Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

MUDER Yönetim Kurulu Başkanı Seyfi AYASKAN “Sektör önümüzdeki dönemde çok daha yüksek büyüme oranlarına ulaşacak”

Mutfak mobilyası ve ankastre cihaz sektörünün bir araya geleceği Kitchen Word 2012 fuarının sektördeki önemi nedir size göre? Bu yılki fuar için beklentileriniz nelerdir? Sektörde nasıl bir etki bırakacak sizce?

Seyfi AYASKAN: Bu yıl sekizincisini düzenlediğimiz Kitchen World 2012 Uluslararası Mutfak, Banyo Mobilyaları ve Ankastre Cihazlar Fuarı bölgenin en büyük ve en kapsamlı mutfak mobilyası ve ankastre cihaz fuarı. Fuarda katılımcı firmalar olarak bizler, yeni modellerimizi, en son tasarımlarımızı ve mutfağa dair evye, davlumbaz, tezgah, batarya gibi yüzlerce ürünün yanı sıra mutfakta hayatı kolaylaştıracak son teknolojiyle donatılmış ankastre cihazları da birlikte sergileyeceğiz. Fuarda bireysel ve profesyonel ziyaretçiler ihtiyaçları için sınırsız çözüm fırsatı ile tanışırken, beğendikleri markaları da birbiriyle kıyaslama şansını yakalayacak.

Bu yıl yurt içinden gelen ziyaretçilerin yanı sıra Ekonomi Bakanlığı koordinasyonuyla 32 ülkeden gelecek ticaret heyetine ev sahipliği yapacak olan fuarımız, firmalarımızın yurt dışından firmalarla tanışmasına ve yeni ihracat bağlantıları yapmalarına da olanak sağlayacak. Fuarın diğer önemli katkısı ise sektörümüze yeni girmek isteyen mimar, tasarımcı ve potansiyel bayiler için yeni iş imkanları yaratacak olması… Çalışma hayatına hazırlanan mimarlık ve tasarım öğrencileri ise fuar sayesinde sektöre ilgilerini keşfetme, düşüncelerini olgunlaştırma ve firmaları yakından tanıma fırsatı bulacak.

YÜKSEK BÜYÜME ORANLARI YAŞANACAK

Sürekli büyüyen ve gelişen bir inşaat sektöründe mutfak ve banyo sektörü nasıl bir süreçten geçiyor?

Hepimizin bildiği üzere yapı sektörü 2000’li yıllara kadar yüksek enflasyon, uygulanan para politikaları ve yüksek faizler dolayısıyla oldukça düşük üretim ve satışlar yaşadı. 2000’li yıllardan itibaren düşmeye başlayan enflasyon ve faiz politikasına ilave olarak, 1999 depremi sonrası değişen yapı sektöründeki kontrollü ve kalitesi yüksek yapı imalat kararları ve kanunları sektörü tekrar öne çıkardı. Ayrıca devletin arsa değerlendirmesi yaparak TOKİ ile başlattığı projeler de sektöre büyük bir hız kazandırdı. Ancak 2008 yılında başlayan ve tüm dünyayı etkileyen ağır krizle beraber konut satışlarında da düşüş yaşandı. Özellikle 2009 ve 2010 yıllarında gerileyen konut sektörü 2011 yılında yeniden toparlanarak büyümeye başladı. Yılın ilk dokuz ayında ikinci el satışlar da dahil edildiğinde % 21.6 oranında yükselen konut satışları, bu yükselişe paralel olarak bizim sektörümüze de olumlu yansıyarak 2011 yılında mutfak mobilya sektörünün bir önceki yıla göre % 11 büyümesini sağladı.

2012 yılında ekonomideki beklentilere paralel olarak mutfak mobilya sektörü için de iyi bir yıl olacağı görüşündeyiz. Tüm bu gelişmelerin yanında 10 yıl içinde Türkiye’deki 19 milyonluk konut stokunun 7 ila 9 milyonunun kentsel dönüşüm projesi içinde yıkılıp yeniden yapılacağı konuşuluyor. Bu nedenle sektörümüzün önümüzdeki dönemde çok daha yüksek büyüme oranlarını yaşayacağı kuşkusuz.

UZMANLIK PROGRAMLARI OLUŞTURULMALI

Sektörde kalifiye elemanların çalışması konusunda faaliyetleriniz mevcut. Bu konuda sektör ne durumda? Eksikler ve ihtiyaçlar neler?

Mutfak mobilyası satan bir firmanın başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biri satış esnasında kullanıcılara proje desteği vererek mutfak mobilyasını kullanıcının ihtiyaçları doğrultusunda en doğru şekilde tasarlayan güler yüzlü ve ikna kabiliyeti yüksek elemanlarla, satış sonrasında da hazırlanan projeye uygun olarak ürünün montajını yerinde eksiksiz şekilde gerçekleştiren deneyimli montaj ustalarıdır. Bu konudaki uzmanlığı sağlayan tek eğitim olanağı ise neredeyse sadece firmaların kendisidir. Markalaşmış firmalarımızda satış faaliyetleri sıklıkla mimar ve içmimarlarla yürütülmektedir. Oysa söz konusu görev gelişmiş ülkelerde meslek liseleri mezunları tarafından icra edilmektedir. Sorun, konusunda uzmanlığa yönelik doğru ve uygun eğitim görmüş eleman eksikliğine işaret etmektedir. Dolayısı ile sektörün her düzeyde kalifiye teknik eleman ihtiyacının karşılanması için eğitim kursları, meslek liseleri, meslek yüksek okulları gibi mesleki eğitim kurumlarında, eğitim kurumları ile firmaların işbirliği içinde aranan niteliklerde uzmanlık programları oluşturulmalı ve sektörün gereksinim duyduğu kalifiye eleman ihtiyacı tam olarak karşılanmalıdır.

Sektörde standartlaşmanın yakalanması noktasında ne aşamadayız?

Sektörde uluslararası karşılıkları bulunan ve sonuncusu 2008 yılından beri yürürlükte olan TSE standartları kullanılmaktadır. Gelecekte sektörde başka standartlara da ihtiyaç duyulabilir. Ancak sektörde markasız ürünlerin iyimser bir tahminle yüzde 80’inin yetersiz, küçük atölyelerde standart dışı üretildiğini düşünürsek, bu standartların uygulanması esnasında olması gereken uluslararası standartlara uyan markalı mutfak üreten kurumsal firmaları serbest pazar şartları içinde oluşan fiyat rekabetinde yetersiz ve kalitesiz imalatçılara karşı koruyacak sıkı düzenlemelerin de yapılması gerektiği başka bir gerçek.

YURT DIŞINA AÇILMAK İÇİN FIRSATLARIMIZI DEÐERLENDİRMELİYİZ

Mutfak ve banyo firmalarının özellikle yurt dışına açılmaları konusunda neler söyleyebilirsiniz? Bu konuda neler yapılabilir?

TÜİK verilerine göre yaklaşık 19 milyon 987 bin dolar ithalat, 21 milyon 261 bin dolar ihracat 2011 yılında gerçekleşen dış ticaret rakamları oldu. Bu rakamlar sektörün pazar büyüklüğü ile kıyaslandığında çok düşük görülebilir. Ancak mutfak mobilyasını diğer mobilyalardan ayıran en büyük özellik satış sonrası hizmettir. Mutfak mobilyası proje bazlı, bir nevi terzilik usulü yapılan bir iş. Satış sürecinden başlayarak sırası ile sipariş, mekana uygun tasarım, üretim, nakliye, montaj ve satış sonrası hizmetlerden oluşan bir dizi profesyonel organizasyon ve hizmet gerektiriyor olması, sektörde dünya genelinde firmaların sadece yakın coğrafyaya odaklanmasına neden oluyor.

Ancak Türkiye’nin 75 milyonluk önemli pazar alım gücü, Asya ve Avrupa’nın ortasında köprü vazifesi gören ve bize taşıma ve lojistik avantajı sunan önemli bir coğrafyada bulunması ise değerlendirilmesi gereken fırsatlarımız. Bu fırsatlar devlet desteği de alınarak değerlendirilebilir, yüksek kapasitede üretim ve işgücü maliyet avantajı sağlayan iç pazar büyüklüğü iyi kullanılabilir ve yurt dışı pazarlarda rekabet şansı iyi değerlendirilebilirse uluslararası pazarlarda da söz sahibi olunabilir.

Sektörün temel eksikleri ve ihtiyaçları olarak neler sıralanabilir sizce?

Sektör olarak en büyük eksiğimiz kayıtlı bir envanterimizin bulunmaması, en önemlisi ise kurumsal firmaları haksız rekabetle karşı karşıya bırakan kayıt dışı ve standart dışı üretimle mücadelenin yeterli olmaması. Biz artık, sektör olarak kendimize daha uzun vadeli hedefler koymak ve bu hedeflere ulaşmada devlet desteğini de arkamıza alarak özellikle uluslararası arenada sürdürülebilir rekabet politikalarının oluşturulması için çaba sarf etmek istiyoruz. Ağır rekabet koşullarının yaşandığı global pazarda kendimize yön çizerken özellikle sesimizin duyurulabilmesi için marka algısı ve bilinirliğe yönelik daha etkili tanıtım için çalışmalar yapılmasını, tasarım, teknoloji, mühendislik ve Ar-Ge konularına sağlanan desteklerin sürdürülmesini ve sektörümüzü bir araya toplayacak İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri’nin kurulmasına yönelik girişimlerin desteklenmesini sektörümüzün hızla gelişmesi için önemli görüyoruz.