Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Tıpkı doğal organizmalar gibi akıllı Bionic Tower [Abu Dabi, Bae]

Doğadan öğrendiğini bilgisayar teknolojileriyle geliştirmek LAVA’yı inanılmaz bir hafiflik, verimlilik ve zarafet taşıyan yapılar yaratmaya yönlendiriyor. Yapılarında ulaşılan genel sistem zekasını en küçük parçaların zekası oluşturuyor.

Aynı anlayışla tasarlanan Bionic Tower; strüktürü, alanları ve mimari ifadeyi doğada kendi kendine gerçekleşen sistemler kadar doğal şekilde bir araya getiriyor.

240 metre uzunluğundaki bu kulenin tasarımı; maksimum enerji tasarrufu ve kullanıcı konforu sağlamak için tamamen entegre ve akıllı bir cephe sistemi yaratarak giydirme dış cephelerin ve yükselen silüetlerin modernist konseptinin ötesine geçiyor.

LAVA binada yaratılan sistem hakkında şunları söylüyor:

“Davranışsal mantığın parametrik modellemesiyle sistem, kendini tasarım süreci boyunca optimize ediyor. Böylece “parçaların toplamı”ndan çok daha önemli bir “bütün” ortaya çıkıyor. Başka bir deyişle; bina, birim elemanların oluşturduğu bir dizi gibi değil, bir organizma ya da bir ekosistem gibi davranıyor. Bu tasarım, doğal bir yolla gerçekleşen ve binanın somut verimliliğini yaratan bir “yapısal organizasyon sistemi” öneriyor. Hava basıncı, sıcaklık, nem, hava kirliliği ve güneş radyasyonu kontrol eden bir cilt ile bina bir sistem gibi davranıyor. Kulenin cephesi için; havalandırma, güneş ışığı erişimi ve su toplama gibi parametrik problemleri çözen akıllı bir yüzey otomasyonu diyebiliriz.”

“Biyolojik dünyanın performansına yaklaşan bir bina cildi günümüzde yok. Çünkü; geleneksel giydirme cepheler, değişken dış ortam koşullarına ayak uydurabilecek güçten yoksunlar.

Bizce; yapının iç istikrarını sürdürebilmesi için sarf ettiği çabaya aktif olarak müdahale etmek mümkün olabilmeli. Geleneksel yapı tasarımlarında görülmeyen “çevre bilinci, ona cevap verebilme ve adapte olabilme yeteneği” yeni malzeme ve teknolojilerle artık mümkün. Dolayısıyla mimari, kentin organik dokusunun içinde yer alan bir ekosistem gibi davranmak zorunda.

Bu durumda geleceğin mimari yaklaşımının yalnızca form ile ilgili değil sistem zekasıyla ilgili olacağı gayet açık.”