Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Yapı denetiminde sınıfta kaldık

2000 yılından sonra devreye giren Yapı Denetim Sistemi, Türkiye genelinde 19 ilde toplam 850 yapı denetim kuruluşunda 35 binden fazla denetçi, mimar mühendis ile yardımcı kontrol elemanı tarafından uygulanıyor. Sistemin uygulandığı 19 ilde malzeme kalitesinde önemli gelişmeler sağlandı ve yapı denetiminin uygulanmadığı iller ile uygulandığı iller arasında yapılan karşılaştırmalı malzeme analiz ve test raporlarında ciddi farklılıklar ortaya çıktı.

Bugün yapı denetiminin uygulandığı illerde satılamayan kalitesiz ve ucuz mallar diğer illere gönderiliyor ve yapı denetim hizmetinin verilmediği inşaatlarda kullanılıyor. Yapı denetiminde karşılaştığımız en önemli sıkıntı müteahhitliğin belirli bir standarda kavuşturulmamış olması. Müteahhitlikle ilgili sertifikasyona gidilerek bunların sermaye, personel ve teknik altyapı olarak belirli bir standarda kavuşturulması, Bayındırlık Bakanlığı´nın denetimine verilmesi gerekiyor. Yapı Denetim Komisyonu´nun, yapı denetim şirketlerine uyguladığı denetim sistemini müteahhitlere de uygulaması gerekiyor. Mesleki sertifikasyon ve cezai sorumluluk kaygısı olmayan bu kişileri kurumsal kimliklere ve sorumluluklara sokunca aksaklıklar giderilecek, sistem kendi kendine büyük ölçüde düzelecek. Yapı Denetim Sistemi´nin, yapı denetim şirketleri ve müteahhitlerden sonraki üçüncü ayağı kanunun ilgili idareler adı altında tanımladığı belediyeler. Yapı Denetim Komisyonu, yapı denetim şirketlerinde uyguladığı denetim sistemini maalesef belediyelerde uygulayamıyor ve bu konuda kanuni boşluklar bulunuyor. Bunların en başında belediye çalışanlarının bakanlık olarak İçişleri Bakanlığına bağlı olması geliyor. Bu da bu kişiler üzerinde yeterli denetimin sağlanmasını engelliyor. Belediye personelinin üst amiri İçişleri Bakanlığı olunca Bayındırlık Bakanlığı´nın müfettişlerinin etkinliği ve yaptırım gücü yok oluyor.

Yapı Denetim Sistemi yasal bir düzenlemeyle cezai sorumluluklar yüklenerek, yapı denetim şirketlerinin disiplin ve kontrol altına alınmasını sağladı. Ancak İmar Kanunu´ndaki müteahhitlik kavramı ile belediyelerin görev ve sorumlulukları bu kanunla uyumlu hale getirilmedi. Bu da sistemin iki ayağının topal olması sonucunu doğurdu ve tüm sorumluluklar ile cezalar yapı denetim şirketlerine yüklendi. İmar Kanunu´nda gerekli değişiklikler yapılarak, ceza ve sorumluluk dışında kalan müteahhit ve belediyelerin de bu kapsam içine alınması sağlanmalı. Öte yandan 2000 yılından beri yapılmakta olan ve Yapı Denetim Sistemi içinde inşa edilen, mühendislik hizmeti almış olan binaların herhangi bir deprem karşısında hasar görmeleri mümkün değil. Ancak yapı denetim hizmeti almayan kamu binaları için aynı şeyi söylemek mümkün değil; bu konuda endişeliyiz. Umarız ve dileriz ki biz yanılıyoruzdur. Bütün bunların yanı sıra yapı üretiminde çalışan kalfa ve ustalarında AB ülkelerinde olduğu gibi belirli bir eğitimden geçirilerek sertifikalandırılması gerekiyor.

“İnsanlar özgür olmalı, yapılar değil.” anlayışı topluma yerleştirilmeli, bu konuda kamuoyu çeşitli etkinliklerle sürekli bilgilendirilmeli. İnsanımıza daha sağlıklı ve sağlam binalarda yaşama bilinci verilmeli ve bunun lüks değil, çağımızın temel ihtiyaçlarından biri olduğu bilinçaltına yerleştirilmeli.