Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

HAZIR BETON ve SU YALITIMI ÜRÜNLERİ YARI MAMÜLLERDİR, DOĞRU ŞEKİLDE UYGULANDIKTAN SONRA MAMUL HALİNE GELİRLER

Bir yapının kapısını, penceresini, musluğunu, çatısını değiştirebilirsiniz. Rengini beğenmediğiniz bir parkeyi kaldırıp yerine, farklı renkte bir parke döşetip, kullanabilirsiniz. Ancak konstruktif yapıyı, binayı ayakta tutan iskeleti, değiştiremezsiniz. İnşaatı tamamlanan bir betonarme yapının, ‘’betonunu eski haline getiremez, demirini çıkarıp yerine başka donatı ikame edemezsiniz’’. Bunu insanlarda rastlanan kemik erimesi hastalığına benzetebiliriz. Hastalık başladıktan sonra, insanlardaki kemiği, eski durumuna geri getiremezsiniz. Betonarme yapılarda oluşan demir donatının korozyonunu, insan kemiğine benzetebiliriz. Başlamış olan korozyonu durdurmak, etkisini yavaşlatmak mümkündür. Ancak korozyona uğramış, paslanmış, kesit kaybına uğramış bir demir donatıyı eski haline getiremeyiz.

[kutusol=5641] Gelişmiş ülkelerde, su yalıtımı betonu korumak amacıyla yapılırken, ülkemizde su yalıtımı yapıya suyun girmesini engellemek amacıyla uygulanmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, su yalıtım malzemelerinin çeşitliliği de artmıştır. İhtiyaçlara ve taleplere göre ultraviyoleye dayanıklı, bitki köklerine dayanıklı, içme suyu depolarına uygun( fayans gerektirmeyen) vb. birçok yapı kimyasalları üretilmektedir. Ancak, mutlaka inşaat sırasında drenaj yapılmalı, meyil betonu atılmalı, yalıtımın korunması için tüm tedbirler alınmalıdır. Ürünün, uygulama sırasında kürünü almasına zaman tanınmalıdır. Uygulama yapılacak yüzeyi temizlemeden, su giderlerini koymadan, betonda gerekli meyili ve drenajı yapmadan, sadece 2-3 mm kalınlıktaki su yalıtım malzemesini yapıya uygulayıp ‘’Su yalıtımı yaptık olmadı’’ diyemeyiz. Zayıf şap yerine beton (brüt beton veya 2 numarası azaltılmış beton) dökülmesi her zaman daha sağlıklı olur. Su yalıtımı sağlam beton üzerine yapılmalıdır.  

Yapılarda yalıtımı; ‘’Su, ısı, ses ve yangın’’ diye 4 sınıfa ayırmaktayız. Isı yalıtımı yapılması zorunluluğu, yayımlanan TS 825, uygulamaya alınan BEP TR ile eski ve yeni yapılarda uygulanmaktadır. Yapının türüne, kullanılan yapı malzemelerine göre ‘’Isı Yalıtımı Projesi’’ çıkarılarak, Yapı Denetim firmalarının kontrollüğünde Belediyeler vasıtasıyla uygulatılmaktadır. Bir yapıda ‘’Isı Yalıtımı Projesi’’ yok ise ruhsat verilmemektedir.

Devlet’in ısı yalıtımı yapılması için uyguladığı yaptırım, çevre, sağlık, ekonomik getirisi ısı yalıtımını tartışmasız kabul edilir hale getirmiştir. İnsanlar konutlarında ısı yalıtımı yaptırırken kazandığı ekonomik göstergeyi ay sonlarında ödediği faturalardan ve yaşam konforundan hemen değerlendirebiliyor. Olumlu etkisini hissediyor. Ayrıca ısı yalıtımlı olması halinde eski yapılarda, mimari bir estetik geldiği için yapının maddi değeri de artmaktadır.
                             
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının hazırladığı ‘’Su Yalıtım Yönetmeliği’’ 27.10.2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı. 1 Haziran 2018’den itibaren Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği yürürlüğe girecek. Pazara olumlu yönde katkı sağlayacaktır. Her ne kadar su yalıtımı yapılması herkes tarafından kabul görse de şayet teknik şartnamede veya devlet tarafından yapılan projelerde ‘’ Su Yalıtımı Yapılması Zorunluluğu’’ resmen ihaleler de yazılmaz ise sahada uygulamaya geçmesi çok mümkün görünmemektedir.

Türkiye’nin Hazır Beton kullanımına geçmesi de yönetmelik ve teknik şartnamelerde zorunlu hale getirilmesiyle sağlandı. 
Yönetmelik su yalıtımı üreticilerini, uygulamacıların, ürünü satan bayilerin işini olumlu yönde arttıracaktır. Sektörün uzun zamandan beri beklediği bir haberdi. İnşaat kalitesini arttıracak son derece önemli bir karar olmuştur. Uygulamada Bakanlığa, Mimari Ofislere, Mühendislik Firmalarına, Müşavirlik Firmalarına, Belediyelere, Yapı Denetim Kuruluşlarına, Müteahhitlere, Üniversitelere de çok işler düşecektir. Bunun bir sonraki aşamasında ise mimari ofislerden ‘’ Su Yalıtım Projesi ‘’ istenmesi olmalıdır. Şantiyede uygulama mutlaka yapılmalı ve denetlenmelidir. Aksi taktirde, belediyeler tarafından, yapı ruhsatı verilmemelidir.

Gelişmiş ülkelerde bir mimari ofis, yılda 8-10 proje çizdiği zaman, o yılın çok yoğun çalışılarak geçirildiğini iletmektedir. Ülkemizdeki bazı mimari proje firmalarında, proje adedi üç haneli rakamlarla ifade edilmektedir. Gelişmiş ülkelerin yurtdışında çizilen projeye göre pafta sayısı, ülkemizdekine göre 10 kattan daha fazla olabiliyor. Ayrıntılara inildikçe pafta sayısı da artmaktadır. Yapılan işe göre de alınan bedelin tatminkâr olması gerekmektedir.

Devlet tarafından ‘’su yalıtımı yapılması zorunluluğuna’’ yönelik çalışmaların tamamlanması faydalı olacaktır. Çünkü devlet tarafından istenmediği taktirde, bir bağlayıcılığı yok diye su yalıtımı göz ardı edilebiliyor. Milli bir ‘’su yalıtımı yönetmeliği’’ çıkarılması gerekmektedir. Yapı türüne, yapının fonksiyonlarına ait ‘’ Su Yalıtımı Projesi’’ belediyelerce istenmelidir. Proje yoksa veya uygun değil ise, ısı yalıtımında olduğu gibi yapı ruhsatı verilmemelidir. Projenin uygulamaya geçilmesi öncesi ve sonrasında da eğitimler, seminerler yapılmalı, doğru ürünün doğru yerde doğru kişilerce uygulanması sağlanmalıdır.

Devlet’in su yalıtımı yapılması hususundaki kararlı tutumu ve yaptırımı oldukça önemlidir. Bir örnek verirsek; ‘’Süt, yoğurt, kaymak, yağ, peynir üreticisi, eskiden atıklarını arıtma yapmadan doğaya bırakabiliyordu. İçerisindeki asitlerden dolayı, bu durum çevreye zarar veriyordu. T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca arıtma yapılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu tebligat ile, il müdürlüklerince yaptırım uygulanmaktadır. Süt, peynir üreticisi firma sahibi, arıtma tesisi inşa etmek zorunda kalmıştır. Süt içerisindeki laktik asit betona zarar vermektedir. Bu nedenle üretici, inşaat sırasında kullanacağı hazır beton firmasına dönerek, çimento tipini değiştirtmiştir. Sülfatlara dayanıklı çimento SDÇ, CEM V yani çimento bileşiğindeki tri kalsiyum oranı (C3A) %5’in altında olan çimento beton üretiminde kullanılmıştır. Kaba inşaat tamamlandıktan sonra, arıtma tesisinin betonarme depolarında sıva, fayans-seramik ve derz dolgusu yaparak geçecek yerde; kimyasallara dayanıklı, daha ekonomik, daha hızlı, hem de su yalıtımı görevi yapan bir yapı kimyasalları kullanılmıştır. Böylece arıtma istenen standartlara getirmiştir.

İnşaatçılar arasında sıkça kullanılan bir söz vardır ‘’En iyi mühendis sudur’’. Yapıda, su yalıtımının tam ve eksiksiz olması görünüşte, yapı konforunun iyi olduğuna ait göstergelerden biridir. Oysa su yalıtımının yapılmamasından kaynaklanan olumsuzluklar, direkt hayatta var olup olamayacağımızı etkilemektedir. 1999 ve 2001 Marmara Depremlerinin ardından, eskiye nazaran su yalıtımı yapılmasına çok daha fazla özen gösteriliyor ve yapılıyor. Ancak eski binalarda korozyon, şiddetini arttırarak devam etmektedir. Su yalıtımı olmayan korozyona uğramış bir yapı ise, 10 yıl sonunda, mevcut dayanımının %66’sını kaybeder. 
ZEMİN VE BETON ÇOK İYİ ANALİZ EDİLMELİDİR, GEREKLİ TEDBİRLER ALINMALIDIR
Zemin: Yapının inşa edileceği zeminin türü, temel yalıtımını belirleyen en önemli kriterdir. Yeraltı suyu yüksekliği, seçilecek su yalıtım ürününün değerlendirilmesinde bir etkendir. Zemin yapısı fore kazık gerektiriyorsa, fore kazık başlarında uygulanacak, su yalıtım detayları çözülmelidir. Şayet zeminde organik maddeler fazla ve zararlı kimyasallar var ise sülfata dayanıklı çimento (Tip V çimento) kullanarak beton dökümü tasarlanmalıdır. Kullanılacak su yalıtım ürünün de bu kimyasallara dayanıklı olması gerekliliği istenmelidir.[kutusag=5642] 

Beton: TS EN 206 Hazır Beton Standardının kullanımına yönelik TS 13515’e göre 90 cm. yüksekliği geçen her temel betonu, ‘’kütle betonu gibi tasarlanmalıdır’’ denmiştir. Öyle ise havaların çok sıcak olduğu yaz aylarında, betonu korumak ve geçirimsiz hale getirmek gereklidir. TS 500’e göre betonarme yapıda 0,2 mm çatlağa izin verilmektedir. Kullanılacak su yalıtımı ürününden çatlak köprüleme özelliği, bu çatlağı tolere edebilme özelliği aranmalıdır. Zemin Çevresel Etki Sınıfına göre min. çimento ve min. beton kalitesi özellikleri belirtilmiştir.
Temelde kullanacağınız bir su yalıtımı ürününü, ıslak hacimde veya su deposunda kullanamazsınız. Yapının türüne, ebadına, fonksiyonlarına göre uygun su yalıtımı ürünü tercih edilmelidir. 2-3 mm kalınlığında serme veya sürme esaslı su yalıtımı ürünü uygulayıp, inşaatın tekniğinden kaçamazsınız. Örneğin bir teras yalıtımında, meyil betonu yoksa, sürekli su göllenmesi oluyor ise burada yapacağınız yalıtım öncesi bu tür sorunlar giderilmelidir. Yine bir su deposu yalıtımında betonarme yüzeyi kötü, betonda ayrışma (segregasyon) olmuş, tie-rod delikleri doldurulmamış, pahlar yapılmamış ise uygulayacağınız su yalıtım ürününden çok da bir fayda bekleyemezsiniz.

Gerek serme gerekse sürme esaslı ürünlerde yalıtımın başarısının önemli bir kısmı altyapı ve yüzey hazırlığıdır. Üretici firmaların marka bilinirliği ve kalitesi mutlaka çok önemlidir. Ancak ister yerli menşeili, isterse yabancı menşeili, hangi ürün olur ise olsun, şayet önceden tecrübe etmediğiniz bir ürün ise ön denemelerin yapılması gereklidir.

Türkiye’de su yalıtımı pazarı çok geniştir. Maalesef su yalıtımı halen, sıva, şap, büyük ölçüde de seramik kullanılarak yapılmaktadır. Bu uygulama bölgesel olarak da değişmektedir. Bazı bölgelerde şap su yalıtım malzemesi olarak görülüyor ve şap üstüne şap atılarak yalıtım yapıldığı sağlanıyor. Bazı bölgelerde ise ki yaygın bir şekilde, su yalıtımını çözmek için fayans-seramik malzemeleri su yalıtım malzemesi olarak kullanılıyor ve fayans üzerine fayans yapılıyor. Oysa seramik, fayans bir zemin kaplama malzemesidir. Derzleri yalıtımlı olsa dahi, fayans, seramik, granit, mermer vb. kendi içinde de çatlamaktadır. Bu nedenle zemin kaplama malzemelerinin altına, su yalıtımı yapılması gereklidir.

Tüketiciler, temelden çatıya kadar, istedikleri yalıtım türünü seçebilmektedirler. Mutlaka iletişim araçlarının ve internetin yaygın kullanılmasının çok faydası vardır. Üreticilerin çoğunun web sayfalarında ürünler, satıcı veya uygulayıcı bayilerin listeleri yer almaktadır. Su yalıtımı uygulamalarını ikiye ayırabiliriz.

a) Ürünlerin bir kısmını kendiniz uygulayabilirsiniz (Do it your self). Poliüretan mastik, sürme tek bileşenliler vb. Bu ürünleri seçerken ve kullanmadan önce, üreticinin beyan ettiği ürünün teknik bilgi föyü ve güvenlik bilgi föyü mutlaka okunmalıdır. Her üreticinin aynı işi yapan farklı kimyasal formülleri olabilir.

b) Bazı su yalıtım ürünlerinin uygulanmasında, profesyonellere ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü su ve ısı yalıtımını gerektiren bir sistem detayı istenebilir. Bu tarz durumlarda nihai tüketiciler, üreticileri arayarak uygulamacı talep etmelidirler. Çünkü bu yalıtımcı bayiler ve personeli üreticilerden ‘’Su Yalıtımı Eğitimi’’ almışlardır, yıllarca ürünleri kullanmışlardır. Ayrıca ticari olarak uygulayıcı bayilerin, üreticilere teminat mektubu, ipotek, doğrudan borçlandırma sistemi (DBS) gibi bazı sorumlulukları vardır. Üreticilerin de ürünü zamanında, aynı kalitede teslim etmek gibi sorumlulukları vardır.

Sadece cep telefonu olan X usta, ‘’en az 10 yıl garanti veririm, ne gerek var abi’’ ve daha ucuza mal edildiği düşünülen işlerin çoğu hüsranla sonlanmaktadır. Daha büyük bedeller ödenmekte, kaybedilen zaman ve prestij de işin cabası olmaktadır.

Son olarak; yapı kimyasalları ve su yalıtımı ürünleri bir yarı mamuldur. Profesyonel uygulayıcılar tarafından tatbik edildikten sonra mamül haline dönüşmektedir. Tüm bileşenleri ile uygulama yapıldıktan sonra ürünün zaman içindeki performansı gözlenmelidir. Bu yönüyle yapı kimyasalları ile hazır beton arasında, uygulamada bir benzerlik bulunmaktadır.