Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

İçmimar Birol Darcan, İçmimar Necibe Darcan

OSMANLI HAMAMLARI

Necibe DARCAN: Yıkanmak geçmişten günümüze tüm insanlar için bir ihtiyaç olmasına rağmen; özellikle yıkanmak için yapılan mimari yapıları ilk kez Eski Mısır, Hindistan sırasıyla Roma ve Bizans mimari yapılarında görüyoruz. Türklerin kendilerine has, yaşadıkları ve göçleri sırasında çadırlarının ortasında; ateş yakarak, su ve subuharını kullandıkları bir banyoları vardı aslında. Fakat göçlerinin onları götürdüğü batı yolu üzerinde yüzyıllardır Romalılar ve Bizans mimarisinin çok önemli yapılarında ve bu yapıların içinde oluşturulmuş mimarinin çok önemli parçası olan banyolarla karşılaştılar. Osmanlı dünyaya yayılma sürecinde Arap kültürünün çok önemli bir parçası olan hamam kültürü ile de karşılaşmış olup, Bizans banyo mimarisi ve fonksiyonlarını Arap hamam mimari ve fonksiyonuyla birleştirmiş ve tüm dünya kültürlerinin etkilendiği Osmanlı Hamamlarının oluşmasını sağlamıştır. Osmanlı Hamamları aynı zamanda  toplumsal yaşam ve kültürel ifade biçimlerinden de biri olmuş, dinsel sosyal ve kültürel izlerimizin de yüzyıllardır tüm dünya coğrafyası üzerindeki bilinirliğimizde önemli bir yere sahip olmasını sağlamıştır.

BU MEŞAKKATLİ RİTÜEL ARTIK TEK TUŞLA

Birol DARCAN: İnsanların yüzyıllar içindeki gelişiminin paralelinde; sosyokültürel etkiler ve teknolojinin gelişim sürecinin de dahil olduğu bu süreçte artık insan kullanımına ait tasarlanmış mekanı zaten banyosuz düşünmek mümkün değildir. İlerleyen teknoloji yüzyıllar önceki soğuk su, sıcak su, buhar, nem, saglık amacıyla kullanılan minareler ve kristalleri ile yapılan bu meşakkatli ritüeli artık bir düğmeye basarak oluşturmayı sağlamıştır. Hatta bu yıkanma mekanizmaları içinde (küvet, duş, jakuzi hatta havuz ve türevleri..) kullanılan jetler size suyun hızı ve miktarını kullanmak istediğiniz şekilde sunmaktadır. Yüzyıllardır Osmanlı’nın ve Türklerin Anadolu’da kullandığı “Osmanlı Hamamları “ içeriği dünya vitrifiye ürünlerinin de aslında çıkış noktasıdır. Sıcak- soğuk su- ılık su- buhar- kristal- mineral birlikteliğinin ve kullanılması fikrinin tüm dünya “ BANYO ÜRÜNLERİ “ tasarım ve imalatlarının oluşumundaki birinci basamaktır aslında .

DÜNYA, OSMANLI BANYO KÜLTÜRÜNDEN ETKİLENMİŞTİR

Necibe DARCAN: Osmanlı döneminde yaratılan hamam ve mimarisinin, tüm dünyanın etkisinde kaldığı çok önemli yaratıcı fikirleri vardı. Bizans Roma’sında -ki Osmanlı bunlardan etkilenmişti- durgun su havuzlarında yıkanılırken, Osmanlı bunu akan su ile işler hale getirmiştir. Hatta göçleri ve fetihleri sırasında karşılaştığı mimarisine ve hayatına dahil ettigi şifalı kaynaksuları, kaplıca ve ılıcaları da hamam işleyişine dahil etmiştir. Temizliğin aynı zamanda sağlık olduğu bilincindeki Osmanlı bunu kaplıca suları ile birleştirip çok daha önemli çok daha fonksiyonel bir yıkanma, arınma, sağlık konsepti oluşturmuştur. Bugün tüm dünyada kullanılan yıkanma fonksiyonuna yönelik küvet, duş gibi aklınıza ne gelirse suyu, buharı, sıcağı ve soğuğuyla Osmanlı banyo kültüründen çok büyük izler taşımaktadır. Son yılların başka bir vazgeçilmezi olan SPA’larda aslında yıkanma fonksiyon ve ritüellerinin çıkış noktasından günümüze gelmiş hamamın farklı ve güncel bir yorumudur.

PEKİ YA ERGONOMİ?

Birol DARCAN: Banyo sektöründe Osmanlı serileri tasarlanıyor ya da kullanılıyor. Ancak Osmanlı konsepti olarak betimlenen yorum ötesi yorumlarla da karşılaşıyoruz. Yapılan bu konsept dediğiniz işlerin hepsinin doğru, estetik ve fonksiyonel olduğunu söylemek mümkün değil. Hamam mimarisinin konutlarda, otellerde, sağlık tesislerinde o kadar kötü tasarım ve uygulamalarıyla karşılaşıyoruz ki dehşete kapıldığımız anlar oluyor. Kubbeyi bile kendine göre yorumlayıp tasarlayan, otel ya da ev içinde hamam yapmaya çalışan mimarlarımız var. Onlar hamam mimarisindeki kubbenin ne amaçla yapıldığını da bilmiyorlar. Sadece kubbeyi binanın içine yerleştirmesi gerektiğini düşünüyor; onu da 3. bodruma yerleştiriyor zaten. Göbektaşı uygulaması yapılan mekanlar da bırakın fonksiyonu insan ölçüleri bile yani işin ergonomisi dikkate alınmıyor. Hamamı hamam yapan kapısına ya da koridor yönüne yazılmış bir Hamam yazısı değil elbette. Hamamın olmazsa olmaz mimari özelliklerinin birçoğu; camekan, soğukluk- ılıklık, hararet gibi bölümleri zaten düşünülmüyor. Bazen duvarlarda sıklıkla kullanılan Selçuklu deseni ağırlıklı fayanslarla ve duvar önlerine sıralanmış mermer yalak ve eski görünümlü yeni kurnalarla bitiriliyor. Bunlar ancak hamam adı altında oluşturulmuş mekanlar.