Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“Farkımızı hizmet noktasında ortaya koyuyoruz”

Kütahya Yapı Kimyasalları (KYK) Pazarlama Lideri Halil Karakulak, sektördeki en büyük farklılıklarını hizmet noktasında koyduklarını söylüyor. Karakulak; “Türkiye’de 2010 yılı içerisinde şu ana kadar 50’ye yakın il, 40’a yakın ilçe gezdik.11 bin 500 kişiye seminer verdik. Bu çok ciddi bir rakam. Marka olarak buna ihtiyacımız var mı? Elbette var, çünkü yeni ürünleri yeni uygulamaları mutlaka anlatmamız gerekiyor” diyor.

Bize Kütahya Yapı Kimyasalları’nın (KYK) kuruluşu ve gelişimi hakkında bilgi verir misiniz?

Halil Karakulak: Kütahya Yapı Kimyasalları (KYK) 2001 yılında Eskişehir’de kurulan bir firma. 2002’de Samsun’da da bir fabrika açtık. 2004 yılında bölge satış teşkilatlarının kurulduğu bir döneme girdik. Ürün gamımız çeşitlenmeye başladı. O döneme kadar ağırlıklı olarak Kütahya Seramiğin tamamlayıcı ürünlerini üreten bir pozisyondayken 2004’ten sonra tüm yapı piyasasına ürün sunabilecek konuma geldik. 2006 yılında Tarsus’ta üçüncü fabrikamızı açtık. 2006’nın mart ayında ona müteakip artık bölge yapıları oluşturulmuş ürün gamımız şekillenmiş tüm Türkiye’de bayiliklere sahip konuma geldik. Ortalama her yıl yüzde 30’lar civarında büyüme trendi gösterdik. İnşaat sektörünün yaşadığı krizler döneminde de büyüme trendimiz hız kesmedi. Büyürken sadece satış anlamında değil, organizasyon, ürün gamı alanında da büyüdük. 2010 yılına geldiğimizde biri Adana’da diğeri Tarsus’ta olmak üzere iki fabrika birden hizmete soktuk. Diyarbakır da 4. üretim tesisimizi açtık. Sektörde şu an pazar payı açısından ilk 3 içerisinde yer alan bir firmayız. KYK Eskişehir Merkez olmak üzere, Samsun ve Tarsus üretim tesislerinde yıllık 250 bin ton üretim kapasitesiyle Türkiye genelinde İstanbul, Bursa, İzmir Antalya, Ankara, Karadeniz, Merkez, Adana ve Diyarbakır Bölge Müdürlükleriyle dağıtım, perakende ve uygulama yapan 200 ana bayi ve 1.000 tali bayimizle ile ürünlerinin yurt geneline penatrasyonunu sağlamış durumda. Yüzde yüz yerli sermayeyle Türkiye’de rekabetimize devam ediyoruz. Şu an 42 farklı ürün ve 160 standant ürün çeşidimizle TSE, CE ve ISO belgeleri ile sektörün en iyi kalite kontrol çalışmasını yürütmekteyiz.

Krize rağmen büyümenizi neye bağlıyorsunuz?

KYK işinden kazandığı her şeyi yine işine Ar-Ge’ye ye yatırdığı için krizde de dur durak bilmedi. Ürün geliştirme onun ötesinde üretim tesisi kurma noktasında tüm kazancımızı yatırıma dönüştürdüğümüz için başarılı olduk. Sadece yapısal anlamda değil personellerin bireysel gelişimi, ürün yönetim anlayışının geliştirilmesine yönelik komple bir yatırım projesi hayata geçirdik. Eğer bir işi iyi yöneteceksek insana da yatırım yapmak gerekiyor.

KYK ekonomideki olumlu gelişmeden payına düşeni aldı mı?

Yer aldığımız pazar kendi içerisinde büyüyen bir pazar. Türkiye’de yapı kimyasalları kullanım alışkanlığı gün geçtikçe artıyor. İnşaat sektörü içerisinde kalem olarak baktığınızda en büyük büyüme kalemine sahip noktalardan biri, yapı kimyasalları. KYK olarak ekonomideki canlanmadan olumlu yönde etkilendik. Üretim ağımız giderek genişledi.

KYK bünyesinde ne tür ürünler yer alıyor?

Seramik Yapıştırıcıları, Derz Dolguları, Teknik Yapıştırıcılar, Su İzolasyon Ürünleri, Isı İzolasyon Ürünleri, Astarlar, Yüzey Temizleyiciler ve Koruyucular, Tamir Harçları ve buna benzer ürünlerle bugün 20 ülkeye ihracat yapıyoruz. Ürün gamımızda 160’a yakın çeşit bulunduruyoruz. Türkiye’nin tamamında ürünleri bulunan en büyük üreticilerden biriyiz. Bu yapımızla özel ve kamu kesiminde inşaat sektöründe güçlü bir tedarikçi olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Ürünlerinizle sektöre kattığınız yenilikler neler?

En büyük farklılığı hizmet noktasında koyduğumuzu düşünüyoruz. 2010 yılı içerisinde Türkiye’de şu ana kadar 50’ye yakın il, 40’a yakın ilçe gezdik. 11 bin 500 kişiye seminer verdik. Bu çok ciddi bir rakam. Marka olarak buna ihtiyacımız var mı? Elbette var. Çünkü yeni ürünleri yeni uygulamaları mutlaka anlatmamız gerekiyor.

Hazır Türkiye gezilerinden bahsetmişken, sırf bunun için dizayn ettiğiniz bir otobüsünüz var bundan biraz bahseder misiniz?

Otobüs, yapı kimyasalları sektöründe bir ilk. Şu ana kadar bir benzeri de yapılmadı 2009 yılı ekiminin ilk haftası yollara düştük, tam bir yıldır yollardayız. Bu zaman zarfında neredeyse tüm Türkiye’yi dolaştık diyebilirim. Otobüs içerisinde kablosuz internetimiz, uydu bağlantımız sürekli var. Otobüsün ön tarafı 12 kişinin seyahatine göre planlanmış özel koltuklar var. Arka tarafta ise 15 kişilik eğitime uygun, bir toplantı odası havasında düzenek kurulu. Monitöre bilgisayar kanalıyla bağlanıp buradan sunumlarımızı gerçekleştirebiliyoruz. Her yerde uygun eğitim ortamı bulamıyoruz bu durumda otobüsümüzü eğitim amaçlı kullanıyoruz. Otobüsümüzle fuarlara, zaman zaman bayi önlerine gidip açılış kokteyllerine katılıyoruz. Bayilerimizin ustalarına eğitimler veriyoruz. Bu tarz bir harcama yerine bir üretim tesisi açabilirdik, çünkü bir hayli maliyetli. Ancak eğitim alanında sağlıklı yol almamız için otobüs önemli bir etken.

Müşterinin size yaklaşırken önceliği ne?

Türkiye’de maalesef her şeye ekonomik gözle göz atılıyor. Ürünün ilk etiketine bakılıyor, ne işe yaradığı hangi özellikleri olduğu, konusunda bir bakış açısı çok fazla yok. Gerçekleştirdiğimiz seminerlerde dahil olmak her alanda aynı şeyi söylüyoruz. Biz insanların yapıyla ilgili sorunlarında çözüm ortağı olmak zorundayız. Çözüm ortağı olabilmek içinde bu insanların nerelerde problemi varsa ona ilişkin doğru reçeteyi sunmamız zorundayız. Farklılığımız bunu anlatmaktan geçiyor. Çözüm ürünleri ile güvenilir iş ortağı olarak, müşterilerimizin iyi sonuçlar almasına katkı sağlıyoruz. Bu iş ortaklığını sadece ürün bazlı olarak değil, sosyal sorumluluk çalışmaları, toplumsal bilince olumlu katkı sağlayarak da sürdürüyoruz.

Ar- Ge çalışmalarınızdan bahsedecek olursak?

Ar-Ge’deki faaliyetlerimizin başında yeni ürünler olduğu kadar mevcut piyasaya çıkan ürünlerle de ilgili çalışmalarımız var. Çünkü her ürün kalite kontrol aşamasından geçtikten sonra sevki gerçekleşiyor. Türkiye’de ortalama yüzde 40-50 seviyelerinde olan kalite kontrol oranı bizde yüzde 85-90’lara yaklaşıyor. Bu şu anlama geliyor benim çıkan her ürün paletimden bir kalite kontrol sonucu alabilirsiniz. Önemli bir husus. Çünkü Türkiye’de şu an yapı kimyasallarıyla ilgili bu tarz kalite kontrol sıkılığı olan başka bir firma yok.

Yapı kimyasallarında kaliteli ürünler olduğu kadar kalitesi ürünlerde var…

Sıkıntılarımızdan bir tanesi de o aslında. Türkiye’de yapı kimyasalları alanında 800 kadar üretici olduğu rivayet ediliyor. Fakat ulusal anlamda üretim yapıp, bayiliği bulunan üretici kaç tane derseniz bir elin parmaklarını geçmez. Maalesef bu sektörde merdivenaltı denilen üretim çok fazla. Bu nedenle piyasadaki ürünlerin kalitesi konusunda tüketicinin daha bilinçli olması gerekiyor.

Denetim mekanizması bu konuda yeterli mi?

Maalesef çok zayıf. Türkiye’de denetim dediğiniz zaman bu işin bir kalite kontrol ayağı var, bir de tüketici ayağı. Asıl denetimi kullanıcının yapması gerekiyor. Her iki durumda da çok zayıf noktadayız. Çünkü sadece bahsettiğim 800’e yakın üretici 800 farklı marka anlamına geliyor. Türkiye’de bunlar dolaşıyor.

Geniş bir bayilik ağına sahipsiniz. Bundan biraz bahseder misiniz?

Çok bilindik markalar bile ülkenin belli bir yerinden sonra olmayabiliyor. Ama KYK’nın bugün yaklaşık bin 200’e yakın satış noktası var. Türkiye’nin 81 ilinde tüm kullanıcıların bizi bulması mümkün. Bu rakam bizim için ideal. Bayilik ve satış noktaları konusunda bir hayli seçiciyiz. Bayilik için aradığımız kriterlerden bir tanesi düzgün esnaflık yapıyor olması. Kütahya Seramiğin olduğu her noktada varız. Bayilerimizin büyük çoğunluğu da Kütahya Seramik satan aynı zamanda yapı kimyasalı olan noktalar.

2011’de yolda yeni ürünler var mı?

Bu yıl bayilerimizde yayınlayacağımız 6 tane yeni ürünümüz var. 2011 yılı içerisinde yine yeni ürünlerimiz olacak. Başta da söylediğim gibi biz işimize yatırım yapıyoruz bu nedenle Ar-Ge’deki arkadaşlarımızın yeni ürün geliştirme konusunda çabaları devam ediyor. Her sene en kötü ihtimal 5 yeni ürün çıkarıyoruz.

Ön plana çıkarmayı düşündüğünüz ürün gruplarınız var mı?

Türkiye gerek jeopolitik gerek jeolojik anlamdaki konumu nedeniyle esnek, elastik karakterli malzemelerin yoğunlukla kullanılması gerektiği bir noktada. Ülkemizde ortalama her gün 200 civarında deprem oluyor. Bu da mutlaka yapılarda elastik karakterli hafif malzemelerin kullanılması gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Diğer bir önemli husus 1 Ocak itibariyle binalarda enerji kimlik kartlarının uygulanacak olması. Artık yeni binalarda aranan bir koşul olacak. Eski binalarda ise 2017 yılına kadar şartları yerine getirmek zorunlu. Flex türevi malzemelerin yanında mantolama sisteminde çok ciddi anlamda ön plana çıkardık. Dikkat ederseniz, bugün Türkiye’de bir çok firma bu anlamda gerek yazılı gerek görsel basında bunu anlatmaya çalışıyor. Bunu ticari olarak düşünmemek lazım bu bir ihtiyaç. Çünkü ülke olarak enerji ihtiyacımızın yüzde 76’sını yurtdışından tedarik ediyoruz.

Enerji kimlik belgelerinin hayata geçmesiyle birlikte pastadan nasıl bir pay almayı bekliyorsunuz?

Her yıl ortalama yüzde 25 civarında büyüyen bir sektörden bahsediyoruz. Bu krizlere rağmen gerçekleşen bir rakam. Maalesef alanın büyük olmasından dolayı kalitesiz merdiven altı üretim yapan kişilerin bu işe girmesi yine eğitimi olmadan birazcık bakıp görmeyle ben bunu yapabilirim mantığıyla sektöre atlayan birçok uygulamacı var. Bunlar pastanın sağlıklı büyümesini engelliyor. Ülkemizde herhangi bir sektör canlanmaya başladı mı o işi yapan ilgili ilgisiz birçok insanı bulabilirsiniz. İlk baştaki heves karlılık oluyor. Bugün ısı yalıtım paketi hakkında garanti verebilecek firma sayısı çok az.