Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

İZODER Başkan Yardımcısı Ertuğrul Şen

[kutusag=3989]Yalıtım sektörü 2013 yılında son yıllardaki alışagelmiş büyümeyi sürdüremedi diyebiliriz. Yılı yüzde 10’lu rakamlarda büyüme ile kapatacağını düşünüyoruz. Ancak burada dikkat çeken gelişme özellikle ısı yalıtımının en önemli uygulama alanı olan “Mantolama” uygulamalarında yavaşlamanın görülmesidir. Bunun nedeni olarak tadilat yapacak veya dış cephesine bu tür uygulamaları yaptıracak olan tüketicilerin  “Kentsel Dönüşüm” nedeniyle bu çalışmaları ertelemeleri, beklemeye almaları diye düşünüyoruz. Bu belki 1-2 yıl içinde yeni bina inşaatlarında pozitif olarak dönecek; ancak bu sene için böyle bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz.

Bunun dışında, yaşanan büyümeden sektörün kurumsal yapıdaki firmaları veya İZODER üyelerinin yeterli payı alamadıkları yönünde önemli tespitlerimiz olmuştur. Bunun nedeni olarak sektörde haksız rekabet yapan ve kayıt dışı çalışan firmaların varlığını görüyoruz. Kalitenin düşürüldüğü, tüketicinin kandırıldığı olayların bu sene maalesef çok yaşandığını gözlemledik.

2014’TE MEVZUAT UYGULAMALARI VE TEŞVİKLER DEVREYE GİRMELİ
2014 yılı için yalıtım sektörü kendi dinamikleri ile yürürse bu seneki gelişmesinden farklı bir gelişme göstermesinin beklenemeyeceğini, ancak kamunun etkin desteği ile daha büyük bir ivme kazanabileceğini düşünüyoruz. Bu desteğin iki ana başlıkta olabileceğini düşünüyoruz. Birincisi kamunun yetkisindeki Enerji Verimliliği Strateji Belgesi, Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği gibi önemli mevzuatlara ait etkin eylem planlarının bir şekilde uygulanmasının ve denetlenmesinin sağlanması olmalıdır. İkincisi ise yalıtım konusunda hep konuşulan ve planlanan tüketicilere veya vatandaşa dönük finansal teşviklerin devreye alınması olmalıdır.

Öte yandan “Kentsel Dönüşüm” uygulamalarında olmazsa olmaz olan su yalıtımının uygulanması zorunluluğunun sağlanması, 2014 yılı içinde İZODER’in hedefleri arasındadır. Su yalıtım uygulamaları betonarme yapı sistemine dayalı yapı teknolojimiz dolayısıyla ve yapı güvenliği açısından en temel gerekliliklerden biridir.

2013 yılında kendi sektörünüz dahilinde denetim sağlıklı bir yapıya kavuştu mu? 2014 yılına dair denetim konusundaki beklentileriniz ve programınız nedir?

Biz öncelikle sektör deneği olarak, yalıtım konusunda kamu ve kamuoyunu bilinçlendirme faaliyetlerini sürdürürken haksız rekabeti önlemek, yalıtım sektörünün büyüme ve gelişmesinin sağlıklı ve sürdürülebilir koşullar içinde devamını sağlamak amacı ile yeni bir proje başlattık. İZODER Kalite Onay Sertifikası (İKOS) adını verdiğimiz bu proje ile İZODER üye profilinin tamamının, standart ve yönetmeliklere uyumlu üretim yapan ve piyasaya uygun rekabet koşullarında ürün arz eden firmalardan oluşmasını sağlayacağız. Bu sistemle üyelerimizin ürettiği ürünlerin mevcut yasa ve yönetmeliklere uygunluğunu piyasadan random aldığımız ürünlerle test ediyor ve uygun bulunan ürünlere İKOS veriyoruz. Şu ana kadar test süreçlerinden geçerek belge almaya üyelerimiz Arma, Atermit, Basaş, Beşler, Dow, Dyo, Ersan Ambalaj, İzocam, Kalekim, Pakpen, Polisan ve Ursa firmaları hak kazandılar. Bu firmalar yalıtım sektöründe belgeli ve standartlara uygun ürünler ürettiklerini tüketiciye bir kez daha kanıtlayarak sektörde önemli bir adım attılar. Sırada belge almayı bekleyen pek çok üyemiz var. Diğer yandan tüm yalıtım branşlarında doğru ve kaliteli malzeme kullanımı kadar doğru ve kaliteli uygulamanın da çok önemli olduğunu daima vurguluyoruz.

Biz kendi adımıza deyim yerindeyse kendi kapımızın önünü temiz tutmaya çalışıyoruz. Ancak denetim noktasında devlete düşen çok önemli görevler var. Sektör sorunlarının en başında yalıtımla ilgili yayımlanan yasal mevzuatların uygulamalarının istenen seviyede olmaması bulunuyor. Mevcut olan mevzuatlarında etkin bir şekilde uygulanması ve denetlenmesi noktasında çok eksiğimiz olduğunu açıkça ifade etmemiz gerekiyor. Bu konularla ilgili olarak sürekli bilinçlendirme ve bilgilendirme çalışmaları sürdürüyoruz.

Yapı Denetim Kuruluşlarının çalışmalarının mevzuattan kaynaklı sorunlar dolayısıyla etkin çalışma yaptıkları söylenemez. Dolayısıyla onaylanan projelerin doğru uygulanması noktasında sıkıntıların varlığını görüyor ve biliyoruz.

Bakanlığın Piyasa Gözetim ve Denetim fonksiyonunun alt yapı, para ve insan kaynaklarındaki yetersizlikler dolayısıyla etkili olamadığını söyleyebiliriz. Bu konuda çözüm olarak özel sektör kuruluşlarının alt yapıları uygun ve akredite olanlarından hizmet veya destek alınabilir diye düşünüyoruz.

Beklenen büyüme oranları da sektörün önemli ve kurumsal oyuncuları için tam anlamıyla geçerli olamadı. Bunun en büyük nedeni de gelişen sektördeki yeni oyuncuların bazılarında haksız rekabet unsurlarının yaşanmasıdır. Yani aslında büyüme kayıt dışının ve kalitesizliğin yaşandığı alanda olduğu için bu tür faaliyet içinde olan firmalar bu büyümeden nemalandılar. Çünkü kayıt dışılık, sigortasız işçi çalıştırmak, tüketiciyi yanlış yönlendirerek haksız rekabet yapmak, çevreyi koruma standartlarına uyulmadan yapılan üretimler maliyetleri aşağıya çekiyor ve bu tür firmaların büyümesine neden oluyor.