Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

AE Arma-Elektropanç 9 farklı ülkede 17 projeye devam ediyor

AE Arma-Elektropanç’ın kuruluşu ve yükselişini özetler misiniz?
[kutusol=4060]Burak KIZILHAN: AE Arma-Elektropanç’ın temeli Ekim 2001’de, Türk mühendislik ve müteahhitlik sektörünün iki güçlü ve lider firması olan Arma Mühendislik ile Elektropanç’ın güçlerini ve kaynaklarını birleştirmesiyle atıldı. Her iki firmanın engin tecrübesi ve en gelişmiş teknolojilerinin birleşmesinden ortaya çıkan güç, AE Arma-Elektropanç’ın üç kıtada teknik müteahhitlik alanında lider firma olmasını sağladı.

Türkiye’ye ek olarak; Rusya, Dubai, Katar, Lübnan, Cezayir iştiraklerimiz ve Azerbaycan, Abu Dabi, Moskova şubelerimiz ile, eski Sovyetler Birliği ülkeleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da (MENA) faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.
Kurulduğumuz günden bugüne kadar üç kıtada, yaklaşık yedi milyon metrekareden fazla kapalı alanda, elektrik, elektronik ve mekanik (MEP) tesisat işlerinde, mühendislik ve teknik müteahhitlik hizmeti verdik. Avrupa’nın yapımı tamamlanmış olan en yüksek binası ile inşaatı devam eden en yüksek ikinci binalarının teknik müteahhitliğini yürütüyoruz.

İnşaat sektörüne çok yönlü hizmetler sağlıyorsunuz, sağladığınız hizmetleri ve sunduğunuz çözümleri kısaca aktarabilir misiniz?
▶ AE Arma-Elektropanç; 2.500 kişinin üzerinde çalışanıyla elektrik ve elektronik mühendisliğinin yanı sıra uluslararası ölçekte mekanik mühendisliği hizmetleri veren, Türkiye’nin en güçlü teknik müteahhitlik firmasıdır.
Bu çözümleriyle ve vizyonuyla, mekanik ve elektrik mühendisliğiyle tesisat işlerinin bir araya gelmesi anlamını taşıyan teknik müteahhitlik kavramını ülkemize kazandıran da AE Arma-Elektropanç’tır.

Çözüm ortaklığı sunduğunuz ve öne çıkan projeler nelerdir?
▶ Anthill Residence, Palladium, Şişli Plaza, Ak-Asya Acıbadem, Mardan Palace ve Cevahir Alışveriş Merkezi, Nurol Tower, Garanti Bankası Pendik Teknoloji Kampüsü gibi Türkiye’deki önemli birçok yapıda AE Arma-Elektropanç’ın imzası bulunuyor. İstanbul’un Ataşehir ilçesinde yükselecek Palladium Tower’ın tüm elektromekanik (MEP) işlerine imzamızı atıyoruz. İstanbul’da inşaatı devam eden Nurol Tower’ın mekanik tesisat işlerinin teknik müteahhitliğini üstlendik. Konya’daki Unilever-Algida Dondurma Fabrikası’nın elektrik işlerinin yapımını üstlendik. Kocaeli-Şekerpınar mevkiindeki Kuveyt Türk Bankacılık Üssü’nün elektromekanik işlerini, Garanti Bankası Pendik Teknoloji Kampüsü’nün mekanik tesisat işlerini biz yürütüyoruz. Yurt dışı projelerimizden örnek vermek gerekirse; dünyanın 4. büyük, Cezayir’in ise en büyük camisi olma özelliğini taşıyan Büyük Cezayir Camisi’ni, Moskova Ticaret ve Sanayi Odası’nın Algorithm isimli çok amaçlı ofis kompleksini, Abu Dabi’deki Al Shobub Özel Okulu’nu, Azerbaycan’daki Shahdag Oteller Projesini, Moskova’da Avrupa’nım yapımı bitmiş en yüksek binası olan Mercury City Tower, Oko Tower (inşaatı devam eden Avrupa’nın en yüksek 2. binası; bittiğinde Avrupa’nın en yüksek binası olacak) ve Bakü’deki Socar Tower’ı sayabiliriz.
Sunduğunuz hizmetler aracılığıyla dünyada gelişen inşaat teknolojilerine hakim konumdasınız. Türkiye inşaat sektörü bu teknolojilere nasıl yaklaşıyor? Siz bu teknolojileri hizmetlerinizle Türkiye pazarına nasıl sunuyorsunuz?
▶ Özellikle son 10 yılda inşaat sektöründe önemli teknolojik gelişmeler yaşanıyor. Son dönemde ortaya çıkan yeşil bina, akıllı bina gibi çevreye duyarlı ve teknoloji dostu yeni konseptler, depreme dayanıklı ve uzun ömürlü bina ihtiyaçları sektöre hareketlendirme getirdi. Şu an görüyoruz ki bu teknolojiler artık yapıların ayrılmaz bir parçası durumunda ve bina maliyetlerini arttırıyor olsa da uzun vadede geri dönüşleri ile kazanımları çok oluyor.

Türk inşaat sektörü, özellikle geçmişte edindiği tecrübeler ve yurt dışında uluslararası projelerde elde ettiği deneyimler ile sektörün ve alt sektörlerin gelişimini son yıllarda dinamik ve teknolojik bir alt yapıya oturtma imkânı buldu. Önümüzdeki dönemde inşaat sektörünün büyümesine bağlı olarak teknik müteahhitlik sektörü de büyüyecektir.

Enerjiden, otomasyona çeşitli yapı teknolojilerinin projelere değer kattığı bir dönem geçiriyoruz. Bu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeşil binalarla yapı teknolojileri ve mühendislik bilgisinin önemi nedir? Global ölçekle kıyaslandığında Türkiye’nin konumu nedir?
▶ Bu konuda gelişmiş ülkelerle yakın olduğumuzu söyleyemem. Örneğin Almanya’nın 2030 yılında fosil yakıtları tamamen terk etmek yönünde bir planı var ve yaygın güneş, rüzgar enerjisi, toprak-su kaynaklı ısı pompası uygulamaları ile bu hedefe ilerlediklerini görebiliyoruz.
ABD’de LEED akreditörlerinin sayısı yüz binlerle ifade ediliyor. İnşaat pazarının gözdesi Birleşik Arap Emirlikleri, kendi yerel derecelendirme yöntemi ESTIDAMA’yı hazırlayıp yürürlüğe koyalı dört yıl oluyor.

Ülkemizde de bu yönde gelişmenin hızlanması için; sürdürülebilirlik konusunda teşviklerin artırılması, sürdürülebilirliğin en azından resmi ihalelerde zorunlu standart olması, kendi yerel derecelendirme sistemimizin oluşturulması gerekiyor.

Bu konularda memnuniyet verici çalışmalar elbette var. Bankaların yeşil mortgage uygulamalarını, sağlık bakanlığının 200 yatak üzeri hastane ihalelerinde yeşil bina derecelendirmesini zorunlu hale getirmesini, ÇEDBİK’in milli derecelendirme sistemi hazırlıklarını oldukça önemli buluyorum.
Önümüzdeki dönemde yine akıllı bina ve yeşil bina konseptleri devam edecek hatta artık yeşil şehirler gündemde yer almaya başlayacak.

Yurt dışındaki pazarlarda da oldukça aktif konumdasınız. Yurt dışı projelerinizden bahsedebilir misiniz?
▶ 3 kıtada, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Türki cumhuriyetler, Rusya ve Türkiye başta olmak üzere 9 ülkede devam eden 17 projemiz var.  Ayrıca çok uluslu bir yapımız var, bünyemizde 22 farklı milletten bireyler görev yapıyor.

İnşaat sektörünün Körfez bölgesine olan ilgisi artıyor. Bu bölgelerde çalışmanın avantajları ve çözüm ortaklarını bekleyen zorluklar nelerdir?
▶ Körfez bölgesi uzun yıllardan beri Türk müteahhitler tarafından hedef bölge seçilmiştir. Yıllar önce Suudi Arabistan’da başlayan inşaat akımı günümüzde tüm Körfez ülkelerine yayılmıştır. Körfez ülkelerinde iş yapmanın elbette dezavantajları vardır. Bunlardan en büyüğü iklim şartlarıdır. Yaz aylarında 50 dereceye yaklaşan sıcaklıklardan dolayı çalışmak neredeyse imkânsızdır. İnşaat ve işçi kalitesi bu aylarda gerçekten çok düşük olmaktadır. Bir diğer dezavantajsa Körfez bölgesinde olan anormal büyüklükteki rekabettir.

İrili ufaklı çok sayıda müteahhit Körfez ülkelerinden pay almak istemektedir. Son yıllarda Asyalı müteahhitlerin de Körfez ülkelerinden pay almak istemesi yüzünden piyasa oldukça daralmıştır.

Önümüzdeki dönemde yurtiçi ve yurtdışında yaptığınız çalışmalara dönük hedefleriniz nelerdir?
▶ Yurt içinde teklif verdiğimiz ve kısa sürede olumlu sonuçlanabileceğini düşündüğümüz birden fazla proje var. Yurt dışındaysa aktif olduğumuz ülkelerin çokluğundan dolayı son 6 ayda teklif verilen projelerin toplam miktarı 4 milyar doları buldu. Yurt dışında aktif olduğumuz ülkelerin sayısı 2014 ve 2015 yıllarında daha da artacaktır.

Son olarak, inşaat sektörünün yönelimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
▶ İnşaat sektörü Afrika kıtasına doğru yönelecektir. Çok sayıda ülkenin savaştan çıkma arifesinde olduğunu düşünürsek bu ülkeler okullardan, hastanelere, havalimanlarından, şevlere kadar yeniden inşa edilecektir. Ayrıca Rusya ve Türki cumhuriyetlerde inşaat sektörü aynı hızla devam edecektir. Ortadoğu’da ise inşaatın önümüzdeki günlerde yapılacak olan Dubai Expo 2020 ve Qatar World Cup 2022 organizasyonlarından dolayı çok yoğun geçeceğini söyleyebilirim. Bunun dışında Avrupa’da inşaat sektörünün ivme kazanacağını düşünmüyorum.