Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

NİMEÇATI 20. YILINDA

Nimeçatı 20. yılında. Ekibin lideri olarak bu süreçte ortak aklı önemseyen bir yaklaşımla gerçekleştirdiklerinizden bahseder misiniz?
Nimeçatı’da son 5 yılda ortak aklı merkeze alarak ilerleyen bir süreç geçirdik. Ben firmaların kuruluş, gelişme ve ilerleme süreleri olduğunu da düşünüyorum. 1998 yılında Nimeçatı kurulduğunda, çok küçük bir ekipti, 4 kişilik bir ekipten oluşuyordu, bugün ise Nimeçatı ve kardeş kuruluşları da eklersek aşağı yukarı 45-50 kişiye yaklaşan bir ekibiz. İş ortaklarıyla beraber belki binlere ulaşıyor bu sayı. 98’de başladığımızda 4 kişi olan o ekip her 5 yılda bir gelişti, yeni katılanlar oldu. Özellikle 15. yılımıza geldiğimizde bir baktık ki 10. yılını dolduran arkadaşlarımız var. 15. yılımızda devrim niteliğinde bir reorganizasyon yaptık. Şubeleşme ve departmanlaşma anlamında ilerleme kaydettiğimiz bir döneme girdik. Bu dönemde çalışma arkadaşlarımızın hepsinin görev ve sorumluluklarını tam anlamıyla tanımladık. Bütün karar süreçlerinde hep beraber hareket ettik, neticesinde başarı ve başarısızlıkları da beraber paylaştık. 20.yılımıza geldiğimiz bugün, geçtiğimiz bu 5 yılı çok önemsiyorum. Ben firmalar için ilk 5 yılı biraz doğma yılı olarak, sonraki her 5 yılı ise kritik gelişme yılları olarak görüyorum.

[kutusol=5636] 20.yılınızda ve sonrasında neler nasıl değişecek?
Şubeler vasıtasıyla oluşturduğumuz müdürlükleri geliştirmek, iş ortaklarımıza da daha rahat hizmet verecek şekilde yeni şubeler oluşturmak ve mevcuttaki tecrübeli arkadaşlarımızın yanına daha yeni jenerasyon, enerjik arkadaşlarımızı atamak gibi planlarımız var.

ORGANİZASYONUMUZA 90 JENERASYONUNU ETKİN BİR ŞEKİLDE DAHİL ETMEK İSTİYORUZ
Jenerasyonlar arası iletişimi, organizasyondaki bütünlüğü nasıl sağlıyorsunuz? Bu konudaki IK politikanız nasıl, neler yapıyorsunuz?
70’li yılların başında doğmuş jenerasyon şu an şirkette etkin seviyede, yani omurgayı oluşturuyor. Bir taraftan da 80’in başından itibaren ortasına doğru giden bir kuşak var. 90 jenerasyonu da artık başladı. Şu anda artık Nimeçatı olarak 90 jenerasyonunu işin içine etkin bir şekilde katmayı amaçlıyoruz.

70 ve 80 jenerasyonu arasında çok farklılıklar olmasa da özellikle 90 kuşağına geçildiğinde işlerin değiştiğini gözlemliyorum. Bu nedenle 2000 kuşağını hayal bile edemiyorum çünkü onlar teknolojiyle beraber doğdular. Her jenerasyonun kendine has alışkanlıkları, özellikleri, eğilimleri, iletişim kurma şekilleri, iş yapma dinamikleri var. Nimeçatı’nın da başarısı belki de jenerasyonlar arası kaynaştırmayı çok iyi bir şekilde yapmasından geliyor. Önümüzdeki yıllarda ağırlıklı olarak 90 jenerasyonunu firmanın içine katmayı 2000’liler için de hazır olmayı hedefliyoruz. Ufak tefek görüş ayrılıklarının dışında çok büyük sıkıntı da yaşamadık.
Bu zorluklardan biraz bahseder misiniz?
Birincisi bence giyim tarzında bir farklılık oluyor. Artık yeni jenerasyonlar eskiler gibi çok klasik giyinmek istemiyor, daha rahat olmak istiyorlar. Biz buna önce Free Friday’lerle başladık sonra da belli bir disiplinde artık ceket ya da kravat zorunluluğunu kaldırdık. Diğer taraftan biz 70 jenerasyonu elektronik postayı, akıllı telefonları kullanmamıza rağmen yine de arayıp ne oldu ne bitti diye sormak istiyoruz fakat yeni jenerasyon ‘ben yazdım gönderdim, bitmiştir’ diye bakıyor olaya. Elime geçti mi geçmedi mi, oldu mu olmadı mı gibi endişelerle arıyoruz. Ben bunu 2000 için hayal bile edemiyorum, onlarda nasıl olacak bu durumlar diye düşünüyorum. Dolayısıyla bu tür farklılıklar oluyor. Ama firmanın içine yeni katılan genç jenerasyon da bir önceki jenerasyondan, tecrübeli arkadaşları anladıkça daha kolay aşıyoruz farklılıkları.

Aradaki diğer jenerasyonların önayak olması lazım sanırım.
Evet. Şu anda bizde; 70’li kuşak müdür, 80’liler şef, 90’lılar da artık onların en önemli tamamlayıcı parçaları durumunda. Bu karışımı bir 20 yıl daha devam ettirmek istiyoruz. Nimeçatı olarak bu bilgiyi, bu tecrübeyi kullanmak istiyoruz. Yine her 5 yılda bir reorganizasyonu yaparak, yenileyerek devam etmeliyiz. Bu reorganizasyonu hem teknolojiyi kullanma, teknolojiyle birlikte gelişen ürünlere adapte olma hem de fiziki şartları buna hazırlama anlamında şekillendirmeliyiz.

Jenerasyonlar arası iletişim dışında neler olacak 20. yılda?
20. yıl için Nimeçatı bazı çalışmalara başladı. Öncelikle ekibimizle birlikte yirminci yılı idrak etme, daha iyi yaşama için ocak ayında tüm ekibimizin katıldığı mini bir yurt dışı seyahatiyle çalışmayla başladık. Mart ayında biraz tedarikçi ortaklarımızdan katılımla ama aynı çapta satış yaptığımız iş ortaklarının katılımıyla bir bayi seyahati düzenledik Bükreş’e. Orada belki yıl içerisinde de sonrasında devam ettireceğimiz gala gecesine özel biraz sürprizlerimiz oldu. Orada hem o 20 yılın anlatımı vardı hem bir ekip çalışması vardı. Biraz duyguların dile geldiği, biraz şarkıya, şarkıdan biraz koreografiye dönüştüğü bir ortam vardı. Bahsettiğim gibi çeşitli etkinliklerimiz de olacak.

Nimeçatı ilave şube ve satış noktaları oluşturmak istiyor. Bu yıl ürün gamımızda küçük çaplı da olsa ithalat da başlıyor. Kesinlikle mevcut ürün gamını destekleyecek ve kaliteyi artıracak şekilde olacak. Bazı ürünlerin ithalatını da yapacağız. İhracata bu kadar çok ihtiyacımız olduğu noktada neden ithalat yapıyoruz dersek şöyle açıklamak isterim: Bazı ürünlerin doğası ve yapısı gereği çok üretilmesi gerekiyor. Biz de bu ürünleri öncelikle pazarda bir göreceğiz. Sahada ne kadar ihtiyaç oluyor, nasıl bir karşılık buluyor bakacağız, ona göre belki değişik fikirler uygulanacak ama öncelikle en iyisi ve en kaliteli detaylarla çözülmüş bazı ürünleri getirip burada denemek istiyoruz. Bu da Nimeçatı için bir ilk olacak. Hem ithalat hem de belki bir distribütörlük olacak. Mevcut bayi görünümlü distribütörlük. Çalışan sayımıza yeni eklemeler yapacağız. İstihdam noktasında da ekonomik yönden bir katkımız olacak. kendi çapımızda. Bu da kadromuza genç arkadaşların dahil olması demek. Organizasyonumuzu senenin başında zaten güncelledik. İhtiyaca göre yeni bölümler oluşturabiliyoruz.

Şubelerinizi artıracaksınız.
Şu anda Nimeçatı İstanbul ve Trakya bölgesinde yani Avrupa Yakası’nda üç noktada şubesi ayrıca Çorlu’da bir satış noktası olarak hizmet veriyor. Bu yıl itibarıyla Anadolu Yakası’nda da müşterilerimize hızlı olarak hizmet yapabileceğimiz, ürünlerimizi teslim edebileceğimiz bir satış noktası açmak niyetindeyiz. Bu yıl onu hayata geçireceğiz.

LOJİSTİK, HIZLI SEVKİYAT VE NAKLİYE MALİYETLERİ KRİTİK
Şube ve satış noktası olarak adlandırdığınız noktalar arasındaki fark nedir? Lojistik faaliyetleriniz, depo durumlarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Satış noktalarımızda 3-4 kişilik bir personelimiz var. Ağırlıklı olarak iş ortaklarımıza ürün teslim ediyoruz. Şube dediğimiz noktada ise sayı 7-8 kişiye çıkıyor ve sadece iş ortaklarına değil hem yeni müşterilere hem de dışarıdan gelen taleplere cevap verebilecek şekilde bir organizasyon oluyor. Dolayısıyla ikisini birbirinden ayırıyoruz.

Anadolu Yakası’nda bir satış noktası olarak tabir ettiğimiz organizasyonu oluşturmak istiyoruz. Çünkü Nimeçatı’nın Anadolu Yakası’nda da çok ciddi bir iş ortağı var. Bir de artık lojistik, hızlı sevkiyat ve nakliye maliyetlerinin de çok yüksek olduğunu düşünürsek Avrupa ve Anadolu yakalarında üretilen ürünleri önce kendi depomuza taşımak sonra buradan bir daha göndermek çok ciddi bir maliyet oluyor. Hem zaman hem maliyet açısından sıkıntılı bir durum. Artık öyle bir zamandayız ki artık herkes vaktin nakit olduğunu biliyor, bunun farkında. Talepler çok çabuk, beklentiler çok hızlı karşılık bulmak istiyor. Bundan 20-25 yıl önce ben işe başladığımda bir binanın temeli yapılırken çatıdaki kiremitlerin siparişleri verilirdi. Bugün geldiğimiz noktada ise şantiyelerin çok hızlı bir şekilde karar verip ertesi güne de işi başlatmak istediğini görüyorum. Dolayısıyla vaktin nakit olduğu ilkesine dayanarak öncelikle Anadolu Yakası belki gelecekte de Türkiye’nin birçok noktasında Nimeçatı’nın satış noktası ve şube olarak olması gerekeceğini düşünüyorum.

İstanbul dışında iş ortaklarını var mı?
Bugün gururla da söyleyebilirim ki Batı Karadeniz’de Cide’de bulunan bir iş ortağımız Nimeçatı’nın en yüksek cirosunu yapanlardan birisi. Keza Edirne’den çıkabiliyor böyle bir ciro şampiyonu. Geçtiğimiz yıllarda İzmit, Adapazarı bölgesinden de çıktı. Dolayısıyla belki bu çalışma temposunu tüm Türkiye’ye yaymamız gerekebilir.

İŞ ORTAKLARIMIZLA, BAYİLERİMİZLE YÜZ YÜZE İLETİŞİMİ ÖNEMSİYORUZ
Çözüm ortaklarınızın sayısı kaç? Önümüzdeki dönemde artırmayı düşünüyor musunuz?
Son dönemde gerçekleştirdiğimiz anket çalışmasında, Nimeçatı’nın müşteri memnuniyetini bağımsız bir kurum aracılığıyla irdeledik. En son çözüm ortağı sayımız 209’du ama yıl içerisinde ben fatura kesilen sayının 300’ün üzerine çıktığını görüyorum. %30’unun çok aktif vaziyette olduğunu, %20’si için yarı aktif olduğunu, %10’unun pasif olduğunu söyleyebilirim. Kendi içinde böyle dağılarak gidiyor. Sayı belirtmek gerekirse, özetle 300’ün üzerinde farklı iş ortağıyla çalışıyoruz ancak yoğun tempoda devam eden ortaklarımız 150-160 civarında. Bunların 50-60’ını yıllık bayi ödüllendirme olarak gördüğümüz Nimeçatı’nın bayi seyahatlerine de götürebiliyoruz.

Aktif olmayanları aktifleştirmek adına neler yapıyorsunuz peki?
Tabii ki. Biraz önce değindim müşteri memnuniyeti anketimiz, soru cevaptan ziyade bağımsız kurumca yaptırdığımız çalışmaydı. Orada bizi birkaç bakış açısıyla memnun edecek, bazen düşündürecek sonuçlar çıktı. Ama şunu net bir şekilde söyleyebilirim ankete katılan 209-210 iş ortağımız ağırlıkla şunu paylaşmış; “Nimeçatı güvenilir ve kurumsal bir firma.” Bir kısmı “Biz patronları hiç tanımıyoruz.” cevabı vermiş. Ankete katılanların %90’ı bizden çok memnun olduğunu, bizimle birebir temasta olduklarını, aktif görüştüklerini söylemiş. Böyle bakıldığında firmanın [kutusag=5637] isminin kişilerin çok önüne geçtiği görülüyor. Türk insanının beklentileri de farklı. Ne kadar sizi kurumsal da görse, fiyatından memnun da olsa, sevkiyatından memnun da olsa yüz yüze olmayı, elini sıkmayı, gözünün içine bakmayı bekliyor. Bu bizim genlerimizden de gelen bir şey. Kaliteyi de istiyor, hizmeti de istiyor, güvenilirliği de istiyor. Bütün bunlar olsa dahi bir şey eksik kalıyor. Gelip bir çayımı içmedi, bir yemeğimi yemedi diyor.

Yapacak mısınız peki?
2018’de firmanın iki etkin ortağı İlhan Bey ve ben, bu yıl ziyaretleri ve görüşmeleri çok daha aktif ve çok daha sık bir şekilde yapacağız. İnsanlar bunu bekliyor. Biz de beklentileri karşılamaya çalışacağız. Şu da var belki birçok müşterimiz bizim bahsettiğim anketteki 209 müşteri bayi seyahatleri aracılığıyla Nimeçatı tarafından ağırlandı, seyahatlere götürüldü, birtakım yemek organizasyonlarında beraber olundu. Belki bunların karşılığını vermek istiyor insanlar. Bazen hep veren el olmak karşıyı da zor duruma düşürebilir. Beni götürdü 5 gün ağırladı, bir sefer de onları biz ağırlayalım düşüncesi de oluşuyor. Karşı tarafa o imkanı sağlamak gerekiyor.

NİMEÇATI, ÜRÜN TEDARİK VE TEMİN ETTİĞİ İŞ ORTAKLARI ARASINDA BAŞARILI BİR KÖPRÜ VAZİFESİ GÖRÜYOR
Çözüm ortaklarınız; ürünlerini pazarladığınız, sattığınız firmalar, onlarla ilişkiniz nasıl yürüyor?
Nimeçatı’nın organizasyonu iki koldan yürüyor. Bir ürün tedarik ettiği firmalar bir de kendisine ürün temin ettiği iş ortakları. Nimeçatı burada bence tam bir köprü vaziyetinde.
Her iki tarafın da beklentilerine cevap vermemiz gerekiyor, zor bir nokta ama Nimeçatı’yı Nimeçatı yapan da bu nokta. Buradan hem besleniyor hem de gelişiyor. Biz orada iki türlü bakış açısındayız. Bir tarafta ürün tedarik ettiğimiz üreticilerimizin ürünlerini geliştirmelerinde, onların performanslarının sahada nasıl olduğu yönünde onlara geri bildirim yapma noktasında, pazardaki dinamikleri onlara bildirmekte etkin bir noktada dururken diğer tarafıyla da herkesin beklentisi olan en yüksek satış hacmini yakalamak için çalışıyoruz.

Diğer tarafında da bizim ürün tedarik ettiğimiz müşterilerse ‘mal alışta kazanılır’ noktasında bizden hem fiyat olarak en uygununu hem de hizmet olarak en iyisini bekliyorlar. Ürünle ilgili bir sıkıntı olduğunda çok çabuk olarak çözülmesini istiyorlar. Malzemenin tedariği noktasında çok hızlı cevap verilmesini istiyorlar. Onların da öngörülerini doğru şekilde üreticilerimize yönlendirmemiz gerekiyor. Mevsimine göre hangi üründen daha fazla üretilmesi gerektiğini, daha fazla stokta tutulmasını ve ihtiyaçlar hızlıca cevaplanabilmesi gerekliliğini aktarıyoruz. Bu yüzden Nimeçatı tam bir köprü vaziyetinde burada. Bu hem zor hem de bizi geliştirici nitelikte bir görev. Tabii ki köprünün de bu trafiği uygun idare etmesi gerekiyor. Bir diğer tarafıyla üreticilerimizi anlıyoruz; onların maliyet baskıları, üretim baskıları, maliyetleri ve bununla beraber finansman ihtiyaçları var. Diğer tarafta da son 1,5 yıldır içinde olduğumuz piyasanın da finansal anlamda zorlandığı, rekabetin çok yüksek seviyede olduğu bir gerçek. Onlar da bu konuda bizden destek bekliyorlar. Çok şükür ki biz bunu 20 yıldır çok iyi bir şekilde idare ettik. Başta bu yıl olmak üzere önümüzdeki yıllarda da her iki yönlü iş ortaklarımıza bu desteği sağlayacağız.

İş ortaklarınızın AR-GE sürecinin içinde bulunduğunuz bir ürün var mı veya bahsetmek istediğiniz bir proje var mı özel olarak?
Birçok ürünün gelişiminde ya da o ürünü üretmeyen üreticimizin üretmesi noktasında etkimiz oldu. Spesifik birkaç örnek vermem gerekirse 2000’li yılların başında Türkiye’de şingıl dediğimiz bitümlü çatı kaplama malzemeleri yeni kullanılmaya başlamıştı. Fakat onun yardımcı ürünü dediğimiz, çatıcı diliyle baca dibi kenarı, kalkan duvar kenarı gibi detaylandığında hep farklı malzemeler kullanmak zorunda kalıyorduk. Bu bana göre hem görüntü, estetik anlamında hem de fonksiyonel anlamda tam karşılıklarını bulmuyordu.

Uygulamadan gelen tecrübesi, amacının asla sadece ürünü satmak olmaması, onun nerede, ne şekilde, doğru kullanılıp kullanılmadığı düşüncesiyle hareket etmesi Nimeçatı’yı rakiplerinden farklı kılan, öne çıkaran önemli özelliğidir.

Bu yaklaşımımızla, şıngılın yardımcı ürünlerinin hem içerik olarak aynı üründen hem görsel olarak aynı renklerde, aynı tonlarda üretilmesini sağlamakla bir çatı bütünlüğü getirdik. Keza kil esaslı malzemeler kullanılırken onlarla aynı renk yardımcı ürünlerin temini ve üretilmesi konusunda da benzer bir görev üstlendik. Su yalıtım örtülerinde tek tip üründen her yapının ihtiyacına cevap verebilecek nitelikte ürünlerin üretilmesi hem sektöre faydası olacak hem üreticilerimize faydası olacak gibi sıklıkla geri bildirimler yaptık. Bu ürünlerin sahada performanslarının da çok iyi olduğunu gördük.

ONDUTEK FİRMAMIZ ÜRÜNLERİN SAHA PERFORMANSI HAKKINDA GERİ BİLDİRİM SAĞLAYAN ÖNEMLİ BİR KAYNAK KONUMUNDA
Saha noktasıyla ilgili geri bildirimleri çözüm ortaklarınızdan mı alıyorsunuz yoksa bir ekibiniz var mı?
Nimeçatı’nın uygulama tecrübesi olduğunu söylemiştim. 20. yaşını yaşıyoruz Nimeçatı’nın ama kurucusu İlhan Battaloğlu’nun neredeyse 30 yıla yaklaşan uygulama tecrübesi var. O 60 jenerasyonunun uygulama ve bilgi birikiminden faydalandık. 90’lı yıllardan itibaren çalışan ekibi hiçbir zaman kaybetmedik. Onları birer Nimeçatı şubesi, bayisi yapıp, geliştirdik. Bazı arkadaşları da bünyemizde tutarak bu ürünlerin saha performanslarının görülmesi için uygulamayla ilgili çalışmalarını sağladık.

Belli bir süre sonra da Nimeçatı’nın bir kardeş kuruluşu Ondutek isimli bir uygulama şirketi kurarak hem o arkadaşları orada istihdam ettik hem ürünlerin saha performansını birebir gördük hem de Nimeçatı’nın iş ortaklarına öngörüde bulunabilecek ve burada bir kazanç var diyebilecek fizibiliteyi elde etmiş olduk. Bugün hala o firmamız 2004’ten beri hizmet veriyor. Hem Nimeçatı’nın sattığı ürünlerin saha performansını görüyor hem de kendisi sahada çok güzel uygulamalar yaparak kendi içinde kâr zarar merkezi olarak faaliyetlerine devam ediyor.

2004’ten beri uygulama konusunda faaliyetlerinize devam ediyorsunuz. Peki bir referans projeleri var mı?
Özellikle sektörde belki de o metrajda ilk olacak bir projede çatı kaplaması yaptık. Avrupa’da çok yaygın olarak kullanılan arduvaz taşı tabir ettiğimiz bir çatı kaplaması var. Kemerburgaz’da 8 blok 16 ayrı bağımsız bölümden oluşan yaklaşık olarak 3-4 bin m² lik bir çatının arduvaz taşıyla kaplamasını yaptı Ondutek. Diğer detaylarında da farklı ürünler kullanarak bence hem bölgesi itibarıyla hem de 2017 için referans kabul edilebilecek çok güzel bir uygulaması oldu.

O malzemenin pek uygulaması yok anladığım kadarıyla.
Evet. İlklerden hatta o metrajda Türkiye’de ilk.

Nedir bu arduvaz taşının özelliği?
Arduvaz bir doğal taş. Fakat taşın çeşitli boyutlarda kesilerek hazırlanmasından sonra ısı yalıtım kaplaması, su yalıtımı kaplamasının yapılması ve bu taşların da çatıda hem estetik olarak hem de sağlamlık olarak doğru tespit edilmesini sağlayacak alt yapının oluşturulması gibi işlerin tamamı Ondutek, 25 yıllık bilgisi ve tecrübesiyle sağladı. Bunun yanında Ondutek’e bağlı çalışan taşeron ekiplerimiz, çatının diğer kaplamalarını hem tamamlaması titanyumlu çinkoyla, gizli derelerinin içerisini cam tüylü polyesterle kaplaması işlerini tamamladılar.

Tüm o 25 yıllık tecrübeyi, bilgi birikimi burada kullandık. Mesleki anlamda bizim için bir tatmin oldu. Bunun haricinde çatı kaplaması olarak, yalıtım olarak da üzerindeki yeşil çatı sistemiyle de Ondutek, 25-30 bin m² yi aşan yeşil çatı uygulamaları yaptı. Eviza Konakları gibi, Maya rezidansın yenilenmesi gibi… Çünkü biz ‘çatı ve yalıtıma dair her şey’ diyoruz Ondutek’i de usta olarak görüyoruz. Özetle hem çatı hem su yalıtımı olarak çok önemli projeler gerçekleştirdik.

Ondutek, Nimeçatı için çok başarılı bir girişim o zaman. Ürünlerin uygulamasını bizzat gerçekleştiriyor olmanız çok önemli bir şey. Ürünleri de çok iyi tanımış oluyorsunuz.
Tabii. Bizim hem satışta doğru işler yapmamızı sağlıyor hem de pazarın gelişimine katkı sağlıyor. Yani Nimeçatı belki milyonkareleri aşan satış hacmine ulaşabiliyor bazı ürünlerde ama Ondutek’in yapabileceği miktar binleri geçmeyecektir.
Dolayısıyla biz burada bu binlerin doğru fiyatta ve doğru şekilde uygulanmasını sağlarsak diğer Nimeçatı iş ortaklarına da fayda sağlamış oluruz. Bizim oradaki bilgi ve tecrübelerimizi onlara aktarmamız gerekiyor. Çünkü Nimeçatı üretici değil, esasen tanım olarak bakıldığında bayi görünümlü bir distribütör. Dolayısıyla ona uygun bir şekilde hareket etmek gerekiyor. Biz üretici değiliz deyip hiçbir şekilde işin uygulama kısmına karışmıyoruz diyemeyiz ama diğer tarafıyla da bizim uygulama tecrübemiz var her işi de biz yapmalıyız mantığında da değiliz.

Nimeçatı’nın Ondutek olarak girdiği bir işte zaten bir iş ortağımız orada olmuyor. Ya uygulama olarak ya da finansal olarak onları aşan işleri alıyoruz. Örnek bir tane daha vermemiz gerekirse Zorlu Center’ın çatısında yüzbinlerce metrekare yeşil çatı uygulaması var. Doğal olarak oranın ürün tedariğini biz yapmak durumunda kaldık. Çünkü oradaki hem finansal anlamda hem ürün desteği anlamında hem de ürüne verilecek olan teknik destek anlamında bizim iş ortaklarımızı aşan bir projeydi. Dolayısıyla orada da bu tarz bir uygulamaya gitmek durumunda kaldık.

Pazarın bir şekilde dengesini kurmak lazım. Yine sohbetimizin başında da denge vurgusu vardı. Sizden öğrendiğimiz şey bu oldu bugün; dengenin hayatın her alanındaki önemi…
Teşekkür ederim. Hayat kesinlikle bir denge üzerine kurulu.
HAYATIN KENDİ DOĞAL AKIŞINDA, SÜRECİNDE DENGE OLMALI
Yaptığınız iş de size bunu öğretmiş anladığım kadarıyla. Sizi bu noktada çok geliştirmiş ve hayatınızın diğer alanlarına da o şekilde bakmaya başlamışsınız.
Doğru. Kişisel olarak da ben biraz böyle hayatımı üçe ayırıyorum. %33’ünü iş olarak düşünüyorum, %33’ünü kendim olarak düşünüyorum, %33’ünü de aile ve diğer çevre olarak görüyorum. Sanki bunu üçe ayırmak bana çok iyi geliyor. Tabii ki dönem dönem iş %40’a, 50’ye çıkabiliyor qma sonunda değerlemeye geldiğinizde hepsi birbirine eşit oluyor. Sadece kendine zaman ayırarak da bu iş olmuyor. Herkesin kendine göre deşarj olduğu anlar farklı. Ben mesela hafta sonları evde yemek yapmaktan, mutfakta 2-3 saat zaman geçirmekten çok keyif alıyorum. Hem kendim orada zaman geçirmiş oluyorum hem de eşimi, kızımı bazen de arkadaşlarımı bu keyfe dahil ediyorum. Yılda 2-3 tane iş seyahati yapıyorsam birkaç kere de ailemle seyahat yapmayı en azından yılda bir iki arkadaşımla da seyahat etmeye çalışıyorum. Bazen bu bir spor vasıtasıyla oluyor, bazen bir iş imkanıyla oluyor. Bu seyahatleri de üçe ayırıyorum. Orada da biraz gastronomi olmalı, biraz kültür olmalı, tabii ki biraz insanın da ihtiyacı olan dinlenmeyi sağlayacak türden de olmalı, belki buna eğlence diyebiliriz belki deniz ya da spor faaliyeti diyebiliriz orada da bir denge olmalı. Bunu derken de her şey tamamen denge üstüne kurulsun değil. Kendi doğal akışında, sürecinde bir denge olmalı.

Tabii kendinizi dinleyerek, kendi ihtiyaçlarınızı hissederek oluşturduğunuz bir durum olmuş. Sizi de hem sağlıklı kılmış hem de mutlu etmiş, çok pozitif bir enerjiniz var.
Teşekkür ederim. 

YILIN İLK YARISINI HENGAMEYLE GEÇİRECEĞİZ
Son olarak da inşaat sektörü gidişatı ile ilgili fikirlerinizi alalım.
2018 yılı inşaat sektörü için biraz zor başladı. Ama burada kredibilitesi, sermayesi, organizasyonu güçlü olan firmaların da özellikle yılın ikinci yarısından itibaren hızlanarak büyüyebileceği öngörüsünde de bulunuyorum. Neden zor başladı? Çünkü geçen yıldan itibaren gelen enflasyon baskısı, ürünlerin hammaddelerinden başlayarak fiyat artışları var.

Dolayısıyla yılın ilk yarısı sanki böyle bir hengameyle geçireceğiz.

Şimdi de dolar ve avro biliyorsunuz çok fazla arttı. 2019’da iki tane seçim var. Bir de Rusya ve Amerika krizi var. Siz nasıl görüyorsunuz? Bir öngörünüz var mı?
Çok da kullanmak istemiyorum ama tedbirli gidilmeli gibi tabirleri. Böyle bakıldığında herkesin kaynaklarını canlı ve aktif tutması gerekiyor. İhtiyaç olduğu noktada sektöre sağlayabileceği kaynağı olması gerekiyor. Kredibilitelerinin yüksek seviyede olması gerekiyor. Yeri geldiğinde de ayağını yorganına göre uzatması gerekiyor. Aşırı hırslardan, özellikle kazanç elde edeceğim diye yüksek hacimli bağlantılardan, yüksek miktarlı satış ve cirolardan kaçınmak gerekiyor. Mesele sadece satmakta değil, onu doğru bir şekilde tahsil edebilmekte. Yoksa milyonlarca satarsınız; doğru, dikkatli, güvenilir, yaygın bir şekilde satmak gerekiyor. Bu yıl için ekstra söyleyebileceğim bu; sektör temsilcileri için böyle bir önerim var; dikkatli gitmekte fayda var. İhtiyaç olduğu anda elinizde farklı kaynaklar da olmalı. 2017’de iyi bir büyüme sağladık hacim anlamında, onu korumak istiyoruz, bu yıl hedefimiz bu öncelikli olarak. Zaten finansal olarak artışlardan dolayı belli bir büyüme gerçekleşecektir. Özellikle yılın ikinci yarısında oluşabilecek fırsatlara bakarak belki geçen yılın da miktar ve hacim olarak üzerine çıkılabilir. Biz fiziksel olarak, insan kaynağımız olarak buna hazır vaziyetteyiz. Zamanını bekleyeceğiz, acelemiz yok. Olmuyorsa da zamanı gelmemiştir. Sektör için güzel bir yıl olmasını istiyoruz. Herkese de bol kazançlı ve başarılı bir yıl olmasını temenni ediyorum.