Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Selda Evrimler, İnş. Yük. Müh. Proje ve Teknik Pazarlama Müdürü GROFEN İleri Yapı Teknolojileri İzolasyon Mad. San. ve Tic. A.Ş. Kentsel dönüşümde yalıtım

KENTSEL DÖNÜŞÜM NEDİR?

Dünyada Kentsel Dönüşüm kavramı ilk olarak ikinci Dünya Savaşı’nın kentlerde yarattığı sosyal ve ekonomik yıkımların ardından yeni bir yapılanma sürecine girilmesi ile ortaya çıktı. Günümüzde Kentsel Dönüşüm’ü en genel anlamıyla “zaman süreci içerisinde eskiyen, köhneyen, yıpranan ya da potansiyel arsa değeri mevcut üst yapı değerinin üzerinde seyreden ve çoğu kez yaygın bir yoksunluğun hüküm sürdüğü kent dokusunun, altyapısının sosyal ve ekonomik programlar ile oluşturulduğu bir stratejik yaklaşım içinde, günün sosyo – ekonomik ve fiziksel şartlarına uygun olarak yenilenmesi, değiştirilmesi, geliştirilmesi, yeniden canlandırılması ve bazen de yeniden oluşturulması eylemi” olarak tanımlamak mümkündür. (Özden, 2002).

KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMININ TÜRKİYE’DE GELİŞİMİ

Ülkemizde ise 1980’lerden itibaren gecekondu bölgelerindeki dönüşümle birlikte başlayan ve 2000’lerle birlikte yoğun olarak konu edilen Kentsel Dönüşüm gereksinmesinin ortaya çıkışının temel nedenlerini dört grupta toplanabilmektedir. Bunlar göç, yasadışı yapılanma, kent merkezlerinin ve eski kent parçalarının sorunları ile afetler, özellikle depremdir.

Ülkemizde 1950 yıllarında sanayi alanında gelişmeler yaşanırken tarım sektöründe makineleşmeye bağlı olarak işgücü talebi azalmış kırsal alanlardan kentlere göçler başlamıştır. Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlere olan göç hareketleri bu şehirlerin kontrolsüz büyümesine yol açmış ve gecekondulaşma sürecine girilmiştir. Kent merkezleri ve gecekondu bölgelerinde dönüşüm kavramının gündeme gelmesiyle 1984 yılında çıkarılan, 2981 sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun”, bu konuda önemli rol oynamıştır. 1980’lerin sonunda, ıslah imar planlarının yanı sıra kentsel dönüşüm projeleri de belediyelerin gündeminde yer almaya başlamıştır. Dikmen Vadisi Kentsel Dönüşüm Projesi, gecekondu bölgeleri için hazırlanan ilk kentsel dönüşüm projesi örneği olmuştur.

Türkiye’de Kentsel Dönüşüm projelerinde ve ilgili projelerde 1980’li yıllardan sonra yürürlüğe giren çeşitli yasalar dayanak olarak alınmaktadır. Bu konuda en son olarak 19.06.2012 Bakanlık yazısı ile start verilen 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” ağırlıklı olarak gündem oluşturmuştur. 2011 yılında 7.2’lik Van Depremi sonrasında 6 ayda hazırlanan kanunun çıkarılma nedeni “bir daha can kaybı yaşanmaması için afet riski altındaki alanlar ile bu alan dışındaki riskli yapıları sağlıklı ve güvenli yaşam çevrelerine dönüştürmek” olarak açıklanmaktadır. Türkiye’de 19 milyon konut stoğu bulunmaktadır. Söz konusu kanunla 2000 yılından sonra yapılan 5 milyon konut dışında 14 milyon konutun afet riski açısından 20 yılda incelenmesi hedeflenmektedir. Deprem tasarımının yetersiz olduğu binalar, malzeme dayanımı yetersiz olan ve mühendislik hizmeti almayan yapılar dahil 6.5 milyon konutun yenilenmesi veya güçlenmesi gerektiği bildirilmektedir. Kentsel Dönüşüm öncelikle 1. Derece Deprem Kuşağında yer alan ve nüfus yoğunluğu fazla olan illerden başlayacaktır. Bu kapsamda İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bursa ve İzmir illerimiz öncelikli iller olup fay hatları, sel ve heyelana maruz bölgeler gibi afet risklerinin fazla olduğu alanlar tespit edilecek ve uygulamalara tespitler doğrultusunda başlanacak uygulama aşama aşama ülke geneline yayılacaktır. Kanunla ilgili uygulamalara 5 Ekim 2012 tarihinde 35 ilde start verilmiş olup 65 noktada 6500 birim konutun yenilenmesi planlanmaktadır. İlk etapta 700–800 bina yıkılacak olup %50 si kamu binasıdır.

KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİNDE SU YALITIMI VE DİÐER YAPI KİMYASALLARININ YERİ VE ÖNEMİ

Türkiye’de yaşanan depremler Kentsel Dönüşüm ile ilgili 6306 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinde büyük etken olmuştur. 17 Ağustos 1999 Marmara Deprem sonrasında yapılan araştırmalar betonarme yapılardaki yıkıcı etkide korozyon varlığının önemli bir unsur olduğunu göstermiştir. Korozyon, donatının oksitlenmesidir. Donatıda meydana gelen korozyon sonrasında önemli kesit kayıplarının yanında donatı-beton aderansı da zamanla yok olmaktadır. Bunun sonucu bir bütün olarak çalışması gereken donatı ve beton birbirinden farklı davranmaya başlamaktadır. Taşıyıcı elemanlarda donatı korozyonu sonucu oluşan aderans düşüklükleri nedeniyle zamanla yapının taşıma gücünde önemli ölçüde azalmalar oluşmaktadır. Betonarme elemanlarda donatı korozyonunun sebebi rutubet, su, oksijen, karbondioksit ve klor unsurlarının koruyucu tabakayı yani paspayı betonunu geçerek donatıya ulaşmasıdır. Bu geçişi önlemenin en kolay yolu pas payı betonunu boşluksuz ve geçirimsiz kılmaktır.

Bu nedenle yeni inşa edilecek yapılarda donatı korozyonunun oluşmaması için alınması gereken tedbirler arasında;

Geçirimsiz yüksek kalitede (en az C30) beton kullanımı

• Betonda katkı türü olarak korozyon inhibitörlerinin kullanılması,

• Betonun kullanım amacına göre yüzeyinin koruyucu kimyasallarla kaplanması (su ve nem yalıtımı vs.) sayılabilir.

Korozyon hasarının mevcut yapılarda olması durumunda;

• Zemin suyu var ise yalıtım ve drenaj önlemleriyle suyun betonla teması kesilmelidir.

• Taşıyıcı sistemdeki donatılarda korozyon nedeni ile büyük bir çap kaybının bulunmaması durumunda, pas payı betonu temizlenmeli, donatının ortaya çıkartılıp bölgenin korozyon inhibitörleri katkılı tamir harçları ile onarımı yapılmalıdır.

KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİNDE ISI YALITIMININ YERİ VE ÖNEMİ

25 Şubat 2012 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan “Enerji Verimliliği Strateji Belgesi

2012–2023” ne göre halen ısı yalıtımı iç pazar cirosunun yaklaşık 1,25 milyar dolar olduğu ve bununla yılda yaklaşık 50 milyon metrekarelik yalıtım yapılabildiği tahmin edildiği belirtilmektedir. Sektörün bu kapasitesi ile yılda en az 400.000 ortalama konutun yalıtılması mümkün görüldüğü, binaların yetersiz yalıtımlarından dolayı ısıtma ve soğutma amaçlı enerji kullanımındaki tasarruf potansiyelinin ülkemiz ekonomisine kazandırılabilmesi için mevcut binaların kademeli olarak yalıtılması gerektiği değerlendirilmektedir.

Belge ile 2023 yılında Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) başına tüketilen enerji miktarının (enerji yoğunluğunun) 2011 yılı değerine göre en az %20 azaltılması hedeflenmektedir. Aynı belgede “2023 yılında, Kentsel Dönüşüm Kanunu ve Deprem Yönetmeliği kapsamında kullanılabilir niteliği haiz olan binalar arasından; büyükşehir mücavir alanlarında olup her yıl yürürlüğe konulan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğ’de tanımlanan yapı grupları arasından yapı gurup sınıfı 3. sınıf veya üzeri olan konutlar ile birlikte, toplam kullanım alanı on bin metrekarenin üzerindeki ticari ve hizmet binalarının tamamında, yürürlükteki standartları sağlayan ısı yalıtımı ve enerji verimli ısıtma sistemleri bulunacaktır” denilmektedir.

Sonuç olarak 25 Şubat 2012 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan “Enerji Verimliliği Strateji Belgesi 2012–2023” ile ısı yalıtımındaki ulusal hedeflerimiz ve yasal dayanaklar ortaya konulmuştur. Kentsel Dönüşüm Projeleri de ulusal enerji tasarrufu politikamızda hedeflerimizi tutturmamız açısından önemli fırsatlardır.

GROFEN, Kentsel Dönüşüm Projelerinde Yalıtımın yeri ve önemini vurgulamak, bu konuda tüketici ve uygulayıcı farkındalığı yaratmak adına görev bilinci içerisinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Kaynaklar :

-Türkiye’de Kentsel Dönüşümün Uygulanabilirliği Üzerine Düşünceler, Pelin Pınar Özden, I.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi No::35 (Ekim 2006)

-Enerji Verimliliği Strateji Belgesi, 2012-2023, 25 Şubat 2012 tarihli Resmi Gazete

-Dünyada Kentsel Dönüşüm Uygulamaları, A.Şişman, D. Kibaroğlu, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası 12. Türkiye Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayı 11-15

Mayıs 2009, Ankara

-Proje Mühendislerine Çağrı: Donatı Korozyonuna Karşı C30 Kullanın, Prof Dr. Erbil Öztekin , İMO Bülten 53. Sayı

– İstanbul’da Deprem Sonrası Yapılan İncelemelerde Karşılaşılan Korozyon Hasarı Üzerine Bir İnceleme, Turgay Çoşgun İÜ Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü