Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Trump Towers Trump Towers İstanbul´a yeni bir soluk getirecek…

Öncelikle Trump Towers ismi nasıl ortaya çıktı?

Nejat Akalın: Projemizin imalatı devam ederken mimari yapısından dolayı ilgi çekiyordu. Bundan dolayı Yeşil İnşaat firması tarafından bu proje Amerika’daki Trump yetkililerine götürüldü. Yapılan karşılıklı görüşmeler sonucunda projemizin adı Trump Towers olarak değiştirildi. Bu değişiklik olduktan sonra biz de neler oldu?

Biz tabi Trump’un özelliklerini, şartlarını sağlamak üzere değişiklikler yaptık. Bu da bizim süremizi biraz zorladı. Ne mesela? Trump’tan gelen istekler doğrultusunda bazı mimari detayları değiştirdik. Orta Doğu Otomotiv ise bizim arsa sahibimiz olarak bu projede yer aldı.

Genel olarak Trump Towers projesinden bahsedebilir misiniz?

Nejat Akalın: Trump Towers içinde ofisleri, lüks daireleri barındıran bir residence kulesi, bir ofis kulesi ve bir de AVM’den oluşuyor. Bunun içerisinde ne var; 37 ve 39 katlı 2 kule, ayrıca zemin altında 10 ve 12 kat arasında değişen otopark ve alışveriş merkezi bulunmaktadır. Bu proje Mecidiyeköy’ün merkezinde ve iş merkezlerinin ortasında cazip konumda olan projemizin arsa sahibi Orta Doğu Otomotivdir. Biz Taşyapı olarak bunun inşaatını üstlendik. Şu an geldiğimiz seviyede numune dairelerimizi yapıyoruz ve ikinci kulemizin son 11 katının kaba inşaatı devam etmektedir. Ayda 4 kat yükselerek inşaatımızı hızla ilerletiyoruz. Burada betonarme karkas sisteminde CE kalitesinde bir beton kullanıyoruz. Beton çeliğimiz yüksek sınıflı bir çelik. Kendi yapım şartlarımızda dışardan destek almadan bu binanın kaba inşaatını bitirdik sayıyorum. Burada gururla söyleyebileceğim en önemli hadise şudur; yani 265 bin metrekarelik bu inşaatımızda 240 bin metrekareye kadar yaptığımız imalatta bugüne kadar ölümlü bir iş kazası olmamıştır. İş güvenliği benim için çok önemlidir ve benim bu sektörde üzerinde durduğum en önemli hususlardan birisidir. Bundan önce çalıştığım diğer projelerden elde ettiğim tecrübelerle iş güvenliği konusunda bu projede gayet başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Tabi ki teknolojiyi de kullanıyoruz ama bizim için önemli olan insan sağlığı ve iş güvenliğidir.

Şantiyede çalışan personelden kısaca bahsedebilir misiniz?

Nejat Akalın: Bu projede, proje müdürlüğü kadrosunu üzerimde tutuyorum. Dolayısıyla, tüm idari ve teknik sorumluluk bana aittir. Ekibimde Proje Müdür Muavini E.Engin Kabil, Şantiye Şefi Celal Barlık, Kaba Yapı Şefi Oğuz Engin Tuna görev almaktadır. Bu saydığım arkadaşlarım İnşaat Mühendisidir. Organizasyon şemamızı bu arkadaşlarımın haricinde Mekanik Grup Şefi Oğuz Kaptanoğlu, Elektrik Grubu Şefi Mahmut Arslan, Harita Grubu Şefi Özder Koşar, Hakediş Grubu Şefi Cemil Gülcan, İş Güvenliği Grubu Şefi Ali Seydi Alpay, Mimari Grup Şefi Aysun Altan ve onların alt kadroları tamamlamaktadır.

Celal Barlık: Kendi bünyemizde 100 kişilik kadromuz var. Şu an için 13 Taşeron firmamızla birlikte yaklaşık toplam sayımız 300 kişidir.

Nejat Akalın: Taşyapı personeli haricinde taşeron firmalardan kısaca bahsedeyim. Birinci kulenin kabasını Taş Kalıp İnşaat firması tamamladı. Kalıp, demir ve beton işlerini yaptılar. Tek-Ev İnşaat’da diğer taşeron firmamız olup ofis kulesinin kaba inşaatına devam etmektedir. Biz bu firmalara işçilik bedeli ödüyoruz, malzeme temini bize aittir. Dış cepheyi yapan alt taşeronumuz Era Yapı’dır. Asansör ve yürüyen merdivenlerde Otis firması tercih edilmiştir. Dolgu bölgelerindeki izolasyon imalatında Çalışkan Yapı, çelik yapı imalatında da Özen Çelik firması ile çalışmaktayız.

Şantiyede ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?

Celal Barlık: Şantiyemiz 24 saat çalışan bir şantiye olduğu için bölgenin dezavantajını imalat aşamasında fazlasıyla yaşadık. Şantiyemizin, şehrin merkezinde olması özellikle kaba yapı imalatımızı oldukça güçleştirmiştir. Beton sevkiyatlarının belli zaman aralıklarında yapılması zorunluluğu, daha hızlı hareket etmemizi gerektirmiştir. Ayrıca dolgu alanlarımızın derin ve dar olması yaşadığımız diğer bir zorluk idi. Çünkü dolgu malzemesini belli bölgelerden alabiliyorduk. Dolayısıyla bu malzemenin yerine sevk edilmesi ve uygulanması güç oldu. Genellikle şantiyemiz etrafında ikamet edenlerin gürültü ve toz şikayeti oluyor. Bizler de mümkün mertebe daha az şikayet gelmesi için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Malzeme getiren nakliye araçlarının şantiyemize giriş çıkışı, merkezi konumda olmamızdan dolayı sıkıntı oluyor. Biz de genellikle sevkiyatlarımızı gece yapmaya özen gösteriyoruz.

Projenin belirlenen tarihte bitmesi için ne gibi çalışmalar yaptınız? Yaşadığınız zorluklar nelerdir?

Nejat Akalın: Bizim iş programımız yani başlangıç ve bitiş tarihlerimiz var. Bizim burada çok ağır bir hafriyat işimiz oldu. Zeminden 40 metre aşağıya indik. Mecidiyeköy’ün bulunduğu bu bölge 4 tarafı trafiğe açık bir ada. Burada çalışan bir trafik var. Biz bu alanın tamamını kullandık. Arsanın tamamını kullandığımız için burada minimum şartlarda yerleşim yaparak devam ettik işimize. Yaşadığımız zorluklardan birisi, işçilerimiz için koğuş yeri oluşturamamak idi. Bundan dolayı çevredeki iş merkezlerinden birini kiraladık. Bu proje 2005 yılında başladı. 2005 ile 2007 arasında hafriyat çalışması devam etti. Aşağı yukarı 650 bin metreküp civarında bir hafriyat yaptık. Mecidiyeköy’ün göbeğinde oldukça yüksek bir rakam bu. Ondan sonrada 2007 Şubat’ ında kaba yapı işlerimiz başladı. Bir yıl gibi kısa bir sürede temel üstüne çıkılmış olup ayda ortalama 13 bin metrekare imalat yaptık. Bu İstanbul’da iyi bir ortalamadır. Mayıs itibariyle 2 sene 3 ayda biz inşaatımızın 240 bin metrekaresini yaptık. Bu zor koşullara rağmen Mecidiyeköy’ün göbeğinde bunu yapmak da hiç kolay değil. Büyük bir aksilik olmazsa 2010’un 2. yarısına kalmadan proje tamamlanır. Bunun dışında şunları da eklemeliyim; kalıp sistemi olarak peri kalıp kullandık, zaman zaman 3 kat kalıp kullanarak sistemi yürütmeye çalıştık. Her iki blokta üçer katlık kalıp sistemini kullanarak ayda minimum 4 tabliye imalat yaptık. 1000 m2 olan tabliyelerden bir ay içerisinde haftada bir tabliye döktük ve bunda başarı sağladık.

Celal Barlık: Özellikle kaba yapı imalatında beton kalitesinden taviz vermedik. Zamanla olan yarışımızda hava muhalefetine ve onun getirdiği ek maliyetlere katlanmak durumunda kaldık.

Çok sıcak havalarda ortam sıcaklığı ile beton sıcaklığını sürekli kontrol ettik. Bu iki sıcaklık farkının 25 dereceyi geçmesi halinde beton imalatını durdurduk. Özellikle de temel betonlarında buna çok dikkat ettik ki çatlamalar olmasın diye. Çok soğuk havalarda da beton sıcaklığını korumak için özel örtüler kullandık. Bu ve benzeri uygulamalarda doğal olarak bize ilave maliyetler getirdi.

Müşavirlik hizmeti aldınız mı?

Nejat Akalın: Müşavirlik hizmeti olarak, İksa Sistemi için Enar Mühendislik´ten müşavirlik hizmeti aldık. Almanya’daki Michael Purz’ un firmasından dış cephe danışmanlığını aldık. Bu hizmeti almamız iyi oldu. Bu dış cephe uygulaması çok önemli. Bizim dış cephemiz panel sistemidir. Era ile anlaşmayı yaptıktan sonra bizim dış cephede uygulayacağımız sistemin ne olacağına karar vermemiz gerekiyordu. Çünkü panel sistem Türkiye’de pek yaygın olarak kullanılan bir sistem değildir. Bu panel sistemde paneller fabrikada hazırlanır ve bir iskambil kağıdı gibi vinçle cephedeki ankrajların üzerine kurularak yükselir. Yani bir günde 300-400 metrekare yapabilirsiniz. Gerek cam teknolojisi, gerek alüminyum profillerin kalitesi, boya cinsi konularında yardım aldık. Camımız kurşun kapsamayan bir cam. Almanya’dan alıyoruz. Kutaş Cam isimli yerli firmaya yaptırıyoruz. Isı cam haline getiriyoruz. Yangın danışmanımız Etik Yangın Danışmanlığı Dr. Müh. Kazım Beceren ve Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç’ tır. Yangın konusunda gerek yangın koridorları gerek yangın kapıları tamamen şartnameye uygun olarak yapılmıştır. Yangın kaçış koridorları negatif basınçla koşullandırılır, sensörler mevcuttur. Ayrıca acil durum asansörümüz vardır. Asansör danışmanımız ise Bulgu Mühendislik. Mimari projemizi hazırlayan Brigitte Weber dir. Çizgisine hakim bir arkadaşımız. Oldukça memnun kaldık. Statik işlerimizi Altıneller Mühendislik yaptı. Mekanik işlerimizi ise Birikim Mühendislik gerçekleştirdi. Elektrik müellifimiz ise Erde Elektrik’ tir. AVM danışmanımız CEFIC’tir. Peyzaj projemiz konusunda da Trafo Mimarlık ile birlikte çalıştık.

Yeni bir teknoloji ya da sistem kullandınız mı?

Nejat Akalın: Bizler kendimizi bu konuda aştık. MIT’deki statik kürsü başkanı olan profesör Türkiye’de bazı mühendislerin kendilerini aştığını söylemesi o kadar da boşuna değil. Bu ifade Diamond Of Istanbul ve Trump Towers için söylenmiştir. 1974’te Yıldız Üniversitesi’nden mezun oldum ve o gün bugündür hep şantiyelerde çalışıyorum. Hidroelektrik santrallerinden, otel ve köprülere kadar pek çok projede bulundum. Şantiyecilik keyifli bir iş ve şantiyede olmak beni hep mutlu etmiştir. Beni bu projede cezbeden şey ise yüksek yapı olmasıdır. Yerin altına indim tünel yaptım, metro yaptım ama bu kadar yüksek bir bina yapmamıştım ve bu bana çok zevk verdi. Ayrıca ilk defa 7 derece eğimle ana aksından her katta belli mesafeden uzaklaşarak toplamda 8,20 metre açıklıklı konsol imal edildi ve etkileyicide oldu. Tabiki bu cephenin temizlenmesi ayrı bir sorun olarak karşımıza çıktı. Daha çok bu konuda yeni bir sistem ve teknoloji kullandık.

Arazi kullanımı açısından bu yapının yüksek ve diğer yapılara çok yakın olması ve trafiğin içinde yer alması bir sorun yaratmayacak mı?

Nejat Akalın: Şimdi kişisel olarak söylersem, yüksek yapılara karşıyım. Ancak mühendis olarak bir yüksek yapı yapmak bana keyif veriyor. Daha başka yapılar da yapılabilir ancak ben bu yapıyı yapmaktan dolayı mutluyum. Biz burada bu binayı metrobüse bağlıyoruz. Çevreyle mümkün olduğu kadar uyum sağlamaya çalışıyoruz. Mesela geniş bir otopark sahamız var. Üç bin araca yakın. Yani çevreye bir otopark hizmeti vereceğiz. Ayrıca belediyeye ayrılan alanda otobüslerin bir park sahası var. Bu bölge bir transfer merkezi olacak. 70 bin metrekare AVM’ye ayrılan bir yer var, spor kompleksleri, restoranlar var.

Enerji tasarrufu açısından aldığınız tedbirler nelerdir?

Nejat Akalın: Dört tarafı cam bir yapı var. Burada da bir estetik düşünülmüş ve doğu tarafı beyaz batı tarafı siyah olarak tasarlanmıştır. Bu ikisinin güzel bir nüansı olacaktır. Enerji tasarrufu açısından enerji kaybını minimuma indirebilmek için ısıcamlar arasında argon gazı ve temperli camların arasında güneş ışınlarını yansıtan özel film tabakası kullandık.

Biraz da bina otomasyon sisteminden bahsedebilir misiniz?

Nejat Akalın: Genel bir otomasyon sistemimiz var. Ofis hariç her residencedeki yerleşim biriminde açılır penceremiz vardır. Bu pencere kendi düzleminde motorlu olarak açılır ve aşırı rüzgarda bina genel otomasyonuna bağlı olarak rüzgar sensörleriyle otomatik olarak kapanır. Ayrıca binanın genel bir aydınlatma otomasyonu vardır. Baştan bu projede kabul edilmiştir. Bina içerisinde gerek aydınlatma, gerek yangın ve güvenlik sistemi mevcuttur. Ayrıca Siemens’ in daire içerisi için kurduğu bir otomasyon sistemi vardır. Bu otomasyon sistemi içerisinde aydınlatma, perdeler, iklimlendirme gibi sistemler tamamen otomasyon sistemi tarafından kumanda edilmektedir. Resepsiyon ile daireler arasındaki görüntülü intercom, daire içerisindeki dokunmatik panel üzerinden sağlanmaktadır.

Binamızda 1800 kW´lık 8 adet jeneratör vardır. Yani sistem birebir yedeklenmektedir. Binanın tamamı elektrik kesilmesi halinde jeneratörler tarafından hemen enerjiye kavuşturulur. Her mekanda duman dedektörleri ve yangın sprinklerimiz var. Su baskını durumunda alarm veren sistemimizde mevcut. Güvenlik son derece ileridir. Burada geçiş kontrol sistemi ve CCTV tertibatı kurulacak. Bu işler için şu anda bir güvenlik firması seçmedik. Burada yüksek düzeyde bir iklimlendirme yapılmaktadır. Her katta taze hava girişimiz var. Ayrıca dairelerdeki havayı ısıtıp soğutuyor ve kirlenen havayı dışarı atıyoruz.