Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Ant Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Okay

Türkiye ve yurt dışında dikkat çeken projelere imza atan Ant Yapı’nın farklılığını yaratan unsurları anlatır mısınız?

Ant Yapı olarak bu yıl 20. yılımızı kutluyoruz. Bugüne kadar yurt içinde çeşitli konsept projeler geliştirirken, yurt dışında ise büyük taahhüt işleri gerçekleştirdik. Bu süreçte toplamda 5.000.000 m² yi aşan alanda; konut, residence, ofis, villa, otel, spor kompleksleri gibi çok amaçlı, birçok bina yaptık.

Yıllardır birlikte çalışan tecrübeli kadrosu, güçlü makine parkı, Ant Yapı’nın kendini geliştirerek üst yapı işlerine odaklanması ve çalıştığı ülkelerde verdiği sözleri yerine getirerek kazandığı güveni kaybetmemek üzere oluşturduğu çalışma anlayışı, başarımızın en önemli unsurlarıdır.

HEDEF KİTLESİ BELLİ, ÖZEL PROJELER ÜRETİYORUZ

Ant Yapı’nın proje üretirken dikkate aldığı önemli noktalar vardır. Hedef kitlenin sosyal hayatları ve yaşam stillerine en uygun projeyi hayata geçirmeye çalışır. Kaliteden ödün vermez, verdiği sözü tutar. Hedef kitlesi belli olan, özel projeler üretir. Bunlar her projemiz için olmazsa olmazlarımızdandır. Bunun dışında projelerin yatırımcısına kazandırması da bizim açımızdan önemli. Bu nedenle proje üretmeden önce fizibilite çalışmalarına ağırlık veriyoruz. Talebin hangi bölgelerde olacağını ve daha önemlisi o bölgeye en uygun hangi projenin olacağını iyi tartıyoruz. Örneğin Şişli’deki Anthill Residence’ı İstanbul’un enerjisinden memnun, merkezden uzaklaşmak istemeyen ancak ihtiyaç duyduğu her şeyi elinin altında bulmak isteyenler için ürettik. Dolayısıyla Şişli Bomonti bölgesinde tüm bunlara cevap verecek en iyi proje, bir rezidans projesi idi. Bir evden daha fazlası yani bir yaşam merkezi tasarladık. İçinde spor merkezi, spa, restoran, bar, market ve bilinen markalardan oluşan butik bir çarşıyı bu projeye yerleştirdik. Diğer taraftan ise doğayla iç içe yaşayıp, şehrin trafik ve koşturmacasından uzak kalmak aynı zamanda da merkeze yakın kalmak isteyenler var. Bu talebi en iyi şekilde karşılayacak projeler ise kent villaları dediğimiz konseptli projelerdir. Çekmeköy ve Riva’da devam eden Antorman ve Antriva projelerimiz bu konunun en iyi örneklerindendir. Antorman, bağlantı yolları üzerinde, boğaz köprülerine ulaşımı kolay ve orman içerisinde 137 adet villa ve konuttan oluşan bir projedir. Antriva ise Riva deresi kıyısında, denizin ve yeşilliklerin arasında 99 villadan oluşan özel konseptli bir sitedir. Ant Yapı olarak tüm projelerimizde müşterilerimizin yaşam standartlarına, profillerine, beklentilerine en uygun ve yatırım getirisi en yüksek projeyi sunmayı tercih edilme sebebi olarak görüyoruz. Projeyi bitirip teslim etmek değil, devamında müşterilerimizin memnuniyetini de takip etmenin gerekliliğine inanıyoruz. Sonuç olarak, farkımızın bizim sloganımız olan” EQ’su yüksek konutlar üretiyoruz” içinde saklıdır. Ayrıca barınmak için değil yaşamak için projeler üretiyoruz, böylece insanlar projelerimiz içinde mutlu huzurlu yaşarken bir bakıyorlar konutlarının değeri ikiye hatta üçe katlamış.

YURT İÇİ VE YURT DIŞINDA PRESTİJLİ İŞLER

2012 yılının ikinci yarısında devam eden projeleriniz ve yeni dönem yatırımlarınızı nelerdir?

Riva ve Çekmeköy’de devam eden projelerimizin yanında Beylerbeyi’nde ve Çamlıca Ünalan’da firmamıza ait 2 adet arsa üzerinde yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırım yapmayı planladığımız iki projemiz var. Beylerbeyi’nde gerçekleştirilecek projenin hazırlık aşamaları tamamlanmak üzere. 70.000.m²’lik inşaat alanına, yaklaşık 130 adet kent villası ve sosyal alanlardan oluşan, eski İstanbul semtlerini anımsatacak bir konsept hazırladık. Sonbaharda başlayıp 24 ayda teslim etmeyi planlıyoruz. Çamlıca Ünalan’da ise home ofis olarak planladığımız projemizin hazırlıkları devam ediyor. 2013’de başlamayı hedefliyoruz. İnşaat alanı 30.000 m² yaklaşık 200 birimden oluşacak.

Yurt dışında 13 şantiyemizde çalışmalar devam ediyor. Bu projelerin çoğu yüksek binalar ve iş merkezleri, konut, rezidans, alışveriş merkezlerinden oluşuyor. Moskova’da 2008 yılından beri gökdelen inşaa ediyoruz. İlki 240 metre uzunluğundaki Federasyon Kulesi B Blok’tu. İkincisi ise 2010 yılında tamamladığımız, Moscow City bölgesindeki Moskova & St Petersburg adlı kuleleridir. Bu kulelerden Moscow Tower, 305 metre yüksekliğiyle şu an Avrupa’nın en yüksek kulesidir.

Bu yıl kendi rekorumuzu kıracağımız yeni bir gökdelen inşaatına daha başladık. Plot 16 adındaki bu projemizde, kule uzunluğu 330 metre olacak. Ayrıca, 2014 Kış Olimpiyatları için hazırlanan Soci’de bir olimpiyat köyü, yine Moscow City bölgesinde Merkez Terminal projesi ve Ukrayna Kiev’de Sky Towers devam eden projelerimizden bazılarıdır. Bu arada Moskova’da Zaha Hadid’in tasarladığı, uzay gemisini andıran özel villayı yani Capitall Hill’i de biz inşa ettik. Yeni bir villa projesine de başlamak üzereyiz. Bu yıl da bu çapta yeni projeler almaya devam edeceğiz.

TURİZM SEKTÖRÜNE YATIRIMLAR DEVAM EDECEK

Yurt içi ve yurt dışı projelerin yanı sıra turizm sektöründe de faaliyet gösteriyorsunuz. Ant Yapı’nın ağırlık verdiği işler daha çok hangi alanda yoğunlaşıyor?

İki yıl önce Anthill Residence’ta uzun ve kısa dönem residence daire kiralama hizmeti vermeye başladık. Anthill’in yönetimi için dünyada residence kiralama hizmeti veren Frasers Hospitality firmasıyla anlaştık. 40. kat ve sonrasındaki residence dairelerimizi, beş yıldızlı otel hizmeti anlayışıyla uzun-kısa dönem kiralıyoruz. Ayrıca Anthill içerisinde yer alan restaurant, fitness center, spa merkezi ve lounge-bar işletmeciliğiyle de turizm sektörüne adım attık. Bu alandaki yatırımlarımız 2011 yılı yaz aylarında Çeşme Alaçatı’da açtığımız, 35 odasıyla butik hizmet veren Antmare Otel ile devam etti. Son olarak bu yıl Mart ayında, İstanbul Ataşehir’de hizmete girmiş olan Radisson Blu Hotel İstanbul-Asia’da yeni turizm yatırımlarımız arasında. Radisson Blu Ataşehir ile yıl içerisinde Anadolu yakasının konaklama, kongre ve düğün organizasyonlarının yeni adresi olmayı hedefliyoruz.BEYKOZ, RİVA VE SARIYER YILDIZI PARLAYACAK BÖLGELER ARASINDA

Ant Yapı yeni yatırım bölgelerini belirlerken nasıl bir rota çiziyor? Özellikle lokasyon olarak projelerin başarısını arttıracak yeni yatırım bölgeleri nereler?

Lokasyon ön planda olduğu zaman tabii ki merkez bölgeler pahalı, merkezden uzaklaştıkça fiyatlar düşüyor. Bunda en büyük etken arsa payı dolayısıyla merkez bölgelerde yer üretmek zor ama yine de öncelikle talep gören bölgeler de onlar. Avrupa yakasında Şişli civarı, Anadolu yakasında ise Ataşehir ve civarı diyebiliriz. Bu arada Üçüncü köprü ve bağlantı yolları ile özellikle Beykoz, Riva ve Sarıyer bölgelerinin de yıldızı yeni parlayacak bölgeler olacağına inanıyoruz.

Biz, öncelikle lokasyon itibarıyla ulaşımı kolay, çevre ve alt yapı koşulları tamamlanmış, şehirlerin en değerli yerlerinde, AVM, okul, ofis, hastane vb. yerlere yakın veya bu gibi yerlere trafik sorunu yaşamadan, problemsiz bir şekilde hızlı ulaşılabilen noktalarda konutlar üretmeyi hedefliyoruz. Projelerimizde site konsepti ön plana çıkıyor. Mimari projeden başlayıp tüm yaşamsal özellikleri düşünülmüş, evden çıkmadan tüm sosyal spor aktivitelerin karşılanabildiği, en uzun ömürlü, kaliteli malzemelerin kullanıldığı çevreci, yeşil ve her anlamda güvenlikli konutların bu özelliklerin tümüne sahip olmasına dikkat ediyoruz. Ayrıca bizce en önemli bir diğer unsur ise komşu profili. Ant Yapı olarak hep söylediğimiz; “Dünyanın en değerli evini satın alabilirsiniz ama komşu profili uyumsuz ise o evde huzur ile oturamazsınız.” Benzer eğitim, kültür, ekonomik koşullarda insanlardan oluşan bir site oluşturmak bizim ana hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Ant Yapı’nın sektörde kullandığı yeni sistem ve teknolojiler hakkında bilgi verir misiniz?

Bilindiği gibi Ant Yapı ağırlıklı olarak yurt dışında inşaat taahhüt hizmetleri gerçekleştiriyor ki bu işler arasında Avrupa’nın en yüksek kuleleri gibi önemli yapılar yer alıyor. Bu tür projelerde son teknoloji ve dünyada en son üretilen özel malzemeler kullanılmakta. Dolayısıyla yurt dışında çalışmanın verdiği önemli avantajları kullanıyoruz ve tecrübelerimizi Türkiye’deki projelere de hızla yansıtmaya çalışıyoruz.

Bu da binalarımızı çok farklı kılıyor ve projelerimiz sektörde önder oluyor.

YASAYLA BİRLİKTE SATIŞ POTANSİYELİNDE BÜYÜK ARTIŞ OLACAK

Mütekabiliyet Yasası’nın kabul edilmesinin ardından sektörde yaşanacak değişimlerle ilgili öngörüleriniz neler?

Yeni süreçte özellikle Rusya, Türki Cumhuriyetler ve Körfez ülkelerinden talep alıyoruz ve görüşmelerimiz devam ediyor. Ancak yeni yasa uygulama şartları, tapu dairelerine bildirilmediği için henüz uygulama yapılamamakta. En kısa sürede uygulamaya geçilmesi halinde bahsettiğimiz ülkeler başta olmak üzere ciddi bir satış potansiyeli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle İstanbul, bu konuda çok şanslı. Öte yandan Ege ve Akdeniz sahillerindeki diğer bölgelere de ilgi yoğun olacaktır.

Sosyal sorumluluk projelerinin Ant Yapı için önemi nedir? Bu alanda devam eden çalışmalarınız var mı?

Sosyal sorumluluk projeleri, toplum bilincini artırmaya, insanların hedeflenen konuya dikkatlerini çekmeye yönelik olmalı. Destek verilmesinin bu anlamda gereklilik olduğunu düşünüyoruz. İster doğal felaketlerde zarar görenlere yardım kampanyaları olsun, ister insanların bildiği ancak duyarsız kaldığı sosyal problemler ya da sanata veya spora katkı amacıyla olsun, maddi katkıda bulunmasalar da insanların farkında olmalarını sağlamak bile bizce önemli. Bu anlamda çok eskiden beri yaptığımız projeler vardı. Okullar, kültür merkezleri, spor alanında gençlere imkan yaratmak gibi. Ancak o dönemler bu yardımları duyurmak için uğraş vermiyorduk açıkçası. Son dönemlerde yaptığımız sosyal sorumluluk projeleri özellikle basında yer aldığı için duyuluyor, örneğin geçen yıl içerisinde Bosna Hersek’te kültür ve dayanışmaya katkı sağlamak düşüncesiyle bir kültür merkezi yaptık. Ayrıca Van depreminin ardından söz verdiğimiz 3 anaokulunu da bitirip teslim ettik.

YILIN İKİNCİ YARISINDA SEKTÖR HAREKETLENECEK

2012 Türkiye gayrimenkul sektörünün durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Beklenen canlılık sizce yaşanıyor mu?

2012 yılı ilk yarısı durgun geçmesine rağmen yaz aylarında özellikle yabancıların ilgisinin arttığını görüyoruz. Bunun yanında konut kredisi faizlerinin düşmesi ve de sonbahar aylarında mütekabiliyet yasasının işlerlik kazanması ile yabancı alıcı yanında yerli alıcının da alım kararı vereceğini ve böylelikle yılın ikinci yarısının hareketli geçeceğini düşünüyoruz.