Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

İnşaat sektöründe iş sağlığı ve güvenliği

Bilindiği gibi iş sağlığı ve güvenliği (İSG) işin yapılması sırasında, iş yerindeki fiziki çevre şartları sebebiyle, işçilerin maruz kaldıkları sağlık sorunları ve mesleki risklerin ortadan kaldırılması veya azaltılması’ ile ilgilenir. Amacı; sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı sağlamak, çalışanları çalışma ortamından kaynaklanan sağlık ve güvenlik risklerine karşı korumak, çalışanların sağlık, güvenlik ve refahını sağlamak ve geliştirmek, üretimin devamlılığını sağlamak ve verimliliği artırmak olarak sıralanabilir.

İstatistiklere bakıldığında; iş kazalarının yaklaşık % 10’u, ölümle sonuçlanan kazaların yaklaşık % 30’u, sürekli iş görmezliklerin yaklaşık % 25’i yapı iş kolunda meydana gelmektedir. Ölümlü iş kazalarının % 34’ü inşaat işlerinde gerçekleşmektedir. Yapı iş kolunda meydana gelen kazaların yaklaşık % 4’ü ölümle sonuçlanmaktadır.

İnşaat sektörünün kendine has sorunları ve zorlukları vardır. Bunların bir kısmı; çok sayıda alt işveren (taşeron) bulunmasıdır ki bu da karmaşıklıklara yol açmaktadır. Teknik personelin İSG eğitimleri yeterli düzeyde değildir. İşçilerin genel eğitim seviyeleri yetersizdir. Yapı işleri ile ilgili düzenlemelerde İSG konusu yeterince yer almamaktadır. Çalışma alanı genellikle geniş ve dağınıktır. İşler geçicidir ve çalışmalar belli sürelidir. Günlük çalışma sürelerinde ağır ve tehlikeli işlerdeki çalışma süresine genelinde uyulmaz. Çalışma saatleri düzensizdir. Çalışanlar sık değişir, işçi sirkülasyonu fazladır. İşçiler çevre koşullarından kaynaklanan her türlü olumsuzluğa açıktır.

Bu çoklukta sorun ve zorlukları olan inşaat sektöründe İSG’de başarılı olmak için iş yerlerinde bir güvenlik politikası oluşturmak lazımdır. Bu güvenlik politikası aşağıdaki konuları kapsamalıdır.

YAPI İŞ YERLERİNDE ORGANİZASYONLA İLGİLİ OLARAK

İş yeri büyüklüğüne, işin kapasitesine, istihdam durumuna ve hazırlanan proje tarzına göre tüm alt iş verenleri de kapsayacak şekilde bir güvenlik organizasyonu oluşturulmalıdır. İş sağlığı ve güvenliği işleri, bu konuda bakanlık tarafından sertifika verilmiş uzmanlar şefliğinde ve yetkilendirilmiş kişiler tarafından yürütülmelidir.

İSG PERSONELİYLE İLGİLİ OLARAK

Denetimle görevli personel ve kilit personelin görev ve sorumlulukları iyi belirlenmelidir. 4857 sayılı iş kanunun iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili maddelerinin (Özelikle 77-89 arası toplam 11 maddesi) gereğini uygularken amaç formaliteyi yerine getirmek değil, gerçek manada kurallara uymak olmalıdır. İş güvenliği uzmanları, sağlık ve güvenlik uygulamalarında yönetim kadrosu tarafından tam destek görmelidir. İş yerinde tüm seviyelere (taşeronlarda dahil tüm yöneticiler, tüm işçiler) eğitimler düzenlenmelidir. Tehlike riski yüksek olan çalışmalarda, risk analizi yapılmalı, güvenli sistem ve metotları içeren yeni eylemler geliştirilmeli, bir yandan da, iş yerindeki sağlık ve güvenlik problemlerinin çözümü için istatistikler, kayıtlar tutulmalıdır. İş yerinde öncelikle toplu koruma önlemleri alınmalı. Toplu koruma alınamayan yerlerde de kişisel koruyucu donanımlarla önlemler alınmalıdır.

Bakanlık sertifikalı iş güvenliği şefliğinde oluşturulan iş sağlığı ve iş güvenliğinden sorumlu teknik elamanlar bizzat uygulamada yer alarak proje yetkilerine gerekli öneri yazılı ve sözlü ikazlarda bulunmalı. Eksiklikler proje sorumlularına zamanında yazılı olarak bildirilmeli, sorumlulara da radikal yasal yaptırımlarda bulunulmalıdır.

TAŞERON SEÇİMİYLE İLGİLİ OLARAK

Taşeron seçimi ve kontrolü iyi yapılmalıdır. Taşeronlarda iş sağlığı ve güvenliğinde yeterlik sertifikası uygulamasına bir an önce geçilmelidir. Bu bağlamda, meslek standartları ile ilgili çalışmalarla kalifiye elamanların iş hayatına kazandırılması sağlanmalıdır. İş sağlığı ve güvenliği konusunda başarılı olan firma ve kuruluşları özendirecek yaptırımlar artırılmalıdır. İnşaat müteahhitleri sicil yönetmeliğinde, iş sağlığı ve güvenliği konusu önemli bir kriter olarak dikkate alınmalı, bu konuda olumlu sicil alan müteahhitlere öncelik tanınmalıdır. Taşeron sözleşmeleri, taşeron tarafından alınması ve yerine getirilmesi gerekli görev, sorumluluk, sağlık ve güvenlik tedbirleri belirtilerek yapılmalıdır. Bu sözleşmelerde taşeronlara sağlık, güvenlik koordinatörü ve iş sağlığı ve güvenliğinden sorumlu teknik elaman bulundurma zorunluluğu getirilmelidir.

DEVLET, İŞVEREN VE ÇALIŞANLARLA İLGİLİ OLARAK

Devlet, mevzuat yapma, teşkilatlanma, denetim, yaptırım uygulamalarından üzerine düşeni, günün şartlarına göre yerine getirmeli, iş sağlığı ve güvenliği kanunu en kısa sürede yürürlüğe konmalı, eksik düzenlemeler tamamlanmalıdır. Belediyeler kanunu, imar kanunu, ihale kanunu, yapı denetim kanunu gibi yapı işleri ile ilgili olan kanunlarla, bu kanunlar gereği yürürlüğe konulan diğer mevzuatlarda iş sağlığı ve güvenliği konusuna yeterince yer verilmelidir.

İş veren, önlem almada mevzuatın gereğini göstermelik olarak değil, faydasına inanarak yerine getirmeli, çalışanlar da, alınan önlemlere uymak konusunda üstlerine düşeni yapmalıdır.

İş yerlerinde yönetim kadrosu başta olmak üzere tüm çalışanların iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasında görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. İş yerlerinde sağlık-güvenlik-çevre uygulamalarının ancak bir ekip çalışmasıyla başarıya ulaşabileceğini görürüz. Ancak bu konuda işbirliği kültürünün yeterince gelişmediği görülmektedir. Özellikle inşaat sektöründe, iş sağlığı ve iş güvenliğinde başarılı olmanın yolu temelinde; en tepedeki işveren veya vekillerden en alttaki yetkiliye kadar herkesin meseleye sahip çıkmasına bağlıdır. İş birliğinde yaşanan bu sıkıntı büyük ölçüde üniversite eğitiminde başlamakta, her bilim dalının sadece kendi penceresinden bakmasından kaynaklanmaktadır. Multidisipliner bir bakış ne yazık ki daha eğitim aşamasında bireylere kazandırılmamaktadır. Halbuki multidisipliner bir bakış iş güvenliğinde de başarının ve çözümün temel kaynaklarından olacaktır. Güvenlik kültürünün oluşturulması ve geliştirilmesi için, üniversiteler ve diğer eğitim kuruluşlarının İSG konusuna olan katkıları artırılmalı,

ilköğretimden başlanarak eğitim müfredatlarında iş sağlığı ve güvenliği konusuna yeterince yer verilmelidir.

Anlayış ‘önce iş’ değil, ´önce iş güvenliği´ olmalıdır. Zaten çalışanlar iş sağlığı ve iş güvenliği yönünde kendilerini güvende hissederek ve korkudan titremeyerek iş yapıyorlarsa çalışma temposu ve randımanı da yüksek olacaktır. Ki bu da bize ‘önce iş’ anlayışıyla sağlanmak istenen sonuçları zaten verir.

Sonuç olarak iş sağlığı ve iş güvenliği bir ekip işi olup herkesi ilgilendirir. Güvenlik yönetim sisteminde her çalışan bir zincirin halkaları gibidir ve bu zincirin sağlamlığı da en zayıf halkası kadardır. Aynı zamanda şantiyede her türlü yaptırıma sahip bir yetkili iş sağlığı ve güvenliği kurallarına önce kendisi uymaz ve uymayan kişileri gördüğü halde gerekli ikaz ve yaptırımlarda bulunmaz ise, iş sağlığı ve güvenliğinde görevli teknik elemanların tek başına başarılı olması mümkün değildir. Sorumlu da tutulmamalıdır. Kazasız günler dileklerimle.