Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Sağlam adımlarla büyümeyi sürdürüyor: Nimeçatı

Ürünlerinizden ve uygulama alanlarından bahseder misiniz? Hangi alanlarda çözümler üretiyorsunuz?
[kutusol=4283]Selçuk AKTEPE: Nimeçatı’nın kökleri 1992 yılına dayanıyor. Şirketin kurucu ortaklarından İlhan Bey, uygulama işleri yaparak sektöre girdi. 1998 yılında ise Nimeçatı kurumsal kimliğine ve markasına kavuştu. Yaklaşık 5-6 yıl hem uygulama hem de satış konularında devam ettik. 2004-2005 yıllarında baktık ki Nimeçatı, artık satış, pazarlamada çok aktif bir yönde ilerliyor.
Hatta bazı projelerde iş ortaklarımız / alt bayilerimizle karşı karşıya gelme durumunda kaldığımızı fark ettik. Bunun üzerine uygulama ve satış işlerini birbirinden ayırdık. Uygulama şirketimiz olan Ondutek’te amacımız, sattığımız ürünlerin performansını sahada birebir deneyimlemek, müşteri taleplerini ve önerilerini almak. Burada büyük projelerin uygulama işlerini almak yönünde bir kaygı taşımıyoruz. Daha ziyade Nimeçatı’nın ürünlerini alan müşterilere uygulama desteği veriyoruz.
Nimeçatı, yoluna Onduline Avrasya ile başladı. Onduline Avrasya, geçen yıllar içerisinde ticari bağların yanında gönül bağı da kurduğumuz bir firma haline geldi. Ancak ürün ve marka portföyümüz sadece onlarla sınırlandırılmış değil. Nimeçatı, çatı ve yalıtıma dair her şeyin ortak noktası. Konusunda uzmanlaşmış yalıtım ve çatı markaları; Onduline Avrasya, Atermit, Ode, Mardav, Köster, Fibrosan, Technowool, Velux ve OSB Nimeçatı uzmanlığıyla sunuluyor.
Türkiye’nin 2015 perspektifinde yalıtımın yeri nedir? Nimeçatı kendini nasıl konumlandırıyor?
Yalıtım sektörü, inşaat sektörü ile birebir ilintili. Fakat tecrübelerim şunu gösteriyor ki yalıtım sektörü bir tarafıyla hep inşaat sektörünün bir parça önünde gitti. Yeni yapılarda yalıtım ürünleri olmazsa olmaz durumda ama çok ciddi şekilde de eski yapılarımız var. Bu eski yapıların hemen hemen çok büyük bir bölümü yalıtımsız. Dolayısıyla biz inşaat sektörünün büyümesine paralel büyürken eski yapıların yenilenmesinde de yer alarak büyüyoruz. Ekonomi yüzde 3 büyürse inşaat sektörü 5 büyüyor, inşaat sektörü 5 büyürse yalıtım sektörü 7-8 büyüyor.
Yalıtım sektörü ekonomiyle çok iç içe ama genelin üzerinde. Bir yandan sektörde çok büyük sıkıntılarımız da var. İstenilen ve beklenen seviyede ürün kalitesinin olmaması ciddi bir sorun. Sadece merdiven altı firmaların değil, büyük firmaların da benzer şekilde kalitesiz ürünlerle piyasada olduğunu görebiliyoruz. Özellikle su yalıtımı konusunda bazı sıkıntılar olduğunu söyleyebilirim. Bazı ürünlerin hem işçilik olarak bizi yorduğunu hem de istenilen performansı sağlamadığını görüyoruz. Ürünleri sadece laboratuarda test etmenize gerek yok. Saha performansı da ürünlerin kalitesini ispatlıyor. Örneğin, İstanbul ılıman bir iklim kuşağında, çok nadiren eksi derecelere düşen hava sıcaklıkları var.
Bu şartlar, +5 derecesine uygun olan ürünleri rahatça kullanabileceğimiz anlamına geliyor. +5 derecede kullanılabilen bir ürünün +5 derecede kırıldığını görüyoruz. Komik gibi gelse de sahada o denli sıkıntı yaratan bir durum.

Ondutek uygulamada karşılaşılan benzer sıkıntılara çözüm olmak için mi kuruldu?
Bir ürünü satmadan önce Ondutek tarafından ürünü denemelerini istiyoruz. Ürünün gerçekten beyan edilen kalitede olup olmadığını araştırıyoruz. Nimeçatı öyle bir noktada ki, kalitesiz bir ürünü satıp dönüp gitme lüksü yok. Ondutek, böyle bir gereklilik üzerine kuruldu.
Müşterilerinize markadan bağımsız garanti veriyor musunuz?
Uygulamayı eğer biz yapıyorsak markadan bağımsız olarak 5 yıl garanti veriyoruz. Ancak bu iş öyle bir noktada ki, yazılı ya da sözlü olarak hangi garantiyi verirseniz verin problem olduğu anda insanlar size ulaşıyor ve mesleki ilkeler gereği sizin ona bir çözüm üretmeniz gerekiyor. Sektöre ilk başladığım 1998 yılında yaptığımız işlerden bile hala arayanlar var. Aradan geçen 17 senede istikrarlı çalışma şeklimiz ve iş disiplinimiz yeniden tercih edilmemize neden oluyor.

Doğma-büyüme Zeytinburnu’ndayız. Nimeçatı da yine burada kuruldu. Herhalde herhangi birine bizi sorsalar, hiç zorlanmadan bulurlar. Her ne kadar bu işi para için yapıyor olsak da bir yandan da manevi tatmin elde etmemiz önemli. Sunduğumuz hizmetin kalitesini artırmak, müşterilerimizin önerilerine kulak vererek mümkün oluyor. Her türlü övgü ve yergi, bizim işimizi bir basamak yukarı taşımak için yardımcımız oluyor. Olumlu sonuçlar elde ettiğimizi görüyorum. İşte bu da bu işin manevi kazancı.

Kentsel dönüşüm çalışmalarının sektörünüze olan katkısını bir önceki senenin aynı dönemiyle kıyaslayarak değerlendirir misiniz?
Kentsel dönüşümün faydalarının başında daha güvenli yaşam koşullarını oluşturmak geliyor. Ardından gelen faydası ise yaşam koşullarını iyileştirmesi ve konfor sağlaması. Bu noktada da yalıtım önemli bir pay alıyor. Geçen yıl, mevsim koşulları özellikle Ocak ve Şubat aylarında ortalamanın üzerinde seyretti. Bu sene ise daha çetin kış şartları yaşadık. Yılın ilk yarısının -özellikle Nisan ve Mayıs aylarının- geçen seneden çok daha iyi olacağını öngörüyorum. Tahminim bu artışın yüzde 5-10 oranında gerçekleşeceği yönünde.

Kentsel dönüşüm çalışmaları İstanbul’un çeşitli ilçelerinde farklı etaplarda ama iyi gidiyor. Nimeçatı’nın Zeytinburnu, İkitelli ve Çorlu’da olmak üzere 3 tane şubesi var. Biz, kentsel dönüşümden olumlu etkilenen firmalardan biriyiz. Zeytinburnu bölgesinin kentsel dönüşüm çalışmaları açısından önemli bir bölge olması ve burada yerleşik bir firma olmamız bizi kentsel dönüşümde öne çıkaran hususlar. Çorlu ve İkitelli şubeleri de benzer koşullarda. Nimeçatı’nın kentsel dönüşümden olumlu yönde etkilendiğini söyleyebilirim.

Sektörünüzü gelişime açık bir sektör olarak tanımlıyor musunuz? Dünya pazarında Türkiye’nin daha üst sıralarda yer alması için hangi faaliyetler düzenlenebilir?
Sektör kesinlikle gelişime açık. Bu konuda Türkiye’nin daha kat edeceği çok yol olduğunu söylemek yanlış olmaz. Fakat yalıtım sektörü içinde yüzde 18 KDV oranı sorunu var. Hükümet tarafından açıklanan tasarruf tedbirleri içerisinde yalıtım en büyük payı alıyor.
Yalıtım sektörü, enerji maliyetlerini azaltacak, döviz çıkışını engelleyecek bir kalem olarak en azından KDV konusunda bir destek hak ediyor.

Yalıtım sektörünün rahatlaması için sizce bu KDV oranı hangi noktalara çekilmeli?
Bu oranın belki yüzde 8’e, gıdaya uygulanan oranlara inmesi sektöre canlanma getirir diye düşünüyorum. Bugün birçok gelişmiş ülkede, yalıtım yapılan binalara teşvikler uygulanıyor. Yalıtımını tamamlayan binalar belediyelerden destek alıyor. Burada da benzer teşviklerin planlanması, KDV oranının düşürülmesi sektörü pozitif yönde etkileyecektir.

Dünyada yalıtım sektöründe Türkiye için yeni fırsatlar var mı?
Türkiye bugün kendini yalıtım sektöründe ispatlayan firmalar arasına girmiş durumda. Üreticilerimiz dünya standartlarında üretim yapabiliyorlar. Belki gelişkin Avrupa ülkeleri değil ama Afrika bölgesi Türkiye yalıtımcıları için iyi bir pazar. Hâlihazırda o pazarlardayız ama payımızı artırabilir, o bölgelerde liderliğe oynayabiliriz.

Yurt dışına açılmayı düşünüyor musunuz?
Yurt dışına açılmak gibi bir planımız yakın bir tarih için yok. Ancak başta İstanbul olmak üzere Marmara bölgesinde çeşitli şubeler ve hizmet noktaları açmayı düşünüyoruz. Ağırlıklı olarak Avrupa Yakası’ndayız. Belki kısa dönemde Anadolu Yakası’nda bir şube açabiliriz. Direkt ihracatımız olmamakla beraber, yurt dışında projeler üreten birçok müteahhitlik firmalarına ürün tedarik ediyoruz. Çatı kaplama, su yalıtımı ve ısı yalıtımı bağlamında dolaylı yoldan biz de ihracat yapıyoruz.

Bayi yapılanmanızdan bahseder misiniz? Alt bayileriniz için hangi iletişim faaliyetlerini düzenliyorsunuz?
Nimeçatı’nın hem gelenekselci hem de yenilikçi tarafı var. Bizce önce sektörün alışagelmiş faaliyetlerini yapacaksınız, henüz yapmadıysanız da yapmaya başlayacaksınız. Ancak bir taraftan da yeni bir takım faaliyetler de yapmak gerekiyor. Bu bağlamda Nimeçatı, 10. yılında başladığı bayi seyahati programını her sene yeniliyor. Herhalde bir bayinin bayi seyahati düzenlediği ilk firmalardan biri Nimeçatı. Hatta bunu öyle bir noktaya getirdik ki bu yıl itibariyle 8. sini yapar hale geldik. Bu geziler Nimeçatı’nıngeleneksel tarafı.

Bunun yanı sıra, sosyal mecralarda da olmaya çalışıyoruz. Bu yıl itibariyle sektörde iddialı bir projeye başladık. Zannederim önümüzdeki ay onu da faaliyete geçireceğiz. Bazıları inşaat malzemesi satıcısı, bazısı Nimeçatı’nın küçük bir versiyonu, bazıları kereste satıcısı olan yaklaşık 150 iş ortağımıza ürün portföyümüzün tamamını müşterilerine tanıtabilecekleri bir platform hazırlıyoruz.
Burada amacımız iş ortaklarımızın müşterilerinin, ürünlerimizi almak için iş ortaklarımızla çalışmalarını sağlamak. Müşteriler, Nimeçatı stantları ile Nimeçatı’nın tüm ürün yelpazesine dair ayrıntılı bilgileri elde edebilecekler.

Bir bayinin alt bayilerine dair böyle çalışmalar yaptığı sektörde pek de alışagelmiş bir uygulama olmasa da biz bu şekilde çalışmayı, kazandığımızı bu sektöre yatırmaya çalışıyoruz. Kazandığımızı bu sektöre yatırdıkça hem bizim hem sektörümüzün kazanacağına inanıyoruz.

Çevre dostu ürünlerinizin alt bayileriniz tarafından kullanımını artırmak için bilinçlendirme çalışmaları yapıyor musunuz?
Nimeçatı olarak son 10 yıldır çevreyi geliştirecek ürünlerle ilgili çalışıyoruz. Bu bizim daha çok uygulama şirketimizin ağırlıklı olarak yaptığı bir iş. Bununla beraber yeşil çatı uygulamalarında iyi bir yol kat ettiğimizi söyleyebilirim. Yeşil çatı uygulamalarındaki artış birebir bizim takibimizle, anlatmamızla, ikna etmemizle olabiliyor. Önümüzdeki dönemde bu işe artık iş ortaklarımızı da davet edeceğiz. Çünkü İstanbul’da malum yapılaşmanın getirdiği bir yeşil alan sıkıntısı var. Otopark üstleri gibi atıl olan yerleri yeşil çatı olarak dönüştürüyoruz. Bugüne kadar yeşil çatı alanında 100 bin metrekarenin üzerinde işi kendimiz tamamladık ya da çözüm ortağı olduk. Önümüzdeki süreçte bu konuda iş ortaklarımızı da dahil edip daha da büyümek istiyoruz.
Bu konuda 10 yılda edindiğimiz bilgi ve tecrübeyi iş ortaklarımıza aktararak yeşil çatılar konusunda sektörde daha fazla büyümeyi hedefliyoruz.

Yeşil çatılar artık daha fazla ilgi görüyor mu? Yeşil çatı konusunda çalışmalar verdiğiniz 10 yıllık süreci değerlendirir misiniz?
100 bin metrekarenin belki 20-30’unu ilk 7-8 yıl içerisinde yaptıysak, kalan yüzde 70-80’inini son 2-3 yıl içerisinde yaptık. Özellikle 2011’den sonra artan bir noktada ve bu rakam giderek artıyor. O yüzden iş ortaklarımızı da bu konuya dahil etmek istiyoruz. Burada temelin oluşturulması çok iyiydi. Buradaki en büyük risk, bu işi yaptıran kişinin sorunla karşılaşması ve bu pazarın daha doğmadan ölmesiydi. Zannediyorum biz 10 yıl içerisinde hem tecrübe edindik hem de müşterilerimizi ikna edecek bilgiyi oluşturduk diye düşünüyorum. Bunu artık paylaşma zamanı geldi. Burada bir beklenti de özellikle belediyelerin teşvik edici çözümler sunması yönünde. Kentsel dönüşümde belki yeşil çatılar İstanbul’un yeşil alanlarını oluşturacaktır. Bu konuda biz üreticilerimize satış ve uygulama konusunda destek oluyoruz. Bu desteğe devam edeceğiz.

Somut bir hedefiniz var mı bu alanda?
10 yılda sıfırdan 100 bine getirebildiysek bu işi, 100 bin olmuş bir işin gelecek 10 yılda milyon metrekarelere ulaşması imkânsız değil. Uygulanabilir ve gerçekleştirilebilir bir hedef olarak görüyoruz.
Gelecek dönem hedefleriniz nelerdir? Yeni dönemde yeni alanlara yatırım yapacak mısınız?
Nimeçatı bugün 17. yılında ve sürekli işini geliştirmek için yatırım yapıyor. İlerleyen dönemde de yine yatırımlarımız devam edecek. Türkiye’de artık çalışma yaşının 60-65’lere geldiğiniz görüyoruz. Nimeçatı 40’lı yaş ortalamasında tecrübeli bir firma haline geldiyse bu ekibin daha 20 yıllık bir aktif çalışma süreci var demektir.  Gelecek 20 yıl için hedefimiz, mevcut çalışanlarımızın eğitimlerini ve şartlarını her yönüyle iyileştirmek, aşağıdan gelen genç çalışanlarımıza yeni imkânlar açmak, tecrübelenen ekibin bilgi birikimi ile genç ekibin enerjisini birleştirip geleceğe dönük olarak öncelikle insan kaynağımıza yatırım yapmak.

İş ortaklarlımıza mevcut yaptığımız hem eski hem yeni yatırımlara devam etmek, hedefe olarak gelecek 5 yıl için baktığımızda en azından Marmara Bölgesi’nin birkaç noktasında da şube ve hizmet noktası olarak varolabilmek hedefindeyiz. Orta ve uzun vadedeki hedefimizde belki ihracat bağlamında yakın coğrafyalarımıza da bazı hizmet noktaları oluşturmak diyebilirim. Özetle Nimeçatı, satış, pazarlama ve uygulama alanındaki uzmanlığını geleceğe taşımak istiyor. Bir üretim hedefimiz yok. Çünkü onu üretim konusunda uzman firmalara bırakmaktan yanayız. Satış pazarlama alanında da işini iyi bilen ve sektöre iyi hizmet eden firmalara da ihtiyaç var. Biz o tarafta yer almayı tercih ediyoruz.