Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“Yalıtımla yüzde 50 enerji tasarrufu sağlanabilir”

Yalıtım sektöründe yüzde 100 yabancı sermayeli bir kuruluş olarak yer alan Mardav, gerek üretim gerekse sektörel bilinçlenme adına yürüttüğü çalışmalarla öncü konumunu sürdürüyor. Yeni ürün ve sistemlerle sektöre ilkleri kazandırdıklarını ifade eden Mardav Yalıtım ve İnşaat Malzemeleri San. ve Tic. AŞ Genel Müdürü Levent Pelesen, uygulamacı eğitimine de büyük önem vererek yoğun eğitim çalışmaları yaptıklarına dikkat çekiyor. Tüketici bilinçlenmesiyle yalıtımın öneminin daha fazla anlaşıldığını kaydeden Levent Pelesen, yalıtımın enerji tasarrufu açısından çok önemli olduğunu vurgulayarak, “İyi bir ısı yalıtımıyla konutlarda yüzde 50 oranında tasarruf sağlanabilir. Bu ülke adına çok büyük bir kazançtır” diye konuşuyor.

Kısaca Mardav’dan bahsedebilir misiniz?

İnşaat yalıtım sektöründeki faaliyetlerimiz 1988 yılında Marshall Boya Fabrikası’nda bir bölüm olarak başladı. Haddeden çekilmiş polistilen köpük ısı yalıtım levhalarının Türkiye geneli dağıtımını yapıyorduk. 1992 yılında yatırım kararı aldık ve 1995 yılında Dow-Marshall ortaklığı ile yüzde 100 yabancı sermayeli bir şirket olarak kurulduk. Çalışmalarımıza sektörümüzün mavi renkli ısı yalıtım köpüğü olarak bildiği ürün grubunun dağıtımı, pazarlaması, teknik servisi ile başladık. Bu ürünle çatı yalıtımına ters çatı sistemi adlı yeni bir sistem kazandırdık. Geçen süreç içinde sektöre birçok sistem, BlueSafe, MaviKale gibi birçok marka ve ürün kazandırdık. Sektöre kazandırdığımız bir önemli şey ise yalıtımda kalite bilincinin oluşturulması. O zamanlar ülkemiz insanında yalıtım bilinci diye bir kavram yoktu, yalıtımın ne işe yaradığı bilinmiyordu. Sadece profesyonellere değil son kullanıcıya da bunu kazandırdık. Kendimize sadece ısı yalıtımı değil paket çözülmüş sistemler sunarak pazarda yer alma gibi bir hedef koyduk. Bu yönde çok iyi çalışmalar yaptık.

Ana başlıklarla faaliyet alanlarınızdan bahsedebilir misiniz?

Faaliyetlerimizi ısı yalıtımı, çatı ve su yalıtımı, dizayn-dekorasyon ve cepheler olarak dörde ayırdık. Isı yalıtımında Styrofoam ürünleri başlı başına binalarda bir yelpaze. MaviKale hem ısı yalıtımı hem cephe sistemi olarak yer alıyor. 2008 yılında başlattığımız bir işbirliği ile İzoder markalı ürünlerin dağıtımına başladık. Çatı ve su yalıtımına döndüğümüzde özellikle kırma çatılarda tamamlayıcı aksesuarları sunuyoruz. Dünyaca ünlü markalar var bu anlamda bünyemizde. Onun yanı sıra henüz daha servis etmeye başlamadığımız tek katmanlı örtüler dediğimiz termoplastik, PVC gibi tek katmanlı örtülerin ve sürme esası dediğimiz çeşitli bazlardaki su yalıtım malzemelerini de bünyemize alacağız. Uzun bir dönemde geniş bir ürün yelpazesi sunacağız. PVC membranlar ve çimento esaslı sürme likit membranların pazara sunumu 2009 yılı hedeflerimiz arasında yer alıyor. Dizayn dekorasyon grubumuz içinde birçok katman var. Cephe çözümlerinde de çeşitli cephe çözümlerimiz var. Son olarak bünyemize kattığımız bir cephe ürünümüz ise silikon cepheler diye adlandırdığımız özelikle cam ve giydirme cepheler için sunduğumuz çözümler. Sürekli kendimizi geliştiriyoruz yani.

Peki bu anlamda nasıl bir Ar-Ge yapılanmanız var?

Ar-Ge faaliyetlerini ikiye ayırmak lazım. Birisi pazar için yapılan Ar-Ge çalışmaları, yani pazarın ihtiyacı olan şeylerin oluşturulup tedarik edilmesi ki çok yoğun bir çalışmamız var bu anlamda. Diğeri de mevcut ürünlerin değişen teknolojiler ve süreçler ile yeni innovasyonlara yönelik geliştirilmesi. Mardav iştirakleri üretim konularında Ar-Ge çalışmalarını yapıyorlar.

Son dönemde yeni ürünler konusunda ne tür çalışmalar var?

Artık daha çevreci ürünlere doğru gidiyoruz. Dolayısıyla Dow tesisleri olarak hatlarımızın revizyonunu yapıyoruz. Gelişen trendlerle çevreci konulara yöneliyoruz. Bununla birlikte AB çok hassas çevreci konularda. Şu anda Türkiye’de biz dahil üretim yapan birçok firma ozon tabakasına etkileri çok azaltılmış gazlar kullanıyor. Türkiye’de de mayıs ayı itibariyle Dow tesislerinde yeni teknoloji gazlar kullanılarak üretim başlayacak. Çevreci ürünler konusunda önemli çalışmalarımız var.

Yalıtım önemli bir konu. Bunun uygulaması yani işçiliğin geliştirilmesi konusunda neler yapıyorsunuz?

Bizim ticari faaliyetimize başladığımız günden bu yana üç bacaklı düsturumuz var. Bunlar doğru malzeme, doğru detay ve doğru uygulama. Bu üçü birleşmezse yaptığınız iş iyi olmuyor. Bunlardan en önemlisi de doğru uygulama, yani işçilik. Diğer ikisinde zafiyet verseniz bile iyi bir işçilikle orayı kapatabilirsiniz. Dolayısıyla usta eğitimi, uygulamacı eğitimi çok önemsediğimiz bir konu. Yeni sistemleri, uygulama şekillerini ve tekniklerini çalışanlarımıza da öğretmemiz gerekiyor. Özellikle KaleKim grubuyla yaptığımız işbirliği sonucunda BlueSafe MaviKale Uygulamacı Eğitim Programı geliştirmiş durumdayız. Bunu MEB ile birlikte yapıyoruz. Sadece dış cephe mantolama konusunda yaklaşık 2 bin usta eğitmiş durumdayız. Ancak çatılar konusu olsun genel yalıtım konusu olsun sürekli bir eğitim programımız var. Kaldı ki bu sadece bizim yaptıklarımızla sınırlı kalmıyor. Derneklerde de görev yapıyoruz, üyeliklerimiz bulunuyor, eğitim komisyonlarında faaliyetlerimiz var. Bunları yapıyoruz çünkü Türkiye’de ara insan gücü eksiği var ve bir şekilde bu eksiği telafi etmek için bunu yapıyoruz. Ama hala bu problem çözülmüş değil. Bu çerçevede daha kalıcı programlar, müfredatlar uygulanması gerekiyor.

Kullanıcı bilinçlenmesi konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Biz yabancı sermayeli bir şirketiz. Yurt dışından yöneticiler geldiğinde pazar hakkında bilgi verirken dezavantajlar bölümünde tüketicinin yalıtım bilinçsizliğini ortaya koyardık. Ama 2001 yılından itibaren ise tüketicide artan yalıtım bilincini avantajlar bölümüne koyuyoruz. Olumlu bir şey de yaşanıyor yani çabalarımızla. Devam etmesi de gerekiyor. O yüzden teşvik programlarıyla birlikte ceza ve yasak programlarıyla da bilincin daha da artırılması söz konusu olabilir. Çünkü yalıtım enerji tasarrufu açısından çok önemli. Konutlarda enerjinin yüzde 35’i ısınma amaçlı kullanılıyor. İyi bir ısı yalıtımıyla yüzde 50 oranında tasarruf sağlanabilir. Bu da toplam kullanılan enerjinin sadece bu yolla yüzde 20’sinin tasarruf edilebileceğini gösteriyor. Bu da çok büyük bir kazançtır ülke adına. O nedenle profesyonellerin bilinçlenerek son kullanıcıya aşılamayı yapması da önemli.

Sektörün başkaca sorunları neler?

En önemli sorun olan haksız rekabet konusu, merdiven altı üretim, faturasız satış, standart dışı üretim ve uygulama gibi konularla kendini yaygınlaştırabiliyor. Biz buna firma olarak önlem alamıyoruz maalesef. Artan tüketici bilinciyle bunun kendi kendine tamamen ortadan kalkacağını düşünmesek de azalacağını düşünüyoruz. Zaman zaman dernekler vasıtasıyla bu konudaki sorunun çözümünü talep ediyoruz ama ülkemizde haksız rekabet bir sorundur, etik kuralların sektörde çok fazla oturmamış olması maalesef bir sorundur.

Peki yaşanan krizin etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu kriz benim iş hayatında yaşadığım en sert kriz, iş hayatının içinde yaşadığım altıncı kriz. Dolayısıyla alışığız. Ama bu en serti ve daha önemlisi global bir kriz. Tüm sektörler gibi inşaat sektörü olarak da çok zor dönemler yaşıyoruz. Sektör durmuş durumda diyebiliriz. KDV ve ÖTV indirimleri gibi bazı şeyler yapılıyor ama bizim sektöre daha yansıması olmadı. Sadece 150 metreden büyük konutlardaki satışın KDV’si düşürüldü belki o noktada bazı etkileri olmuş olabilir. Yani krizin hala içindeyiz, bir hareketlenme var gibi görünüyor ama yok. Olumsuzluk sürecek. 2009’un son çeyreğinde belki ekonomide canlanma olabilecektir. Ama 2009 ve 2010 sektörümüz adına sıkıntılı, sadece sektör değil ülke adına da sıkıntılı geçecek. Ama kriz belli bir dönemi olan bir süreçtir, yani bitecektir. O bittiği döneme hazırlıklı olmak lazım. Ülkemizi ben bir konuda daha avantajlı görüyorum. Özellikle önceki krizlerin etkisiyle mali sektörümüz hazırlıklı yakalandı. Ama doğal olarak riskli kredileri vermek istemiyorlar, daha dikkatli davranıyorlar. Dolayısıyla reel sektör çok sert bir şekilde etkileniyor. Bence etkilenmeye de devam edecek. Yani kötü süreçler var ama şanslı olduğumuz noktalar da var.

Mardav olarak bu süreçte nasıl bir strateji izlediniz?

Mardav olarak özellikle maliyette çok sıkı kontrol programları uyguluyoruz. Maliyetlerimizi düşürmeye ve kontrol altına almaya çalışıyoruz. Belki daha önceki dönemlerde edindiğimiz lüks davranışlardan kaçınmaya çalışıyoruz ama personelimize dokunmadık mesela. Oraya dokunmak istemiyoruz çünkü bu kriz bitiyor ve insan da kolay yetişmiyor. Müşterilerimizle ve bayilerimizle ilişkilerimizi artırdık. Ancak ödemeler dengesi çok bozuk. Bu konuda yapılandırma yapıyoruz, bir takım önlemler alıyoruz. Bu doğrultuda kriz sonrasına en hazır firmalardan biri olacağımızı söyleyebilirim.