Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“Proje uygulamalarında taşa artı değer katıyoruz”

ART İnşaat’ın çalışmalarından ve kullandığınız ürünlerden bahseder misiniz?

Filiz Hökelek: 15 yıldan bu yana Art İnşaat markamızın çatısı altında çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sektörün ince işler dediği kalemin uygulamalarını yapıyoruz. Taşı alıyoruz, projesine uygun olarak çeşitli yöntemler ile yerine takıyoruz. Ortaya, yaşanası ve tüm zamanlarınızı geçirebildiğiniz güzel eserler çıkıyor. Bu eserlerde bizlerin çok ciddi yoğun bir emek gücü var. Kısacası doğal veya suni taşları hem tedarik ediyor hem de uygulamasını yapıyoruz. Tabi ki bir cümle ile anlatılamayacak kadar detay, emek ve özen istiyor taş işi. Bu doğal taşlar ki tarihsel sürece bakıldığında, örneğin mermer; özellikle son iki yüzyıla kadar yapıların ana malzemesi olmuştur. Mermer bazen strüktür elemanı, bazen örtü malzemesi, bazen de kaplama görevini üstlenmiş ve dünyanın hemen her bölgesinde yaygın olarak kullanıla gelmiştir. Yine son yıllarda yoğun olarak kullandığınız doğal taşlardan granit, yerkürenin milyonlarca yıl süren jeolojik oluşum dönemlerinde kuars, feldispat ve mika gibi çeşitli minerallerin birleşmesiyle oluşmuş doğal magma kayalarıdır. Bileşimindeki minerallerin oluşturduğu dokuyla sağlam bir yapı ve zengin renk skalasıyla estetik görünüme sahip olan bu madenler, tarih boyunca aranılan, yeryüzünün en sert ve dayanıklı yapı malzemesi olmuştur.

Mehmet Hökelek: Yıldız Teknik Üniversitesi´ni 1982 yılında bitirir bitirmez, Çanakkale Seramik’te işe başladım. Yaklaşık iki yıl çalıştıktan sonra sırasıyla Meges, Soylu Holding, Özlem Mermer firmalarında tecrübeler edindim. Sektörde bu anlamda olan çalışmalarım STFA’da son buldu. Bu şirketlerdeki çalışmalarım daha çok satış pazarlama ile proje sorumlusu olarak gerçekleşti. Hemen ardından kendi işimde yurt dışına daha rahat açılabilirim düşüncesiyle ART İnşaat’ı kurdum ve o günden beri ART İnşaat olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ağırlıklı olarak yurt dışı projelerimiz var. Bunlara örnek vermek gerekirse Enka’nın çeşitli ülkelerdeki, Baytur’un Kazakistan projelerini, Dia Holding’in Azerbaycan’daki villa projelerinin uygulama işlerinde çözüm ortağı olarak görev alıyoruz. Türki Cumhuriyetlerimizden Türkmenistan’da ise yaklaşık on senedir hiç çıkmadan çalışıyoruz.

FH: Mehmet Bey bu sektörde sözünü ettiği kurumsal firmaların yanında işe o kadar başlangıç noktasından girmiş ki taş ocaklarından blokların bu muhteşem malzemeye dönüşünü adeta yaşayarak, içine özümsemiş. Taşın dokusu, kokusu, yapısı, sizinle o malzemenin kaç yıl yaşayacağını, yıllar içerisinde geçireceği evreleri artık çocuğu gibi bilebiliyor. Bu elbette kolay edinebilecek bir tecrübe değil! 25 yıl şehirleri, ocakları, dünyanın en ücra köşesindeki madenleri gezerek, işinizi bilerek doğru yapmaya çalışıyorsunuz. Bu da tüm ekibimizi “başarılı bir çalışmaydı” dedirtecek sonuçlara götürüyor. Her şeyden önce işimizi iyi yapıyoruz ve seviyoruz. Başarımızdaki en önemli etkenler, çalışma prensiplerimizde daima dürüstlüğü benimsemiş olmamızdır ve tabi çalışma arkadaşlarımızın özveride bulunarak yoğun emek sarf etmeleridir. Uzun yıllardır hizmet ettiğimiz işverenlerimiz, kurumsal nitelik taşıyan, umumiyetle büyük projeleri yürüten, uzun yıllar sektöre hizmet veren firmalar. Bizim düsturumuz; en üstün işçilik ile, en düşük kar marjını işverenimize sunmaktır. Aldığımız işler, taahhüt edilen zamandan daha evvel işverene teslim edilir. İşin büyüklüğü küçüklüğü konusunda tercih kullanmayız. Türkiye´de yıllık 700 bin konut ihtiyacı doğuyor. Bu konut ihtiyacına dönük iç piyasada ciddi bir yatırım var. Özellikle piyasadaki bazı yatırım enstrümanlarının halk üzerinde yapmış olduğu tedirginliğe, Merkez Bankası´nın döviz kurlarındaki dengesinin, bankaların kredi puanları konusundaki rekabeti nedeniyle ev kredilerine göstermiş olduğu önem ve desteğin, patlama yaşayan sektöre hızlı şekilde ivme kazandırdığı görüşündeyiz. Kanaatimize göre, halk inşaat sektörünü sığınabileceği emin bir liman olarak görüyor. Yapılan çeşitli araştırmalara göre cebinde 40 bin Türk Lirası olan ev almayı düşünüyor. Türk ekonomisinin hakkında düşünülen “Küresel toparlanma daha güçlü olur” görüşü ile Türk ekonomisinin iyileşeceğine yönelik güven görüşleri sürerse, yatırımlar hızlanabilir ve toplam talep daha güçlü bir şekilde artabilir düşüncesindeyiz.

İnşaat sektörü durgunluğu en iyi şekilde yöneten sektörlerden birisi oldu. Bu durgunluğun da inşaat sektörü ile sona ereceğini düşünüyorum. Biz 2010 yılından oldukça umutluyuz. Diğer yandan inşaat sektörü tek başına bir sektör de değil. Adeta lokomotif görevi görüyor. Bir proje düşünün; demiri, çeliği, kumu, ocağı, taşı, beyaz eşyası, halısı, elektriği, ithalatçısı-ihracatçısı, mobilyacısı, tekstili, peyzajı, lojistiği, depolamasından tutun da reklamları, banka kredileri ve daha pek çok alt sektörü de tetikleyen büyük bir sektör. Sonrasında, kiralaması, satılması, sineması, restoranları… İstihdam yaratıyor. Diğer şehirlerimizden yüzlerce kişi iç göç halinde büyük şehirlerdeki bu iş imkânlarından yararlanıyor. Netice itibariyle birçok alt dalın nefes aldığı inşaat sektörünün, desteklenmesi istenen istikrarlı büyüme ortamının devamı için gerekli olacağını düşünüyoruz. O nedenle biz inşaat sektörünün hızını kesmeden ancak ihtiyatlı bir şekilde hareketini sürdüreceğini düşünüyoruz. Bu noktada hükümete de teşekkür etmek gerekir ki halkımız tüm zamanların en yoğun ev satın almalarını gerçekleştirdi ve buna da devam ediyor. Bu arada özellikle yurt dışında iş yapan bizler gibi orta ölçekli firmalara, dışarıdaki inşaat işlerini destekleyici teşvikler sağlanabilir ise çok yararlı olabilir diye düşünüyoruz.

İnşaat sektörünü 2010´da neler bekliyor? Burada doğal taş sektörü için öngörüleriniz var mı?

MH: Kriz olarak baktığınızda 2009 yılındaki duraksamanın sebebini, herkesin önünü görme isteği olarak değerlendiriyorum. Belki biraz soluklanma… 1980’lerden bu yana doğal taş sektöründe ciddi ihracat artışları oldu. Dünya pazarında önemli bir yerdeyiz. 2010 yılına baktığımızda ise kötü gidişe dönük beklentilerin daha iyimser bir görüş ile yer değiştireceğini ve 2011 yılında sektörün memnuniyet vereceğini ancak daha dikkatli bir seyir ile hareket edeceğini düşünüyoruz. Sadece TOKİ 2011 yılı sonunda 500 bin konutu tamamlayacağını bildirdi. Bu güven verici bir durumdur. Uygulama açısından da yine çok başarılı çalışmalar var. 2010 yılının, Türki Cumhuriyetlerde ve Arap ülkelerinde çok iyi geçeceğine inanıyorum. Bu memleketlerdeki ivmelerde önemli artışlar gözlemleniyor. Yakınlarımızdaki bu gelişmelerin içeriye olan yansımalarını da göz ardı etmemek gerekir. Öte yandan bu memleketlerdeki Türk müteahhitlerin çalışmaları ve başarıları gerçekten gurur verici düzeyde.

Uygulamada doğal taş ürünleri dışındaki ürünlerden söz eder misiniz?

MH: Örneğin, Kale Grubu´nun uygulamalı ana bayisiyiz ve Çanakkale Seramik´in tüm ürünlerini kullanıyoruz. Son trendlerden Kalesinterflex var. Malzeme, kullanılabilirlik, çeşit ve navlun konularında oldukça avantajlı bir malzeme. Sektörün iç ve dış mekan kaplamalarına farklı bir lezzet kattı. Seranit’in, Vitra’nın da çok etkileyici kaplama malzemeleri var. İnşaat sektörü büyüme sergiledikçe, mekanlar farklılığı oluşturmaya ister istemez sizi mecbur kılıyor.

FH Biz Türkmenistan´daki büyük firmaların kullandıkları beyaz taşın, Vietnam´da üretilen ve Vietnam Kristal Beyaz taş denilen mermer tedarikini sağlıyoruz. Bu taş, yaklaşık 3 yıldır Türkmenistan’da yoğunlukla kullanılıyor. Türkmenistan´da, Vietnam´da üretilen bu beyaz taşla ilgili çok ciddi bir operasyonu icra etmeniz lazım; üretim safhasından, ocak kontrolünden, nakliyesine ve teslimatına kadar… Oradaki mühendis arkadaşlarımız bu süreci sıklıkla takip ediyorlar. Mehmet Bey de Vietnam´a ve Türkmenistan’a gitmek suretiyle büyük firmalara sağladığımız çözümleri yakından takip ediyor. Diğer yandan, memleketimizdeki bir-iki ocağın bir takım ülkelerdeki tek temsilcisiyiz. Kendi üretimimiz olmadığından satış ve pazarlama konusunda agresif davranarak, Türk mermerlerinin dış dünyaya açılması konusunda çalışmalar yürütüyoruz.

Üretime dönük çalışmalarınız var mı?

FH: Evet var. Makedonya’da birtakım çalışmalarımız olabilir. Şu noktada sadece düşünce safhasında ve olgunlaşan bir durum yok. Olgunlaştırmaya çalışıyoruz.

Uygulama yaptığınız projelerle ilgili örnekler verebilir misiniz?

MH: Enka´nın Avrupa´nın en büyük ticaret merkezini Rusya´da 1996-99 yılları arasında oradan hiç çıkmadan üç yılda bitirdik. Buradaki tüm mermer işlerini biz yaptık. En büyük projelere bununla başladık. Genel olarak, iş merkezleri, AVM´ler, rezidanslar, hastane, stadyum ve özel villa çalışmaları ile konsolosluklar yapıyoruz. Türkmenistan´da özellikle konutların dış cepheleri tamamen mermer. Ayrıca Türkmenistan´da beş ve yedi yıldızlı otel inşaatları çok fazla. Bu tip işlerde, işverenlerimize çözüm ortağı olarak destek verdik ve vermeye devam ediyoruz. Türkiye´de Aşçıoğlu´nun Selenium projesi verebileceğimiz güzel örneklerden biri. Diğer yandan, Kalesinterflex uygulamalarını icra ettiğimiz, Mesa Nurol Bahçesehir Projesi dış cephe kaplama, Polat Holding’in Caddebostan Evleri de gösterebileceğimiz örneklerden bazılarıdır.

Doğal taşa dönük talebin artış gösterdiği görülüyor…

MH: Estetik unsurların yanında burada bence en önemli neden izolasyon. Özellikle Rusya ve Türki Cumhuriyetler için düşünüldüğünde yalıtım öne çıkıyor. Dış cephe açısından ömür boyu boya gerektirmiyor. En önemlisi çok sıcak ve çok soğuk yerlerde bir izolasyon çözümü sağlıyor.

Türkiye´deki talebi nasıl görüyorsunuz?

MH: Türkiye´deki firmalara dış cephe mermer yapmak pahalı geliyor. Fakat tabii bazı çok özellikli binalarda ve iddialı projelerde sıklıkla kullanılıyor.

Art İnşaat olarak bundan sonraki hedefleriniz neler?

MH: Filiz Hanım´ın da belirttiği gibi bundan sonra doğrudan olmasa da biraz üretimin yanında olmak niyetindeyiz. Kendi kontrolümüzde olmasını istediğimiz üretimi geliştirmeyi planlıyoruz. Ayrıca, Vietnam’daki çalışmalarımıza biraz farklılık getirmek gibi bir niyetimiz de var. O bölgedeki çalışmalarımızı geliştirmek istiyoruz. Uygulama çalışmalarımızda ise yeni coğrafyalara karşı ilgimiz büyük. Suudi Arabistan, Libya, Cezayir, Irak gibi sıcak ülkelerde etkin olmayı istiyoruz. Memleketimizde ise büyük ve detaylı projelerin uygulama konularını yakından takip ediyoruz. Zira ana konumuz bu. Mevcut çalışmalarımızdaki hedeflerimizin farklı coğrafyalarda etkin olarak gelişmesinin yanı sıra müteahhitlik işlerini kendimizin yaptığı küçük çaplı projelere girmek istiyoruz. Bu kadar sene taşın toprağın içinde olduktan sonra idealim bu. Kaba yapıdan itibaren tüm ince detaylara kadar projeleri ele alabileceğim. Bunun için önce arkadaş çevremizden bir takım talepler geldi. Lokasyon olarak depreme dayanıklı ve trend olan bölgeler olabilir. Belki Çekmeköy tarafları, Kilyos bölgesi gibi. Daha zaman var ve farklı bir şey yapmak istiyoruz.