Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

ASSAN PANEL SEKTÖRE VERDİĞİ GÜVENLE PAZAR PAYINI ARTIRMAYA DEVAM EDİYOR

İHSAN TOLGA AKAR Assan Panel Genel Müdürü

“Öz sermaye ile hareket eden bir firmayız, ekonomik değişimlerden kolayca etkilenmiyoruz. Yatırımcılar böyle ortamlarda güvenebilecekleri şirketlerle çalışmayı tercih ediyorlar. Pazarın küçülmesi durumunda bile biz pazar payımızı artırıyoruz.”

Assan Panel olarak mevcut ekonomik durumdan nasıl etkilendiniz?

Assan Panel olarak sektörde yaklaşık 28 yıllık bir geçmişimiz ve arkamızda da Kibar Holding güvencesi var. Öz sermaye ile hareket eden bir firmayız, ekonomik değişimlerden kolayca etkilenmiyoruz. Yatırımcılar böyle ortamlarda güvenebilecekleri şirketlerle çalışmayı tercih ediyorlar. Biz de her zaman insanların güvenini haklı çıkaracak şekilde hareket ediyoruz. Bayilerimiz gittikleri proje görüşmelerinde müşterilerine mali süreci doğrudan Kibar Grubu’yla yürütebilirsiniz diye belirtiyorlar.

Geçtiğimiz yıllara göre değerlendirdiğinizde 2018 son çeyreğini nasıl görüyorsunuz?

İç piyasada geçen yıla benzer şekilde yolumuza devam ediyoruz. Yurt dışı pazarlarda ise artış daha belirgin. Baktığınızda dünyadaki 250 büyük taahhüt şirketinin yaklaşık 60 tanesi Türkiye’de. Bu firmalar Kuzey Afrika, Kafkaslar, Orta Doğu, Orta Asya gibi farklı coğrafyalarda iş yapıyor ve yürüttükleri projelerde de güvenebilecekleri firmalarla çalışmak istiyorlar. Biz de o firmalarla beraber hizmet veriyoruz. Dönem dönem bu projelerin ağırlıkta olduğu bölgeler değişiklik gösteriyor. Örneğin, Suudi Arabistan’da yürütülen projeler geçtiğimiz yıllara göre azaldı, Irak ve Kuzey Afrika’da aynı şekilde devam ediyor. Türkmenistan’da biraz yavaşladı ama Azerbaycan ve Gürcistan onu kompanse edecek kadar arttı. Türkiye’de ithalatı azaltmak için yapılan büyük fabrika yatırımları var. Büyük metrekarelerle yapılan bu yatırımlarda yine güven veren firmalar tercih ediliyor. Pazar küçülmesi durumunda bile bütün bu sebeplerden dolayı biz pazar payımızı artırıyoruz.

“ÖZ SERMAYE İLE HAREKET ETTİĞİMİZ İÇİN FAİZ SIKINTISINI YAŞAMIYORUZ”

Bayi yönetiminde farklı bir stratejiniz söz konusu mu?

Bayilerimizin çoğu 28 yıldır bizimle çalıştığı için proje seçerken onlar da aynı dikkati ve özeni gösteriyorlar. Bizim riskli gördüğümüz projelere onlar da girmiyor. Teminatsız ürün satabilen, hizmet verebilen firmalardan biri değiliz. Bu nedenle iş ortaklarımız da sıkıntı yaşamıyor.

Sözünü ettiğiniz bu iyi tablo yatırımlarınızın artmasına yol açacak mı? Türkiye’de saygın rakiplerimiz var ama bizim hedefimiz dünyada markalaşmak. Sektörümüzde dünyadaki en büyük 3 firma arasında Tata Steel, Techno Panel, Kingspan yer alıyor. Assan Panel de satış metrekaresi olarak ilk 10 içinde yer alıyor ancak belirli bir coğrafyaya sıkışmış olmak gibi bir durumumuz var. Dünyadaki en büyük 3 rakibimizin 40 ülkede fabrikası var. Bizim ise Türkiye’de üç yerde ve Ürdün’de fabrikalarımız var. Hedefimiz iyi dönüş alacağımız bölgelerde yatırım yapmak ve daha geniş bir coğrafyada etkin olmak.

 

Bu hedefler yakın zamana mı dair yoksa uzun süreli planınız içinde mi yer alıyor?

3 yıl içerisinde gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Doğru zaman, yer ve partnerle hareket etmeyi önemsiyoruz çünkü yeni bir ülkede yatırım yapacaksanız oradan bir partnerle ilerlemek çoğu kez doğru bir adım oluyor. Bu partnerin üretici olmasına gerek yok, bulunduğu ülkenin finansal işleyişi konusunda destek olması yeterli. Kibar Grubu’nun sahip olduğu know how ve gelişmiş AR-GE operasyonlarıyla sektöründe uzman firmalardan biri. Bu nedenle operasyon bizde olmak kaydıyla partnerlikleri iyi bir iş modeli olarak değerlendiriyoruz.

Bu yatırımları planladığınız bölgeler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Öncelikli hedefimiz gelişmekte olan ülkelerde yer almak. Büyüyen bölgelerde de Afrika öne çıkıyor. Orta Doğu’daki büyüme yavaşladı ama Dubai gibi yeni bir şehir kuracak olan ve hareketleneceğinizi düşündüğümüz Suudi Arabistan pazarında yer almak istiyoruz. Suriye krizi de yavaş yavaş çözülüyor. Irak ekonomik açıdan ilerleme kaydediyor ancak bölgedeki yerli üreticiler nedeniyle şimdilik çok üzerinde durmadığımız bir ülke. Katar’da yatırımlar devam ediyor. Biz de bütün bu bilgiler ışığında durumu değerlendirip ona göre hareket edeceğiz.

“AR-GE İLE DAHA FAZLA KATMA DEĞER YARATMAK İSTİYORUZ”

3 yıl içinde söz konusu yatırımlarınızı gerçekleştirmeniz halinde ihracatınız ne kadar artar diye düşünüyorsunuz?

Ürdün fabrikamızla birlikte ihracatımız şu an %35-40 civarında. Söz konusu yatırımlarla birlikte ihracatımızın yurt içi pazarın önüne geçeceğini düşünüyoruz. Hatta %70 ihracat hedefiyle planlamalar yapıyoruz. Bu hedeflere ulaşmak için yatırımlarla birlikte AR-GE çalışmalarını da artırmak gerekiyor. Sektörümüzde patentli ürün üreten az sayıdaki firmalardanız. Önümüzdeki üç yıl içinde öncelikli olarak AR-GE ile daha fazla katma değer yaratmak istiyoruz. Bu hem yurt dışı pazarlarda tercih edilmemiz hem de daha az maliyetli ürün yaratabilmemiz açısından son derece önemli.

Sonrasında, uluslararası projelerde anahtar teslim çözümler sunma konusunda daha yoğun çalışmalar yapmayı planlıyoruz. Yurt dışı olduğu zaman kendi proje ve dizayn ekibimizle projelendirmeyi biz yapıyoruz. Uygulama ekibine ihtiyacımız olursa bayilerimize yönlendiriyoruz ancak süpervizörlüğü sürdürüyoruz. En son Mısır’da bir fabrika projesi yaptık bu şekilde. Türkiye’de uygulama yapmıyoruz, bayilerimize aktarıyoruz. Büyüme için bir diğer fırsat olarak değerlendirdiğimiz bir diğer şey de tamamlayıcı ürünler. Ekim ayında yeni ürünlerimizi piyasaya sürdük ve pazarlamasına başladık. İlerde alt yapı kimyasallarında da benzer ürünleri piyasaya süreceğiz. Daha önceleri müşterilerimiz bu ürünleri başka firmalardan satın alıyordu. Şimdi tek bir cari hesapla bütün ürünleri temin etmiş oluyorlar. Tamamlayıcı ürünlere ilave olarak bir de Assan Demir markasıyla vida ticareti yapmaya başladık. Bunlar, panelleri bir araya getirmek için kullanılan endüstriyel vidalar.

Müşterilerimize sunduğumuz avantajlardan biri de garanti süreleri. Bu işi gerçekten büyük bir ciddiyetle ve hep aynı kalitede yapıyoruz. Sunduğumuz kalitenin sonucunda da standart olarak 2 ile 10 yıl arasında garanti vermeye başladık.

Panel sektöründe Opti Panel ve Assan Panel olarak iki marka ile yer alıyorsunuz. Bu iki markanın farklılaşan özellikleri neler?

Assan Panel, endüstriyel müşterinin gerçekten ihtiyacı olan değişik çözümleri üretmek için kullandığımız marka. Piyasada membranlı, taş yünü kepli panel olarak bir tek bizim patentimiz var. Taş yünü yanmazlık özelliği nedeniyle Türkiye’de en çok kullanılan malzeme ancak suya maruz kalmaması gerekiyor. Çatılarda uzun süre kalan bir üründen bahsediyoruz. Bir açıklık bulduğunda su bu taşyünü içerisinde ilerler ve ürüne zarar verir.

Biz bu soruna çözüm olarak taş yünlü kepli panel ürettik. Ürünün özelliği de birleşme noktalarına kep denilen kenarların eklenmesiyle su geçişine izin vermemesidir. Haliyle bu panele 10 yıl garanti verebiliyorsunuz. Membranlı çatılarda da normalde sac, katkı maddesi ve membran vardır. Uzun süreli kullanımlar için biz iki tarafı da sac olan membranlı panelleri üretiyoruz. Assan Panel tarafında müşterilere sunduğumuz çözümler bu şekilde. Opti Panel piyasada yerini almış daha ekonomik bir üründür. Bu yüzden aynı marka altında değil farklı bir marka ile çıktık.

Assan Panel’in ürün gruplarından bahsedebilir misiniz?

Cephe ve çatı panelleri aslında çeşitlilik olarak da dünyadaki en geniş ürünlerden bir tanesi. Farklı özellikleri olan, her müşterinin ihtiyacına uygun panel çeşitleri sunuyoruz. Doğal ışıktan faydalanmak ve enerji ihtiyacını azaltmak için kullanılan Multilight ürünlerimiz var. Türkiye’de sürekli kullanıma ve çatı paneli formuna uygun ışıklık üretilmemektedir. Yardımcı malzemeler ile bu boşluklar doldurulmaktadır. Bu doldurma işlemi sırasında yaparken de epey bir işçilik ve malzeme kaybedersiniz, hata oranınız yükselir. Biz ise 12 ay çalışarak Türkiye’nin ilk ek malzeme kullanmadan birbirine geçirilen ışıklığını ürettik. Sonsuza kadar uzayabilen bir çözüm oldu. Aynı zamanda yalıtım olarak da daha güçlü. Gün ışığından daha fazla faydalanmak için bütün yapılarda kullanılabiliyor.

Üçüncü ürünümüz poliüretan mastik. Burada da çeşitlendirerek daha farklı reçeteler uyguluyoruz. Beş altı ürünle başladık, ileride hedefimiz yapı kimyasallarında büyümek. Panel olarak bir de cold store dediğimiz daha kalın, soğuk oda olarak tabir edilen; et, balık ve benzeri tesislerde kullanılan çok kalın panelleri imal ediyoruz. Aslına bakarsanız firma olarak iyi bir müşteri grubunuz varsa, o müşterilere iyi hizmet götürebiliyorsanız, o müşteriler sizden başka ürünler konusunda da hizmet isteyecektir. Biz de böyle bir durum yaşadık. Bizden talep edilen hizmeti de aynı kalite de verebildiğimiz için büyümeye devam ediyoruz.

Böylesi bir büyümenin sonucu olarak da bu yıl İSO 500’e girdiniz.

Evet, 66 sıra ilerledik 466. sıraya geldik. Ama baktığınızda o biraz yanıltıcı. Çünkü biliyorsunuz İSO, Türkiye’deki üretimleri kayda alıyor. Dolayısıyla bizim Ürdün verileri o hesaplamaların içine girmiyor. Sadece Türkiye çıkışlı ihracat rakamları bu işin içine giriyor.

İSO’da kendi sektörünüzde kaç firma var?

Sadece panel üreticisi olarak baktığınızda birinciyiz. Bizim önümüzde bir firma daha var fakat onların önde olma sebebi üretimlerinin yarısının EPS olması. Bizim işimizin %90’ı da panel ve sadece panel olarak baktığınızda Türkiye’deki bir numaralı firmayız. Hedefimizde İSO’da ilerlemek var ama asıl hedefimiz coğrafi büyüme sağlamak.

Bölgelere göre iklim koşulları ve yalıtım parametreleri değişiyor. Farklı iklim koşullarına sahip coğrafyalara çözüm sunma konusunda yeterli misiniz?

Keşke bütün müşteriler sizin kadar farkında olsa durumun. Mesela garanti belgelerine bakarsanız denize bin metre mesafede mutlaka PVDF boyalı alüminyum olması gerekiyor. Korozyondan dolayı panelin de etrafının kaplanması gerekiyor. Bizim garanti dokümanlarımızda nerede ne kullanılması gerektiği yazar.

“PANELDER İLE SEKTÖRDEKİ SORUNLARI ÇÖZMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Bu konuda hem ilgili bakanlıklarla çalışarak gerekli yönetmelikleri çıkaracak hem de sektörü bilgilendirecek bir sivil toplum kuruluşu var mı?

Avrupa’da büyük panel üreticilerini bir araya getiren European Association for Panels and Profiles adında bir dernek var ve o derneğe Türkiye’den sadece Assan Panel üyedir. Türkiye’de de PANELDER diye bir birliğimiz var. Hatta 2 hafta önce ben de yönetim kuruluna seçildim. Burada yönetim kurulu başkan yardımcısı, orada da yönetim kurulu üyesiyim. 9 yıldır Türkiye’deyim, onun öncesinde İngiltere ve Almanya merkezli olmak üzere 17 yıl yurt dışı görev yaptım. Burada elde ettiğim deneyimleri sektörümüzün diğer oyuncuları ile paylaşıyor, sektörümüzün daha da gelişmesi için büyük bir gayretle çalışmalarımızı sürdürüyorum.

TEBAR’DA ÜCRETSİZ ÜRÜN TEST ETME İMKÂNI SUNACAĞIZ

Biz üreticiler olarak da aslında pazarda doğru panelin kullanılması gerektiğinin farkındayız. Önümüzdeki birkaç ay içinde de bir çalışma başlatacağız. Bin metrekarenin üzerindeki projelerde müşteriler aldıkları paneli ücretsiz TEBAR’da test edebilecekler. Bağımsız test merkezinde yapılacak bu çalışmanın ücretini de Assan Panel olarak müşterilerimize biz sağlayacağız. Bu uygulama pazarı rehabilite edecektir diye düşünüyoruz. Durum sadece ekonomik değil. Şartname diyor ki bu tip yapılarda yanmazlık sınıfı B1 olan bir PIR ürünü olacak. Ama şartnamenin aksine hareket edilerek PUR, yani hemen yanan ürün veriliyor. Bu aslında cezai suçtur. Konunun ne kadar önemli olduğu unutuluyor. PUR dediğimiz malzeme ile yangın başladığında yürür gider. PIR’ın ise PUR’a göre yangına dayanımı daha yüksek.

ETİKETSİZ ÜRÜNLER SORUNUN DA KAYNAĞI

Bu noktada sorumluluk müteahhitte mi, yoksa ürünü veren firmada mı?

Müteahhit ve yatırımcı sorumludur. Yatırımcı doğrudan alıyorsa malzemeyi o sorumlu, yok eğer müteahhite “Şartnameme uygun ürünleri alın” diyor ancak müteahhit doğru malzemeyi almıyorsa o sorumludur. PANELDER’de de bu konunun tartışması yapıldı. Bu konulara acil çözüm üretme çabasındayız. Bizim ürünlerimizde gerek Opti Panel gerek Assan Panel için olsun mutlaka TSE standartlarında etiketi var. Üzerinde tüm bilgiler, tolerans seviyeleri mevcut.

Çeşitli kurallar ve şartnameler var ama asıl sıkıntı uygulamada gibi görünüyor. Bu noktada çözüm yolu olarak ne öne çıkıyor?

Uygulanabilir olmasının 3 tane yolu var:

  1. Cezaların caydırıcı olması, bakanlığın bunu denetleyecek ekipleri cesaretlendirmesi.
  2. Ürünlerin aslında olması gerektiği gibi TSE ya da CE etiketiyle beraber çıkması.
  3. Müşterinin ürünü istediği zaman test etmesi veya ettirmesi.

“İTHALATI AZALTMAK İÇİN MİLLİLEŞME POLİTİKASINI UYGULUYORUZ”

Hammadde açısından ithalatçı konumundasınız, dövizin çalkantılı olması sizi nasıl etkiledi?

Gelirlerimizin çoğunluğu dolar olduğu için dalgalanmadan çok etkilenmedik. Açıklanan istisnai listesinde bizim yurtdışından getirdiğimiz ürünler de vardı. Bununla birlikte ithalatı azaltmak için millileşme politikasını uyguluyoruz. İthal ettiğimiz poliüretan ve sac gibi ürünleri ya buradan temin etmeye ya da kendimiz üretmek üzere hareket ediyoruz. Onunla ilgili haberleri de önümüzdeki aylarda konuşuyor oluruz. 2019 içinde aslında piyasaların rayına gireceğini öngörüyoruz. Önümüzdeki sene büyüme oranlarının %2-3 civarında olacağı öngörülüyor. Orada ben mesajın hükümet tarafından da doğru verildiğini düşünüyorum. Üretmemiz ve katma değer yaratmamız lazım. Onun içinde fabrikaların çalışması, yatırım iştahının kapanmaması gerekiyor.