Belgesi almasını zorunlu hale getirdi. 1 Ocak 2011’de yürürlüğe giren ‘Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği’ gereğince; yeni inşa edilen binalar için Enerji Kimlik Belgesi alınması zorunlu oldu. Yeni binaların iskan alabilmesi için en az C sınıfı Enerji Kimlik Belgesi almaları gerekli. C sınıfı şartlarına erişmek ancak binaların mevzuata uygun olarak yalıtılmasıyla mümkün. Yeni binalarda C sınıfı bir Enerji Kimlik Belgesi, binanın asgari mevzuat şartlarını sağladığını gösteriyor. B ve A sınıfları ise kademeli olarak mevzuat şartlarının üzerinde verimli, yenilenebilir enerjiden faydalanan binaları işaret ediyor. Artık ev alırken, satarken ya da kiralarken sadece konumuna, manzarasına, oda sayısına değil kimlik belgesine de bakılmalı. Binaların ne kadar enerji harcadığını gösteren Enerji Kimlik Belgesi aynı zamanda sınıfını da belirliyor. Enerji Kimlik Belgesi’nde binanın enerji tüketimi ve sera gazı salımı, A ila G arasında sınıflandırılıyor. Bu sınıflandırma binanın inşa edildiği yıldaki mevzuatlarca tanımlanmış asgari şartlar göz önüne alınarak yapılıyor. Belge ile tescillenen enerji sınıfı yüksek binalarda; ısı yalıtımı, campencere ve ısıtma-soğutma-havalandırma sistemlerinin diğer yapılara göre daha verimli olduğu anlaşılıyor. Bu nedenle binanın değerini artıran ‘Enerji Kimlik Belgesi’ne yönelik talep gün geçtikçe artıyor. Isı yalıtımıyla ülke ekonomisine ve çevre kirliliğini önlemeye sağlanan katkının yanında, binanın değeri de yükselmiş oluyor. Çünkü binanın harcadığı enerji miktarı, evlerin satılmasında veya kiralanmasında artık belirleyici etken oldu.

5.6 MİLYON KONUTUN YALITIM İHTİYACI VAR

Isı yalıtımı uygulamaları 14 Haziran 2000’den bu yana zorunlu. Bu tarihten sonra yapılan binaların mevzuatımıza uygun olarak yalıtılması gerekli. 14 Haziran 2000 tarihinden sonra yapılan binaların hepsinin yalıtımlı olarak imal edildiğini varsaysak dahi toplam bina stokumuzun sadece yaklaşık yüzde 20’si ısı yalıtımı ile ilgili mevzuatların kapsamına giriyor. Türkiye’de 2017 itibarıyla 9.1 milyon bina bulunmakta, bu yapıların yüzde 87’sini konut nitelikli binalar oluşturmaktadır. Hane sayısı ise 22 milyonun üzerindedir. Kentsel dönüşüm kapsamında yıkılacak, bireysel yalıtım yaptıran ve yeni yapılan verimli binalar dikkate alındığında yaklaşık 5.6 milyon konutun yalıtım ihtiyacı olduğu ortaya çıkıyor. Ayrıca yılda yaklaşık 150 bin mevcut konutta ısı yalıtımı uygulaması gerçekleştiriliyor. Isı yalıtımı yönetmeliğinin devreye girmesi öncelikle 2009 sonrası inşaatların asgari C sınıfı ve üzeri yalıtıma sahip olmasıyla konutlarda tüketilen enerji yüzde 68.7’den yüzde 59.9’a düştü. Kentseldönüşüm sürecinde inşa edilen yeni binalarda yalıtım uygulamalarına öncelik verilmeye başlandığını görmek, hem yalıtım sektörü hem toplum adına sevindirici bir gelişme. Yönetmelikler tam anlamıyla uygulanmaya başlayıp denetim mekanizmaları etkili bir şekilde devreye girdiğinde ısı yalıtımı uygulamalarının, vatandaşa, sektöre ve ülkemiz ekonomisine katkısı büyük olacak. Ülkemizin enerji verimliliği ve çevre ile ilgili hedeflerine ulaşabilmesi için ısı yalıtımı ile ilgili mevzuatlardan önce imal edilmiş eski binalara yönelik adımlar atılması gerekli. Dolayısıyla kentsel dönüşüm eylem planının ve tüketiciye yönelik yalıtım kampanyasının hayata geçirilmesi çok önemli. Türkiye’deki tüm binaları ısı yalıtımlı hale getirerek, ülkemizin toplam enerji faturasını yaklaşık yüzde 15 azaltmamız mümkün. İçerisinde bulunduğumuz bu dönemin gerekliliklerine uygun olarak 2019 yılının başında kendi bünyemizde Dış Ticaret Çalışma Grubu kurduk ve yurtdışı pazarlara açılma ile ilgili çalışmalara başladık. Bu yıl öne çıkan diğer konu ise, haksız rekabet ile mücadele oldu. Bu amaçla birçok çalışma yapıldı ve T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı nezdinde birtakım girişimlerde bulunuldu. Öte yandan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yapmış olduğumuz ‘Teknik İş Birliği Protokolü’ çerçevesinde ‘Tüm Yönleriyle Yalıtım Seminerleri’ne tüm hızıyla devam ettik. Ortalama 200-250 kişilik katılımlarla Erzurum, Samsun, Bursa, Eskişehir ve Gaziantep’te gerçekleştirilen seminerlerimiz büyük bir ilgi gördü. 2019’un sonunda gerçekleştireceğimiz Tekirdağ semineri ile birlikte tüm yalıtım branşlarıyla ilgili mevzuat ve uygulamaları birinci ağızlardan katılımcılara aktardığımız toplam 14 ili kapsayan seminer dizimiz tamamlanmış olacak.

YALITIM SEKTÖRÜ İÇİN 2019, 2018’E GÖRE DAHA ZOR BİR SENE OLDU

Ekonomik dalgalanmadan en çok etkilenen sektörlerin başında inşaat geldi. Dolayısıyla yalıtım sektörü için 2019, 2018 yılına göre daha zor bir sene oldu. Kentsel dönüşüm çalışmalarında yaşanan durgunluğun olumsuz etkilerini yalıtım sektörü daha fazla hissetti. Bu dönemde firmalar Ar-Ge ve pazarlama bütçelerinden kısarak maliyet optimizasyonu çalışmalarına ağırlık verdi. Ayrıca iç pazardaki daralma, firmaları yurtdışı pazarlara açılmaya itti. Yurtdışı satışları görece miktar olarak geçtiğimiz yılların üzerinde gerçekleşti. Piyasaların durgun olduğu bu dönemde rekabet, ürün fiyatları üzerinden gerçekleştirilmeye çalışıldı. Bu durum piyasanın haksız rekabete açık bir hale gelmesine yol açtı. Bu da bazı işlerde ürün ve uygulama kalitesinde sorunların çıkmasına ve üyelerimiz tarafından haksız rekabetle ilgili derneğimize iletilen şikayetlerin artmasına neden oldu.

HER YIL 9 MİLYAR DOLAR TASARRUF SAĞLAYABİLİRİZ

Ülkemizdeki tüm mevcut binaları yalıtımlı hale getirdiğimizde ciddi bir enerji verimliliği sağlayabileceğiz. Son 10 yılın Türkiye enerji ithalatının ortalaması 45 milyar dolar. Kendi kaynaklarımızla ürettiğimiz enerjiyi de dahil ettiğimizde Türkiye’nin bugün toplam enerji maliyeti 60 milyar dolar civarındadır. Sadece binaların enerji verimli hale getirilmesiyle (En az C sınıfı binalar) her yıl 9 milyar dolar tasarruf elde etme potansiyelimiz var. Ayrıca Türkiye’nin gerçekleştirdiği toplam ithalatın içerisinde en büyük pay enerjiye ait. Enerji ithalatının dış ticarette yarattığı bir açık var. Dolayısıyla her yıl sağlanan 9 milyar dolar tasarrufun, ülke ekonomisine ciddi katkısı olacaktır. Durgun bir yılı geride bırakıyoruz, ancak 2020’de sektördeki bu durgunluğun sona ereceğine, yalıtım ürünleri üretiminin ve yalıtım uygulamalarının artacağına inanıyoruz. Binalarda ısıtma ve soğutma amacıyla tüketilen enerjinin çok yüksek olmasının farkında olan kamunun desteği, kamuoyunun da yalıtımın önemine yönelik algısının artmasıyla, tüketicilere yönelik teşvik mekanizmalarının hayata geçirilmesi durumunda sektörde özellikle 2020- 2023 döneminde hızlı bir büyüme yaşanmasını bekliyoruz.