Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir: ´Müteahhidin İtibar Kaybını Ortadan Kaldıracağız´

Yapı denetimi kavramının bütün vilayetlerde yaygınlaştırılması için Bakanlık olarak yoğun bir faaliyet içinde olduğunuzu biliyoruz. Bu konudaki çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?

Bakan Mustafa Demir Bakanlığımızca yaptığımız çalışmalar ve değerlendirmeler neticesinde yapı denetiminin bütün illere yaygınlaştırılmasının daha doğru olacağı kanaatine vardık. Bu yönde bir düzenlemeye gittik. 2001 yılında pilot bölge olarak belirlenen illerimizde uygulanan yapı denetimi sistemi, kamuya ait yapı ve tesisler ile yasada belirtilen ruhsata tabi olmayan yapılar hariç olmak üzere 2011 yılı itibariyle 81 ilde uygulanmaya başlanacak. Konuya ilişkin Bakanlar Kurulu kararının resmi gazetede yayınlanmasının ardından 81 ilde yer alan taraflara yönelik eğitim çalışmaları düzenleyeceğiz. Öncelikli olarak, Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü Yapı Denetimi Çalışma Birimi’nde görevli teknik elemanlar ve belediyelere yönelik yapı denetimi mevzuatı ve önemi hakkında, eğitim çalışmaları gerçekleştireceğiz. Belediyelere ek olarak organize sanayi bölgelerine dair eğitimlerimizi Ankara’da vereceğiz. Özellikle taraflardan gelecek eğitim taleplerini karşılayabilecek, sürekli eğitim programları yürütebileceğimiz bir merkezin kurulmasını hedefliyoruz. Burada konuyla ilgili görev alacak eğitici personelimizi yetiştirmeyi planlıyoruz. Ayrıca, ilgili meslek odaları ve birlikler tarafından düzenlenmekte olan panel, sempozyum gibi organizasyonlara Bakanlığımız tarafından katılım sağlayacağız. Mimar ve mühendislere yönelik Bakanlığımız koordinasyonunda gerçekleşen.eğitimlerden olumlu sonuçlar alıyoruz. Yapı denetim kuruluşlarının yürüttükleri denetim faaliyetleri, Bakanlığımız Yapı Denetim Komisyonu Başkanlığı tarafından izleniyor. Komisyon, yapı denetim firmalarıyla denetçi mimar ve mühendislerine izin belgesi verilmesinden itibaren, denetim faaliyetlerini öncelikle, merkezde internet aracılığıyla güncellenen Ulusal Yapı Denetim Sistemi adı verilen bir veritabanı ile kontrol ediyor. Sistemde, halen 19 il için tutulan ve inşaat sektörümüzün önemli bir ihtiyacını karşılayan verileri; inşa edilen bina tipi, kat sayısı, toplam inşaat alanı, ruhsat bilgileri gibi bir çok bilgiyi talep eden kuruluş ve şahıslara anlık olarak sunabiliyoruz. 2011’den itibaren uygulanacak Yapı Denetim Sistemi sayesinde ülke genelinde önemli bir yapı envanteri elde etmiş olacağız. Yapı denetimi konusunda bürokrasiyi azaltarak etkin bir denetim gerçekleştireceğiz. Tüm bunlara ek olarak, kapsama yeni alınan 62 ilimizde izin belgesi verilecek olan yapı denetim kuruluşlarının sayısı, aday kuruluşların başvuru ve değerlendirmelerine ilişkin duyurular yayınlandı. Başvurular eylül ayının başında tamamlandı. Yapılan başvurular değerlendirilerek illerde faaliyet gösterebilecek asil ve yedek kuruluşlar, noter huzurunda çekilen kura ile belirlendi.

“Kaçak yapı kavramını sözlükten çıkaracağız” diyorsunuz. Geçmişten gelen ve hemen her hükümetin sırtından atmakta zorlandığı bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?

Evet, Türkiye’de kaçak yapı kavramını sözlükten çıkaracağız. Ülkemizde ne yazık ki geçmişten gelen sağlıksız uygulamalar nedeniyle kaçak, yapı ve çarpık bir şehirleşme halen görülüyor. Ruhsatlı binalarda bile kaçaklar önlenememiş durumda. İmar Kanununda yaptığımız değişiklikle 2012 yılı itibariyle yapı müteahhitliğini kayıt altına alacağız. Bu yeni düzenlemeyle birlikte müteahhitler iş yapabilmek için Bakanlığımızdan belge alacak. Belgesi olmayan müteahhit iş yapamayacak. Bakanlık, müteahhitlere ilişkin sicil tutacak ve büyük ihalelere girecek müteahhitler bu sicil üzerinden denetlenecek. Kayıtlar elektronik ortamda tutulacak ve projeye aykırı davranan müteahhit Türkiye sınırları içinde iş yapamayacak. Yasa yürürlüğe girdiği tarihten itibaren proje eksiklikleri konusunda sıkı denetim mekanizmalarını devreye sokacağız. Bir binada, ruhsat ve eklerine aykırı çalışma yapan müteahhit, belediyelerin imara izin veren birim müdürleri ile Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüklerindeki bu tip binalara izin verenler hakkında ağır cezai müeyyideler uygulayacağız. Yasa ile şantiye şefi ve fenni mesule de yaptırım getirilecek ve ruhsatta süreler kısalacak. Ayrıca binalarda çalışacak olan ustaları da belgelendireceğiz. Belgesiz usta çalışamayacak. Göreceksiniz ki hiç bir sıkıntıya sebebiyet vermeden 1-2 yıl içinde Türkiye’de müteahhitlik sektörünün itibarını düşüren sıkıntılar bir anda giderilecek.

Bakanlığın yeni bir yapılandırmaya ihtiyacı olduğunu, uzmanlardan oluşan bir kariyer kuruluşu haline dönüşeceğinizi söylüyorsunuz. Böylesi bir yapılanmayı nasıl gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz?

Kamu yönetimi boşluk kabul etmez. Biz işimizi en iyi şeklide yapacağız. Ülkemizin ve gelecek nesillerin ihtiyacı için dünyanın merkezi konumunda yaşayan, çok köklü bir geçmişe sahip olan ülkemizde, mühendis ve mimarlar olarak sahip olduğumuz misyonumuzu tekrar üstlenmek durumundayız. Bu noktadan hareketle Bakanlığımızın bugünün koşullarına göre geliştirilmesi ve yapılandırılması konusunda da çalışmalarımız var. Bakanlığımızı öncelikle, uzman ve uzman yardımcılarından oluşan kariyer kuruluşu, bir ‘kariyer bakanlığı’ haline dönüştürmeye çalışıyoruz. Planlama, projelendirme ve yapım aşamalarıyla ilgili politikaları belirleyen, denetimlerde bulunan bir bakanlık oluşturmayı hedefliyoruz. Bakanlığımızın planlama ve yapım alanındaki etkin rolünü üstlenmesi durumunda bugün sektörde sıkıntı ve şikayet edilen bir çok konu disipline edilebilecek. Şehircilik ve fiziki planlama, harita, etüt ve proje işleriyle ilgili personele lojistik destek vereceğiz. Ayrıca yapı denetimi konusundaki mühendislik ve mimarlığın da en etkin bir şekilde tavizsiz uygulanmasını temin ederek, başta imar mevzuatı olmak üzere birçok konuda ezberimizi bozacak, hafızalarımızı boşaltacak şekilde yepyeni düzenlemelere gideceğiz. Mesleki yetkinlik, tecrübeler ve etik değerlerimizle yürüttüğümüz çalışmalar zaten Bakanlığımızı olması gerektiği yere taşıyacak.

‘Enerji Kimlik Belgeleri’ çalışması adeta bir devrim niteliğinde. Yalnız uygulamanın tarihinde yeni bir erteleme de söz konusu. Bu konudaki çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Ülkemizde toplam enerji tüketiminin yüzde 30-40’ı binalar vasıtasıyla gerçekleşiyor. Bu nedenle Bakanlığımız, yapılarda kullanılan enerjide tasarrufa gidilmesi amacıyla bir çalışma başlattı. “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” ve yapılara “Enerji Kimlik Belgesi” verilmesi hususunda harekete geçtik. Yönetmelik 5 Aralık 2009 tarihinden itibaren uygulamaya başlandı. O günden bugüne, yeni yapılan binalar ile yönetmeliğe uygun tadilat yapılan mevcut binaların enerji tüketimlerinde yüzde 30-50 oranında tasarruf sağlandığını gördük. Enerji Performansı Yönetmeliğine uygun yapılan binaların enerji tüketim sınıflarını ve CO2 salım sınıflarını belirleyecek olan binalara “Enerji Kimlik Belgesi” verilmesine ilişkin çalışmaları başlattık. Bu kapsamda, Binalarda Enerji Performansı Hesaplama Yöntemi ve Ulusal Yazılım Programı (Binalarda Enerji Performansı-TR) oluşturuldu. Binalara Enerji Kimlik Belgesi verilmesi uygulamasının hatasız işlemesi, çıkan aksaklık ve eksikliklerin giderilmesi Ulusal Yazılım Programının ilgili sektörlerle birlikte geliştirilmesi, kamuoyuna sunulması konusunda özen gösterdik. Eğitimlerin tam verilmesi ve uygulama sırasında yerel yönetimlerdeki birikmeleri önlemek için yönetmeliğin uygulama tarihini 1 Ocak 2011 olarak belirledik.

HES ve RES’lere yapılan yatırımın kabaca 40- 45 milyar dolar olduğu ve bu miktarın 35 milyar dolarının sadece inşaat işleri için harcanacağını göz önüne aldığımızda, Bakanlık olarak bu konudaki çalışmalarınızı ve bakış açınızı öğrenmek istiyorum?

Ekonomik istikrar sağlandıkça, bölgede önemli bir güç oldukça ülkeye her konuda olduğu gibi enerjiye de yapılan yatırımlar kaçınılmazdır. Çeşitli enerji kaynaklarına sahip olan ülkeler önümüzdeki yıllarda güçlü ve bölgelerinde söz sahibi olacak. Dünyanın sayılı ekonomileri arasında adı geçen Türkiye’nin 45 milyar dolar gibi bir rakamı enerji projelerine ve inşaat işlerine ayırmasına şaşırmamak gerekir.

Türkiye’de geçmiş aksak ve eksikliklerden dolayı yüzde 50 civarında dönüşüme tabi tutulması gereken yapı stoğu bulunuyor. Bakanlık olarak bu konudaki önlemlerinizden bahseder misiniz?

Güçlendirme ve dönüşümle iyileştirilemeyecek binaları yıkmak gerekiyor. Bunlarla ilgili İstanbul’da, Marmara’da belli yerlerde, belli yıkımlar gerçekleştirildi. Büyük çapta kamu yapılarında ciddi güçlendirmeler yapıldı. Özel yapılarda güçlendirmeye krediler, teşvikler verildi. Ama hala bu konuda güçlendirilmeyi, dönüşmeyi bekleyen hatta yıkımı bekleyen yapı stoğumuz mevcut. Bu konuda hem yapı sahiplerinin, hem yerel yönetimlerin hem de bizim sorumluluklarımız var. Özellikle, 1999 depreminden ve 2002 yılından önce yapılan yapı stoğumuzun yüzde 50’sine yakınında bu anlamda ciddi sorunlar var. Bunun tamamını yıkılacak yapı anlamında ifade etmek istemiyorum ama, yapı stoğumuzla ilgili tespitlerin tümü henüz tamamlanmış değil. Bu konuda yerel yönetimler de çalışmalarını yürütüyoruz. Bizim de çalışmalarımız devam ediyor. Geçmişteki yapı stoğumuzla ilgili çalışmayı devam ettirerek, yakın bir gelecekte inşallah ciddi gelişmelere katkı sağlamaya çalışacağız.

Bir depremle karşı karşıya kaldığımızda dünyada en fazla yapı ve en fazla can kaybına sebebiyet veren ülkeler arasında olmaktan nasıl kurtuluruz? Bakanlığımızın bu konudaki çalışmaları hakkında neler söylersiniz?

Yaşadığımız afetlerde hasarların ve can kayıplarının fazla olmasının en büyük nedeni yapıların projesine, fen ve sanat kurallarına, tekniğine ve ilgili mevzuatına uygun yapılmamasından kaynaklanıyor. Ayrıca yapılan inceleme ve tespitler, ülkemiz mevcut yapı stoğunun depremlere karşı yeterli dayanımda olmadığını gösteriyor. Topraklarımızın büyük bir bölümü birinci derece deprem kuşağında yer alıyor. Ülkemiz nüfusunun yüzde 70’inin ve büyük sanayi tesislerinin yüzde 75’inin yer aldığı bölgelerde, nüfusu 1 milyonun üzerinde olan 11 büyük şehrimizde, her an büyük bir deprem olma ihtimali bulunuyor. Ülkemizde ilk defa düzenlenen Deprem Şura’sında alınan kararların bütüncül bir anlayışla ele alınması ve uygulamaya konulmasını öngördük. Bu aşamada Bakanlığımız ilgili Genel Müdürlüklerince kanun, yönetmelik ve mevzuatta yapılacak değişikliklerle yeni yasa taslak çalışmaları başlatıldı. 1 Ocak 2007 tarihinde yürürlüğe giren “Yapı Malzemeleri Yönetmeliği” ile diğer ilgili kanunların hayata geçirilmesiyle gerçek anlamda yerleşme ve yapılaşma denetimi sağlanmış olacak ve artık depremlerde ağır faturalar ödenmeyecek. Yapı Denetim Kanunu uygulamasının ülke genelinde yaygınlaştırılması bu yönde atılan önemli bir adım.

Deprem konusunda eskiden yapılan binaların gözden geçirildiğini biliyoruz. Ancak yapı envanteri konusundaki eksiklikler giderildi mi ne aşamada?

Türkiye’de yaklaşık 10 yıldır yapılan yapılarda deprem ve afetlere dayanıklı yapı yapma noktasında çok büyük mesafe kat ettik. Yeni yapılar, afete ve özellikle depreme dayanıklı yapılar. Daha önceki yapılarla ilgili yapı envanteri çalışmaları devam ediyor. Yakın gelecekte, 8-10 yıllık zaman diliminde büyük ölçüde depreme dayanıksız yapı stoğundan da kurtulmuş olacağız. Bununla da bağlantılı Kentsel Dönüşüm Kanunu Tasarısını Bakanlar Kurulu’na sunuma hazır hale getirdik.

Müteahhitlik sektörünün ve yapı malzemesi sanayicilerini desteklenmesi konusunda zaman zaman devletin yeterince destek sağlamadığı serzenişleri gündeme geliyor. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Yapı malzemelerine ilişkin hukuki ve idari düzenlemelerde bulunmak, yapı malzemelerine ilişkin standartları, ulusal öncelikler ve Avrupa Birliği Komisyonu kararları çerçevesinde hazırlamak, yapı malzemelerinin kullanım amacına uygunluğunun tespiti ve denetimi amacıyla mevzuat hazırladık. Yapı malzemeleri üreticilerinin piyasaya güvenli ürün arz etmelerini sağlamak, piyasaya arzedilmiş ürünler üzerinde üretildikleri, işlendikleri, ambalâjlandıkları yerlerde, mağaza, dükkân, depo, nakil araçları gibi her türlü mekân ve ortamda gerektiğinde yapı işlerinde, girdi olarak kullanıldığı yer ve tesislerde gözetim ve denetim yapıyoruz. Piyasaya arzedilmiş yapı malzemeleri için gelecek şikâyetleri değerlendiriyoruz. Ülkedeki piyasa gözetimi ve denetimi alt yapısının gelişmesi için çalışmalarda bulunuyoruz.Yapı malzemelerinin gelişimi ve yeni yapı çözümleri için araştırma ve geliştirme çalışmalarında bulunarak bu çalışmaların yapılmasını sağlıyor, lâboratuar faaliyetlerini yürütüyor, gerekli konularda teşvik ve fonu temin ediyoruz. En önemli sorunlardan biri olan teknik ve idari engellerin kaldırılması için girişimlerde bulunuyoruz. Yani denetimin her alanında varız. Bütün bu faaliyetler Bakanlığımızın görevleri arasında.Yapı malzemesi sanayicilerinin desteklenmememiz gibi bir düşünce söz konusu dahi olamaz. Güvenli yapı malzemesi demek, güvenli yapı demektir. Yapı denetimi 2011 yılı başı itibariyle tüm ülkede uygulamaya konulacak. O zaman, standardı, kalitesi olan, güvenli yapıya katkı sağlayan her türlü yapı malzemesinin çok daha iyi satış potansiyeline ulaşacağını hep birlikte göreceğiz. Türkiye, yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde artık birinci sırayı da gözüne kestiriyor. Hepimizin buna göre yapılanması gerekiyor. Kamu, kendini buna göre yapılandırmalı, sektör yatırımları buna göre tasarlanmalı, malzeme üretiminde ve bunun iç-dış pazarlara sunuluşunda buna göre stratejiler üretilmeli. Çünkü coğrafyamızın bulunduğu yer, sektörün özellikleri ve nitelikleri, bizim girişimcilerimizin insan yapısının özellikleri ve refleksleri, aslında bize bunu sunuyor. Bu noktaya ulaşmada da özellikle tanıtımın, iletişimin çok önemli katkıları bulunuyor. Rekabetin yoğun, üretimin ve teknolojik gelişmenin çok hızlı olduğu, ticari şartların çok hızlı değiştiği bu alanda istikrarlı ve kalıcı bir büyümenin sağlanmış olmasını çok önemli buluyorum. Özel sektörün ve kamunun, çok iyi organize olarak çalışması gerekiyor.

Müteahhitlik sektörüne bir sertifikasyon getirmeyi düşünüyorsunuz 2011 yılının sonuna kadar belgeli sisteme geçer miyiz?

İnşaat sektörü Türkiye için büyük önem taşıyor. Sektördeki gelişmeye paralel olarak Türk müteahhitler de önemli projelere imza atıyor. 8 yılda, yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde de önemli mesafe kat ettik. Bu güne kadar 309 firmaya Yurtdışı Müteahhitlik Belgesi, 500 firmaya ise Yurtdışı Geçici Müteahhitlik Belgesi verildi. Firmalarımızın yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin son dönemdeki performansı her yıl belirlenen hedeflerin üzerinde gerçekleşti. Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri sektöründe 1972’ den 2010’a kadar 81 ülkede toplam 155 milyar dolar değerinde 5 binden fazla proje üstlenilmiş. 2001’de 1,6 milyar dolar olan yurt dışında iş alma kapasitesinde olan müteahhitlik hizmetleri, 2009’da 20.5 milyar dolara ulaşmış durumda. Bugün artık dünyada ilk 225 müteahhitlik kuruluşu arasına 31 firmasını yerleştiren ve yüklendiği iş hacmi itibariyle yıllık 25 milyar doları aşan dünya taahhüt sektöründe, 130 milyar dolarları bulan iş kapasitesiyle birlikte dünyada Çin’den sonra ikinci sıraya yükselmiş bir müteahhitlik sektörüne sahibiz. Ülkemiz yurt dışı müteahhitlik hizmetlerindeki başarı ve istikrarını korumakta, dünya piyasalarındaki etkin konumunu da günden güne daha da güçlendiriyor.

İnşaatlarda artık belgeli ustaların çalışacağı bir dönemin başlaması yönünde çalışmalarınız ne aşamada?

İnşaatlarda çalışacak olan ustaları da belgelendireceğiz. Artık belgesiz usta çalışmayacak. İki yıllık geçiş döneminin ardından bunları faaliyete geçireceğiz. İnşaatlarda belgeli usta çalıştırma dönemi 1 Ocak 2012 tarihinde başlayacak. Bu tarihe kadar, bu alanda çalışan insanlara müracaat etmeleri halinde geçici belge vereceğiz. Daha sonra bir takvim içerisinde verilecek eğitimin ardından kalıcı belgeleri de vereceğiz.

Referandumdan EVET çıkmasının inşaat sektörünü olumlu yönde etkilediğini düşünüyor musunuz?

Evet. Piyasaları siyasi sonuçlardan bağımsız düşünemeyiz. Referandumla halk iradesiyle sivil anayasanın önü açılmıştır. Halk, özgür iradesiyle kararını verdi. Artık anayasanın değiştirilemez maddeleri haricinde tamamen sivilleşmesinin önü açıldı. 8 yıldır hemen hemen her alan da ülkemizin potansiyel imkanlarını tespit ve teşhis ederek o imkanlara sahip çıkarak, millete sunan bir icra dönemi yaşadık. Yaşamaya da devam ediyoruz. Hükümetimiz Türkiye’yi dünya da ilk 10 büyük ekonomi arasına taşıyacak çalışmaları yürütüyor. 2023 yılında Türkiye dünyadaki ilk 10 büyük ekonomi arasında yer alacak. Ekonomiyle birlikte tabii ki her alanda olduğu gibi inşaat sektöründe de büyüme büyük bir hızla devam edecek. Güçlü ekonomiler özgür ve güvenli ülkelerin eseridir. Milletimiz referandumda verdiği kararla ülkenin sadece özgürlükler alanında değil, ekonomik alanda da önünün açılacağına olan inancını göstermiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) büyüme rakamlarına göre inşaat sektörü yüzde 21,7 oranında büyüdü. Ancak sektörün önde gelenlerinin bir kısmı aynı fikirde değil. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Referandumdan çıkan sonuç piyasalara güven temin etti. Bu da vatandaşların konut alımındaki göstergeleri ile açıkça ortaya çıkarttı. Konut sektöründe hem üretici hem de tüketici kesim çok daha akılcı hareket edecek. Hemen her gün yeni bir konut projesinin tanıtımına şahit oluyoruz. Sektör büyüme göstermese yeni projelerin düşünülmesi söz konusu olamazdı. Hükümetimizin konut, altyapı ve enerji yatırımlarına verdiği önem inşaat sektörünün büyümesinde en önemli etken