Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“Ar-Ge’nin verdiği destek çok büyük”

BASF Yapı Kimyasalları Sanayi A.Ş. Genel Müdürü Cüneyt Dayıcıoğlu ile firmanın çalışmalarını, inşaat sektörüne ilişkin yaklaşımlarını, ürün gamlarını, kalite ve standartlar ile Ar-Ge ve inovasyona dönük etkinliklerini konuştuk. Dayıcıoğlu, “Bu şirkette çalışan bir profesyonel olarak hala bir şeyleri öğreniyor olmak benim için bir challenge. Bu challenge’ı gençlere ve piyasaya taşıyabilmek oldukça önemli” diyor.

BASF’in çalışmaları hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Cüneyt Dayıcıoğlu: BASF’in portföyünde kimyasallar, petrol ve gaz, performans ürünleri ve tarımsal ürünler ile gıda ve plastikler yer alıyor. Ürünlerimizi; aralarında elektrik, elektronik, otomotiv, inşaat, deri, tekstil ve deterjan endüstrilerinde; ilaç, ambalaj, kozmetik, gıda, hayvan yemleri ve tarım sektörlerininde de yer aldığı neredeyse tüm endüstrilere satıyoruz.

BASF, Türkiye pazarında 129 yıllık bir geçmişe sahip. 39 yıldan bu yana da kendi üretim tesisiyle faaliyet gösteriyor. Türkiye’deki bünyesinde 5 şirketi ve 5 üretim tesisi bulunan BASF, burada 2008 yılında 550 milyon Avro’nun üzerinde toplam ciro elde etti.

BASF Türkiye’deki faaliyetlerini kimyasallar, plastikler, tekstil kimyasalları, deri kimyasalları, dispersiyon ve pigmentler, bakım kimyasalları, özel kimyasallar ve tarım ürünlerinden oluşan sekiz alanda sürdürüyor. BASF Türk, Gebze-Dilovası’nda tekstil ve deri kimyasalları ile dispersiyon ve polimer çözümleri; Elastrogan, Pendik’te poliüretan temelli sistemler; BASF Yapı Kimyasalları ise Gebze, Trabzon ve Burdur’da yapı kimyasalları üretiyor.

BASF grubunun 2008 yılında gerçekleştirdiği yaklaşık 62 milyar Avro´luk cironun yaklaşık %14’ü yapı kimyasallarına ait. BASF, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki 18 ülkeyi, merkezi İstanbul’da bulunan Business Center Turkey, Middle East & North Africa (BCT) oluşumuyla yönetiyor. BASF ‘ in Türkiye’de, BASF Türk Kimya’nın yanı sıra BASF Yapı Kimyasalları, BASF Coatings, ve Elastogran gibi önemli şirketleri bulunuyor. Türkiye’den yönetimi gerçekleşen bu bölge içerisinde Yapı Kimyasalları da Oria bölgesi denilen bölge de ve operasyon olarak ise Zürih’e bağlı çalışıyor.

İnşaat sektörünün bugünkü düzeyini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Piyasada bütün figürlere baktığınızda GSMH’da düşme devam ediyor ve uzmanlar tarafından %3 olarak belirlenen bu düşüşün %5’lere çıkması bekleniyor. İnşaat sektöründeki üretim %30-40’lar oranında düşmüş durumda. Hatta bazı sektörlerde bu oran %60’lara kadar çıkıyor. Bu da gösteriyor ki piyasada bir yavaşlama var. Bu yavaşlamanın yanında bazı doğru finansmanı yapılmış projelerde devam ediyor. Bu şu anlama geliyor; doğru projelendirilmiş, doğru yatırım planı yapılmış, yarının projesi olarak düşünülmüş bütün projeler devam ediyor. Bu açıdan bakıldığında biz de Türkiye’de başarılı adımlar atıyoruz. İlk 5 aylık sonuçlara baktığımızda geçen seneye göre %6 mertebesinde büyüme gerçekleştirdik. Bu büyüme sadece cirosal değil, üretim ve karlılık anlamında da şirkette bir büyüme trendi söz konusu ki bu bizim için çok önemli ve değerli bir başarıdır.

Ürün portföyünüze yönelik neler yapıyorsunuz?

Yenilikçi ürünlere yöneldik. Doğal taş yapıştırıcıları bunlara örnek gösterilebilir. Türkiye, dünyanın önde gelen doğal taş üreticilerinden. Yapı Kimyasalları tarafından geliştirilen yapıştırıcılar,hem doğal taşa zarar vermiyor, hem de kendi rengini doğal taşa yansıtmıyor onu lekelemiyor. Alttan yapışmasını çok doğru bir şekilde yaparak yerine doğru olarak yapışmasını sağlıyor. Ana doğaltaş renklerinde fugalar oluşturduk.

Türkiye’de çok önemli bir enerji açığı var. Enerjinin %60-70 civarındaki büyük bir kısmını yurt dışından temin ediyoruz ve bu sebeple enerji maliyeti oldukça yüksek; bu da ısı izolasyonunun önemini ortaya çıkartıyor. Cephe izolasyonu konusunda ciddi bir karmaşa ve kalite düşmesi söz konusu, doğru malzeme ve detayın piyasada yapılandırılmasında bir açık var. BASF’in bu konudaki yeni ürünü Neopor®, XPS ve EPS’in üstünde bir ürün. BASF Yapı Kimyasalları olarak biz de bu hammadde ile ısı izolasyonuna dönük çalışmalara başladık. Birincil amacımız talebe göre paket, ürün ya da sistem temin edebilmek. Sadece ürün satmak değil çözüm üretmek amacında olduğumuz için şantiye sorumluları, mimarları, ve çözüm ortaklarımızla çok yakın ilişki içerisindeyiz.

Ayrıca Neopor®la birlikte bir de püskürtme poliüretan geliştirdik. Yaklaşık 1 senelik çalışmayla var olan ürünleri daha da geliştirerek PureTherm® adı altında, mavi renkli yanmazlığını arttırılmış bir ürün geliştirdik. Cephe kaplamasına dönük bir uygulama olmasına rağmen çatılarda da uygulanabilen bir ürün. Üstünde yıllardır var olan polüüretan mebranımız uygulanıyor. Piyasada bu yönde bir ihtiyaç olduğunu tesbit ettik ve geliştirdiğimiz bu yeni izolasyona güvence verebiliyoruz

BASF Yapı Kimyasalları piyasaya yapıyla ilgili her türlü ürün üretiyor. Elastogran firması poliüretan, poliürea ve diğer ürünler, özellikle boya, kaplama, cila, korozyon önleyicilerle ilgili ürünler sunuyor. Yapı kimyasal grubu tamamen yapı kimyasallarıyla ilgili ürünleri devreye sokuyor. Halihazırda piyasada 400-450 farklı ürünümüz bulunmakta. BASF’in elindeki ürün gamı ise 6000. Şirketimizde arkadan gelen genç yetişmiş bir nesil var ve onlar pazara uygun çalışmalar yapıyorlar. Acele edilmeden, doğru zamanda pazara girmek gerekiyor.

Ar-Ge ve inovasyona dönük enerji, hammadde, nanoteknoloji, bitki biyoteknolojisi ve fermantasyon biyoteknolojisi alanlarında 5 temel büyüme grubunuz var. Yaklaşık 800 milyon Avroluk bir Ar-Ge yatırımınız olduğunu biliyoruz. Bu çalışmalardan biraz söz edebilir misiniz?

BASF kriz döneminde yapısını bütün dünyada gözden geçirirken 2008 yılında 14 milyar Avro harcama yaptığı Ar-Ge yatırımlarında herhangi bir kısıtlamaya gitmedi. Bu da şirketin geleceğe dönük ne kadar ciddi beklentiler taşıdığını gösteriyor. Bu şirkette çalışan bir profesyonel olarak hala bir şeyleri öğreniyor olmak benim için challenge. Bu challenge’ı gençlere ve piyasaya taşıyabilmek benim için çok önemli. Yapı Kimyasalları grubuna merkezi Ar-Ge’nin verdiği destek çok büyük. Şimdi önümüzdeki dönemlerde yeni ürünlerin özellikle beton katkılarındaki değişimleri ve yine özellikle betonun dünyadaki en önemli yapı elemanı olduğunu Türkiye’de gündem maddesi yapacağız.

Sektörde kalite ve standartlar açısından bir takım uygulamalar var. Standartları ve denetlemeleri yeterli buluyor musunuz?

Kesinlikle yeterli bulmuyorum. TSE çok önemli bir kurum. TSE’nin mevcut standartlarının çok iyi analiz edilerek yeniden yapılandırılması gerekiyor. Zaten biz başka pazarlar yaratabilecek veya uzak yerlere ulaşabilecek konumdayız. O yüzden ben hep Avrupalı dostlarıma bunu derim; bizim size değil, sizin bize daha çok ihtiyacınız var. Bu merkezi Avrupa doğru kullanırsa Türkiye çok iyi bir noktada olabilir. Fakat illaki bizim onların oluşturduğu yapıda olmamız gerekmiyor ama işbirliğimin üst düzeyde olabileceğini söyleyebiliriz. Avrupa Rönesans ve reformu yaşamış ve medeniyetler açısından Amerika’ya karşı çok önemli bir kıta. Bu kıtanın gelecekte hak iddia edebilmesi için daha da güçlenmesi gerekiyor. Güçlenebilmesi için Avrupa’nın kendi içinde bir bütünlüğe ulaşması lazım. Bunu da yapacak ülkelerin başında Almanya geliyor. Almanya’nın Fransa ve İngiltere ile olan birlikteliği yarın öbür gün o büyük kompleks içersinde bizim gibi büyük bir ülkeyi entegre edecek durumda değiller. Böyle bir sermayeleri de yok. O zaman biz kendimizi standartlar açısından Avrupa normlarının üzerine çıkartmalıyız. Bunu yapabilmek için ülkedeki devlet garantörlüğünü artırmamız gerekiyor. Devletin elindeki güçleri çok iyi kullanmamız gerekiyor. Buraları nereleridir? TSE, bakanlıklar, müsteşarlıklar ve STK’lardır. Bunların ülke içersinde bir araya gelerek devlet üzerinden geleceği birlikte yapılandırması lazımdır ki biz yarın oyunu doğru oynayalım. CE işaretini 5 yıl önce aldık. O zamanki hükümet demişti ki CE almak bir zorunluluk olacaktır. Tabi bugün bakıyorsunuz acaba bu ne kadar gerçekleşti? Ayrıca CE’yi almış olmak yeterli değil. Çünkü bu bir sistem. Kalite onayı değil. Şirketin sistem içinde yönetilebilmesi ve kontrol altında tutulabilmesi ve sistematik olarak bu kontrollerin raporlanabilmesi ve her türlü eylemin dokümante edilebilmesidir. Bunlara uyan firma o kadar az ki… Devlet bunu desteklemez ise, TSE standartlarını EN normlarına göre yapılandırmazsa, bu standartları ihalelerde doğru olarak kullanmazsa o zaman biz açmaza doğru gidiyoruz. Bu açmaz içersinde bizim EN ve Avrupa normlarına uyum sağlamamız, kalite ve Ar-Ge çalışmalarımızı bu doğrultuda geliştirmemiz gerekiyor.

Bugün enerji açığı olan bir ülkede yaşıyoruz. Evlerimize ödediğimiz aylık paraların içinde enerji masrafı o kadar büyük ki! Peki bunu izole ettiğimiz zaman ısınmada minimum%50 tasarruf var. Türkiye aynı zamanda sıcak bir ülke… Kısa bir süre sonra her yerde klimalar çalışmaya başlayacak. Serinlettiğiniz binayı tekrar havaya vererek karbon salınımı gerçekleştiriyoruz. Ülkede hiçbirimiz bunu düşünmüyoruz. Dünya su rezervlerinde çok geriye gidiyor. Çok gelişmiş beton kür malzemeleri var. Bunu çıkartıp piyasaya götürdüğümüz zaman piyasa bize diyor ki böyle şey olur mu kür için biz su kullanıyoruz. Bunu savunan hocalarımız var.

BASF Yapı Kimyasalları olarak geleceğe dönük ne gibi hedefleriniz var?

Bu konuda Katkı Sistemleri ve Yapı Sistemleri grubu olarak olayı ikiye ayırmış durumdayız. Yapı Sistemleri grubunda tamamen ince işlere ve detaya inen ürünler var. Bu ürünlerin gelişmesinde önümüzdeki dönemde liderliğimizi ve öğreticiliğimizi sürdüreceğiz. Bunların hammadde girişimi de önemli. Ayrıca BASF diğer ürün tedarikçilerine hammadde sağlıyor. Özellikle biz önümüzdeki dönem, beton kimyasalları, çimento kimyasalları konusunda ciddi çalışmalar yapacağız. Çimento kimyasalları konusunda geleneksel ürünlere karşın yeni ürünler getirmeyi düşünüyoruz. Beton Katkı Sistemleri konusunda özellikle polimer esas katkılarda ve betonun kalitesini artıracak C35’in üstündeki kalitedeki teknolojik betonlara daha fazla ağırlık vereceğiz. Toz grubuna dönük çalışmalarımız da var. Bir seramik yapıştırıcısı bile çok önemli. Öyle ürünler var ki bunlar işinizi çok kolaylaştıran ürünler ve biz bunlara yöneleceğiz, yine doğal taşı önemsiyoruz, su izolasyonundaki ürün portföyümüzü artıracağız. Poliüretan ürünlerimiz, poliürea ürünlerimiz gibi ürün çeşitliliğimizi artıracağız.