Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Mimar Levent Çırpıcı

TÜRKLER VE BANYO KÜLTÜRÜ

Banyo, kültürler arası beşeri hayatımızdaki diğer farklılıklardan çok uzak ya da ayrılıklar barındıran bir öyküye sahip bence. Günümüzdeki farklılıkları bekleyen, her tehlike kadar risklere sahip bir kültür banyo. Türklerin, Çinlilerin, Japonların, Rusların banyo kültürleri, ipi öncelikle göğüsleyen bir ayrıcalığa sahip olsalar da artık neredeyse turistik ve ticari olarak sürdürülebilirlik halindeler. Zira, artık Alman nasıl banyoya sahipse biz Türklerde de aynı standartlarda nerdeyse… Batılılar arasında ayrım yapmak zaten abest olurdu sanırım. Derinlemesine bir banyo arkeolojisine sahip değilim ancak her daim ezik olduğumuz batının neredeyse olmayan yanı desem çok mu fazla olurum? Ama en azından dünyada bir tık yukarıdayız hattı zatında.

OSMANLI İZLERİ TURİSTİK BANYOLARDA

Osmanlının banyo kültürü etkilerini, aralıklı bir zaman salınımıyla daha çok turistik ya da ona öykünen hamamlarda, spa, wellnes otellerinde, site kültürünün havalılık içindeki hallerinde görebiliyorsunuz. Ama tabii ki günlüğe vurunca Japon gibi, Alman gibi duşunuzu alıyorsunuz. Yani banyomuzda tuvaletimizi, duşumuzu almanın dışında güzelleşiyoruz, çamaşırlarımızı yıkıyor, kuruluyoruz. Artık çamaşır iplerimizde kalmıyor. O dönemin günümüzdeki uzantıları zaman zaman çok iyi yorumlanarak yeni yapılarla kimlikli bir süreklilik sağlasalar da, orada zamanla geçirilen zamanlara yüklenenler, beklenenler olarak çok alakasız ilişkiler var. İyi ve üzerinde bir kültürün rafine harmanlanmış, çalışan, işleyen, sakin kalmayan izlenimin toplumsal olarak bu alandaki haklı yerimizin evrene yerleşmesine katkıları olacaktır. Bu tavır, giderek sanayi uzantıları ile katma değerlerini de sunacaktır diye düşünmekteyim.

BİR TÜR HAFTASONU AYİNİ

Geçmişte insanlar banyolarını günümüzdeki kadar özelleştirebilmişler mi acaba, elitler için başka halk için başka anlamlar yüklenmesi gibi bir realitede yaşanmış mıdır?

Özellikle banyonun geçmişte daha çok günlük, anlık kullanım tuvalet dışında, belirli zamanlarda hem temizlik, hem güzellik hem de iyileştirici bir eylem halinde bir ritüel ile ilerlemiştir. Yakın geçmişimizde hafta sonunda bir ayin niteliğinde olan banyo kavramı kültürel olarak süregelmiştir.

GELECEÐİN BANYO RİTÜELİ: SUSUZLUKLA ARINMAK

Geleceğe dair yaşamımıza girecek ya da girmiş olup banyo kültürümüze girememiş bir çok teknolojik unsurun banyomuzda yer alacağını göreceğimiz aşikar olmakla; tarihteki bir özlem hastalığı olarak geçmiş tatların banyolarımızda olacağını düşünüyorum. Toplumsal etkileri ise tabii ki, hijyenik, iyileştirici ve tasarruf yaklaşımlarının sonuçlarından yola çıkarak olacaktır diye düşünüyorum. Banyoda öngörüye gelince… En extrem yorumum sanırım susuzlukla arınmak bir ritüel haline gelecektir diye bir yaklaşım olabilir mi diyebiliyorum.

TÜRKLER VE BANYO KÜLTÜRÜ

Banyo, kültürler arası beşeri hayatımızdaki diğer farklılıklardan çok uzak ya da ayrılıklar barındıran bir öyküye sahip bence. Günümüzdeki farklılıkları bekleyen, her tehlike kadar risklere sahip bir kültür banyo. Türklerin, Çinlilerin, Japonların, Rusların banyo kültürleri, ipi öncelikle göğüsleyen bir ayrıcalığa sahip olsalar da artık neredeyse turistik ve ticari olarak sürdürülebilirlik halindeler. Zira, artık Alman nasıl banyoya sahipse biz Türklerde de aynı standartlarda nerdeyse… Batılılar arasında ayrım yapmak zaten abest olurdu sanırım. Derinlemesine bir banyo arkeolojisine sahip değilim ancak her daim ezik olduğumuz batının neredeyse olmayan yanı desem çok mu fazla olurum? Ama en azından dünyada bir tık yukarıdayız hattı zatında.

OSMANLI İZLERİ TURİSTİK BANYOLARDA

Osmanlının banyo kültürü etkilerini, aralıklı bir zaman salınımıyla daha çok turistik ya da ona öykünen hamamlarda, spa, wellnes otellerinde, site kültürünün havalılık içindeki hallerinde görebiliyorsunuz. Ama tabii ki günlüğe vurunca Japon gibi, Alman gibi duşunuzu alıyorsunuz. Yani banyomuzda tuvaletimizi, duşumuzu almanın dışında güzelleşiyoruz, çamaşırlarımızı yıkıyor, kuruluyoruz. Artık çamaşır iplerimizde kalmıyor. O dönemin günümüzdeki uzantıları zaman zaman çok iyi yorumlanarak yeni yapılarla kimlikli bir süreklilik sağlasalar da, orada zamanla geçirilen zamanlara yüklenenler, beklenenler olarak çok alakasız ilişkiler var. İyi ve üzerinde bir kültürün rafine harmanlanmış, çalışan, işleyen, sakin kalmayan izlenimin toplumsal olarak bu alandaki haklı yerimizin evrene yerleşmesine katkıları olacaktır. Bu tavır, giderek sanayi uzantıları ile katma değerlerini de sunacaktır diye düşünmekteyim.