Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

İMSAD Genel Koordinatörü Selda Başbuğoğlu

İnşaat sektöründeki gelişmeleri değerlendirmek için TUİK’in yayınladığı inşaat sektörü çeyrek dönem verilerini kullanıyoruz. Bu veriler, bize genel olarak yıl içindeki gelişim hakkındaki fikirleri veren temel veri oluyor. En son açıklanan 3. çeyrek verilerine baktığımızda inşaat sektörü için 2012 yılının çok da beklendiği gibi geçmediğini görüyoruz. Sektörün, bu yılbaşında yaklaşık % 7–8 civarında bir büyüme beklentisi vardı. TUİK verilerine göre sektörde 9 aylık kümülatif büyüme %1. Geçen yıla göre büyüme söz konusu değil diye de bakabiliriz. 3. çeyrek döneme baktığımızda %0,4, 2. çeyrek %0,3, 1. çeyrek %2,7… Giderek sıfırlı büyümelere yaklaşan bir performans söz konusu.

Her çeyrek dönem sonunda İMSAD olarak ekonomi toplantıları düzenliyoruz. Bu toplantıların amacı hem yurt dışında hem yurt içinde genel ekonominin gidişatını değerlendirmek, biraz da geleceğe dönük beklentileri tartışmak. En son toplantımızı, 18 Aralık’ta gerçekleştirdik. 2012 yılının genel değerlendirmesine baktığımızda, ilk vurgulanması gereken nokta inşaat malzemesi sanayisinde 35’ten fazla alt sektör bulunması. Demir çelik sanayisi, seramik, yalıtım, yapı kimyasalları, boya, cam, ısıtma-soğutma, çimento, hazır beton sektörünü kapsayan çok geniş bir alandan bahsediyoruz. Bu sektörlerin 2012 yılı performansları aslında çeşitli nedenlerle birbirinden farklılık gösteriyor. Bazı sektörler beklediği büyümeleri gerçekleştirmiş gözüküyor, bazı sektörlerde ise belli daralmalar söz konusu. Bu yılın bu şekilde sonuçlanmasındaki, ana nedenlerin başında inşaat sektörünü ilgilendiren pek çok yasa, mevzuat, stratejilerin açıklanması geliyor. Bunların en başında afete karşı binaların güçlendirilmesini ya da yeniden yapımını hedefleyen ve Kentsel Dönüşüm Yasası olarak bilinen yasa geliyor. Ayrıca, deprem strateji eylem planı ve enerji verimliliği strateji belgesi de açıklandı. Bunların her biri inşaat sektörünün içinde yer aldığı ve inşaat sektörünün gelişimini etkileyecek uygulamalar durumunda. Açıkçası 2012 yılı bunların açıklandığı ama uygulamaya geçişinde çok da hızlı davranılmayan bir yıl oldu. Genel kanı, yeni yasa, mevzuat ve uygulamaların inşaat sektöründe yatırımların bir kısmında duraklama ya da ertelemeye yol açtığı yönünde. Rakamsal veriler de bunu destekliyor.

Bu sene inşaat yatırımlarına baktığımızda, kamu yatırımları beklendiği gibi geçen yıla göre sınırlı bir artış gösterse de, özel sektör yatırımlarındaki artışın beklenenin altında kaldığını ve beklenen yatırım artışının özel sektörde gerçekleşmediğini gözlemliyoruz. Dolayısıyla sektördeki büyümenin beklentinin altında kalmasının nedenlerinden birisi de bu yatırım azlığıdır. Tabi bunun dışında uygulamaya konan bir takım yeni mevzuatların sektörde yarattığı bazı olumsuzluklar da oldu. Bunlar arasında konuttaki KDV uygulamasının yarattığı belirsizlikle yeni çek yasasının piyasada ödemelerde yarattığı sorunlar sayılabilir.

Diğer yandan ihracat, inşaat sanayisi için çok önem arz ediyor. İMSAD olarak 2012 yılında her ay inşaat malzemesi sanayisinin ihracatını ayrı açıklamaya başladık. İnşaat malzemesi sanayisinde alt sektörler ihracat rakamlarını konsolide ettiğimizde, Türkiye’de ihracatta bilinenin aksine lider sektörün inşaat malzemesi sanayisi olduğu ortaya çıkıyor. Biz bunu İMSAD olarak yaklaşık iki yıldır dile getiriyoruz. Bu konuda da taleplerimiz var. Sektörümüzün ihracattaki en önemli avantajı ithalatın ihracata göre son derece düşük olması ve bu nedenle sektörün cari açığa katkısının çok yüksek olması. İhracatta bu yıl şöyle bir sorun yaşandı; sektörün ihracat yaptığı başlıca ülkelerde politik riskler arttı, problemli bir döneme girildi. Örneğin bu yıl, Suriye’ye olan ihracatımız neredeyse sıfıra indi. Ama buna karşın inşaat malzemesi sanayisi ihracatçıları yeni pazar yaratmada başarılı bir yıl geçirdiler denilebilir. Çünkü sektörün ihracattaki liderliği gördüğümüz kadarıyla devam ediyor. Belli ülkelerdeki kayıplara karşın demek ki yerlerine yeni pazarlar konulabilmiş durumda. İhracatta gayet iyi bir yıl geçti. İhracat için 2013 beklentisi yine gayet olumlu seyrediyor çünkü halen belirli ülkelerde ciddi bir talep olacağı beklentisi var. 2012 yılı genel sektör büyümesinin böyle düşük seyretmesinde ya da beklentinin altında kalmasındaki diğer unsurlar neler oldu? Aslında bizim sektörümüz için merdiven altı üretim, kayıt dışı ekonomi her zaman bir problem. Halen iç pazarda merdiven altı üreticilerle, kayıt altında standarda uygun üretim yapan üreticilerin arasında bir haksız rekabet söz konusu.

Bu da tabi bize gösteriyor ki piyasa gözetimi-denetimi dediğimiz denetim faaliyetlerinin biraz daha etkinleşmesi gerekiyor. Ekonomi Bakanlığı tarafından bu yıl açıklanan piyasa gözetim-denetim raporunda çeşitli sektörlerde yapılan araştırmalara göre en fazla uygunsuzluğun inşaat malzemesi sektöründe yaşandığı görüldü. Buna karşın uygunsuzlukların cezai yaptırımlarının son derece düşük olduğu görülüyor. Cezalandırılmadığı için bu üretimin önüne geçilemiyor. Bu da halen sektörde büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

2012 yılında inşaat malzemesi üretiminin toplam ihracattaki payı %12–14 mertebesinde gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise %250 ortalamayla gerçekleşti. Bazı aylar bu oranın, %300’e çıktığı da oldu. İnşaat malzemesi sanayisi bu yıl toplam ihracatının % 45 gibi bir oranını ise Ortadoğu bölgesine gerçekleştirdi. Ortadoğu, ihracat açısından değerlendirildiğinde bizim sektörümüz için son derece stratejik bir bölge olma değeri taşıyor. Irak yine ihracat pazarları arasında birinci sırada yer alıyor. Ancak diğer bir yandan inşaat malzemesi ihracatı açısından Çin bir tehdit gibi gözüküyor. Türkiye’nin inşaat malzemesi ihracat sıralamasında Çin 58. sırada ancak buna karşın Türkiye’nin inşaat malzemesi ithalatında Çin 1. Sırada yer alıyor. Yılın son 3 ay verileri elimizde olmasa da bu yılı sektörün ihracatı yine lider olarak tamamladığını düşünüyoruz.

2013 yılında aslında iç talebe bağlı bir büyüme hedefi var. Hükümetin genel büyüme hedefi %4 olarak açıklandı. IMF nin Türkiye için büyüme beklentisi de % 3–4 arasında değişiyor. Biz genel büyüme hedefini % 4 olarak ortaya koyuyorsak inşaat sektörünün bunun iki katı yani % 8 gibi bir büyümeyi gerçekleştiriyor olması gerekir. Lokomotif sektör olarak adlandırılan inşaat sektörünün büyümesinin total büyümeye yansıması genelde böyle gerçekleşiyor. Fakat bu yılki değerlendirmede aslında ortalama % 5 ile 6 arasında bir inşaat sektörü büyümesi beklenmesi ortaya çıkıyor. Kentsel Dönüşüm ve seçim sürecinin başlayacak olması pozitif etki yaratırsa, bu % 5–6 büyümenin bir iki puan daha artması ve reel büyümenin % 6 ile 8 arasında gerçekleşmesi beklenebilir. Dolayısıyla 2013 yılı için aslında genelde beklentiler son derece pozitif. Biz özellikle Avrupa’yı çok sıkı yakından takip ediyoruz. Ülkemiz henüz gelişmekte olan bir ülke ve üst yapı, altyapı ihtiyacı devam ediyor. Türkiye’de kişi başı demir-çelik kullanımı Amerika’nın da üzerinde, Avrupa’nın da üzerinde seyrediyor. Çünkü bu ülkelerde fiziki yapılaşma tamamlandı ama ülkemizde henüz devam ediyor. Görünen o ki 2013 yılında şu anda bahsedilen ağırlıklı olarak altyapı projeleri olmak üzere yapılan çalışmalar var. Hep konu edilen bir konut stoğu fazlası var. Aslında bu stok beklentileri 2013 yılında biraz aşağıya çekiyor. Çünkü 2013 yılı başında inşası devam etmekte olan konutlar ile birlikte yaklaşık 800.000 konut stoğunun oluşacağından bahsediliyor. Türkiye’deki verilere göre yılda yaklaşık 400.000 konut satışı söz konusu. Demek ki oluşan bu stoğun eritilmesi belli bir vakit alacak. Dolayısıyla yine nitelikli projeler oluşacaktır fakat konuttaki mevcut stoğun erimesi için konutla ilgili beklentiler 2013’te biraz daha geriye çekilmiş durumda. Kentsel Dönüşüm ve altyapı alanında hükümetin yatırım programında olan havalimanı, köprüler gibi büyük projelerin 2013 yılında sektöre bir ivme getireceğini düşünüyoruz.