Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Tahincioğlu Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Tahincioğlu

1965 yılından bu yana Türk gayrimenkul sektörünün perakende, ofis ve konut projelerinin yanı sıra birinci sınıf otellerin inşa ve geliştirme çalışmalarına odaklanmış Tahincioğlu Gayrimenkul’un Türkiye ve dünya gayrimenkul sektöründe durduğu noktayı nasıl tasvir edersiniz?

Tahincioğlu Gayrimenkul, Tahincioğlu Holding’in 1965 yılından itibaren gayrimenkul geliştirme ve yatırım alanında faaliyet gösteren firmasıdır. Tahincioğlu Gayrimenkul olarak bugüne kadar 1.5 milyon metrekarenin üzerinde ofis, konut, otel, fabrika ve karma nitelikli projeler gerçekleştirdik. Tahincioğlu Gayrimenkul olarak 2012 yılında 175 milyon dolar yatırım yaptık ve 2015 yılına kadar da 875 milyon dolarlık yatırım gerçekleştireceğiz. Tasarladığımız tüm projeleri, ulusal ve uluslararası yapı yönetmeliklerine ve standartlarına uygun olarak kalite anlayışından ödün vermeden hayata geçiriyoruz. Amacımız, insani ihtiyaçları ön planda tutan mimari anlayışla inşa ettiğimiz projelerimizle müşterilerimize ve yatırımcılarımıza hem yaşarken hem de yatırım yaparken kazandırmak ve böylece sektöre artı değer katmak.

Türkiye’de en çok LEED sertifikalı proje yapan firma olarak doğal çevreye olan hassasiyetinizden bahseder misiniz?

Tahincioğlu Gayrimenkul olarak hayata geçirdiğimiz bütün projelerimizi çevreye duyarlı yapılar olarak tasarlıyoruz. Bu amacımıza ulaşmamız adına kullandığımız araçlardan biri de Amerikan Yeşil Bina Konseyi (USGBC) tarafından çevre dostu binalara verilen LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) kriterleridir. LEED sertifikasına uygun binalar tasarlanırken iç mekan hava kalitesi, doğal aydınlatma, sıcaklık ve nem kontrolü, atık yönetimi gibi insan saglığını direkt etkileyen unsurlar planlanmakta, ayrıca inşaatında kullanılan yöntemler ile son kullanıcıya daha temiz bir ortam bırakılması hedeflenmektedir. 2012 yılının sonunda tamamlanan Nidakule Göztepe ofis projemiz LEED Gold sertifikasını almıştır. Palladium Tower ofis projesi ise LEED Gold sertifikasına uygun olarak inşa edilmeye devam etmektedir.

Tahincioğlu’nun perakende ve ofis projelerine daha fazla odaklandığı görülüyor. Bu marka konumlandırmanızın bir parçası mıdır? Bu durum gelecekte nasıl şekillenecek?

1965 yılında kendi şirketlerine fabrikalar ve ofisler, aile bireylerine ise konut projeleri üreterek başlayan inşaat ve geliştirme faaliyetleri günümüzde Tahincioğlu Holding’in ana iş kolu olmuş durumdadır. 1970 ve 2000 yılları arasında oteller ve konuta odaklanmış olan şirketimizin 2000 yılının ortalarında ağırlığını alışveriş merkezi ve ofis projelerine vermesini konumlandırma olarak algılamamak gerekir. Bu dönemde ofis ve perakende projeleri ile ön plana çıkmamızın sebebi özellikle A+ kategorisindeki ofis ihtiyacına cevap vererek hem yatırımcılarımız hem de kendi adımıza şu anda daha fazla değer yaratabileceğimizi görmemizdir. Önümüzdeki dönemde daha önce de olduğu gibi yine konut ve karma kullanımlı projelerimize devam edeceğiz.

Yabancı yatırımcıların ilgi gösterdiği projeler gerçekleştiriyor ve bu konuda önemli fuar ve organizasyonlarda yer alıyorsunuz. Sektör profesyonellerinden Mütekabiliyet Yasası’nın eksik bir yasa olduğuna dair eleştiriler duyuyoruz sık sık. Sizce de ek yasalar çıkarılmalı mı?

Yabancıların yatırım yapması için yalnızca yasaların çıkarılması yeterli olmuyor, önemli olan yasaların uygulamalarının sağlıklı ve sürdürülebilir olmasıdır. Uygulamaların sağlıklı ve sürdürülebilir olması için zaman gerekiyor ve ancak uzun vadede ciddi bir kaynak getirmesi söz konusu oluyor. Sektörün uzun zamandır beklediği ve kamuoyunda Mütekabiliyet Yasası olarak bilinen “6302 sayılı Tapu Kanunu ve Kadastro Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’’ bizleri umutlandırmakla birlikte önümüzdeki süreçte eksiklerinin tüm kamuoyu tarafından görülüp gereken düzeltmelerin kısa zamanda yapılacağını ve o zaman yabancı kaynak akışını hızlandıracağını düşünüyoruz. Mütekabiliyet Yasası ile yabancıların Türkiye’de gayrimenkul edinme hakkı hukuksal açıdan rahatlamış oluyor ve gelişmiş ülkelerdeki kriz ortamı sebebiyle yabancı fonlar ve bireysel yatırımcılar ağırlıklı olarak gelişen ülkelere dönüyorlar. Bu ülkelerin arasından da son dönemdeki yüksek büyüme oranının etkisiyle Türkiye ön sıralarda… Özellikle konut ve ofis yatırımları başta Körfez ülkeleri olmak üzere Rusya, Kuzey Afrika ve Türkiye Cumhuriyetleri yatırımcılarının Türkiye’ye ilgi göstermesine neden oluyor.

Konutta KDV sistem değişikliği ile ilgili fikirleriniz neler?

Belirsizlik ortamının her zaman yatırımcıyı temkinli davranmaya ittiğini ve KDV konusundaki geçmiş dönemdeki belirsizliğin de sektörü olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Yapılmış olan düzenleme tam anlamıyla beklendiği gibi olmasa da en azından belirsizliği ortadan kaldırmış oldu. Farklı alternatifler üzerinde çalışıldıktan sonra alınan karar eğer satış fiyatı üzerine kademeli olarak değişseydi hem yatırımcı hem de geliştirici açısından daha tatmin edici olurdu düşüncesindeyim.

Gayrimenkulde “lokasyon” önem verdiğiniz bir konu. Bu konudaki hassas ve sorgulayıcı tutumunuza istinaden İstanbul Asya ve Avrupa yakaları potansiyel arsa lokasyonları ve bölgelerin gelecekteki formları hakkındaki fikirlerinizi, öngörülerinizi alabilir miyiz?

Geliştirmenin ilk adımı lokasyonu doğru seçerek hitap edilen yatırımcı/müşteri kitlesine uygun yapıyı sunmaktır. Tahincioğlu olarak biz merkezi konuma çok önem veriyoruz ve projelerimizi ana yollar üzerinde, kolay ulaşılır bölgelerde, o bölgenin ihtiyacını çeşitli danışmanlar vasıtası ile detaylı biçimde inceleyip daha sonra kalite anlayışımıza en uygun şekilde üretiyoruz.

Son yıllarda İstanbul ve tüm Türkiye’nin en hızlı gelişen bölgesi Ataşehir ve çevresinde TEM ve E-5 yollarının kesiştiği bölgelerde ofis ve karma kullanımlı projelerimizle yer almaktayız. Yeni kurulacak olan İstanbul Finans Merkezi’nin de bu bölgede konumlandırılması hem yapmış olduğumuz hem de gelecekte bölgede yapacağımız projelerimizin konum seçiminin ne kadar doğru olduğunun bir kanıtıdır.

2012 yılsonu itibari ile yapımını tamamladığımız Nidakule Göztepe ofis projesi Göztepe’de D 100 karayolu üzerinde bulunuyor. Projemiz lokasyon açısından bugün Anadolu ve Avrupa Yakası’nın kilit ulaşım bölgesinde yer alıyor. Yapımına devam ettiğimiz Palladium Tower da tüm kamu bankalarının yanı sıra finansal sektörün en önemli kamu kuruluşlarının da yer alacağı, Anadolu Yakası’nın en merkezi lokasyonuna, kalbine ve geleceğin finans merkezi olarak değerlenecek olan Ataşehir’de konumlandırdık.

2013 yılı içerisinde yine Anadolu Yakası’nın en değerli bölgelerinden Çengelköy’de bir konut projesi hayata geçirmeyi planlıyoruz. Çengelköy’ün sakin ve dingin havası, aile hayatına elverişli konumu ve Boğaziçi Köprüsü’ne yakın lokasyonu nedeniyle bölgeyi konut projesi olarak değerlendireceğiz. Avrupa Yakası’nda da arsa lokasyonu olarak en değerli bulduğumuz bölgelerin başında Levent, Bomonti, Beşiktaş, Seyrantepe geliyor. Yine buralarda da önümüzdeki yıllarda netleşecek karma nitelikli, ofis ve konut projeleri hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Konutta “yaşama dokunan konsept” anlayışınızı biraz açar mısınız?

Tahincioğlu Gayrimenkul olarak sadece konutta değil gerçekleştirdiğimiz bütün projelerde insan hayatı, istekleri ve ihtiyaçları bizim için öncelik arz ediyor. İnsanı merkez aldığımız projelerimizde misafirlerimizin bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri koşulları oluşturmaya çalışıyoruz. Örnek vermek gerekirse Anadolu Yakası’nda geliştirdiğimiz Palladium Alışveriş Merkezi ve Residence sakinleri ve ziyaretçilerinin huzurlu, güvenli ve sağlıklı bir ortamda vakit geçirmeleri için sürekli gözlem yapıp eksiklerimiz var ise gidermeye çalışıyoruz. İnşaat aşamasında olan ofis projemiz Palladium Tower’da ise günümüzde çoğu kişinin en uzun vaktinin geçtiği alan olan ofislerde her türlü ihtiyacı belirledik ve konularının uzmanı birçok danışman ile çalışarak bu ihtiyaçlara yönelik alanlar tasarladık. Ofis çalışanlarını gün içerisinde yaşadıkları iş stresinden uzaklaştırmak için en üst katta oluşturduğumuz lounge alanı ve diğer sosyal tesisler ve imkanlar, nefes alan kat bahçeleri, Feng Shui felsefesinin huzur ve mutluluk veren tasarımı, açık ve kapalı restoran ve kafeler insan odaklı yaşama verdiğimiz önemin en güzel kanıtıdır.

Mesa, Mar Yapı gibi ortaklıklar da gerçekleştiriyorsunuz kimi projelerde. Bunun sebebi ve avantajları nelerdir?

Tahincioğlu olarak tüm yer aldığımız sektörlerde doğru ortaklarla hareket etmenin hep faydasını gördük ve bugüne kadar aralarında Cadbury Schweppes, Warner Lambert, Cargill, Ralston Purina, Chupa-Chups, Lawson Mardon, Raffles Group’un (Swissotel) bulunduğu dünyanın önde gelen birçok şirketi ile stratejik iş birliği yaptık. Diğer sektörlerde olduğu gibi gayrimenkul sektöründe de bu yaklaşımımızı devam ettireceğiz. Birlikten kuvvet doğacağının farkındayız; ulusal ve uluslararası doğru ortaklarla iş birliği yapmaya devam edeceğiz.

Global ölçekte faaliyetleriniz ve gelecek dönem hedeflerinizden bahseder misiniz?

Tahincioğlu Gayrimenkul olarak değerlerimize bağlı kalarak, bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz projelerde olduğu gibi gelecekte de gayrimenkul sektörüne yön veren projelere imza atmayı hedefliyor ve bunun için çalışıyoruz.

Beklediğimiz ortam oluştuğunda ise hayata geçirmiş olduğumuz ve geliştireceğimiz projelerimizi bir araya toplayarak oluşacak olan portföyü halka açarak projelerimizi tam anlamıyla halka sunmak gibi bir gündemimiz var orta vadeli planımızda.

Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin 2012 onur ülkesi olarak yer aldığı ve Dubai’de gerçekleştirilen Cityscape Global 2012 Fuarı’na katıldık. Burada tanıtımını gerçekleştirdiğimiz projelerimiz körfez bölgesi yatırımcılarından büyük ilgi gördü. 2013 yılında Türkiye’yi temsil etmek üzere tekrar katılacağız. Global gayrimenkul sektörünün geleceğinin, sorunlarının çözümleri ile birlikte masaya yatırıldığı ve 2013 Ocak ayında gerçekleştirilen Global Real Estate Institute (GRI) konferanslarının çevre dostu sponsorluğunu üstlendik. Bu yıl Mart ayında gerçekleştirilecek ve tüm dünyanın merakla beklediği MIPIM 2013 Fuarı’nda, hem Türk çadırında hemde ana çadırda standı olan tek Türk gayrimenkul firmasıyız. Ayrıca MIPIM 2013 Fuarı’nın çanta sponsorluğunu üstlendik. Katıldığımız uluslararası fuarların amacı ulusal anlamda yapmış olduğumuz yapıtlarla yaratttığımız Tahincioğlu ismini uluslararası anlamda da duyurmak ve böylece her sektörde olduğu gibi güçlü firmalarla ortaklıklar gerçekleştirerek gücümüze güç katmak.