Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

KENDİ SINIRLARI İÇİNDE OLABİLECEK EN FONKSİYONEL, EN YENİLİKÇİ VE ESNEK PROJEYİ TASARLADIK

Çok büyük bir bina olmasından kaynaklı insan ölçeğini ve mekansal bütünlüğünü yitirmemesine özen gösterdiğimiz projenin, ulusal ve uluslararası standartlara uygun, İstanbul’a yakışan bir bina olmasını istedik. İşletme kolaylığı, enerji verimliliği, yönlendirme vb. birçok uzmanlığa cevap verebilir nitelikte inşa edilmesini hedeflediğimiz; statik, mekanik, elektrik ve medikal donanımlar anlamında ileri teknolojilerin kullanıldığı İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi’ni kendi sınırları içinde olabilecek en fonksiyonel, en yenilikçi ve esnek şekilde tasarlamaya çalıştık. Dünyanın en büyük sismik izolatörlü binasını yapmak bizler açısından çok keyifli bir süreç oldu.”

Farklı sektörler için mimari tasarım üreten Yazgan Tasarım Mimarlık’ın ve Hayalgücü Tasarım’ın kuruluşlarından bugüne uzanan hikâyelerini, yurtiçindeki ve yurtdışındaki faaliyet yapılarını bizlerle paylaşır mısınız?
Kerem Yazgan: Yazgan Tasarım Mimarlık, 2003 yılında ben ve eşim Dr. Begüm Yazgan tarafından kuruldu. Deneyimli kadromuz ile kuruluşumuzdan bu yana birçok kentsel tasarım, mimari, iç mimari, peyzaj ve grafik tasarım projesine imza attık. Farklı program ve ölçekteki projelerin tasarım, tasarım geliştirme ve uygulama aşamalarını gerçekleştirecek kapasiteye sahip firmamızın imza attığı projeler, 19 farklı ülkenin yayın organlarında yer almış, 97 ulusal ve uluslararası ödüle layık görülmüştür. Türkiye ve çeşitli ülkelerde inşaat alanı toplamda 8.000.000 metrekareyi geçen yapıların proje hizmetlerini gerçekleştirdik ve portfolyomuzu geliştirmeye devam etmekteyiz. Karma kullanımlı yapılar, alışveriş merkezleri, sağlık yapıları, oteller, konutlar, ofisler, eğitim binaları, kültür merkezleri, havaalanları ve spor salonları, firmamızın projelendirdiği yapı tiplerinden bazılarıdır. Ulusal Tasarım Merkezi Sertifikasına sahip bir şirket olarak Yazgan, yurtiçindeki ve yurtdışındaki müşterileri için yenilikçi projeler üretmeye devam etmektedir. 

Ayça Kesmez: 1993 yılında Atöle M adıyla kurulan firmamızda, daha sonra bir isim değişikliği olmuş, 2003 yılında firmamız Hayalgücü Tasarım adını almıştır. İlhan Kesmez ve Ayça Kesmez, Hayalgücü Tasarım’ın kurucu ortaklarıdır. 2019 senesi başından itibaren de bu ortaklığa Erdem Uslu dahil olmuştur. Hayalgücü Tasarım 26 yıllık deneyiminin içine ulusal ve uluslararası alanda birçok proje sığdırmıştır. Yurtdışında; KKTC, Kazakistan, Libya, Ukrayna, Cezayir, Katar, Afganistan, Polonya, Irak vb. birçok ülkede projelerimiz bulunmaktadır. Yurtiçinde ise, kamu ve özel sektör için yapılmış proje çalışmalarımız vardır.  Proje konularımız arasında; konutlar, idari yapılar, eğitim yapıları, sanayi yapıları, kentsel dönüşüm yapıları, dini yapılar, ofisler, ticaret yapıları vb. olmakla birlikte özellikle sağlık yapıları çok önemli bir yer tutmaktadır. Firmamızın, yurtiçinde ve yurtdışında yapılmış toplam 56 adet sağlık yapısı projesi bulunmaktadır. Ayrıca aralarında hastane yarışmaları da olan birçok mimari proje yarışmasında ödüllerimiz mevcuttur. Hayalgücü Tasarım, 2013 senesinde Türkiye’nin önde gelen firmalarından olan Yazgan Tasarım ile ortaklık kurmuş ve bu tarihten itibaren birikimlerini birleştiren bu iki firma, özellikle hastane konusunda çok büyük işlere imza atmıştır. Yozgat, Isparta, Adana, İstanbul Başakşehir şehir hastaneleri bu birlikteliğin ürünleri arasındadır.

Bugüne dek onlarca projeye imza atan bir mimarlık ofisi olarak, özgünlüğü ve eserde farkındalığı nasıl yakalıyorsunuz? Ağırlıklı olarak hangi projelerde yer almak sizi mutlu ediyor?
Ayça Kesmez: Tasarımlarımızda işlev, estetik, teknoloji, ekonomi, yenilikçilik ve esneklik ana kriterlerimizdir. İnsan ölçeğinde, bulunduğu çevreye saygılı, kullanıcısının ihtiyaçlarını ön planda tutan ve mekânsal olarak bu kriterleri sağlayan binalar yapmak ve yaptığımız her tasarımda, bir öncekinin kalitesinin ilerisine geçmek hedefimizdir. Ağırlıklı olarak hastane projesi yapmış olmamıza, özellikle hastane konusunda ulusal ve uluslararası standartlara hakim bir firma olmamıza rağmen, konusu ne olursa olsun yeni başladığımız her iş, bizde aynı heyecanı ve mutluluğu yaratmaktadır.

KEREM YAZGAN-AYÇA KESMEZ

Kerem Yazgan: Proje üretirken ve yönetirken kullandığımız bir veri tabanı ile proje hizmetlerimizde özgünlüğü yakalıyoruz. Bunun için kullanılan model, şirketin tasarım aşamalarında yarattığı ve kullandığı bir web portalıdır. “Smart Project” olarak adlandırılmış olan bu portal, binanın ve çevrenin yapımı ile ilgili her türlü birey ve unsurdan gelen verileri sentezleyerek şirketimizin tasarım hizmetlerini geliştirmeye, yönetmeye ve kontrol etmeye yardımcı olur. Toplanan bilgiler, “proje yönetimi”, “çizim formatları”, “proje disiplinleri”, “tasarım tipolojileri”, “tasarım standartları”, “tasarım bilgisi”, “yapı elemanları”, “peyzaj elemanları” olarak alt başlıklarda sınıflandırılır ve şirket içinde tüm çalışanlarla paylaşılır. Geliştirdiğimiz bu model ile yüz metrekareden bir milyon metrekareye kadar tüm bina tipleri için uluslararası standartlara uygun projeler üretmekteyiz.

PROJENİN, İNSAN ÖLÇEĞİNİ VE MEKANSAL BÜTÜNLÜĞÜNÜ YİTİRMEMESİNE ÖNEM VERDİK

Kamu-Özel işbirliği kapsamında hayata geçirilen, Türkiye’nin sağlık alanındaki en önemli yatırımlarından biri olan İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi projesinin mimari tasarımını şekillendirdiniz. Projeye dahil olma sürecinizden başlayarak, yapının mimari özüne neleri aldığınızı paylaşır mısınız? Tasarımda çıkış noktanız ne oldu?
Ortak cevap: İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi’nin konsept tasarımı Amerikalı bir firma olan Perkins & Will tarafından yapılmıştır. Konsept proje sonrasında, projenin ana bina, teknik bina ve lojistik binadan oluşan kısmı Hayalgücü Tasarım & Yazgan Tasarım Mimarlık ortaklığına devredilmiştir. Devraldıktan sonra, projeyi kendi sınırları içinde olabilecek en fonksiyonel, en yenilikçi ve esnek şekilde tasarlamaya çalıştık. Çok büyük bir bina olmasından kaynaklı insan ölçeğini ve mekansal bütünlüğünü yitirmemesine özen gösterdik. Ulusal ve uluslararası standartlara uygun, İstanbul’a yakışan bir bina olmasını istedik. Projemizin, işletme kolaylığı, enerji verimliliği, yönlendirme vb. birçok uzmanlığa cevap verebilir nitelikte olmasını hedefledik.

DEĞİŞİK KOTLARDA GİRİŞLER YAPILARAK TRAFİK ÇÖZÜMLERİ SAĞLANDI

Hastanenin bulunduğu lokasyon, yükseldiği arazi yapısı vb. unsurlar ne tür avantajları ya da dezavantajları beraberinde getirdi?
Ortak cevap: Hastanenin bulunduğu arazinin İstanbul’un en kalabalık ve yoğun trafiğe sahip yerleşim bölgelerinden birinde yer alması, bununla beraber hastane gibi kendi trafiği yüksek bir binanın buraya yapılıyor oluşu bizi en zorlayan konulardır. Hastane zaten bu kadar işlek bir yere yapılmıyor olsa bile, kendi trafiği çözülmesi gereken bir konudur. Başakşehir Şehir Hastanesi, 6 ayrı branştaki hastaneyi, ayrıca Fizik Tedavi ve Psikiyatri hastanelerini bünyesinde barındırmaktadır ve her birinin giriş çıkışları ayrıdır. Bunlar dışında acil servis bütün bu trafiklerden ayrı, hiçbir trafikle karşılaşmadan çözülmesi gereken hayati bir konudur. Bu boyuttaki bir hastanenin ziyaretçisi, personeli, servis girişi-çıkışı gibi konuların her birine ayrı ayrı çözüm aranmıştır. Arazi içinde bulunan metro istasyonundan hastaneye gelecek yaya trafiği de arazinin çözülmesi gereken konularından biri olmuştur. Ayrıca arazinin çok eğimli olması statik proje grubumuzu ve bizi zorlayan bir konuydu. Eğimli arazi bir noktaya kadar çok girişli yapılarda avantajdır, değişik kotlarda çözüm avantajı sağlar. Başakşehir için de değişik kotlarda girişler yapılarak çözümler bulunmuştur.

TEKNOLOJİ VE MİMARİ TASARIM ARASINDA ÇOK KUVVETLİ BİR BAĞ VAR

Türkiye’nin en büyük 3. sağlık yatırım projesi olan İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi aynı zamanda dünyanın en büyük sismik izolatörlü binası olma özelliğine sahip. Projede kullanılan teknolojiler hakkında bilgi verir misiniz? Buradan hareketle, teknoloji ve mimari tasarım arasındaki bağı nasıl yorumlarsınız?
Ortak cevap: Bilindiği gibi İstanbul birinci derece deprem bölgesi içinde yer almaktadır. Ayrıca hastane yapıları deprem önem katsayısı yüksek kabul edilen yapılardır. Aslında yapının, bir deprem esnasında içindekilerin tahliyesine izin verecek şekilde zararsız çıkması veya az zarar görmesi değil, deprem sonrasında oluşacak afet durumunda çalışmaya devam edecek şekilde planlanması hedeflenmektedir.  Bu sebeplerle binada sismik izolatörler kullanılmıştır. Sismik izolatörlerin hangi kata konacağından, binanın nerelerden dilate edileceğine ya da izolatör deplasman boşluğu detaylarına kadar hepsi mimari tasarım aşamasında ele alınmış konulardır. Teknoloji ve mimari tasarım arasında her zaman çok kuvvetli bir bağ vardır. Mimarın dünyadaki gelişmeleri yakından takip edip, projelerinde uygulayabilmesi, hem kendini daha ilerisi için zorlaması hem de yeni şeyler öğrenmesi açısından gereklidir. Bu projede, dünyadaki sismik izolatörlü binaları inceleyip, sistemi bu binalardan ve danışmanlarımızdan öğrenip, sonra da dünyanın en büyük sismik izolatörlü binasını yapmak bizler açısından çok keyifli bir süreç olmuştur. İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi’nde, statik, mekanik, elektrik ve medikal donanımlar anlamında ileri teknolojiler kullanılmıştır. Sismik izolatör ya da kojenerasyon kullanımı bu konuya örnek olarak verilebilir. Bina, enerji verimliliği anlamında Leed Sertifikası yeterliliğindedir. Fakat bu teknolojiler ilk defa bu şehir hastanesinde kullanılmamıştır, donanım anlamında diğer bütün şehir hastanelerimizin konusudur.

HASTANIN ÇOK FAZLA DOLAŞMADAN TEDAVİ OLUP AYRILMASINA ÖZEN GÖSTERDİK

İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi projesini tasarlarken; hasta ve personel konforu, hastane içi ulaşım, güvenlik, hastaneye erişim, mekanların verimli şekilde kullanımı gibi konularda neleri göz önünde bulundurdunuz?
Ortak cevap: Hastaların ve personelin burada geçirdiği saatler göz önüne alınarak, psikolojik açıdan mümkün olduğunca kendilerini rahat, güvende hatta evlerinde hissetmelerini sağlayabilecek çözümler için uğraştık. Ulaşım anlamında, hastanenin boyutunu hep göz önünde tuttuk. Hastane içinde, yatan hasta, ayakta hasta, personel, ziyaretçi, servis vb. birçok kullanıcı trafiği vardır. Bu trafiklerin, birbirlerini kesmeden ve yavaşlatmadan iç akışların çözülmesini sağlamak esastır. Hastanenin boyutu da göz önüne alınarak her kullanıcının istediği yere olabilecek en kısa şekilde gitmesini sağlamak gerekir. İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi, 6 farklı branş hastanesinin birleşmesinden oluşan bir ana binaya sahip olsa da her bir branşın (her bir hastanenin) kendi içinde medikal çözümler üreten bir yapısı olmasına, dolayısıyla hastanın çok fazla dolaşmadan tedavi olup hastaneden ayrılmasını sağlamaya özen gösterdik.

Güvenlik konusu, hastane için yangın güvenliği, deprem güvenliği, kötü niyete karşı güvenlik vb. birçok başlık altında incelenebilir. Her biri ayrı uzmanlık olan bu konularda danışmanlardan destek alarak koordineli bir şekilde çalıştık. Erişim konusunda, vaziyet planı bizi en çok zorlayan konulardan biri oldu. Hastanenin kullanıcıları olan farklı trafiklerin, birbirini kesmeden ve yavaşlatmadan gitmesi gereken yerlere ulaşmasını sağlamak için yeri geldiğinde alt geçit, üst geçit vb. çözümler de dahil her alternatifi değerlendirdik. Mekânların verimli kullanımı, hastanenin boyutu da düşünüldüğünde bizim için önemli bir konudur. Mümkün olduğu kadar efektif, ergonomik ve kompakt departman çözümleri ile zaten büyük olan projeyi daha da büyütmemeyi ve mesafeleri daha fazla uzatmamayı hedefledik.

EN İLERİ TEKNOLOJİLERİ İÇİNDE BARINDIRAN VE İSTANBUL’A YAKIŞAN BİR HASTANE

Sağlık sektöründe yer aldığınız diğer projeler ile kıyaslandığında bu projeyi sizin nazarınızda farklı kılan unsurlar nelerdir?
Ortak cevap: İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi, tasarım detaylarından strüktürüne, sismik izolatörlerine, medikal donanımlarına kadar en ileri teknolojileri içinde barındıran ve İstanbul’a yakışan bir hastanedir. 1 milyon metrekarenin üzerindeki alanı ve 2.682 yatak sayısı ile çağdaş, güvenli, özel hastane konforunda bir yapıdır. Boyut olarak Türkiye’nin 3’üncü büyük sağlık yapısı olan hastane, dünyanın en büyük sismik izolatörlü yapılarından biridir.

İÇ VE DIŞ MEKANLARIN YEŞİLE ENTEGRE EDİLEREK TASARLANMASINI ÖN PLANDA TUTTUK

Mimari açıdan sağlık alanındaki yatırımlarda hangi detaylar ağırlık kazanıyor? Bu noktada dikkat edilmesi gereken, olmazsa olmaz niteliğindeki unsurlara ilişkin neler söylersiniz?
Ayça Kesmez: Fonksiyonellik, erişilebilirlik, güvenlik, esneklik, estetik, ekonomiklik, işletme senaryoları, teknik ve medikal yeterlilik, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konuları, hastanenin olmazsa olmaz unsurlarıdır.

Kerem Yazgan: Hastane yapılarında günlük kullanım için polikliniklere gelen hastaların ve yatan hastaların sirkülasyonu birbirine karışmadan, en kısa zamanda ulaşmaları gereken departmanlara gitmeleri hastane tasarımındaki en önemli konulardan biridir. Bunun dışında, hastaların ve personelin sağlıklı ortamlarda çalışmalarını ve dinlenmelerini sağlamak için tüm iç ve dış mekanların yeşile entegre edilerek tasarlanması, sağlık yapılarında ön plana aldığımız bir konudur.     

KÜÇÜK VE BÖLGESEL PROJELERİN YERİNİ, DEVASA BOYUTLU MERKEZİ PROJELER ALIYOR

Türkiye’deki ve dünyadaki mimari dönüşüm ne yönde ilerliyor? Yaşanan gelişmeleri sektör adına nasıl buluyorsunuz?
Ayça Kesmez: Türkiye’de ve dünyada şehirler büyüyor, mesafeler uzuyor. Eskiden insanların ihtiyaçlarını karşılamak için küçük, bölgesel mimari projeler yapıyorduk, artık bunların yerini büyük, devasa boyutlu merkezi projeler alıyor. Her türlü ihtiyacımızı arabalarımızla gidilecek mesafede ama daha büyük boyutlu projelerle sağlıyoruz. Bu da sektör adına tek seferde daha büyük yatırımların yapılması anlamına geliyor.

Kerem Yazgan: Dünyada internetin ve sosyal medyanın yaygın olarak kullanılmasıyla birlikte her türlü bilgiye anında ulaşabiliyorsunuz. Herkesin her türlü bilgiye kısa sürede ulaşabildiği günümüz dünyasında mimarlığa ve içinde bulunduğumuz sosyo-kültürel ortama dair bilgiyi tüm detaylarıyla ele alan ve zaman yönetimini ön planda tutan projeler üretmek gerekiyor.  

Yazgan ve Hayalgücü ortaklığının yeni dönem projeleri arasında neler var?
Ortak cevap: Yurtiçinde başladığımız ortaklığımızı yurtdışındaki sağlık yapılarında da sürdürmekteyiz. Şu an ortak şirketler olarak Katar’da bir hastane yapısını projelendiriyoruz.