Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Geç kalmadan önlem alınmalı

İnşaatın ülkenin lokomotif sektörü olduğu hep söylenir, yazılır. Büyümenin gerçekleşmesinde, istihdamın artmasında bu sektörün payı ve önemi sürekli vurgulanır. Ancak, inşaat sektörü refah dönemlerinde gösterdiği özverinin aksine, ekonomide dalgalanma olduğu dönemlerde ciddi yaralar alır ve bu, sektörden geçimini sağlayan yüz binlerce insanın mağdur olmasına neden olur.

Ekonomik krizin bu sektör üzerindeki etkisini azaltmak ve aldığı yaraları hızla iyileştirmek için özel önlemler alınması gerekiyor. Bu konuda bugüne kadar yapılanların ne yazık ki sektördeki sıkıntının giderilmesine yeterli katkısı olmadı.

Hangi önlemlerin alındığına bir bakalım:

• 150 m2’nin üzerindeki konutlarda KDV oranı % 18’den % 8’e indirildi. Ancak, bu indirimden yararlanabilmek için satılan konutun 15 Haziran 2009’a kadar teslim alınması gerekiyor.

Bu önlem olumlu bir yaklaşım olmasına rağmen, sektörün sıkıntılarını çözmeye yardımcı olabilecek bir güce sahip değil. Çünkü ülkemizde inşaat halindeki konutların % 95’i 150 m2’nin altında ve talep çoğunlukla bu konutlara geliyor. 150 m2’nin altındaki konutlar için KDV oranı zaten % 1 olarak uygulanıyor.

• Tapu harcı binde 15’den binde 5’e indirildi ve cins düzeltmesi harcı olarak uygulanan binde 15’lik oran kaldırılarak 100 TL’ye sabitlendi.

Bu iki önlem sektörün önünü açacak yararlı önlemler olarak kabul edilebilir; ancak daha önce de belirttiğim gibi yeterli değil.

Bu önlemlerin daha kapsamlı ele alınması ve sektörün sıkıntılarını giderecek güçlü çözümlerin hızla hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu önlemleri belirlerken sektör temsilcilerinin görüşleri mutlaka alınmalı ve bankalarla birlikte ortak fikirler yürütülerek, çalışmalar yapılmalı.

Merkez Bankası’nın faiz oranlarını tek haneye indirmesiyle tüketici kredilerinde gerçekleşecek faiz indirimlerinin ve ekonomik kriz etkisiyle ortalama % 20-30 civarında gerileyen ev fiyatlarının, önümüzdeki dönemde “bir şey yapmadan bekleyiş”ten “konut satın alma”ya doğru geçmesini sağlayacak bir ortam oluşturmasını umuyoruz.

Faizlerin düşüşüne bağlı olarak, para üzerinden para kazanmanın cazibesi de azalmaya başladığından, konut alımları yatırıma yönelik olarak ivme kazanabilir. Bu nedenle önlemleri hızla alarak, sektörün bu yılın üçüncü ve dördüncü çeyreğinde sıkıntılardan kurtulmasına yardımcı olmak oldukça önem taşıyor.

Örneğin, 5582 sayılı Konut Finansmanı Yasası taslak çalışmalarında yer alan yurt dışı uygulamalarına paralel olarak, konut kredisi fazilerinin gelir vergisinden düşülmesi türündeki radikal önlemler üzerinde önemle durulmalı. Bu tür uygulamalar maliyet yönetimi açısından gelir kaybına yola açabilecek türdendir ancak sektöre ve ekonomiye katkıları yaratacağı gelir kaybından daha büyük faydalar sağlayabilir. İyi analiz edilmesi gerekir.

Uluslararası piyasalardan olumlu sinyallerin geldiği bu dönemde fırsatları yerinde değerlendirerek çözüm paketlerini hızla hayata geçirmek sektördeki toparlanmayı öne çekerek hem ekonominin canlanmasına hem de işsizlik oranlarının %16’lara yükseldiği bu sıkıntılı günlerde insanımızın nefes almasına yardımcı olacaktır. Konut sektörünün sıkıntıları sektör itibariyle milyonlarca insanı etkilediğinden alınan önlemlerle elde dilecek kazançlar tüm sektörlerin nefes almasına yardımda bulunacaktır. Ekonomiyle ilgili olumlu sinyaller gelmeye başladı, zaman herşeyin ilacıdır, biraz daha bekleyelim diyerek önlem almazsak önümüzdeki birkaç yılı da kayıp yıl olarak hatıra defterlerimize yazarız. Yine hatırlatmakta fayda var: Geç kalmış önlem, önlem değildir…