Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Graniser Seramik Genel Müdürü Erol Hacıoğlu

Seramik sektörü yaklaşık 413 milyon metrekare üretim hacmi ve 521.090 milyon USD’lik ihracatı ile Türkiye’nin önemli endüstrileri arasında yer alıyor. Öyle ki dünyadaki büyüme rakamları ile karşılaştırdığımız zaman, ortalamanın üzerinde büyüyen sektörün, Türkiye ekonomisine yirmi altı bin doğrudan, iki yüz yirmi bin dolaylı istihdam sağladığını görüyoruz.

Bugün seramik sektörü yirmi dört üretici firma ile Çin, İtalya ve İspanya’nın ardından dünya çapında kaliteli üretim yapan dördüncü büyük karo ihracatçısıdır. Üretiminin %35’i, beş kıtada yüzden fazla ülkeye ihraç ediliyor. Çünkü Türk seramik sektörünün, hammadde açısından çok önemli stratejik avantajları var. Sahip olduğumuz bilgi birikimi ve kaliteli insan kaynağı ile gelişmekte olan ülkelere karşı; insan kaynağı maliyet seviyeleri ile de gelişmiş ülkelere karşı avantajlı durumdayız. İşte bu veriler bize sektörün Türkiye ekonomisindeki yerini net olarak gösteriyor.

Son yıllarda ekonominin genel gidişine paralel olarak sektörde çok ciddi bir değişim ve gelişim yaşandı. Özellikle üretim kabiliyetlerinin değişmesi, yeni teknolojilerin üretim süreçlerine katılması, kapasitelerin artması, tüketicilere çok farklı seçenekleri, çok daha uygun şartlarla sunma imkânı sağladı. Bunlar olumlu gelişmelerdi.

Ama bütün bunların yanı sıra sektörün büyüme hızının kesilmesine sebep olacak faktörlerin varlığını da unutmamak lazım. 2012 yılında kar marjlarında tehlikeli bir erime yaşayan sektör, kapasite kullanım oranlarında halen bir düşme yaşamakta. Ürün fiyatlarının artırılamaması üreticileri dış pazarlarda en çok zorlayan etken oldu. Global krizin yanı sıra sektörün enerji ve emek yoğun girdi maliyetleri sektörü fazlası ile etkiledi. Artan enerji maliyetleri, sektörün İtalya ve İspanya’daki üreticilerden bile daha yüksek enerji maliyetlerine katlanmasına neden oluyor. Seramik taşımacılığında maliyet avantajı getiren demiryollarının ise üreticiler tarafından yeterince kullanılmaması, Türkiye’nin önemli rekabet güçlerinden bir tanesi olan seramik hammadde zenginliğinin yanlış ve yetersiz kullanımı, sektörde haksız rekabete neden olan hatalı teşvik politikaları ve distribütörlere aşırı bağımlılık iç pazardaki diğer önemli sıkıntılar olarak sıralanabilir.

Dış pazarlarda rekabeti zorlaştıran faktörler olarak ise; olumsuz ülke imajı, yetersiz marka algısı, artan kar baskısı ve Türkiye’deki ekonomik krizlerin etkisiyle stratejik ve uzun vadeli plan yapılamaması, satış sonrası hizmetlerde İtalyan ve İspanyol üreticilere göre eksik kalınması söylenebilir.

Ülke imajının öne çıktığı durumlarda özellikle çözülmesi gereken bir durum ortaya çıkmakta… Üst segment ürünlerde zorlanma yaşanırken, alt segmentlerde rağbet gören ürünleri piyasaya sunmak Türk üreticileri düşük fiyatlara mahkum etmekte. Ancak pazarlamanın bu sorununu çözmek sadece seramik sektörünün gayretleriyle olamıyor, çünkü bu sorun daha büyük ölçekli ve ülke bütünündeki gelişmelere doğrudan bağlı.

Bütün bu koşulların analizi sonucu Graniser Seramik olarak biz, 2006 yılında aldığımız kararla daha çok ihracat odaklı çalışmaya başlamıştık. O tarihten bugüne ihracatta % 300 büyüme kaydettik. Bugün 48 ülkeye aktif olarak ihracat yapıyoruz. Aldığımız bu karar ile sektörde yaşanan sıkıntılardan zaman zaman etkilenmiş olmamıza karşın büyümemizi sürdürmeyi başardık. Bu sonuç bizim için önemli bir başarı oldu. İhracatımızın % 25’lik kısmını Kuzey Amerika’ya, % 35’lik önemli bir kısmını ise yaşanan ekonomik krize rağmen hala Avrupa’ya yapmaktayız. İsrail, Yunanistan, Romanya, Azerbeycan gibi önemli pazarlarda %25 ihracat payımız ile sektörde bir numaralı konumdayız ve aranan bir markayız. Ve geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi 2013 yıllında da ihracata ağırlık verecek ve başta Kuzey Amerika olmak üzere gelişmekte olan Orta Doğu ve Afrika pazarlarına daha çok eğileceğiz.

2013’te Kentsel Dönüşüm’ün kısa vadede fayda sağlamayacağını ancak uzun vadede sektöre ivme kazandıracağını öngörüyoruz. Zira Türk tüketicisinin artık sosyal yaşam alanları da sunan güvenlikli sitelere ve özellikle büyük şehirlerde yapılan çok katlı projelere ilgisi arttı. Bankalar vermiş oldukları düşük faizli ve uzun vadeli kredilerle de bu dairelerin satışına kolaylık getirdi.

İnşaat sektörü geliştikçe inşaat malzemelerine olan ihtiyaç artacak. Bu açıkça görülüyor. Artan talep ile markalar teknolojiye ve Ar-Ge’ye yatırım yapacak ve sektör kendini her geçen gün yenileyerek standardını biraz daha artıracak ve Türkiye’nin büyüme hızına paralel bir artış gösterecektir. Bu gelişme zaten beklenen ve olması gerekendir. Sektörün genel hedefinin ihracatta yeni pazarlara açılmak ve Türk seramik sektörü olarak dünya trendlerinde etkileyici rol oynamak olduğunu görüyoruz. Şu anda en çok ihracat İsrail, İngiltere, Almanya, Irak, Gürcistan, Kanada, Fransa ve Romanya’ya yapılıyor. Yine Türkiye inşaat sektörünün bu yıl içinde yaklaşık olarak % 10 büyüme hedefi belirlemesi ve artan konut yapımının da itmesi ile seramik sektörü, 2013 yılında kapasite kullanım oranını % 70’lere çıkartabilir.

Türkiye genelinde 53 dağıtıcı bayimiz ve 85 konsept mağazamız mevcut. Bu alandaki hedefimizi konsept mağaza sayımızı artırmak ve bunun sonucunda 2013 yılında her ilde bir dağıtıcı bayi ve en az bir konsept mağazamız olmasını sağlamak olarak belirledik.

İlk etapta Akhisar fabrikamıza; 3.000.000 €’luk teknolojik yatırım ve 15.000.000 €’luk Granit yatırımı yapacağız. Konya civarında Graniser haricinde 20.000.000 €’luk bir yatırımla ilk etapta 10.000.000 m2 kapasiteli yeni bir tesis yatırımı yapmayı planlıyoruz. Yurt dışında ise iki farklı ülkede 15.000.000 € ve 25.000.000 €’luk iki ayrı yatırım projemiz var. Ayrıca, seramik sektörünün önde gelen isimlerden İspanyol bir firma ile görüşmelerimiz sürüyor. Geleceğe umutla, iyimserlikle bakıyor ve koyduğumuz hedeflerin gerçekleşeceğine kuvvetle inanıyoruz.