Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

22 farklı ülke, 22 farklı kültür ve bir dünya markası AE Arma-Elektropanç

Fortune Türkiye’nin “Gelecek Vaat Eden 20 Yönetici” listesinde yer aldınız. Öncesinde de Ortadoğu’nun ve Körfez’in en prestijli ve etkili yayın kuruluşlarından Construction Week’in her yıl belirlediği Power 100 listesinde yer almıştınız. Bölgenin en etkili 100 isminin ödüllendirildiği llsteye 68. sıradan giren ve listede Türkiye’yi temsil eden iki kişiden biriydiniz. Bu başarıyı nasıl yakaladınız?

Biri Türkiye içinde, diğeri her ne kadar Ortadoğu diye geçse de dünya çapında diyebileceğimiz ödüller. Çünkü inşaat sektörü için Amerika, Ortadoğu ve geri kalan bölgeler var. Tabi ki bizi çok mutlu eden bir başarı oldu. Bu yıl Mayıs ayında yine bir seçme olacak. Asıl başarı bence 2-3 yıl art arda Power 100 listesine girebilmek. Söylemeden geçemeyeceğim gurur veren bir şey de o listenin en genci olmam. Başarımın sebebi hırsımla doğru orantılı. Anormal hırslı bir insanım. Bu listeye girmek onun sayesinde oldu. Çünkü bu listede Forbes’un dünyanın en zenginleri listesinden de 15-20 isim var. Listeye bakıp ben listeye nasıl gireceğim deyip hırs yapmazsanız giremezsiniz tabi ki. Firmamızın da çok büyük başarıları var. Ortadoğu’da çok büyük işler bitirdik. Ortaklıklarımız var. Başarı tesadüf değil diyebilirim. Firmamızın katkısı çok büyük.

Sizin kişisel olarak sıra dışı bir başarınız var. Bundan biraz daha bahseder misiniz? Neler yaptınız?

Kişisel olarak Hariri Ailesi ile kurulan ortaklık tamamen benim eserim olan bir çalışma. Hariri ailesi Lübnan’ın ve Ortadoğu’nun en büyük ailelerinden biri. Bir dönem öncesinin başbakanı ve bir dönem sonrasının başbakanı da olabilir şu an seçimler yaklaşıyor. Bu insanlarla tanışıp firma kurmuş ve o firmayla önce Lübnan sonra Levant Bölgesinde başarılı projeler için hedef koymuş olmamız bölgede bir çalkantı yarattı. Düşünsenize bir Türk gidiyor Lübnan’da, Lübnan’ın en büyük ailelerinden biriyle %50-50 ortaklık kuruyor. Taşın altına ikisi de elini koyarken, hedef Levant bölgesinin en büyük teknik müteahhitlik firması olmaktı.

Aynı şekilde Katar’da kurduğumuz firmamızda da benzer bir durum var. O bölgelerde tek başınıza gidip bir firma kuramıyorsunuz. Lokal bir firmayla ortaklık kurmanız şart. Katar’da da sponsorumuz oranın en büyük ailelerinden bir tanesi. Bunlar oldukça büyük başarılar.

Bir de geçen sene beş buçuk ayda tamamladığımız bir Rixos projesi var. İnşaat sektöründe sizin de bildiğiniz gibi 5 yıldızlı bir otel projesi için bu sürede tamamladık derseniz açıkçası ben bile inanmam. Proje adanın öteki kısmında, insan taşımasından tutun da, yemesi içmesine kadar ciddi bir lojistik söz konusu. Otelin sezona yetişmesi gerekiyordu. Dubai farklı bir yer ve sezonu yakalayamadığınızda bir sene atıyor iklimi sebebiyle. Çok sıcak oluyor biliyorsunuz. İnsan çalıştıramıyorsunuz. Bu nedenle üç vardiya çalışarak, beş buçuk ayda bitirdik. Biraz müşterinin bize yaptırımıydı bu, biraz da tercih edilme sebebimiz… Hem firmamız hem de Türk mühendisleri için imkansız diye bir şey yok. Diğer ülkelerin mühendislerine göre çok hızlı bir şekilde bitirebiliyoruz. Her iki olayda 2011 yılında gerçekleştiğinden listeye girmemi sağladı. 2012’de de o denli büyük olmasalar da başarılar mevcut. Bakalım bu yıl ne olacak?

BAŞARI RİSK GEREKTİRİR VE TÜRK MÜTEAHHİTLERİ KENDİNE GÜVENİR

Türk mühendislerinden bahsetmişken, sizin gözünüzden Türkiye inşaat sektörü ve MEP için gelecek nasıl görünüyor? Hem Türkiye hem de global anlamda bir değerlendirme alabilir miyiz?

Öncelikle inşaat sektörünü ayırmamız lazım. Bir yap-sat inşaatçılar var başka bir segmentte değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğüm. Bir de bizim gibi dünya çapında işler yapan inşaat firmaları var ki bu firmalar 6-7 yıldır ülkemize büyük gelir sağlayan bir sektör haline geldi. Biliyorsunuz her yıl yayınlanan ENR Listesi (Engineering Record List) var. Bu da oldukça takip edilen bir liste ve biz Türkiye olarak 3 yıldır üst üste 2. sıradayız. Toplam 225 firma var listede. 25 firmayla başladık, 29 oldu; geçen yılda 33 firmayla yer aldık. İlk sırada Çinliler var dediğim gibi ikinci sırada biziz. 10 yıl önce tüm dünyanın yer aldığı bu listede 33 Türk firmanın yer alacağını, dünyanın çeşitli ülkelerinden firmaların pazar paylarını bize kaptıracaklarını bilmem hayal edebilir miydik? Bunun nasıl olduğunu konuşacak olursak “başarı risk gerektirir” diye bir şey vardır ya, bence Türklerin yaptığı şey tam bu. Amerikalıların Dubai’ye 2000’lerin başında girmemesinin nedeni, bugün Kuzey Afrika’ya, Irak’a, Rusya’ya girmemelerinin nedeniyle aynı: Riskli görmeleri. Buralardaki işlere Türkler girdi ve başarılı sonuçlar elde etti. Biz kendimize güveniyoruz ve bunu da hak ediyoruz bence. Ben mühendisliğimi yurt dışında yaptığımdan Avrupalı mühendis ve Türk mühendisinin kafa yapısını karşılaştırabiliyorum. Bizim, kafa olarak her bakımdan daha ileride olduğumuzu düşünüyorum. Onların üç günde yapabildiği bir işi biz yarım günde yapabiliyoruz. İşi söylediğimiz sürede teslim ediyoruz çünkü daha çok çalışıyoruz. Bu gibi kriterler müşterinin gözünde Türk inşaatçısını ve mühendisini farklı kılıyor. Artık dünyada Türk inşaatçı gerçeği var. Yurt dışında bir ihaleye çıkıldığında herkes bizden çekiniyor. Bu da çok gurur veren bir şey. Ortadoğu için özellikle büyük işlerde elemelerden geçerek son aşamaya gelen beş firma varsa ikisi Türk… Sonrasında zaten fiyatlar çarpışıyor kimin fiyatı iyiyse o alıyor. İnşaat sektörümüz gerçekten ileride. Biz de kendimize teknik müteahhit dediğimizden bu sektörün bir parçası olarak görüyoruz. Bu terimi de Türkiye’ye getiren AE Arma-Elektropanç’tır, Kemal Bey’dir. Öncesinde çok farklı isimler veriliyordu. Yurt dışında da teknik müteahhitlik farklı söyleniyor. Örneğin Avrupa’da elektrik-mekanik diye geçmesine rağmen İngiltere’de “Building Services” yani bina servisleri diye geçiyor. Ortadoğu’da MEP olarak geçiyor. Amerika’da ise electromechanical diye geçiyor. Dediğim gibi her yerde farklı isimlendiriliyor.

TEKNİK MÜTEAHHİTLİK KAVRAMI VE ÖNEMİ TÜRKİYE’DE ANLAŞILAMADI

Teknik müteahhitlik Avrupa’da ve dünyada çok ilerlemiş bir sektörken Türkiye’de maalesef henüz o seviyelerde değil. Ben bunu son kullanıcıların teknik müteahhitliğin ne olduğunu henüz çok iyi bilmemelerine bağlıyorum. Biz Türk firması olduğumuz halde ciromuzun %8,5’u Türkiye’den. Biz Avrupa’nın en yüksek 1, 2, 5 ve 8. en yüksek binasını yaptık. Rusya’da, Ortadoğu’da epeyce iş yaptık ve bizden daha kalitelisinin olmadığı konusunda oldukça iddialıyız. Buna karşın Türkiye’de büyük işleri alamıyoruz. Yurt içinde de inşaatı gerçekten bilen kimseler tabi ki büyük projelerde bizi tercih ediyorlar. Örneğin şu an üçüncü havalimanı projesi var sektörün konuştuğu. Orada her şey belli olacak. O proje biz veya bizim ayarımız bir firmaya verilmeli başka bir firmaya yaptırılamaz. En azından öyle olması gerekiyor.ELEKTROMEKANİÐİN ELEKTRİÐİNİ AYRI MEKANİÐİNİ AYRI FİRMAYA VERMEK SON DERECE YANLIŞ

Küçük ancak önemli projeler üzerinden anlatmak istediğim bir şeyler var. Etiler’deki, Levent’teki binalara bakınca bizim ismimizi göremezsiniz. Ben bunu yatırımcının inşaat sahiplerine daha iyi bir firmayla çalışın dememesine, bir de bir binada teknik müteahhitlik firması yer alırsa neler değişir bilmemesine bağlıyorum. Bence bu yüzden Türkiye’de henüz dünyadaki seviyelerde değil teknik müteahhitlik. Ancak artık dünyanın hiçbir yerinde elektromekaniğin elektriğini ayrı firmaya, mekaniğini ayrı firmaya vermek diye bir zihniyet kalmadı. Böyle bir mantıkla Avrupa’da bir iş yaptırmaya çalışsanız inanın üzerine para verseniz dahi kabul etmezler. Biz Nisan 2012’de Imtech ile birleşmemizin ardından dünyanın en büyük elektromekanik firmalarından biri konumuna geldik. Biz onlara Türkiye’deki bu durumu anlatmada zorluk çekiyoruz. Bakın biz bazı işlerin elektriğini bazı işlerin mekaniği alıyoruz dediğimizde şaşırıyorlar ve böyle bir şey en son 20 yıl önce vardı diyorlar. Bir inşaat firması olarak da bunu koordine etmek inanılmaz zor. Düşünün benim işimi bitirmemin ardından onun girip devam etmesi lazım. Örneğin mekaniğin adamı olmuyor, başka bir projeye göndermiş oluyor. O işini bitirmediği için ben girip devam edemiyorum. Ben işimi bitiremediğim için ben onu müşteriye karşı, kontratsal olarak cezalandırmak durumunda kalıyorum. Bakın ne kadar karışık. Bu tarz işleri kabul edemiyoruz. Bu zihniyetin değişmesi için de bu tür işleri kabul etmemek gerekiyor. Onu bırakın elektriğin altındaki 12 kalemi de ayrı ayrı firmalara veriyorlar. Yatırım maliyeti de artıyor; 12 kalemi kontrol etmek de ayrı bir sıkıntı. 12 kalemi aynı firmaya verdiğinde de beceremiyor, sonra inşaat süresi uzuyor, borular patlıyor, akıyor kokuyor, havalandırma çalışmıyor. Sonra bakıma para vermek durumunda kalıyorlar. O yüzden biraz büyük düşünmek gerekiyor.

“UMUTLUYUM”

Her seneye umutla başlıyoruz. Biz dünya çapında bir firma olarak Türkiye’de daha fazla önemli projeye imza atmak istiyoruz. Türkiye’de teknik müteahhitlik konusundaki bilincin değişeceği konusunda da umutluyum. Artık yeşil binalar hatta yeşil şehirler konsepti gelişiyor. Küçük firmaların bu projeleri yapmasına imkan yok. Bu projelerin altından kalkabilmeleri için yeterli finansal güçleri yok çünkü. Örneğin LEED sertifikalı bir mühendis, normal bir mühendise göre 2-3 kat daha fazla maaş alıyor. Yeşil projeleri alamadan bu istihdamı sağlayabilir mi küçük ölçekli firmalar? Ancak Türkiye’de bu tarz projeleri alabilen küçük firmalar var. Hepsinin referans listesinde bir tane görebilirsiniz. İkinciyi alabilmeleri için ilk projeyi zamanında yapabilmeleri gerekiyor tabii ki. Bunu finansal ve teknik yetersizlikleri nedeniyle gerçekleştiremedikleri için ikinci projeyi almaları çok zor. Çok daha düşük fiyat verdikleri için aldıkları ilk projeden sonra bu işe veda etmek zorunda kalıyorlar hemen hemen hepsi. Bizim 34’e yakın teklif elemanımız var; küçük bir ordu… Biz haftasonumuz olmadan gece gündüz çalışıyoruz; teklif verdiğiniz firma bize “sizin verdiğiniz fiyatın yarı fiyatını veren firma var” diye dönüyor. Sonuç; son yıllarda çöküp giden firmalara bir bakın… Yazık oluyor.

AE ARMA-ELEKTROPANÇ’ın IMTECH ile ilan işbirliğinden bahseder misiniz?

Imtech 5 milyar Euro ciroya sahip, 55 ülkede aktif olan, 33 bin çalışanı olan, 23 bin müşterisi olan bir dev, bir kütle… Bizle beraber olduktan sonra Rusya, Kuzey Afrika ve Ortadoğu pazarına da hakim olma hırsı ve isteği var. Bizim zaten bu 3 kıtada yaptığımız işler, pazar payımız belli. Diğer taraftan Imtech’in Avrupa ve Amerika’daki başarısını aldığınızda hem ciro hem de referanslar bakımından dünya çapında ilk sıralarda konumlanan bir firma oluyoruz, beraber. Imtech Avrupa ve Amerika’da çok büyük başarılara imza atmış bir durumda. Yeşil stadlar yapmış, hastaneler yapmış, şehirler inşa etmiş. Avrupa’daki kalite standartları nedeniyle bu tür başarılar çok daha zor ulaşılabilir, biliyorsunuz.

Imtech ile Nisan 2012’den beri beraberiz ve aramızda çok güzel bir sinerji oluştu. Hedeflerimiz oldukça büyük. Daha önce de bahsettiğim gibi 3. havalimanı geliyor, 22 tane stadyum geliyor. 2013-2014 en büyük hedeflerimizden iki tanesi bunlar… İnşaat sektöründe olmayan firmalar bile bu işin büyüklüğünün farkına vardılar ve yer almak istiyorlar. Tabii ki biz de yer almalıyız. Bildiğiniz gibi EURO 2020’ye ve olimpiyatlara hazırlanıyoruz. Ben inanıyorum ki birinden birini kesinlikle alacağız. Aldıktan sonra da mevcut stadlarımız ihtiyaca cevap veremeyecek. Türkiye Futbol Federasyonu da bunu gördü. TOKİ ile birlikte 22 tane stadyum projesi var 18 ayda bitmesi planlanan… Bu projelerden 4 veya 5 tanesini normal koşullarda AE ARMA-ELEKTROPANÇ’ın alması gerekiyor; Avrupa’da ve dünyada yaptığımız diğer stadyum referanslarını dikkate alırsak… Bunlara da otoritelerin bir bakması gerekiyor, artık. Hedefimiz bu projelere imza atmak.

Bu işbirliği nasıl başladı ve gelişti?

Imtech birçok sebeple bizim hakim olduğumuz pazarlara istediği ölçüde girememiş, büyük bir firma. Konuyla ilgili hedeflerine yönelik yaptıkları araştırmalar sonucunda işbirliği için en uygun isim AE ARMA-ELEKTROPANÇ olmuş. Seçilmemize etki eden en önemli sebep bahsettiğimiz bu 3 kıtada birden pazar payımızın büyük olmasıdır. Bu istekleriyle başlayan 6-7 aylık detaylı ve uzun soluklu görüşmeler sonucunda çoğunluk hissemizi Imtech’e sattık. Bu Türkiye inşaat sektöründe gerçekleşen ilk satın almadır, getirdiğimiz döviz ve nitelik açısından değerlendirildiğinde çok gurur verici.

AE ARMA-ELEKTROPANÇ’ın yeni hedef pazarları nereler olacak?

Hedeflerden bir tanesi Suudi Arabistan. Ortadoğu bir yana Suudi Arabistan bir yana… Suudi Arabistan’a bu yılın ilk çeyreğinden itibaren giriyor olacağız. Onun dışında Kazakistan, Türkmenistan’a gireceğiz. Yüksek ihtimalle Ukrayna Belarus ve Kuveyt de var. Irak’a girmeyeceğiz 2013’de, uygun görmüyoruz.

Markanızın yeni kurumsal kimlik çalışmalarıyla ilgili birşeyler söylemek ister misiniz?

Vurgu şöyle: 22 farklı ülke, 22 farklı kültür; bu büyük operasyonun yönetimi ve bir dünya markası olarak AE ARMA-ELEKTROPANÇ…