Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Erse Kablo: Çevreye duyarlı ve güvenilir üretim

ERSE Kablo’dan ve kuruluş hikâyesinden bahsedebilir misiniz?
[kutusol=4045]▶ İki ortaklı bir şirket olan ERSE Kablo, sektörde 15 yılını geride bıraktı. 15 yıl önce, Seyrantepe’de atölyeye benzer küçük bir alanda üretime başladık. Daha sonra 4. Levent Oto Sanayi bölgesinde faaliyetlerimizi biraz daha büyüttük. Silivri’deki arazimizi aldıktan sonra da fabrika binasının birinci etabını 2003’te, ikinci etabını ise 2008’de tamamladık. Tesisimiz 14 bin m2 kapalı alandan oluşuyor, merkezimiz ise Perpa’da…  Ankara ve Antalya’da da bayiliklerimiz var.

Tesisinizin üretim kapasitesi ne kadar?
▶ Kablo sektöründe üretim kapasitesi bakır tonajıyla ölçülür. ERSE Kablo olarak aylık 240-250 ton kapasitemiz var. Önümüzdeki dönemde yapacağımız yeni ilavelerle üretim kapasitemizi 300 tona çıkarmayı hedefliyoruz.

Kaç çalışanınız var şu anda? İnsan Kaynakları konusundaki hassasiyetiniz hakkında neler söylemek istersiniz?
▶ 50’si beyaz yaka 130’a yakını mavi yaka olmak üzere yaklaşık 180 çalışanımız var. Şirket olarak insan kaynaklarına çok önem veriyoruz. Düzenli etkinliklerle çalışanlarımızın motivasyonunu artırıyoruz. Eğitimlerle de kendilerini geliştirmelerini sağlıyoruz. Bu sene de stratejik yönetim konusunda çalışanlarımızı eğitmeye devam edeceğiz. Kadromuz çok genç, bu da en güçlü yanlarımızdan bir tanesi. Mühendis kadrosunda çoğunluğun ilk iş deneyimi ERSE Kablo. ERSE kültürüyle yetişiyorlar ve şirketimize olan bağlılıkları oldukça yüksek.

Bu genç kadro pek çok konuya eleştirel yaklaşabiliyorlar. Bu da bizi daha ileriye götürüyor. ERSE Kablo olarak, çalışanlarımızı stratejik ortağımız olarak görüyoruz.
Kablo sektöründe 2013 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz? 2014 beklentileriniz neler?
▶ 2013 yılı sektörümüz için oldukça iyi geçti. 2014 yılı için de beklentimiz sektörümüzün daha fazla büyümesi yönünde… ERSE olarak biz de, daha fazla üretim yapmayı hedefliyoruz. Ancak bir takım politik istikrarsızlıkların sektörü nasıl etkileyeceğini kestirmek çok zor. Beklentimiz elbette daha verimli bir yıl geçirmek.
ERSE Kablo’nun Türkiye kablo pazarındaki yeri nedir?
▶ İç pazarda kendi ölçeğimizde bulunan firmalar arasında öncüyüz. Üretimimizin yüzde 40’ı ihracata yönelik. Yaklaşık 50 yakın ülkeye ihracat yapıyoruz. İhracat yaptığımız ülkeler ağırlıklı olarak Asya ve Avrupa ülkeleriyle Rusya. Yavaş yavaş Afrika pazarına da girmeye çalışıyoruz.

Ürün portföyünüzden bahseder misiniz?
▶ Oldukça geniş bir ürün portföyümüz var. Bir akıllı binayı donatacak tüm kablo çeşitlerini yapıyoruz. Bunun dışında gemi tipi kablo üretiyoruz. Kimyevi tesislerde kullanılan kabloları üretiyoruz. İç piyasada, kablo üreticileri arasında en geniş portföye sahip olan firmalardan biriyiz.

Kablo sektörü için standartlar çok önemli… ERSE Kablo’nun öne çıkardığı standartlar nelerdir?
▶ Dünyada geçerli olan birçok kalite standart belgesine sahibiz. Zaten ürünlerinizi bir ülkeye satmak istiyorsanız, o ülkede geçerli olan kalite belgesine sahip olmak zorundasınız. Aksi halde ürünlerinizi satamazsınız.

Dünyada kabul görmüş en önemli standartlar Alman ve İngiliz standartlarıdır. Sahip olunması gereken standartlar kablo cinsine göre farklılık gösterir. Bu standartlara sahip değilseniz, zaten o kabloyu üretmeniz ve satmanız mümkün değil.
Son dönemde öne çıkan yangın dayanımı yüksek kablonuz ErVital’den bahseder misiniz?
▶ Şu anda öncelikli üretimimiz ErVital adını verdiğimiz, yangın dayanımı yüksek kablomuzda yoğunlaşıyor. Bu kablo sektör tarafından çok talep gördü. Özellikle son yönetmelik değişikliklerle birlikte AVM gibi kamusal yaşam olan binalarda yangına dayanıklı kablo kullanma zorunluluğu getirildi. Bu kullanım zamanla tüm yapılarda zorunlu hale gelecektir.
Tek sıkıntı şu; yüksek maliyetli bir malzemeden üretiliyor ve Türkiye’de de üretimine henüz başlanmadı. Kabloda, zehirli gazdan arındırılmış halojenfree dediğimiz bir malzeme kullanılıyor. Bir yangın çıktığı zaman kablo asansör gibi felaket anında gerekli aletlerin çalışmasına olanak verecek şekilde elektriği iletmeye devam ediyor.

Kentsel dönüşüm konusunda ne düşünüyorsunuz?
▶ Kentsel dönüşüm ekonominin şu noktada motoru konumunda. Basından takip ettiğimiz kadarıyla bazı bölgelerde daha olumlu yürütülüyor. Ben desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü 1999 depremini yaşadık ve İstanbul için de aynı tehlike bekleniyor. Elbette tedbirler alınmalı. Bu tedbirler alınırken inşaat sektöründe yaşanan büyüme de herkese katkı getirecektir.

Türkiye kablo sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
▶ Türkiye’de kablo sektörü teknolojik olarak gelişmiş durumda ancak bazı sorunları olduğu söylenebilir.

Diğer sektörlerde de olduğu gibi kablo sektöründe de rekabet dengesini bozan ve denetlenemeyen küçük ölçekli işlet- me sorunu mevcut. Bu işletmelerle rekabet etmeniz mümkün değil. En büyük sorunlardan bir diğeri ise kablonun oldukça pahalı bir malzemeden üretiliyor olması…
Bakır örneğine bakın; Kapalı Çarşı’daki kuyumcu gram ölçeğinde çalışıyor, biz ton ölçeğinde çalışıyoruz. Bu şartlarda küçük ölçekli işletmelerin uzun soluklu çalışabildiğini söylemek doğru olmaz ama yine de denetimsizlik nedeniyle sektörümüzü kötü etkiliyorlar.

Öncelikle bizim sektör içinde kendi kendimizi denetlememiz gerektiğini düşünüyorum. Bu yapıldığı zaman şikâyet olarak algılanıyor. Halbuki böyle olmaması gerekir; çünkü eksik malzeme kullanımı felakete yol açar. Yangınlarda görüyoruz, elektrik kaçağı ve kısa devreden kaynaklandığını söylüyorlar. Geriye dönüp o binayı kimin yaptığını, nasıl kablo kullanıldığını sorgulamak gerekiyor. Türk standartları yıldan yıla ancak vizeleri yeniliyor. Numune alıp götürüyorlar. Bu numuneleri üretici daha önceden hazırlıyor zaten. Bu konuda herkesin daha duyarlı olması gerekir.

Gelecek hedefleriniz nelerdir?
▶ Önümüzdeki dönemde daha kaliteli ve ekonomik üretim yapabilecek şekilde kapasitemizi artırmayı amaçlıyoruz. Ekonomi ve teknolojiye ayak uydurup hem çalışanımıza hem kendimize iyi bir gelecek hedefliyoruz. İhracat oranını artırıp yüzde 50’ye çıkarmak istiyoruz. Özellikle Avrupa’nın ekonomik krizden çıkması bizim için oldukça büyük bir avantaj.