Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Türkiye yeşil binalarda daha yolun başında

Türkiye’de yeşil binalar konusunda genel olarak farkındalık sorunu yaşanıyor. Frost & Sullivan Türkiye Enerji Sektörü Analisti Özge Özeke, bu farkındalığın yaratılması için kamu sektörünün özel sektöre kılavuzluk edecek referans binaları hayata geçirmesi ve yeşil binaların yaygınlık kazanmasını destekleyecek teşvikleri sağlamasının önemine dikkat çekiyor.

Hızlı bir ekonomik büyüme gösteren Türkiye’nin enerji talebinin günden güne artış kaydettiğini belirten Özeke, ülkenin enerji politikası uyarınca öncelikli olanın uygun maliyetli ve sürekliliği olan enerji arzını sağlamak ve yüzde 70’ler düzeyinde seyreden enerjide dışa bağımlılığı ülkenin kendi potansiyel kaynaklarıyla aşağıya çekmek olduğunu ifade ederek, dolayısıyla bu politikanın amaca ulaşmasında devreye alınacak yeni yatırımların katkısının yadsınamayacağını vurguluyor. Özeke, buna paralel olarak enerji yatırımlarının, enerji verimliliği uygulamalarının hayata geçirilmesiyle ulaşılması istenilen hedefi beklenenden daha kısa vadede yakalayacağını, dolayısıyla yeşil binaların bu anlayışla hayata geçirilmesinin enerji verimliliğine katkısının büyük boyutlarda olacağının altını çiziyor.

YEŞİL BİNAYA BAKIŞ AÇISI DEÐİŞMELİ

Frost & Sullivan Türkiye Enerji Sektörü Analisti Özge Özeke, farkındalık düzeyinin yetersiz olmasının önemli bir nedeninin de ‘fayda’ faktöründen kaynaklandığını ileri sürüyor. Yeşil binalara bakış açısı genel olarak ‘fayda temelli’ olduğu için, yaygın yaklaşım ekonomik bir zihniyeti açığa çıkarıyor ve ağırlıklı olarak yeşil bina algısı, ısı yalıtımı gibi yeşil binanın sadece bir parçasını öne çıkarıyor. Özeke, bu bulgunun yeşil binaların ne olduğu gerçeğinin bir bütün olarak algılanması için ülke olarak epey zamana ihtiyacımız olduğunun önemli bir göstergesi olduğunu vurguluyor.