Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Devam eden projelerimiz ve dijital alandaki yatırımlarımız, pandemi sürecinde diğer firmalardan pozitif anlamda ayrışmamızı sağladı

“Önümüzdeki yıllara ilişkin inşaat sektörünü alt üst edecek teknolojik bir gelişmenin beklenti içerisindeyken, salgın tüm iş yapış şekillerini etkiledi. Ancak pandemiyi planlamadan attığımız adımlar, süreçte bize avantaj olarak döndü. Gerek iç pazarda gerekse yurtdışında devam eden projelerimizle ve özellikle dijital kanallarda yaptığımız atılımlarla sektördeki diğer firmalardan pozitif anlamda ayrışırken, euro bazında çift haneli büyüme gösterdik. E-ticaret kanalında ağustosta satışlarımız yüzde 14’e ulaştı ve dünya çapında Doka’nın en yüksek e-ticaret satışının gerçekleştirildiği ülkesi olduk… Sektöre ilişkin öngörümüz, şu anki trendin yıl sonuna dek devam edeceği yönünde. Özel sektör yatırımlarında ciddi bir yavaşlama söz konusu. Önümüzdeki yıllarda ne olacağı, Türkiye’ye gelecek dış yatırımla çok ilgili. Dış yatırımı çekebilirsek özel sektör de tekrar büyüme trendine girebilir.”

2020 yılı sizin için nasıl başlamıştı, pandemi süreciyle birlikte neler yaşandı, planlarınız değişti mi? Yılın ilk yarısına dair iç pazara ilişkin neler söylersiniz?

Önceliklepandemi sürecinin planlamadığımız, bugüne kadar da hiç beklemediğimiz bir durum olduğunu söyleyelim. Açıkçası biz, önümüzdeki yıllarda inşaat sektörünü kökünden değiştirecek bir inovasyon beklentisi içerisindeydik. Yani yeni bir yapım yöntemi, yeni bir metot, yeni bir teknoloji gelişecek ve bu teknolojinin, yapım metodunun etkisiyle iş yapış şeklimiz tamamen değişecek diye bekliyorduk. Ancak soru çalışmadığımız yerden, salgın hastalıkla geldi. Belirttiğim gibi beklentimiz önümüzdeki yıllar içerisinde sektörü alt üst edecek teknolojik bir gelişmenin yaşanmasıydı. Örneğin, demir donatı olmadan yapılabilen bir yapı ya da hiç beton gerektirmeyen bir kaba inşaat, hiç kalıp kullanılmadan yapılabilecek bir betonarme yapı, hiç işçilik gerektirmeyen, tamamen robotlar ve 3 boyutlu yazıcılar gibi büyük teknolojik gelişmeler bekliyorduk. Bu durumu fotoğraf baskısına benzetebiliriz. Hatırlayalım, Kodak diye bir şirket vardı; fotoğraf çekiyor, film tab işleminden geçiyor, sonrasında beğenirsek bir daha tab ettiriyorduk. Artık böyle yöntem yok, dijital fotoğraf makinesi var. Bu değişime direnen firmalar da artık yok. Kodak sektörünün en büyük firmasıydı, ancak varlığını devam ettiremedi. Neden? Çünkü dijital fotoğraf makinesi teknolojisine uyum sağlayamadı. İnşaat sektörü için bizim beklentimiz de büyük bir devrimin gerçekleşmesi, bu devrime uyum sağlayamayanların ortadan kalkması, uyum sağlayanların devam etmesi yönündeydi. Fakat bambaşka bir şey oldu ve pandemi ortaya çıktı. Burada da aynı şey söz konusu. Çünkü iş yapış şekillerimiz değişiyor. Pandemi döneminde de uyum sağlayamayan şirketlerin ayakta kalmakta zorlanacağı, uyum sağlayan ve değişime ayak uyduranların devam edeceği bir dönem yaşayacağız.Elbette planlarımız değişti. Hatta artık uzun vadeli planlar geliştirmiyoruz. Çünkü salgın hastalığın etkilerinin ne olacağını kimse bilmiyor. Dolayısıyla daha kısa vadeli, daha öngörülen planlar yapıyoruz.

ENDER ÖZATAY
DOKA KALIP İSKELE GENEL MÜDÜRÜ

YURTDIŞINDA VE YURTİÇİNDE EURO BAZINDA ÇİFT HANELİ BÜYÜME GÖSTERDİK

İç pazardaki durumu anlayabilmek içinse çimento verilerine bakmak yeterli. Çünkü inşaat sektörünün durumunu çimento tüketimi belirliyor. Çimento tüketiminde geçen seneye oranla yüzde 5’lik bir düşüş var. Dolayısıyla bu bütün sektör paydaşlarını etkiledi, tüketimdeki düşüş yeni inşaat yapımlarına da aynen yansıdı. Fakat bu yansıma mayıs ayından sonra düzelmeye başladı. Mayıs, haziran ve temmuz düzenli olarak satışların arttığı bir dönem oldu. Bu artış şu anda da sürüyor. Özellikle haziran ve temmuz ayı çok iyi geçti. Tabii burada bizim şansımız oldu. Sektördeki diğer firmalardan pozitif anlamda ayrıştığımızı düşünüyorum. Çünkü bizim için hem yurtdışında hem yurtiçinde euro bazında çift haneli büyüme gerçekleşti. Bu pozitif ayrışmada, geçmiş dönemde alınmış işler ve bu dönemde alınan, örneğin Çanakkale Köprüsü, Şehir Hastaneleri, Finans Merkezi projeleri ya da Akkuyu Nükleer Santrali gibi önemli projelerin etkisi oldu. Şansımız Irak’ta da yaver gitti. O coğrafyanın en büyük alışveriş merkezi Bağdat Mall projesi başladı ve bu projede tek çözüm ortağı olarak çalışıyoruz.

Yakın zamanda tamamlanan ve hâlihazırda devam eden projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Kazakistan’da Türkiye’de olduğu gibi pandemi hastaneleri inşa ediliyor, altı tane hastane yapılacak. Bunlardan ilkine YDA İnşaat başladı. Orada kalıplarımız kullanılıyor. Sembol İnşaat’ın hayata geçirdiği Rixos otel projesi devam ediyor. Bağdat’ta iki tane çok büyük şantiyemiz var. İlki 350 bin metrekare inşaat alanına sahip olan Bağdat Mall Alışveriş Merkezi, diğeri ise Irak Merkez Bankası projesi. Özgüven İnşaat tarafından yapımına devam edilen, Tüm Orta Asya’nın en yüksek binası olan Özbekistan’daki Nest One Tower projesinde, otomatik tırmanır kalıp sistemimiz ile yer alıyoruz. Azerbaycan’da ise, Port Bakü Faz 2’yi yapıyoruz. Bütün bunları topladığımızda şirketimiz sektörden çok pozitif ayrıştı. Azerbaycan için Türkiye’de olduğunu gibi e-ticaret platformu üzerinden sipariş verilebilir bir sistem kurmaya çalışıyorduk. Sene başında hedefimiz buydu, fakat bunu konuştuğumuzda pandemi başlamamıştı. Pandemi ile bu yapılanmayı askıya aldık. Türkiye’deki yapılanmamızı güçlendirmeye odaklandık.

E-TİCARET KANALINDA BEKLENTİMİZİN DE ÜZERİNDE BİR BÜYÜME KAYDETTİK

Firma olarak e-ticaret tarafında ne tür gelişmeler kaydettiniz? İnternet satış oranları hedefleriniz doğrultusunda ilerliyor mu? Aynı zamanda diğer yatırımlarınızla ilgili gelişmeleri de dinlemek isteriz…

Sadece kalıp özelinde değil, tüm inşaat sektörü paydaşlarında verimlilik oranı yüzde 40 civarında. Bu, her şeyin iki kere yapıldığı anlamına geliyor. Yani elektrikçi için de tesisatçı için de çatıcı için de kaba inşaat işi yapan için de durum aynı, tüm kesimler yüzde 40 verimlilikle çalışıyor. Biz de yüzde 40 verimle çalışıyoruz. Bunun en önemli sebebi, şu an dünya genelinde dijitalleşmenin en düşük olduğu alanın inşaat sektörü olması. Verimlilik düşüşü pandemi döneminde daha da belirginleşti. Çünkü insanların kar marjları düştü. Kar marjları düşünce, verimi artırmak için ne yapabiliriz sorusu daha da önemli hale geldi. Bu noktada da hızlı bir şekilde dijital alanlara önceden yatırım yapmış ya da yatırım yapmaya devam eden firmalar ön plana çıkmaya başladı.

DOKA’NIN EN YÜKSEK E-TİCARET SATIŞININ GERÇEKLEŞTİĞİ ÜLKE TÜRKİYE

Bizim için pozitif ayrışma kaynaklarından biri de dijitalleşme oldu. Ağustos ayında ciromuzun yüzde 14’ü e-ticaret kanalından geldi. Temmuz ayında e-ticaret, toplam ciromuzun yüzde 9,6’sını, haziran ayında ise yüzde 8’ini oluşturdu. Yıl toplamında da e-ticaret oranımız yüzde 7 olarak gerçekleşti. Orana baktığımızda her geçen gün artan bir e-ticaret hacmi var. Geçen sene e-ticarete çok ciddi yatırım yaptık. Kendi portallarımızı oluşturarak, müşterilerimizi bu kanala yönlendirmeye başlamıştık. Pandemi süresince insanlar, e-ticaret aracılığıyla satış temsilcisinin ziyareti olmadan, ürünlere kendileri ulaşarak stoklarımızdan sipariş verebildiler. Doka Türkiye olarak ağustos ayında yüzde 14’e ulaşarak, dünya çapında Doka’nın en yüksek e-ticaret satışının gerçekleştirildiği ülke olduk. Son üç aydaki toplam e-ticaret ciromuz, Doka’nın tüm dünyada gerçekleştirdiği e-ticaret cirosuyla eşit. Yüzde 14 bizim sektörümüz için ağustos ayında ulaşılması çok güç bir rakamdı. Açıkçası yüzde 10’u geçebileceğimizi hiç düşünmemiştim. Hedefim de yüzde 10’a ulaşmaktı, ama çok daha ötesine geçti.

SALGINI PLANLAMADAN ATTIĞIMIZ ADIMLAR, PANDEMİ SÜRECİNDE BİZE AVANTAJ OLARAK DÖNDÜ

Bunun dışında farklılıklar ve yeni çalışmalar da yaptık. Salgın sürecini planlamadan attığımız adımlar, pandemide bize avantaj olarak döndü. Mesela uzaktan kalıp eğitmeni programımız vardı. Ofis ortamında sanal gerçeklik gözlükleriyle, şantiyede sanal gerçeklik gözlüğü takan çalışanların gördüğünü görüyor ve onları yönlendirebiliyorsunuz. Bu teknoloji, Eyiste Viyadüğü’nün yapımında kullanıldı. İlk kurulum sırasında pandemi nedeniyle şantiyeye gitme şansımız yoktu. Çalışanlar, proje sahasına iletilen sanal gerçeklik gözlüğünü taktılar, biz buradan onlara tarif ettik, onlar da kalıbı kurdular. Bunu pandemiyi planlayarak yapmamıştık, ama pandemi sürecinde bize avantaj olarak döndü. Son üç yıldır fuarlarda ürünlerimizi, sanal gerçeklik gözlükleri ile anlatıyorduk. Hatta bu yıl fuarlar yapılabilseydi, ürünlerimizi fuar alanına götürmeden, sanal gerçeklik gözlükleriyle ziyaretçilere sergilemeyi planlamıştık. Diğer bir yatırımımız olan üç boyutlu tasarımların BIM (Building Information Modeling) ortamına taşınması da yine pandemi döneminde bizim için avantaja döndü. Çünkü BIM fırsat veriyor. Örneğin siz bir projede; çatıyı, betonarmeyi, kalıbı, temeli ya da cepheyi yapan paydaşlardan birisiniz. Yapılan işler birbirini etkilediği için bu paydaşlar zaman zaman bir araya gelmek zorunda kalıyor. Fakat pandemi süresince herkesin katıldığı fiziksel toplantılar yapılamadı. BIM ortamında çalışılarak bu verilerin BIM’E aktarılması, ardından da Zoom toplantılarının yapılabilmesi herkesin birlikte çalışmasına fırsat verdi. Bir diğer yatırımımız olan MY Doka platformunun da olumlu etkilerini gördük. Müşteriler bu platforma girerek stoklarımıza ulaşabildiler; yeni siparişlerini oradan vererek, irsaliyelerini, faturalarını takip edebildiler. Yani tamamen kendileri için yaratılmış bir ortamda Doka ile ilişkilerini sürdürdüler. Bu da pandemi sürecinde bizim için avantaj oldu. Bunun dışında pandemi dönemimde etkisini olumlu olarak artırmayan, ama genel olarak dijitalde uzun zamandır yatırım yaptığımız, betonun içerisine bıraktığımız Concremote sensörlerimiz mevcut. Ayrıca kalıpların üzerine taktığımız Doka Contact sensörlerimiz var. Bu ürünlerimiz de yine şantiyedeki verimliliği artırmak için çalışıyor. Doka Contact’dan söz etmek isterim. Her bir kalıp parçasının üzerinde bir sensör bulunuyor. Bu sensörler; kalıbın ne zaman hareket ettiğinin, nereden nereye taşındığının, kaç metre yükseldiğinin, ne zaman kurulduğunun ve söküldüğünün bilgisini veriyor. Bu da kalıbının verimliliğini değil, o kalıbı kullanan ekibin ne verimlilikte çalıştığının bilgisini veriyor aslında. Sahada yeterince işçiniz var mı, kalıp çok mu yatıyor yoksa çok fazla mı kullanılıyor, daha fazla işçiye mi ihtiyacınız var yoksa az iççi ile mi çalışıyorsunuz, ekipleriniz saat 8.00’de ilk kalıbı kurmaya başladılar mı yoksa kalıba 8.30’da mı dokundular vb. şekilde dataları topluyorsunuz. Bu da bize bir avantaj yarattı diye düşünüyorum. Tüm bunların toplamında ağustos ayı ciromuzda e-ticaretin payı yüzde 14’e yükseldi. Daha önce de söylediğim gibi biz sektörümüzü değiştiren bir teknoloji gelir diye bekliyorduk, fakat bu tsunami dalgası bir teknolojiden değil, pandemiden geldi. Bütün bunlar bize figürler anlamında çok pozitif bir ayrışma sağladı.

SEKTÖRÜN TEKRAR BÜYÜYEBİLMESİNİN YOLU, ÖZEL SEKTÖR YATIRIMLARININ HIZLANMASINDAN GEÇİYOR

COVID-19 salgınının iskele-kalıp sektörüne yansımalarından hareketle sektörde neler yaşanıyor? Bu yılın sonunda nasıl bir tablo ile karşılaşacağız, öngörülerinizi paylaşır mısınız?

Açıkçası ne olacağını kimse bilemiyor. Öncelikle bunun altını çizmem lazım. Ama hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı da kesin. Belki eskisi gibi konutlar bile yapılmayacak… Bizim öngörümüz; şu an trend nasıl ise sene sonuna kadar o şekilde gideceği yönünde. Çok büyük bir değişiklik beklemiyoruz. Haziran, temmuz, ağustos figürlerine baktığımızda çok kötü bir durumla karşı karşıya değiliz, ama bunu Doka özelinde söylüyorum. Sektör için hem kamu projelerinin hem de özel sektör projelerinin başlıyor olması çok önemli. Kamu çalışmaya hiç ara vermedi, ancak özel sektör yatırımlarında büyük bir yavaşlama gözlemliyoruz. Özel sektör yatırımları hızlanmadığı sürece sektörün tekrar büyümesi mümkün değil. Önümüzdeki yıllarda ne olacağı ise, Türkiye’ye gelecek dış yatırımla çok alakalı. Şu an dünyada dolar kaynıyor. Çünkü merkez bankaları para basıyor. Bu fonlardan kendimize yatırım çekebilirsek ciddi bir büyüme trendine girmemiz mümkün. Geçmiş dönemde bunu yapabildik. Bu güven ortamıyla ilgili bir şey. Güvenin olduğu yerde dış yatırım çekilir. Eğer dış yatırımı çekersek özel sektör de tekrar büyüme trendine girebilir.

ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ, BÜYÜK PROJELERİN HEPSİNDE YER ALMAYI SÜRDÜRMEK

İçinde bulunduğumuz dönemi de kapsamak üzere hedeflerinize ilişkin neler söylersiniz?

Hedefimiz, şu anda olduğu gibi bütün imza projelerde yer almaya devam etmek. Bu aslında hem bizi hem de ekibimizi motive ediyor. Müşterilerin de Doka’ya yönelik motivasyonunu artırıyor. 2020 yılına baktığımızda; İstanbul Finans Merkezi’nde devam eden Ziraat Bankası binası, Vakıfbank binası, Kuzey Marmara Otoyolu, 1915 Çanakkale Köprüsü, Akkuyu Nükleer Santrali, Eyiste Viyadüğü, Yusufeli Köprüsü’ndeki bazı bölümler, 1915 Çanakkale Köprüsü’nü Çanakkale’ye bağlayan otoyolun tüm viyadükleri, şehir hastanelerinin neredeyse tamamı (İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, İzmir Şehir Hastanesi, Ankara, Gaziantep, Adana şehir hastaneleri vb.) bizi de ekibimizi de motive etti, ama biz bu tür projeleri yine almak istiyoruz. İlk hedefimiz bu. İkincisi, ekibimiz bizim için çok önemli. Onların sağlığını korumak adına her şeyi yapıyoruz. İşlerimizin yoğunluğuna rağmen şu an ofiste beyaz yakalı beş kişiyiz. Geri kalan tüm beyaz yakalı arkadaşlarımız evden çalışıyor. Mavi yakalı arkadaşlarımız da 15 gün dönüşüm olacak şekilde çalışmalarını sürdürüyorlar. Çalışanlarımızın sağlığını korumak için böyle bir tedbir aldık. Özetle; büyük projelerde yer almaya devam etmek ve çalışanlarımızın sağlığı her zaman önceliğimiz.