Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

TÜRKİYE’NİN YALITIM SEKTÖRÜNDEKİ EN BÜYÜK ÜRETİCİSİ OLACAĞIZ

“Yalıtım sektöründe Türkiye’nin lider firmalarından biriyiz. Farkımızı, ürün kalitemizin yanı sıra üretim hızı ve Ar-Ge ile ortaya koyuyoruz. Küresel yolculuğumuzda en önemli gücümüz, Ar-Ge çalışmalarımız. İhracat yaptığımız ülke sayısını 70’in üzerine taşıdık. Önümüzdeki süreçte özellikle Batı Avrupa ve Güney Amerika pazarlarında daha da büyümeyi planlıyor, bir dünya markası olma vizyonuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Yalıtım sektörünün öncü firmalarından ODE Yalıtım, hem üretim, hem ürün çeşitliliği hem de yer aldığı farklı sektör projelerinden hareketle kuruluşundan bugüne nasıl bir büyüme yakaladı?

ODE Yalıtım olarak ticari hayatımıza 1985 yılında taahhüt faaliyetleriyle adım attık. Birkaç yıl içerisinde de Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu alanlardan biri olan yalıtım sektörüne yöneldik. 1990 yılına geldiğimizde, ‘farklı olmak ve fark yaratmak’ vizyonumuz doğrultusunda, ülkemizde mevcut olmayan yalıtım malzemelerini ithal etmeye karar verdik. Bu alanda edindiğimiz deneyim neticesinde 1996 yılında üretim faaliyetlerine başladık. Bunu takip eden on yıl boyunca üretimle birlikte büyümeye odaklandık. 35’inci yaşımızı kutladığımız 2020 yılı itibarıyla dört binden fazla ürün çeşidimiz, geliştirdiğimiz üretim teknolojilerimiz ve hepsi konusunda uzman çalışanlarımız ile yalıtım sektörünün en büyük üreticileri arasında yer alıyoruz.

TESİSAT YALITIMINDA ÜÇ ÜRÜN GRUBUNU DA ÜRETEN TEK FİRMAYIZ

Üretim tesislerinizdeki faaliyetlere dönük de bilgi almak isteriz. Kapasite, üretim adedi ve fabrikalardaki dönüşüme ilişkin neler söylersiniz?

Üretim tesislerimiz Eskişehir ve Çorlu’da bulunuyor. Çorlu’da ilki 1996’da, sonuncusu ise 2008 yılında faaliyete başlayan 4 tesisimiz var. Tüm tesislerimizde sürekli iyileştirmelerle dünya standartlarında üretim yapıyoruz. 2017’de faaliyete geçen Eskişehir fabrikamız ise, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir tasarımıyla tüm sektöre örnek olan, bizlere gurur veren bir tesis. Yangın, çevre ve ısı yalıtımı konusunda hassasiyetle inşa edilen Eskişehir üretim tesisimizde ısıtma, aydınlatma ve atık konusunda tüm tedbirler alınmış halde. Gündüz aydınlatması, doğal aydınlatma malzemesi polikarbon ışıklıklarla sağlanan tesiste, otomatik duman damperleri, aynı zamanda doğal havalandırma da sağlıyor ve oluşabilecek kirli havayı filtre etmek üzere scrubberlar kullanılıyor. Ayrıca tesiste fotovoltaik enerji üretimi, LED aydınlatma armatürleri, sifonik sistem yağmur suyu deşarjı ve gri su tesisatları gibi çevre dostu uygulamalar da bulunuyor. Türkiye’de yalıtım sektörünün lider firmalarından biriyiz. Hatta tesisat yalıtımında üç ürün grubunu da üreten tek firmayız, Avrupa’nın ise ilk üç büyük şirketinden biriyiz. Tesislerimizde yapı ve tesisat yalıtımı olmak üzere iki ana kategoride üretim yapıyor, inovatif bakış açımızla farklı pazarların farklı ihtiyaçlarını karşılayacak ürünleri geliştirip hızla müşterilerimize sunuyoruz. Bu ürünler; ODE Isıpan markasıyla ekstrüde polistren esaslı ısı yalıtım malzemesi, Epikon, ODE Membran ve Luna markalarıyla su yalıtım örtüleri, ODE Starflex ve Evomineral markalarıyla ısı, ses, yangın yalıtımında kullanılan cam yünü ve ODE R-Flex markasıyla da elastomerik kauçuk köpüğü tesisat yalıtım malzemesi olarak sıralanıyor. Çorlu’daki ODE Isıpan üretim tesisimizin kapasitesi 280 bin m3/yıl, ODE Membran üretim tesisimizin 12 milyon m²/yıl, Starflex üretim tesisimizin 30 bin ton/yıl, ODE R-flex üretim tesisimizin 5 bin ton/yıl, Eskişehir’deki Membran tesisimizin ise 20 milyon m²/yıl.


ERHAN ÖZDEMİR
ODE YALITIM SATIŞ VE PAZARLAMA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

KÜRESEL YOLCULUĞUMUZDA EN ÖNEMLİ GÜCÜMÜZ, AR-GE ÇALIŞMALARIMIZ

ODE Yalıtım, alanında fark yaratan hangi ‘ilk’ler ile sektörü tanıştırdı? Buradan hareketle yeni ürün planlamalarınızı da öğrenmek isteriz…

ODE Yalıtım olarak özellikle son birkaç yıldır tüm yatırım ve yapılanmamızı, yeni yönetmeliklerin ses, ısı ve su yalıtımında doğuracağı talep ile yeni ve mevcut pazarların ihtiyaçlarını karşılayabilmek üzerine kurguladık. Bunun için de odağımıza Ar-Ge’yi aldık. Küresel yolculuğumuzda en önemli gücümüz, Ar-Ge çalışmalarımız. Bu anlamıyla Ar-Ge, firmamız için kesintisiz ve istikrarlı büyümenin aslında bir anahtarı olmuş durumda. Şirketlerin rekabet için günümüzde yavaş hareket etme lükslerinin kalmadığının farkındayız. Bu bakış açısı da bizi, doğru yerde, doğru zamanda rakiplerimizden ayrışabilmeye götürüyor. Farkımızı ürün kalitemizin yanı sıra üretim hızı ve Ar-Ge ile ortaya koyuyoruz. Oluşturduğumuz bu çevik yapı, ihracatımıza büyük katkı sağlıyor. Özellikle 2019, bu doğrultuda önemli adımlar attığımız ve portföyümüze yeni katma değerli ürünler eklediğimiz bir yıl oldu. Geliştirdiğimiz uzun ömürlü ve uygulaması kolay Epikon Membran serisi ile üst segment membranı yeniden tanımladık. Türkiye’nin en iyi membranı olan Epikon; -5, -10 ve -20 derece soğukta bükülme değerine sahip bitümlü su yalıtımı örtülerine ek olarak, Türkiye’de ilk kez -30 derece soğukta bükülme dayanımına sahip versiyonları da bünyesinde barındırıyor. Seri kapsamında Epigreen Yeşil Çatı Sistemi için üretilen Epikon Antiroot Kök Önleyici membran da yer alıyor. Geçtiğimiz yıl, membran ürün ailemize viyadük membran da katıldı. ODE Granat Viyadük Membran yine Ar-Ge ile imza attığımız ürünlerimizden biri. ODE Granat Viyadük Membran; viyadükler, köprüler, tüneller ve karayolları inşaatlarında asfalt altında su yalıtım uygulamasında kullanılıyor. Üstüne serilecek asfaltın 140-150 °C’deki sıcaklığına dayanan, yüksek sıcaklıklarda akmaya karşı yüksek mukavemete sahip bir ürün. Bu ürünümüz sektörde beklediğimiz etkiyi ve hareketi yarattı. Önümüzdeki süreçte de müşterilerimizin ve uygulamacıların beklentilerini fazlasıyla karşılayacak yeni ürünlerimizi piyasaya sunacağız. Epikon Membran serisi ile birlikte sektörde bir ilke imza atarak 15 yıllık garanti sistemini de hayata geçirdik. SafeZone olarak adlandırılan bu garanti kapsamında 10 bin metrekarenin üzerindeki projelerde kullanılan Epikon Membran serisi ürünlerimize 15 yıl garanti uyguluyoruz. Tesisat yalıtımında ise firma olarak hedeflerimiz çok büyük. Ciddi büyüme planlarımız olan bu alanda, yeni ürünlerimizle de liderliğimizi her geçen gün güçlendiriyoruz. ODE R-Flex ailesinin son ürünü DIAMOND, özellikle soğuk hat tesisat yalıtımında, yüksek su buharı difüzyon direnç katsayısı (µ≥ 11.000) ile yoğuşmaya karşı maksimum koruma sağlıyor. Aynı zamanda bu ürünümüz, tesisatı koruyarak çalışma ömrünü de uzatıyor. 0,032 W/(m.K ) (-20 °C)  değerindeki ısı iletkenlik katsayısı ile de enerji verimliliğini artırıyor. Bir diğer yeni ürünümüz ise, 60 mm kalınlığındaki yeni R-Flex levha ürünümüz. Her iki ürünü de Türkiye’de ilk defa ODE olarak biz üretmiş bulunuyoruz. Bunların yanı sıra TÜBİTAK ile birlikte geliştirdiğimiz ürünler de mevcut. Sözgelimi, Beyaz Taş Kaplı Membran ürünümüz, sıcak bölgelerde, bina içerisine giren ısıyı düşürerek soğutma amaçlı kullanılan enerjiden tasarruf sağlıyor.

İHRACAT YAPTIĞIMIZ ÜLKE SAYISINI 70’İN ÜZERİNE TAŞIDIK

Hâlihazırda ihracat yaptığınız ülkeler ve bölgeler arasında nereler var? ODE’nin ihracattaki başarısının detaylarını paylaşır mısınız?

ODE Yalıtım olarak dünya markası olma vizyonuyla çalışmalarımızı sürdürüyor, bu vizyonla ihracata stratejik olarak bakıyoruz. 2019 yılında ciromuz içinde ihracatın payı artarak yüzde 40 seviyesine geldi. Bu oranı önümüzdeki üç yıl içinde yüzde 50 seviyesine çıkartmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda ihracat yaptığımız ülke sayısını da 70’in üzerine taşıdık. Günümüz itibarıyla ihracatımız içindeki en önemli payı MENA bölgesi oluşturuyor. Bunun yanında Doğu Avrupa, Batı Avrupa ve CIS bölgesi de önemli pazarlarımızdan. Önümüzdeki süreçte özellikle Batı Avrupa ve Güney Amerika pazarlarında daha da büyümeyi planlıyoruz. TURQUALITY Marka Destek Programı’nın da 10 yıldır içindeyiz. İhracatta attığımız adımlarda bu programın da çok büyük faydasını gördük. Bununla birlikte yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da fuarlara katılmaya büyük önem veriyoruz. Bu sayede ürünlerimizi tanıtma ve sektörümüzdeki yeni gelişmeleri yerinde takip etme imkânı bulurken ihracat ağımızı genişletmek üzere görüşmeler de gerçekleştiriyoruz. İhracat odaklı hareket eden ve ihraç pazarlarına yenilerini ekleyerek büyüyen bir şirket olarak, Türkiye’nin adını dünyanın dört bir yanında her geçen gün daha gür bir sesle duyurmaya, önümüzdeki süreçte de devam edeceğiz.

SU YALITIMINDA EN GÜVENİLİR MALZEME OLAN BİTÜMLÜ MEMBRAN ÖRTÜLERİ KULLANILMALI

Su yalıtımı konusunda doğru bilinen yanlışlara da değinmek isteriz. İşin uzmanı olarak bu konuda hangi unsurlara dikkat edilmesini önerirsiniz?

Su yalıtımının ne denli önemli olduğunu, 20 yılı aşkın süre geçmesine rağmen hepimizin hafızasında hala çok taze olan 1999 depreminde çok acı bir şekilde gördük. Bina anatomisine bakarsak, iskelet ne kadar güçlüyse ve sağlamsa bina da o kadar sağlam ve güçlüdür. Dolayısıyla binanın iskeletini oluşturan demir, korozyondan ne kadar etkin korunursa yapı da o kadar etkin korunur ve ömrü uzar. Bu nedenle su yalıtımı yapılırken yapılan işin hayat kurtarabileceği her zaman göz önünde bulundurulmalı ve uygulamada en güvenilir malzeme olan bitümlü membran örtüleri kullanılmalı.   

İçinden geçtiğimiz zorlu süreç, faaliyetlerinize ve belirlediğiniz planlamalara nasıl yansıdı? Bu süreçte ne tür önlemlere yöneldiniz?

Yaşanan bu süreçte önceliğimiz, çalışanlarımız ve diğer tüm paydaşlarımızın sağlığını ve güvenliğini ön planda tutmak oldu. İlk etapta ofislerimizde ve üretim tesislerimizde hijyen önlemlerini en üst seviyeye çıkardık. Ardından hiç vakit kaybetmeden, Genel Müdürlüğümüzde operasyonel süreçlerin eksiksiz devamlılığı için gerekli ekip sayısını minimuma indirdik. Diğer tüm çalışanlarımızı, gerekli teknik altyapıyı sağlayarak evlerinden çalışmaya yönlendirdik. Üretim tesislerimizdeki faaliyetlerimiz ise, hijyen ve ziyaretçi giriş çıkışları açısından gerekli tüm tedbirler en üst seviyede uygulanarak devam ediyor. Sektörümüzde faaliyet gösteren tüm işletmelerin de bu konuya aynı hassasiyetle yaklaştığına inanıyoruz. Salgının ekonomik boyutunu değerlendirecek olursak, hiç kuşkusuz şirketlerin 2020 planlarını yeniden gözden geçirmelerine neden olan bir durumla karşı karşıyayız. Ancak biz ODE olarak her zaman şuna inanıyoruz; ticaret yapıyorsanız her gün kriz olacakmış gibi bir planlamanız olması gerekiyor. Ayrıca, ODE’nin yolculuğunun uzun soluklu bir yolculuk olduğunu düşünüp, bu tip zorlu dönemlerin bizi hedeflerimizden uzaklaştırmaması yönünde planlama yapıyoruz. Bu nedenlerle içinde bulunduğumuz şu günlerde 2020 hedeflerimize ulaşmak için çalışmalarımıza devam ederken aynı zamanda yeni yatırım planlarımızı da hayata geçiriyoruz. Bunlardan birisi Çorlu membran tesislerimizin modernizasyon yatırımı. Bunu mayıs ayı içerisinde gerçekleştiriyoruz. Ayrıca Eskişehir’deki üretim tesisimizi büyütmek için ilave yatırım yapmayı planlıyoruz. Böylece Türkiye’nin yalıtım sektöründeki en büyük üreticisi olacağız. Bu yatırım aynı zamanda ihracata ağırlık vermemize ve global şirketlerle rekabet gücümüzü daha da artırmamıza olanak tanıyacak. Kapasitemizi korurken bir yandan da Ar-Ge faaliyetlerimize aralıksız devam ederek ürün gamımızı geliştirmeye, dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimize katma değerli hizmetler sunmaya devam edeceğiz. Katma değerli hizmetler konusunda hem bayiler hem uygulamacılar hem de tüketiciler için çeşitli hizmet ve uygulamaları hayata geçireceğiz. Diğer taraftan ülkemize karşı sorumluluklarının bilincinde, ekonomiye ve topluma katkı sunmayı odak noktası gören bir şirket olarak, mühendis kadromuz ve profesyonel çalışanlarımızla birlikte ithal ikamesi üzerinde çalışmayı sürdüreceğiz.

ÜRÜNLERİMİZİN TÜMÜ, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK NORMALARINA UYGUN

Çevreci, enerji tasarruflu, sürdürülebilir ürün niteliklerinin önemi her geçen gün artıyor. Bu kavramların öncelik hale getirilmesi sizce geleceğin yapılarının şekillenişinde nasıl bir rol oynar?

ODE Yalıtım olarak, özellikle sürdürülebilirlik ve çevre konularında kurumsal vatandaşlığımızın gereği olarak üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye ve bu anlamda da sektörümüzden farklılaşmaya büyük özen gösteren bir firmayız. Bu kapsamda, 2016 yılında yalıtım sektöründe bir ilk olan kurumsal sosyal sorumluluk raporumuzu yayınladık. O raporda dikkat çektiğimiz konulardan biri de konut ve sanayide kaliteli ve çevreye duyarlı ürünlerin kullanımıydı, çünkü dünyada tüketilen enerjinin yüzde 40’ı binalarda kullanılıyor. Raporu hazırlarken ayrıca, binalar ve yerleşimlerin küresel ısınmaya sebep olan başlıca sera gazı olan karbondioksit salınımının yüzde 40’ından sorumlu olduğunu gördük. Aynı zamanda su tüketiminin yüzde 12’sinden, enerji tüketiminin yüzde 40’ından, elektrik tüketiminin ise yüzde 71’inden sorumlular. Dolayısıyla mimarlardan yalıtım sektöründe faaliyet gösteren bizlere, devlet yetkililerinden tüm vatandaşlara kadar herkese büyük sorumluluk düşüyor. Yalıtım uygulamaları sayesinde sağlanacak verimlilikle dünyamıza ve geleceğimizle katkı sunmakla kalmayıp enerjide dışa bağımlılığı azaltarak ülke ekonomisine de destek olabiliriz. Ülkemiz ve dünyamız için kaybedecek zamanımız yok, geleceği de ancak bu doğrultuda inşa edebiliriz. Bizim de ürettiğimiz tüm ürünler bu anlayış çerçevesinde EPD Belgeli. EPD belgeli yapı ürünleri, yapılarda sürdürebilirlik normlarına uygunluğu ifade ediyor ve LEED, BREEAM ve DGNB gibi yeşil bina sertifikalandırma sistemlerinde tercih ediliyor.

İHRACAT KAYNAKLI BÜYÜME STRATEJİSİNİN GÜÇLENEREK GELİŞMESİ GEREKİYOR

Global arenadaki gelişmeler paralelinde bakarsak, ülkemizin yalıtım alanında geldiğini noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geride bıraktığımız yıl, inşaat sektörü, faiz oranları ve yüksek maliyetler, finansmana erişimde yaşanan zorluklar, konut satışının düşük seyretmesi ve yeni projelerin azalması gibi nedenlerle ülkemizde en fazla küçülen sektörlerden birisiydi. Sektör bu yıla umutlu başlamıştı, ancak koronavirüs tüm sektörleri etkilediği gibi inşaat sektörünü de etkiledi ve etkileri bir süre daha devam edecek. Şu anda herkes virüsün gündemden çıkmasını bekliyor. Özellikle tedarik zincirindeki sıkıntılar projelerin gecikmesine, tüketici memnuniyeti ve güveninin azalmasına ve müteahhit ve yüklenicilerin finansal anlamda zor duruma düşmelerine sebep olabilecektir. Bu durum uzun sürerse, yapılan sözleşmelerin tekrar gündeme gelmesi ve gözden geçirilmesi de söz konusu. Tüm bu etkenlerin bir de işçilik alanındaki aksamalarla birleştiği düşünülürse proje ve inşaat süreçlerinin yeniden ele alınması kaçınılmaz görünüyor. Salgın gündeminden bağımsız olarak değerlendirirsek, yalıtım konusunda Türkiye’nin önünde uzun bir yol var. Yalıtım ürünlerinde firmaların üretim kapasite kullanım oranları yüzde 40 diyoruz, ama Türkiye’de işler iyi gittiğinde, yalıtım bilinci bu hızda artmaya devam ettiğinde, bu kapasiteler de yetmeyecek. Türkiye’de yaklaşık 10 milyon civarında bina, 20-22 milyon civarında da hane var. Bu 10 milyon civarında binanın yüzde 80’inde yalıtım yok. Sektörümüzün global arenada rekabet avantajı kazanabilmesinin olmazsa olmazı ise Ar-Ge. Sektörde ihracat kaynaklı büyüme stratejisinin güçlenerek gelişmesi gerekiyor. Bununla birlikte uluslararası pazarda ilk olarak sertifikaya çok önem veriliyor. Biz de bu kapsamda ürünlerimizi sertifikalandırmaya özen gösteriyoruz. Her ülkenin kendine özgü bir sertifika talebi oluyor ve bu talebi yerine getirmek durumundasınız. Bir diğer konu da yurt dışından giderek daha fazla katma değerli ürün talebinin gelmesi. Yurt dışında katma değerli ürün talebi her zaman vardı, ancak değişen tüketici beklentileri, artan çevre duyarlılığı ve standartların sıkılaştırılmasından dolayı bu beklenti her geçen gün daha da artıyor. Ürünün yanı sıra, tüketicilerin işini kolaylaştırıcı sistem talebi söz konusu. Sektör olarak uluslararası arenadaki rekabeti ancak bu koşulları sağladığımız ve bir adım öteye taşıdığımız zaman oluşturabiliriz.

 

Yalıtım ve enerjinin doğru kullanımı konusundaki bilinç düzeyinin artırılmasına yönelik ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Biz sadece katma değerli ürünlere odaklanmakla kalmıyor, aynı zamanda paydaşlarımıza da değer katmamız gerektiğini düşünüyoruz. ‘Paydaşlarına değer katmayan şirketler ayakta kalamaz’ ilkesini benimsiyoruz. Bu bakış açısıyla 2018 yılında ‘Paydaş Paylaşım Platformu’nu kurarak tüm eğitim ve seminerlerimizi tek çatı altında topladık. Sektörde bir ilk olan platformumuz ise bu zamana kadar tüm bölgelerden toplamda 660 uygulamacıya, yüzlerce de sektör uzmanına ulaştı. Uygulamalı ve teknik seminerlerimizle yalıtım ve enerjinin doğru kullanımını paydaşlarımıza aktarıyor, bu sayede tüketicilerin doğru bilgiye ulaşarak bilinçlenmelerine katkı sunuyoruz. Ayrıca, yalıtım bilincinin arttırılması için çalışan İZODER, BİTÜDER gibi birçok derneğe de üyeyiz ve bu derneklerin çalışmalarına destek oluyoruz.