Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“Bir ev 1000 Avroya akıllı hale getirilebilir”

Şirketiniz açısından 2013 yılı nasıl geçti? Önceki senelere göre yeni gelişmeler, değişiklikler nelerdir?
[kutusol=4078]▶ Fibaro, genç bir firma o nedenle şirketimize sürekli yeni ürünler geliyor. Bundan 3-4 yıl önce Fibaro ilk Z-wave ürünlerini çıkardığında neredeyse sıfırdan başlamıştık. İlk defa kontrolörler ve modüller üretiyorduk. Bu süreçte bizim de kullandığımız kablosuz haberleşme protokolü Z-wave dünyada standart haline geldi. Fibaro zaten Z-wave protokolü kullanan, kablosuz akıllı ev ürünleri üretmek üzere kurulan bir firma. Dolayısıyla ürün yelpazesi hızla genişliyor. Bir sene önceki ürün yelpazesine baktığımızda ana kontrolörün dışında birçok modülümüz vardı. Bu modüller aydınlatma noktalarını, perde, panjur noktalarını, prizleri kontrol ediyorlardı. Sensörler ise henüz yeniydi ve daha azdı. Bir akıllı ev sistemi, sensörler ve aktivatörlerden oluşur. Sensörlerden ya da internetten hava durumu, coğrafi konum, duman gibi konularda bilgiler alınır ve bu bilgiler ışığı açma, alarmı çalma, kapıyı kapatma gibi çeşitli aksiyonlara dönüşür. Sensörlerimiz henüz azken Fibaro’nun kendi ürün yelpazesinde olmayan, başka imalatçıların ürünlerini kullanabiliyorduk. Çünkü Z-wave standart bir protokoldü ve dünyada birçok imalatçı Z-wave ürün üretiyordu. Fakat şu anda dünyada Z-wave üreten firma sayısı 300’ü, Z-wave ürün sayısı da 1000’i geçti. Geçen sene ürün sayısı 700’ü geçkin idi. Hızlı bir büyüme var. Tabii bu arada Fibaro’nun kendi ürün yelpazesi de hızla genişliyor. Şimdi sensör anlamında eksik ürün kalmadı diyebiliriz.

Pazara sunduğunuz yeni ürünler ve özellikleri neler?
▶ Yeni ürünlerimizden biri kapı-pencere sensörü. Bu sensör, çok basit, küçük, bütün sensörlerimiz gibi pille çalışıyor ve 7 farklı renkte imal ediliyor. Modülleri çok rahat ve hızlı bir şekilde, vidalı ve kablosuz olarak kapının iki tarafına monte edebiliyoruz. Böylece kapı ya da pencere açıldığı zaman sistem gereken işlemi gerçekleştiriyor. 2013 içerisinde su basma sensörümüz de çıktı. Su basma sensörü pazarda çok büyük ilgi gördü. Daha önce piyasadaki ürünler kabloluydu ve ıslak zemine değiyordu. Fibaro burada çok farklı bir yol kullandı. Yine pilli, 3 tane teleskobik, yaylı, bulunduğu zeminin şeklini alabilen, altın kaplamalı, iletken ayakların üzerinde duran, çakıl taşı şeklinde bir sensör çıkardı. Fibaro’nun en önemli özelliği bir ürünü tek fonksiyonla değil, ilave fonksiyonlarla donatması. Esas fonksiyonu su sızıntısını hissedip haber vermek ama aynı zamanda sıcaklık ölçüyor ya da birisi geçerken yanlışlıkla çarptığında ve yeri değiştiğinde bununla ilgili bilgi veriyor. Sıcaklık ölçme özelliği onu aynı zamanda bir yangın dedektörü yapıyor. Ortam ısısı 80 dereceyi geçerse sistem yangın uyarısı veriyor. 2014 başında ise duman sensörümüz çıktı. Sensörler içinde en yeni ürünümüz duman sensörü diyebiliriz. Duman sensörümüz de tamamen çok farklı bir tasarımla yapıldı. Duman sensörlerinde mantık, dumanın deliklerden içeri girmesi üzerine sensörün bunu hissetmesi kuralına dayalıdır. Fibaro bu delik yapısını piyasadaki duman sensörlerinin yapısından çok farklı olmak üzere tamamen baştan tasarladı. İçindeki kıvrımlarla dumanı daha erken algılamasını sağladı. Ayrıca çok şık ve pratik bir üründür. Yapıştırarak veya vida ile duvara monte edebiliyorsunuz. Akıllı ev ürünlerimizin temel 3 özelliği konfor, tasarruf, güvenlik ve emniyettir. Biz duman sensörü ve su basma sensörünü emniyet başlığında ele alıyoruz. Duman sensöründen hemen sonra da kontrolörümüzün küçük versiyonu çıktı. O da önemli bir gelişme. Çünkü daha küçük ihtiyaçlar için çok daha ekonomik bir çözüm oldu. Bizim sistemlerimiz zaten kablosuz olduğu için daha ekonomik. Ev büyük de olsa küçük de olsa bir kontrolör olmak zorunda. Dolayısıyla az modülle küçük bir sistem için de, çok modülle büyük bir sistem için de bir kontrolöre ihtiyaç var. Küçük sistemler içinde kontrolör maliyeti önemli bir yer kaplıyordu. Bizim daha önce akıllı evler konusunda birçok ödül kazanan Home Center 2 adında bir kontrolörümüz vardı. Şimdi yeni ürettiğimiz küçük kontrolörümüz de Home Center 2 kontrolörümüzün bütün kolaylıklarını ve fonksiyonlarını barındıran ama sadece daha küçültülmüş ve sade hali olarak Home Center Light adında piyasaya çıktı. Bu sistemler son 2 yıl içinde dünyada çok hızlı şekilde yaygınlaştı. Özellikle Fibaro’nun kurulum kolaylığı ve fiyat seviyesi onu ön plana çıkarıyor.
Bir evi sonradan akıllı hale getirebiliyor musunuz?
▶ Kesinlikle. Bir evi, ofisi, mağazayı, oteli içinde yaşam devam ederken, kurulum kolaylığıyla çok kısa bir sürede akıllı hale getirebiliyoruz. Bunun için öncelikle Home Center Light veya Home Center 2 gibi bir kontrolöre ihtiyacımız var. Modüller ise kişinin tasarruf, konfor, güvenlik, emniyet tercihlerine ve öncelik verdiği prensibe göre belirleniyor ya da bizim tarafımızdan standart bir paket önerilebiliyor. Örneğin tek katlı bir eve, apartman dairesine hiçbir kırma dökme olmadan böyle bir sistemi kurmak yarım gün alıyor. Maliyet olarak da çok uygun. Kurulumuyla ve taksitlendirme fırsatlarıyla birlikte 1000 avro gibi bir paraya akıllı ev sahibi olabilirsiniz.

Bir bina yapılırken akıllı sistemle birlikte yapılması mı yoksa sonradan akıllı hale getirilmesi mi daha mantıklı? İkisinin arasında bir fark var mı?
▶ Eskiden fark vardı. Kablosuz sistemler sağlıklı bir şekilde çalışmaya başlamadan önce bunu kablolu sistemlerle yapmak daha doğruydu. Kablolu sistem için de baştan planlamak gerekiyordu. Sistemin zaten temelinde “akıl” var. Akıllı bir sistem zaman içinde kendisini geliştirmek ve yeni ihtiyaçlara cevap vermek zorundadır. Bu anlamda kablolu sistemlerin büyük dezavantajı var. Bir sistemi kurduktan sonra ona yeni bir şey ekleyemiyor ve değiştiremiyorsunuz ya da eklemek için en baştan tadilat yapmanız gerekiyor. Z-wave dünyada standart haline gelmiş bir kablosuz haberleşme teknolojisi olduğu için tüm cihazlar, farklı markalar olsalar bile birbiriyle iletişim kurabiliyorlar. Böylece marka bağımlısı olmak zorunda kalmıyorsunuz. Ayrıca Z-wave daha önceki kablosuz haberleşme teknolojilerinin güvenlik ve güvenilirlik anlamındaki sıkıntılarını da aşarak bugüne geldi. Kablosuz denilince insanların aklına genellikle 3 soru geliyor: Güvenli mi, ağdan faydalanmak için mesafe yeterli mi ve sağlık açısından zararlı mı? Güvenlik anlamında hacklenme konusunda insanların korkusu oluyor. Z-wave 128 bit şifreleme kullanıyor. Bu, banka seviyesi, yani şu anda dünyadaki en gelişmiş şifreleme seviyesi oluyor. İnternet bankacılığı kullanan birisi buna ne kadar güveniyorsa evindeki sisteme de o kadar güvenebilir. Hacklemek imkansıza yakın. Diğer endişe mesafenin yetip yetmeyeceği konusu. Z-wave bunu da çok sağlıklı bir match network kurarak aştı. Match network, ürünlerin kendi aralarında tekrarlayıcı görevi görerek networkü yayması, genişletmesi anlamına geliyor. Her modülümüz kendi görevini yaparken aynı zamanda ana kontrolöre uzak olan modül için de aktarıcı görevi yapıyor. Dolayısıyla mesafe sorunu bu şekilde giderilmiş oluyor. Sağlık konusu ise günümüz dünyasında gerçekten haklı bir endişe. Ama şunu kabul etmemiz gerekiyor ki cep telefonları artık hayatımızda büyük yer kaplıyor. Ancak bir cep telefonunun elektromanyetik yayımı bir Z-wave modülünün 200 katı. Üstelik de cep telefonu bunu sürekli yaparken Z-wave uyuyup uyanma mantığıyla çalışıyor. Yani ihtiyaç olduğunda çalışıyor ve sonra uyku moduna geçiyor. Bir cep telefonu sürekli yakınımızdadır ama modüller yakınımızda değildir. Yani bir cep telefonuyla karşılaştırdığımızda sağlık açısından çok büyük bir fark görebiliyoruz.

Akıllı ev ve akıllı ofis sistemlerinin birbirinden farkı nedir?
▶ Hiçbir farkı yok. Kullanılan ürünler, yapılan iş ve amaçlar aynı. Sadece akıllı ev daha yaygın bir kavram olduğu için daha çok bahsi geçiyor. Akıllı mekan tabiri daha doğru aslında. Ofisin ihtiyaçları ve evin ihtiyaçlarına göre senaryolar farklı olabilir tabi. Aynı zamanda uzaktan kumandayla kontrol edilebilen her şey akıllı ev-ofis sistemlerimize dahildir. Dolayısıyla ben telefon ya da I- Pad’deki Fibaro’nun aplikasyonundan ofisteki ya da evdeki aydınlatma, pencere, panjur vs. her şeyi kontrol edebildiğim gibi klimayı, televizyonu vs. açıp kapatabiliyorum. Yani evdeki-ofisteki kumanda ile çalışan tüm elektronik cihazlarla da haberleşebiliyorum.
Akıllı ev-ofis sistemlerine ilgi nasıl? Siz pazara girdiğinizden beri ilgide bir yükseliş var mı?
▶ Evet, var. Açıkçası beklediğimizden daha yavaş ama emin adımlarla yükselen bir ilgi var. Biz 2012 yılı ortasında Türkiye’de pazara girdik. Fuarlarda, konferanslarda, çeşitli yerlerde tanıtmaya başladık, birçok aktivite yaptık ve her organizasyonda ilginin biraz daha arttığını çok net gördük. 2012 Mayıs ayında Türkiye’deki ilk akıllı ev teknolojileri konferansı yapıldı. Bu, ilginin arttığının bir göstergesidir. Geçtiğimiz seçim dönemi iş piyasasını genel olarak yavaşlatmasına rağmen inşaat sektöründen bize gelen isteklerde artış görüyoruz. Geçen sene İstanbul’daki müteahhitlerde bu sistemlere ihtiyacın olmadığı görüşü hakimken şimdi bu isteklerde artış söz konusu. Son kullanıcılardaki bilinç de yavaş yavaş artıyor. Yaptığımız organizasyonlar sayesinde insanlar daha fazla haberdar olacak tabi. 2014 yılının akıllı ev-ofis konusunda piyasanın ciddi büyüdüğü bir yıl olacağını düşünüyorum.
Neden?
▶ Birincisi global trend bu yönde. Dünyanın her tarafında büyük bir artış var. İnternet kullanımı sayesinde insanların her şeyden çok hızlı haberi oluyor. Bilgi yaygınlaşıyor. Yakında akıllı ev kavramından uzak birey kalmamış olacak. Kavram yerine oturduktan sonra da son kullanıcılar akıllı evin alınabilir, kullanılabilir olduğunun farkına varacaklar. İkincisi ise inşaat firmaları işleri iyiyse bile projelerini akıllı ev-ofis olarak tasarladıklarında bunu pazarlamalarının bir parçası yapıp, projelerinin değerine katkı yapacak bir şey olarak görüyorlar. Ya da tam tersine satmakta zorlanıyorlarsa da bu pazarlamanın etkili olabileceğini düşünebiliyorlar. Bizim sistem sonradan kurulabildiği için bunu tercih ediyorlar. Baştan akıllı ev olarak tasarlanmamış bir daireyi çok hızlı bir şekilde akıllı eve dönüştürebiliyoruz. Yurtdışında bunun çok örneği var. İstanbul’da proje lokasyondan dolayı önce satılıp sonra yapıldığı için, bazı projeler buna ihtiyaç duymuyor. Ama yurtdışında çoğu yerde inşaat projeleri bitmiş bir şekilde kullanıcıya sunuluyor. Bir buçuk sene önce Fibaro’nun kendi merkezi olan Polonya’da, inşaat sektörünün resesyona uğradığı bir dönemde, uzun zaman boyunca satılamayan, sonradan Fibaro sistemi kurulup, reklamı o şekilde yapılan evler bir ay içinde satılıp, bitiriliyor. Bu bakımdan inşaat sektörünün de, son kullanıcıların da ilgisinde artış var. Biz hala son kullanıcıya yönelik pazarlama yapmıyoruz. Yaptığımız çalışmalar genellikle profesyonel kullanıcılara yönelik. Bugün bir alışveriş merkezinde bir stand açıp son kullanıcılara yönelik tanıtım yapsak çok başarılı olacağımızdan eminim.
Bu sistemin kullanıldığı, büyük projeler var mı?
Şu anda sözleşme imzalamak üzere olduğumuz birkaç büyük firma var. İsim vermek için henüz erken ama. Beylerbeyi sırtlarında 50 villalık çok prestijli bir projeye dahiliz. Bağdat Caddesi tarafında eski evlerin yıkılıp yeniden yapılması gündemde. Onunla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Sapanca’da yine 38 villalık bir proje var. İstanbul dışında dahil olduğumuz çok sayıda proje var. Şu anda birçok ilde, çok büyük adetli konut projelerinde, doğrudan veya bayilerimiz aracılığıyla işin içindeyiz. İstanbul dışından daha çok talep alıyoruz desek yanlış olmaz. Oradaki projeler birkaç yüz konutluk büyük projeler oluyor genelde. Fiyatı çok makul buluyorlar. İstanbul’daki duruma benzer olarak inşaat aşamasında değil de sonradan bu sistemi kullanmaya karar veriyorlar. İstanbul dışındaki illerdeki bu yoğun talebin etkisiyle İstanbul’da da talebe yönelik durum değişecektir diye düşünüyorum. Uzaktan kumandalı televizyonların yeni çıktığı dönemde bunun gereksiz olduğunu düşünüyordu insanlar. Şimdi kumandasız televizyon düşünemiyoruz. Bizim sistemlerimizi de insanlar sadece konfor, lüks olarak görüyorlar ilk başta. Ama bunun da standart haline geldiği, artık insanların onsuz yapamayacağı zamanlar gelecek.
İnsanlar genellikle para harcamamak için bir şeye lüks derler. Ama tasarruf yapmak eğer önemliyse, örneğin doğalgazda bizim ürünlerimiz yüzde 45- 50 tasarruf yapıyor. Bu, akıllı eve yapılan yatırımın büyük bir kısmını geri almak anlamına geliyor. Bir su baskınının, yangının maliyetini düşündüğümüzde bu sistem bir lüks olmaktan çıkıyor. Ya da hırsızlık durumunda, bildiğimiz konvansiyonel güvenlik sistemlerinden daha etkilidir akıllı ev sistemleri. Kameralı ve kayıt sistemli konvansiyonel güvenlik sistemlerinde, bir tehlike anında önce alarm çalar, kamera görüntüyü alır. Ama gece görüntülerinde çok etkili olamaz, hırsız kamerayı gördüğünde gidip kırabilir, belleğini boşaltabilir. Polis geldiğinde olan olmuş, hırsız çoktan gitmiştir. Buna biz “pasif güvenlik sistemi” diyoruz. Oysa akıllı ev sistemi olan bir yerde sensör, hareketi algıladığı anda önce ışıkları yakar, ışık caydırıcı bir etki yapar. Ama yine de eylem devam ediyorsa ışıklı ortamda kamera net bir şekilde görüntü alır, fotoğraf çekip hırsızın görüntüsünü e-mail ile gönderir. Artık kamera kırılsa dahi işe yaramaz. Tabi bütün güvenlik sistemlerinin yapabilecekleri sınırlıdır. Sisteme ne kadar çok şey dahil ederseniz o oranda yapabileceklerinizin sınırı artıyor.

Yaşlı, hasta veya engelli vatandaşlar için kolaylık sunan sistemleriniz var mı?
▶ Bir anahtar sistemimiz var. Sadece cep telefonu değil, o anahtar düğmesine bastığınızda da istediğiniz görevi yerine getirmesini sağlayabiliyorsunuz. Kuracağınız senaryoya bağlı. Bizim sistemimizde cep telefonundan her şey kontrol edilebildiği için, yaşlı ya da hasta bir kimse acil bir durum olduğunda o anahtar düğmeye bastığında alarm çalmasını, tanıdıklarının cep telefonuna mesaj gitmesini sağlayabilir. Bunun dışında uzaktan sağlık izleme özelliği de var. Hastanın vücuduna yerleştireceğimiz sensörlerle doktora gitmeden kalp atışı, tansiyon vs. ölçülüp, sisteme aktarılıp doktor tarafından izlenebilir hale gelebilir. Yakında Z-wave iyice geliştiğinde artık bir düğmeye basmaya bile gerek olmayacak diye tahmin ediyorum. İleride televizyonlar, buzdolapları da Z-wave olarak çıkacak. Bunların çalışması yapılıyor şu an.

Eklemek, belirtmek istediğiniz bir konu var mı?
▶ Fibaro Mayıs ayında sonuçlanacak European Business Awards’da finale kaldı. Polonyalı bir firma olarak Avrupa’nın en iyi firmaları arasına girdi. Ürünlerimiz Amerika pazarında da satışa sunulmuş durumda. 2013, akıllı ev sektöründe, dünya genelinde Fibaro’nun yılı oldu. Biz de Türkiye’de kendi üzerimize düşenleri yaptık. Bir sene içerisinde yaklaşık yüzde 70 büyüme kaydettik. Bu şekilde de gidecek gibi duruyor. Çünkü çok doğru ve beğeni gören bir ürün gamı. Bunların dışında Fibaro Türkiye olarak Ortadoğu’ya açıldık. Çeşitli partnerler aracılığıyla Ortadoğu’ya satışlar yapıyoruz. Bu birkaç aydır devam eden bir faaliyet. Arabistan, Katar ve Erbil’den düzenli olarak talep geliyor. Ortadoğu’da tabi bayağı ciddi bir pazar var. Bir yandan Türki Cumhuriyetlerle alışverişimiz de devam ediyor.