Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Yapı güvenliği ve su yalıtımı

Bitümlü Su Yalıtımı Üreticileri Derneği’nden (BİTÜDER) Türkiye’deki yapı güvenliği ve su yalıtımı konusunda alınması gereken tedbirlerle ilgili önemli açıklamalar geldi.

Ülkemiz dünyanın en etkin deprem kuşaklarından biri üzerinde yer alıyor. Bu durum ise her an büyük deprem felaketleri ile karşı karşıya kalabileceğimizin en büyük kanıtı. Deprem yüzünden her yıl ortalama bin vatandaşımız hayatını kaybederken 7 bin bina yıkılıyor. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın verilerine göre; son 58 yıl içinde meydana gelen depremlerde, 58 bin 202 kişi hayatını kaybetti, 122 bin 96 kişi yaralandı, yaklaşık 411 bin 465 bina yıkıldı ya da ağır hasar gördü.

Deprem sürekli gündemimizde… Neredeyse her gün medyada yer alan haberler, ülkemizde ya da dünyada yaşanan deprem felaketleri depreme dair korkularımızı daha fazla tetikler durumda. Ama ne yazık ki bu durum çoğunlukla sadece korku ve tedirginlik olarak bizlere yansıyor. Depreme karşı alınan önlemler maalesef yeterli değil. Şu an kentsel dönüşüm projeleri ile binaların depreme karşı daha dayanıklı hale getirilmesi planlanıyor. Bu elbette güzel bir gelişme ama burada denetimlerin çok ciddi olarak yapılması gerekiyor. Ve bu süreçte unutulmaması gereken en önemli nokta binaları depreme karşı korumanın en önemli yolunun su yalıtımı olduğu…

Yapılar; yağmur ve kar gibi yağışlar, toprak tarafından emilen yağış, kullanma suları, yer altı suları, bina içinden gelen su buharının çatı-cephe gibi dış yüzeylerde yoğunlaşması ve banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerde su kullanımı nedeniyle suya maruz kalıyor. Suyun yapıların dışında tutulması veya havuz, içme suyu deposu, gölet gibi yapılarda suyun yapı içerisinde tutulması için yapılan işlemlere ise “su yalıtımı” deniyor. Su yalıtımı, yapılara suyun girebileceği; temellere, toprak ile temas eden duvarlara, suyun yapı dışında birikebileceği veya suyun sıçrayabileceği seviyenin altındaki dış duvarlara, balkonlara, teras çatılara, eğimli çatılara, ıslak hacimlere ve suyun içerisinde kalmasını istediğimiz havuz, su depoları, suni göletler vb. yapılara uygulanıyor. Zemin üstündeki yapı elemanlarını yağış sularının ve asidik atmosfer gazlarının zararlarından, zemin altındaki yapı elemanlarını ise zemin suyu ve rutubetinin zararlı etkilerinden korumak için su yalıtımı yapılıyor. Etkin bir su yalıtımı için yalıtım uygulamasının, binanın temelinden çatısına kadar tüm yapı elemanlarını kapsaması gerekiyor. Zemine oturan döşemeler, balkonlar, dış duvarlar, çatılar ve temel duvarlara su yalıtımı yapılması şart.

TÜRKİYE’DE SON 58 YILDA 58 BİN 200 KİŞİ DEPREMDE HAYATINI KAYBETTİ

Depremi önleyemeyiz ama önlem alabiliriz… Ülkemizin yüzölçümü olarak yüzde 92’si, nüfus yoğunluğu olarak yüzde 95’i deprem kuşağında. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın verilerine göre; son 58 yıl içinde meydana gelen depremler; 58 bin 202 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, 122 bin 96 vatandaşımızın yaralanmasına ve yaklaşık 411 bin 465 binanın yıkılmasına veya ağır hasar görmesine neden oldu. 1999 yılında ard arda yaşanan iki büyük depremin ardından richter ölçeği, tsunami, zemin etüdü gibi yeni kavramlar hayatımıza girdi. Korozyon da bu kavramlardan biriydi. Depremde birçok yapının yıkılmasının nedeni korozyon, yani paslanmaydı. Korozyonun nedeni ise su yalıtımının yapılmamış olmasıydı.

SU YALITIMI OLMAYAN BİNA 10 YILDA TAŞIMA KAPASİTESİNİN % 66’SINI KAYBEDİYOR

Herhangi bir yoldan yapı donatısına sızan su, donarak veya kimyasal tepkimelere girerek donatının özelliğini yitirmesine yol açıyor. Oluşan korozyon binanın taşıyıcı sisteminin zayıflamasına neden oluyor. 10 yıl sonra donatı başlangıçtaki taşıma kapasitesinin, belli koşullarda yaklaşık olarak yüzde 66’sını korozyon nedeniyle kaybediyor.

1999 depreminin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından 55 bin 651 konut ve işyerinde yapılan kontrollerde bu binaların yüzde 79’u hasarlı bulundu. İncelenen binaların yüzde 64’ünde nemin yol açtığı korozyon (paslanma), yüzde 41’inde malzeme eksikliği, yüzde 18’inde inşaat aşamasında betonun sulanması, yüzde 11’inde eskime ve yıpranma, yüzde 3’ünde proje hatası, hasarların nedeni olarak belirlendi.

Görüldüğü gibi binalardaki en büyük sorun korozyon. Bu nedenle özellikle Türkiye gibi deprem kuşağında bulunan ve yapı stoğunun büyük kısmı betonarme olan ülkelerde su yalıtımının yaşamsal bir önemi var.

TÜRKİYE’DE İLK KEZ YAPI GÜVENLİÐİ İÇİN SU YALITIM ÖRTÜLERİNDE “KURAL STANDARDI” YAYINLANDI

İşte bu noktadan hareketle, Bitümlü Su Yalıtımı Üreticileri Derneği (BİTÜDER) olarak Türkiye’de depreme karşı güçlü ve güvenli binalar inşa edilmesi aşamasında su yalıtımının ne kadar hayati önem taşıdığını anlatmaya çalışıyoruz. Türkiye’de su yalıtımı uygulamalarında AB standartlarında ileri teknoloji ürünlerin üretimi ve kullanımının yaygınlaşması için standart ve yönetmeliklerin hazırlanması ve uygulanmasında öncü roller üstlenen BİTÜDER, hazırlık çalışmalarını İZODER ile birlikte yürüttüğü “Bitümlü Örtülerde Uygulama Kural Standardı TS 11758-2”nin yayınlanmasını sağladı.

Bugüne kadar su yalıtımı ürünlerinin üretimi ve uygulaması, üreticilerin beyan ettiği değerlere göre yapılıyor ve denetleniyordu. Yani üreticinin insafına kalmıştı. Fakat 2011 yılı Şubat ayındaki yeni bir gelişme ile artık ülkemizde su yalıtımı ürünleri, “Bitümlü Örtülerde Uygulama Kural Standardı TS 11758-2”e uygun olmak zorunda. Yani üretim ve denetim artık birebir standarda uygun olacak. Bu standardın yayınlanmasını sağlayarak Türkiye’deki çok önemli bir eksiği gidermiş olduk. Bugüne kadar mevcut standartlar gereğince ürünün çekme mukavemeti, boy uzama oranları, soğukta kırılma değeri ve akmaya karşı direnci gibi tüm özellikleri üreticinin beyanına ve kendi bulacağı imalat değerlerine bırakılıyordu. Oysa yapı güvenliğinin en önemli unsuru olan su yalıtımı malzemelerinin, üreticilerin beyan değerlerine bırakılması son derece tehlikeliydi.

Bitümlü örtüler için Türkiye’de yayınlanmış olan ilk Uygulama Kural Standardı TS 11758-2 ile artık; ürünler, ürünlerin uygulanacağı yapı bileşenleri ve detaylarla ilgili tüm alt limitler net olarak belirlendi. TS 11758-2 Uygulama Kural Standardı; su yalıtımı amacıyla kullanılan polimer bitümlü örtülerin taşıması gereken asgari özellikleri, uygulamada uyulması gereken asgari koşulları, kullanılması tavsiye edilen örtü kat adetlerini ve uygulama kurallarını kapsıyor. Bundan sonra Türkiye’de su yalıtımı ürünleri, söz konusu standardın belirlediği kurallara göre üretilip uygulanırsa binalar depreme karşı çok daha güvenli olacak. İşte bu noktada denetim mekanizması devreye giriyor. Özellikle kentsel dönüşüm sürecinin sağlıklı işlemesi için piyasa gözetim ve denetimlerinin çok sıkı yapılması gerekiyor.

SU YALITIMI YAPI KANUNU’NDA ZORUNLU OLMALI

Su yalıtımını; mimar, mühendis, müteahhit, mal sahibi gibi su yalıtımı sektör paydaşlarının yeteri kadar önemsemiyor olması da ciddi bir sorun. Yaşanan deprem felaketleri sonrasında 2004 yılında Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından düzenlenen ve birçok bilim adamının da görev aldığı Deprem Şurası’nın sonucunda yayımlanan raporlarda; su yalıtımı malzemeleri, detay malzemeleri grubunda ele alındı. Kaliteli betonun öneminin vurgulandığı raporda, betonun suyun ve nemin zararlı etkilerinden korunması amacıyla yapılan su yalıtımının bir detay malzemesi olarak ele alınması çok önemli bir eksik…

Yapı Kanunu’nda su yalıtımının mutlaka zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Ayrıca bu kanunun; su yalıtım projelerinin hazırlanması, proje ve uygulamaların yetkili mercilerce denetlenmesini gerektiren maddeler içermesi halinde ülkemizdeki önemli bir eksiklik giderilmiş olacak. BİTÜDER olarak önümüzdeki dönemlere ilişkin en önemli hedefimiz “Bitümlü Örtülerde Uygulama Kural Standardı olan TS 11758-2”nin zorunlu yönetmelik haline getirilmesini sağlamak. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Hatırlarsanız “TS 825 Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliği” 2000 yılında yayınlandıktan sonra ısı yalıtım sektörü büyük bir atılım gerçekleştirmişti. Bu gelişimi su yalıtımında da sağlamayı amaçlıyoruz. Böylece sektör hedeflerine çok daha hızlı ulaşacak ve çok daha sağlıklı büyüyecek. Binalar da belirli bir kalite standardını yakalayacak ve depremlerde yaşadığımız acı kayıplarımız azalacak.