Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Çok katlı yapılar kalıp teknolojisiyle yükseliyor

Sektörünüz hakkında biraz bilgi sahibi olanlar, projelerde gördükleri Doka sarısını hemen tanıyabiliyorlar. Doka markasını dünyanın dört bir yanında görmek mümkün. Bu projelerden bahseder misiniz?
[kutusol=4238]▶ Doka’nın sarı rengi, sizin de gördüğünüz ahşap kirişlerin doğal renginden kaynaklanıyor. Herhangi bir boya yüzünden değil. Bu ahşap kirişlerin üretildiği ağaçlar Avusturya’da yetişiyor. Biz ve birkaç üreticinin kirişleri bu ağaçtan üretildiği için sarı renkli. İlk biz ürettiğimiz için öyle kalmış. Zaman içerisinde de Doka markası ile özdeşleşmiş.

Avusturya merkezli Doka, 1 milyar avroluk bir şirket. Türkiye’ye gelmeleri 1998 yılında bir temsilcilik ofisi ile olmuş. 2008’de de tesis ve ofisi kurulmuş ve o tarihten itibaren de büyümeye devam etmiş. Dünya çapında Doka’nın bünyesinde yaklaşık olarak 5 bin kişi çalışıyor. Türkiye ofisi olarak, Türkiye ve çevre ülkelerden sorumluyuz. Azerbaycan, Türkmenistan, İran ve Irak bize bağlı çalışıyor. Bazılarında temsilcilikler, bazılarında şirketler var. Biz Doka Türkiye olarak o bölgelerin yönetiminden sorumluyuz.

Şu anda devam eden projelerimiz arasında, Point Bornova, Mistral İzmir, Maslak 1453, Torunlar, Skyland, Çiftçi Tower, İzmit Körfez Geçiş Köprüsü projelerini sayabilirim. Devam eden çok projemiz var, anlaşmalarını yaptığımız ancak henüz başlamadıklarımız da var. Sayının daha da artmasını planlıyoruz.

Dünyada kaç ülkede Doka’nın birimleri var?
▶ Dünyada 80’in üzerinde ülkede varız. İnşaat faaliyetlerinin sürdüğü ve Doka’nın olmadığı pek bir ülke yok.

Hangi yapı tipleri için çözüm üretebiliyorsunuz?
▶ Tüm yapı tipleri için çözüm sunabiliyoruz. Aslında şirketin faaliyete başlaması, Avusturya’daki köprü ve barajla olmuş. Avusturya hidroelektrik barajlar konusunda dünyanın en önemli üreticilerinden biri. Orada inşaat sektörünün gelişmesi hidroelektrik santrallerinin yapımı ile olmuş, Doka’nın da kalıp üretmeye başlaması, hidroelektrik kalıpları, baraj kalıpları üretmesi ile başlamış. İlk işlerimiz barajlar. Barajları köprüler, tüneller takip etmiş sonra tek katlı ve az katlı yapılar… Son dönemde de çok katlı yapılar için çözümler üretiyoruz.

Çok katlı yapıların gelişmesi kalıp sektörünü de tamamen değiştirdi. Arsaların metrekare fiyatlarının artması daha yüksek yapı ihtiyacını ortaya çıkardı. Daha yüksek yapıların yapılabilmesi için kalıpların yeteneklerinin de bu yönde olması gerekiyordu. Eğer kalıp teknolojisi bu denli gelişkin ve uygun çözüm sunabilen bir yapıda olmasaydı çok katlı yapılar hayata geçemeyecekti. Dikey yapılaşmadaki gelişimin tetikleyicisi kalıp sektörü oldu. Doka bu gelişimin öncülerinden olarak inşaatın her alanında çözüm üretebilen bir firma.
Teknik olarak bina üretimi ile köprü üretimi arasında bir fark var mı?
▶ Teknik olarak ikisinin arasında hiçbir fark yok. Sadece köprülerde, yapıma bir taraftan başlayıp diğer tarafa doğru yatay olarak ilerliyorsunuz, çok katlı binalarda düşey olarak ilerliyorsunuz.

Teknoloji olarak yukarıya doğru yükselenler de, ileri doğru kayanlar da Türkçe tabiriyle “kayar kalıp” dediğimiz sistemle mümkün olabiliyor. Her ikisi de benzer teknolojileri kullanıyorlar. Her ikisinde de bir kalıp var ve bu kalıp yukarıya doğru ya da yatay olarak hareket ediyor.

Farklı yapı tiplerindeki çalışmalarda yer almaları için çalışanlarınızı kendi bünyenizde yetiştiriyor, bir çeşit uzmanlık ekipleri oluşturuyor musunuz? Böyle bir çalışmaya gerek var mı?
Bu çalışmaya kesinlikle gerek var. Şirketin bütün yapılanması zaten diğer firmalardan farklı. Uzmanlık alanlarına göre ayrılan birimlerimiz var. Bir ekip enerji alanında uzmanlaşmışken, diğer ekip çok katlı yapılar alanında, bir diğeri köprüler alanına odaklanmış durumda. Bu uzmanlık merkezleri, belli bir iş alanında hem yeni ürün geliştirme hem de teknolojiye ve sektöre öncülük etme yoluyla faaliyet gösteriyorlar. Şirketin yapılanması sektörel bazda mühendislik ekiplerine dayanıyor.

Yeni ürün geliştirme deyince işin içine AR-GE giriyor. Türkiye’de bir AR-GE ekibiniz var mı?
▶ Türkiye’de böyle bir ekibimiz yok. AR-GE çalışmalarının hepsi Avusturya’da yapılıyor. Türkiye’den öneri şeklinde katkılarımız olabiliyor. AR-GE için biz burada data topluyoruz. Fikirlerimizi iletiyoruz ama geliştirmek Avusturya’nın işi. Müşteri neye ihtiyaç duyuyor, inşaat tekniklerini kullanıyor bunu sürekli olarak yurt dışına bildiriyoruz. Türk tüketicisinin de ihtiyaçlarına uygun ürün geliştirmesi için katkıda bulunuyoruz. Bunun bir örneğini yaşadık. Türkiye’de çeşitli projelerde gördüğünüz koruma perdesinin tüm dünyada kullanımı 2 buçuk katlı. Bu koruma perdesi inşaatın devam ettiği katlarda kullanılır. Ancak Türkiye’de bizim müşterilerimiz bu perdenin 3 buçuk kat olmasını istedi. Çünkü Türkiye’de inşaat tek bir alanda değil, dağınık birçok alanda yani 3 buçuk katlık bir hacimde devam ediyor. Haziran ayında 2 buçuk kat standardını 3 buçuk kat olarak değiştirdik. Artık tüm dünyada Doka bu şekilde çalışıyor ve Türkiye’de bu hizmeti sadece Doka verebiliyor.

İş güvenliği konusu 2014’te Türkiye’nin gündemi oldukça meşgul oldu. Bu konu hala bu kadar gelişememiş bir konu mu? Doka’nın iş güvenliği ile ilgili çözüm önerileri nedir?
▶ İş güvenliği gündemimizde şimdi var. Ben 1996 yılında mezun olduğumda da vardı.
Bundan bir 10 sene sonra da hala gündemimizde olacak diye düşünüyorum. Bu düşüncemin ardında denetim mekanizmasının düzgün çalışamaması var.
Türkiye’de denetleme mekanizması inşaatlarda çalışmıyor. Çalışmadığı sürece de siz ne kadar standartları geliştirirseniz geliştirin, ne kadar iyi ve kaliteli iş güvenliğini artıran ürün üretirseniz üretin, denetleyen kurum görevini yerine getiremediği için maalesef bu kazalar yaşanıyor.

Denetleme mekanizmasındaki sorumluluk devletindir. Devletin burada denetleme fonksiyonlarını çalışır hale getirmesi gerekir. Aksi takdirde sadece inşaatı ve yatırımı yapanın vicdanı ile sınırlı kalıyorsunuz. İnşaatı yapan ve yatırımı yapan güvenlik önlemlerinin tam ve eksiksiz alınması için gerekirse işin yavaşlatılması için izin veriyorsa şantiyesine, o şantiyeler dört dörtlük çalışabiliyor. Ancak işin başındaki proje müellifi ve yatırımcı işin hızlı bitirilmesi adına her şeyi göz ardı edebiliyorsa -ki şu andaki durum bu- insanların vicdanına ve şansa kalıyorsunuz. Kadere ve kısmet diyorsunuz çünkü tedbir almamış oluyorsunuz.

İş kazaları yüzde 100 önlenemez ama gerçekleşme olasılığı çok azaltılabilir. Bizim yaşadığımız iş kazası oranı, dünyada Rusya’da bile yaşanmayan derecede yüksek. Kazakistan’da da çalıştım. Orada dahi bu kadar çok iş kazası yaşanmıyor. Çünkü orada bizden daha iyi denetleme fonksiyonları var.

İş güvenliği ile ilgili bu sene çok faaliyet gösterdik. Hem basında yer aldık hem şantiyelere bunu anlattık. Doka Türkiye’nin büyümesinde de iş güvenliği konusunun büyük etkisi oldu. Geçen sene piyasaya sürdüğümüz koruma perdesi sistemimiz çok ilgi gördü. Binayı çepeçevre saran ve binayla beraber yükselen bir perde bu perde sayesinde çok katlı yapıların şantiyesinde çok ciddi bir iş güvenliği sağlanabiliyor. İş güvenliğine talep arttıkça bize de talebin arttığını gözlemliyoruz.

Bu ürünü ilk kez Türkiye pazarına sunduğumuzda çok kalburüstü firmalar bunu kabullenmişlerdi. Şimdi ise öyle değil. Şu anda aldığımız talepler orta ve ortanın altında firmalardan dahi gelebiliyor. Burada elbette medyaya çok büyük bir görev düşüyor. Bizim tek başımıza bir üretici olarak iş güvenliğini artırma yönünde söyleyeceklerimiz bir etki ederken medyanınki on etki ediyor.


Ürünleriniz ile ilgili çalışanlarınıza eğitim veriyor musunuz? Herhangi bir sertifika ile yetkilendiriyor musunuz? Denetimini nasıl sağlıyorsunuz?
▶ Ürünlerimizle ilgili eğitimleri kendi ekibimize biz kendi içimizde çok sıkı denetleyerek veriyoruz. Hepsinin iş güvenliği eğitimleri var. İş güvenliği ile ilgili özel sigortaları var. Bu sigorta Türkiye’de yapılmamış kapsamda. Yılda iki kere periyodik olarak iş güvenliği eğitimi alıyorlar. Sahadaki süpervizör ekibine de süpervizörlük sertifikası veriyoruz. Avusturya’dan uzman geliyor, vereceği sertifika ile ilgili eğitim veriyor ardından da küçük bir sınav yapıyor. Bu sınavda başarılı olanlar, “Doka’nın ürünlerini sahada kullanmaya yetkili süpervizör” şeklinde sertifikalandırılıyor. Bu kendi ekibimiz olduğu için denetleme kısmı Avusturya merkez tarafından gerçekleştiriliyor.
Kartvizitlerimizin arkasında da yazan bir şirket mottomuz var o da “önce güvenlik”. Bu slogan 20 yıl önceden de vardı. Bazı firmalar kuruluş aşamasından itibaren bazı temel değerlere dayalı olarak kuruluyorlar. Kimileri ekonomik ürün üretmede iddialı olabiliyor. Bizim iddiamız, ekonomik ürün olmadı. Doka kurulduğu günden beri en hızlı çözüm üretme ve en yüksek derecede iş güvenliği sağlama konularında iddialı.

Üniversitelerle çalışmalarınız var mı?
▶ Bu alanda çalışmalarımız var. Şu anda İstanbul Teknik Üniversitesi ile ortak proje geliştiriyoruz. Türkiye’deki üniversitelerde kalıpla ilgili herhangi bir ders yok, sadece İTÜ’de yüksek lisansta kalıp dersi var. Mezun oluyoruz ama kalıpla ilgili hiçbir şey bilmiyoruz. Bu konuda sıfır bilgi ile mezun olduk, şu anda mezun olanlar da öyle.
Bu şantiyeye gittiğinde kalıbı bilmeyen insanın adaptasyonunu zorlaştırıyor ve bazı şeyleri bilmeden yapmasına sebep oluyor ve iş güvenliği konusunda hiçbir şey yapamıyor. Kalıbı bilmeyen bir insanın iş güvenliği konusunda talepte bulunmasını da bekleyemezsiniz. İTÜ’de yaptığımız çalışmada öğrencileri daha okurken güvenlikli bir kalıp konusunda bilgilendirmek, mezun olduklarında da bir ek eğitimle sertifikalandırmak gibi bir amacımız var. Nasıl çelik, beton alanlarında ders veriliyorsa inşaatın üçüncü temel malzemesi olan kalıbın da eğitimi verilmeli.

Peki sonrasında bu eğitimlerin size bir faydası olacak mı?
▶ Bu eğitimler sonrası kalıp teknolojisinden anlayanların olması, doğru kalıp tasarımı ve kullanımı açısından bir fayda oluşturabilir. Bir de bunun ekonomik bir değeri var. Bu bilincin ekonomiye de bir katma değer sağlayacağını düşünüyoruz. Doğru kalıp tasarımının belki de şantiyede daha az beton kullanımı ve daha az demir kullanımıyla Türkiye ekonomisine geri döneceğini düşünüyorum. Bu eğitimi almış bir yeni mezunu açıkçası ben işe alırken tercih ederdim. Üniversite çalışmalarını geleceğe yatırım olarak görüyoruz.

Global bir markanın Türkiye birimi olmak, hangi avantajları sağlıyor?
▶ En büyük avantaj know-how. Biz genç bir organizasyonuz ama elimizdeki bilgi birikimi, tasarım ve ürün yeteneklerimiz 10 yılda elde edilecek gibi değil. Onlarca yıl elde edilmiş çok önemli bir bilgi birikimini kullanarak bu işi yapabiliyoruz. Bu anlamda bizim en büyük avantajımız aslında bu.
Biz burada bir sorunla karşılaştığımızda merkeze danışıyoruz çünkü bir şekilde bu sorun zaten dünyanın herhangi bir yerinde önceden çözülmüş oluyor ve çözüm yolunu bize anında sunabiliyorlar. Uzmanlık birimlerinde yetişmiş çok değerli kadrolar var. Tek başımıza bünyemizde baraj için ayrı uzman, köprü için ayrı uzman istihdam etme şansımız yok. Ancak Avusturya merkezdeki ekipler ilgili ülkelere destek veriyorlar.  

Gelecek dönem hedefleriniz neler?
▶ Sayısal hedeflerden önce, Türkiye’de kalıbın bir güvenlik ve hız unsuru olduğunun bilinmesi için çalışıyoruz. En büyük hedefimiz bu. Bunun şirketimize hepimizin kurulma amacı olan daha çok kar etme olarak yansıyacağını biliyoruz. Nümerik hedefler daha sonra geliyor. Stratejinizi insanlara doğru aktarırsanız sayısal sonuçlara ulaşıldığını gördüm. Dolayısıyla benim için öncelikli olan bir strateji saptanması ve bu stratejiye uygun çalışılması.  İnşaat sektöründe hız, kalıbın hızı ile orantılı. Bunun öneminin anlaşılması önemli. Nümerik olarak Doka Türkiye’nin güçlü, çift haneli büyüme göstereceğini düşünüyoruz. Bölgesel olarak dünyanın çeşitli coğrafyalarında farklı büyümeler oluşacaktır. Rusya’daki küçülme Türk müteahhitleri Afrika ülkelerine yönlendirecektir. Türk müteahhitleri dünyanın farklı yerlerinde farklı işler yaratacaktır. Kafkaslar ve özellikle Orta Asya Cumhuriyetleri’nde, Azerbaycan’da yüzde 30’un üzerinde büyüme olacaktır. Kazakistan’ın büyümesi yüzde 15’ler civarında olacaktır. Türkiye inşaat sektörü toplamda yüzde 5 ile 7 arasında büyür, Doka Türkiye olarak biz de güçlü, çift haneli büyüme yaparız. Şu anda bulunduğumuz bölgesel konumumuzu devam ettirmeye çalışıyoruz.