Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

“Şantiyeler yaşayan birer organizmadır”

Avrupa Yakası Adalet Sarayı Projesi tamamlandığında Avrupa Yakası´nın en büyük kamu yapılarından biri olacak. Erdinç Varlıbaş; “Artık Anadolu’daki her şehirde, yeni, modern yapılarla adalet sarayları inşa ediliyor; keza cezaevleri de öyle. Bugünün ihtiyaçlarını karşılayacak yapılar tasarlanıyor ve adalet konusunun bir yerden ele alınmış olduğunu görüyoruz; bunun içinde ayrıca sevinmek lazım” diyor.

Avrupa Yakası Adalet Sarayı fikri nasıl ortaya çıktı? Burada Varyap’ın üstlendiği görevler hakkında bize kısaca bilgi verebilir misiniz?

Erdinç Varlıbaş: Varyap özellikle son 10 sene içerisinde iş hacminde ve iş modelinde bazı değişiklikler yapmış bir firma. İnşaat grubumuz bugün itibariyle iki ana konuda faaliyet gösteriyor. Bir tanesi taahhüt ağırlıklı: Kamu projeleri inşa eden kısım. Öbürü ise gayrimenkul geliştirme kısmımız ki; gayrimenkul geliştirme kendi içerisinde konut, alışveriş merkezleri, otel ve ofis yatırımları diye ayrılıyor. Taahhüt bizim zaten damarlarımızda var; şirketimiz 1974 yılından beri kamu projelerinde birçok altyapı ve üst yapı projesini geliştirdi. Bunlar klasik müteahhitlik çizgisinin çok dışında projelerdir. Sadece bir konuya ve dala odaklanmadık. Yıllar geçtikçe farklı, daha büyük mega projeler ve enterasan projeler ilgimizi çekmeye başladı. Taahhüt kısmında da Avrupa Yakası Adalet Sarayı projesi ihaleye çıktığı günden beri takip ettiğimiz ve içerisinde bulunmak istediğimiz projeydi; çünkü bu şu ana kadar TC. tarihinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın yapmış olduğu en büyük üst yapı projesi ve biz zaten geçmişte de adalet sarayları ve cezaevleri yapmış olmamızdan dolayı, bu konuda çok tecrübeliyiz. Dolayısıyla bu tecrübeyi daha büyük projeye aktarmak aslında hem bizim hem de kamu tarafının bir kazancı diyebiliriz. Bu düşüncelerle Adalet Sarayı projesinin ihalesine teklif verdik; buradaki projenin bir taahhüt şirketi olarak üst yapı inşaatını tamamlıyoruz ve müteahhitliğini yapıyoruz. Projenin sahibi Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı. Projeleri onlar çizdirdiler biz sadece uygulayıcısıyız ancak dediğim gibi daha önceden bu konudaki tecrübelerimiz ve bu projenin İstanbul’un merkezinde yapılıyor olması, İstanbul’a simge yapılar yapma hedefimizle bütünleştiren bir olguydu. Bildiğiniz gibi Varyap olarak gayri menkul kısmında da prestijli ve önemli projeler gerçekleştiriyoruz. Yaptığımız her projenin kalıcı olması ve gelecek nesillerce de konuşuluyor olması bizim için önemli. Yani ikonik simgesel yapılar inşa etmek ve bu yapılarda imzanızın olması önemli bir konu. Aslında bütün yaşam felsefemizi ve Varyap’ın misyonunu çok güzel ortaya çıkarıyor. Örneğin; Uphill Court projesi, Anadolu Yakası’nda çok yakın bir zamanda inşa edilmesine rağmen simge olmuş projeler arasında yer alıyor. Adalet Sarayı projesi ise Avrupa Yakası’nda Varyap’ın imzasını atmış olduğu yine prestij yine ikonik tasarıma sahip, şehir merkezinde simgesel yapı niteliğinde bir proje. Çok yakında inşaasına başlayacağımız Varyap MERIDIAN projemiz belki on sene ilerisinde yapılması düşünülen projeler sınıfında ve uluslararası seviyede çok konuşulacak projelerden bir tanesi olacak. Varyap olarak bizim amacımız, her zaman ülkede inşaat alanında veya gayri menkul alanında mutlak suretle farklı, büyük, mega ve simgesel yapılar yapmak. Adalet Sarayı projesinde de bunu gerçekleştireceğiz.

Bu projeyle Avrupa Yakası’ndaki adalet binaları bir merkeze kavuşuyor…

Avrupa Yakası’ndaki dört ya da beş adliye binası burada toplanacak. Tabi bu, İstanbul Baş Savcılığı ve Adalet Bakanlığı’nın karar vereceği bir konu. “Adalet mülkün temelidir” sözüne sahip bir ülke, bunu her yerde görürüz ama maalesef adaletin dağıtıldığı mekanlar hiç bu söze uygun değil. Son yedi sekiz sene içersinde Türkiye’de gerçekten bu konuya el atılmış durumda. Artık Anadolu’daki her şehirde, yeni, modern, çağdaş yapılarla adalet sarayları inşa ediliyor; keza cezaevleri de öyle. Yeni, modern, bugünün ve mahkumların ihtiyaçlarını karşılayacak, insancıl yapıya sahip cezaevleri tasarlanıyor ve adalet konusunun bir yerden ele alınmış olduğunu görüyoruz, bunun içinde ayrıca sevinmek lazım.

Varyap gelecekte hangi projelere ağırlık verecek?

Kamu projelerimiz devam edecek. Bu alanda da büyümeyi ve daha farklı projelerde bulunmayı düşünüyoruz. Uzun yılların vermiş olduğu tecrübeyle şunu söyleyebiliriz; kamuyla iş yapmak farklıdır, kısmen zorlukları vardır. O zorlukları başarıya ve avantaja dönüştürme yolunda tecrübeli olduğumuzu düşünüyoruz. Bugüne kadar yapmış olduğumuz işler gerçekten birbirinden çok farklı. Örneğin; Türkiye’nin ilk ve tek viski fabrikasını biz yaptık. Türkiye’de daha önce hiç kimsenin yapmadığı bir projeydi, son derece başarıyla tamamladığımıza inanıyoruz. Ayrıca Türkiye’nin ilk yeni modern cezaevlerinden Sincan Cezaevi’ni yaptık. Konya’daki projemizi sözleşmesinden dokuz ay önce teslim ettik. Trabzon’daki alışveriş merkezimiz ve yeni belediye binamız da devam eden projelerimiz arasında. Bunlar tecrübemizin, başarı odaklı çalışmamızın ve tabi ki iyi bir ekibe sahip olmanın getirdiği sonuçlar. Çok özverili bir ekibimiz var. Ar-Ge ve inovasyona önem veriyoruz. Her şantiyemizde bir laboratuarımız var. Gençlere, yeni mezun arkadaşlara güveniyoruz. Kamu ihalelerinde, kamu projelerinde buna benzer projelerle farklı projelerle ilerlemeyi hedefliyoruz.

Alt yapıya dönük çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

Şu anda devam etmekte olan Bolu Atıksu Arıtma Tesisi Projesi, Varyap’ın taahhüdü altında devam etmekte. Yine Şereflikoçhisar’daki Tuz Gölü’nde tuz toplama havuzları yaptık. Bu 90’lı yılların mega projelerindendi. Devam etmekte olan yol projelerimiz var. Kısaca üst yapıda olduğu kadar alt yapıda da tecrübeli olduğumuzu da belirtmek isterim.

Yurt dışı projeleriniz var mı?

Varyap macerayı sevmez. Hedefimizde bazı ülkeler de var. Ancak incelemelerimize devam ettiğimizi söyleyebilirim. Fakat yurt dışında çalışmak farklı bir iş modeli gerektirir. Şu anda Türkiye’deki işlerimizin yoğunluğu ve büyüklüğü, yurt dışına açılmamıza engel oluyor. Varyap olarak bu ülkenin en büyük işlerini yapan firmalardan biriyiz. Adalet Sarayı ve Varyap Meridian projeleri buna örnek verebileceğimiz projeler. Bahsettğim projeler bir inşaat firması için çok büyük metrekareler. Doğru projelerde ve doğru zamanda tabi ki biz de yurt dışına gideceğiz. Biz projelerimizde ya içerik ya da teknoloji olarak farklı olmaya çalışıyoruz. Projelerdeki düşünce farklılığımız buna en büyük örnek. Mega projelerle ilgilenmemizin nedeni, prestijli ve iz bırakacak projeler olmasıdır.

Adalet Sarayı projesine ilişkin genel anlamda teknik bilgi verebilir misiniz?

Sevim Özyurt: Avrupa Yakası Adalet Sarayı Binası 328 bin 544 metrekare alanı olan büyük bir proje. Mimar Mustafa Aytöre ve Y. Mimar Ali Osman Öztürk’ün projesi.. Yapı denetim görevini İstanbul Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü yürütmektedir. Yapı İşleri Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı Teknik İşler Dairesi ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı projenin problemlerini çözmede her zaman yanımızdadır.

Kompleks 20 bloktan oluşuyor, tek temel üzerine oturmuş, dilatasyonlar ile birbirinden ayrılmış 20 tane blok var. Bu bloklardan biri savcılık bloğu, diğerleri duruşma salonları, hakim- savcı odaları, kalemler, avukat görüşme odaları, kafeteryalar, yemek salonları, kütüphaneler, konferans salonları ile banka, postane gibi kısımların olduğu bloklar. Avrupa Yakası Adalet Sarayı, 7 kat bodrum olmak üzere toplam 16 kattan oluşacak, bazı bloklarda 19 kata kadar çıkacak. 82 bin m2 kapalı otoparkı var. Şehrin ortası sayılacak bir yerde bu çok önemli bir alan. Yaklaşık olarak 3.200 aracı kapalı otoparka alabiliyor. Bina genel olarak çevreyle, oturduğu alanla bütünleşmiş. Dış cephesi cam giydirme ve doğal granit kaplı. Bildiğim kadarıyla kamu binası olarak ilk kez double skin facade giydirme cam cephe bu binada kullanılacaktır. Dış ve içte kullanacağımız doğal granit alanı 180 bin m2. olacak. Bu çok ciddi bir ölçü. Böyle büyük bir projeyi yaparken bazı detay problemleri ortaya çıkabiliyor. Bunun içinde proje müellifleriyle, Bayındırlık Bakanlığı sözleşme yaptı. Onlar haftanın belli günlerinde şantiyede çalışırlar ve biz tespit ettiğimiz bazı problemleri onlarla karşılıklı olarak konuşuruz. Revizyon paftaları hazırlanır ve karşılıklı olarak imzalaşırız. Revizyon paftaları Varyap ağı içinde bilgisayara yüklenir. Bölüm şefleri o ağa ulaşabilir. İmalata başlamadan önce hangi tarihte, neyin revize edildiğini günlük olarak görürler, dolayısıyla imalatlarını ona göre devam ederler.

73 asansör var binada ve bunların 19 tanesi panoramiktir. 48 adet yürüyen merdiven var ki bu adalet saraylarında çok yeni uygulanan bir şey. 3 tarafı yoğun trafiği olan bir yer burası. Oldukça büyük devasa bir kütle, bir köşe taşı gibi oturacak. Ancak o kadar dar yer ve yapım şartları zor ki. 41 dönüm arazi üzerine 36 bin metrekareden fazla temel oturuyor. Bu şu demek, İnşaatı yapabilmek için hareket ve sirkülasyon alanı yok denecek kadar az. Projenin zorluğu burada başlıyor. Ama övünerek söylüyorum insanları şaşırtacak bir hızla bu işin altından kalktık. Bu şantiyede bütün ezberleri bozduk ve bu kadar zor bir yerde yüzlerce ton malzemeyi havada sirküle edip bir yerlerden bir yerlere taşıyarak imalatların önünü açıp projeyi ortaya çıkardık. Bu da ancak bu mükemmel bir organizasyon ve her şeyi ile dört dörtlük bir planlamayla mümkün olabildi. Proje tamamlandığında 37 bin ton demir işlemiş, 270 bin metreküp beton dökmüş olacağız.

Şantiyede çalışan personelden bahsedebilir misiniz?

Organizasyon şemamız proje müdürüyle başlıyor. Daha sonra şantiye şefim Nusret Şaşamaz geliyor. Bütün birimler şantiye şefine ve dolayısıyla bana bağlanıyorlar. Grup şeflerine bağlı ekipler oluşturduk. Kaba işler grubu Atakan Kurtulan’a bağlı, ince işler grubunda M. Çetin Küpeli, Eser Kartal ve F.Ceylan Elgin´den oluşan iyi bir kadro var. Mekanik şefim Güngör Bıyıklı. Elektrik şefim Mehmet Böcek. Ayrıca Ender Çetin yönetiminde 5 kişiden oluşan bir hak ediş ve planlama ekibimiz var. Bunun dışında kampın sevk ve idaresini yöneten idari amirliğimiz var. Donanımlı bir revirimiz, doktorumuz ve sağlık görevlimiz var. Şu anda 20’nin üzerinde taşeronumuz, onlarca tedarikçimiz ve 700 işçimiz var ama yaz dönemi bu sayı 1000 ‘i bulur. Varyap merkezinden dönem dönem yardımlaştığımız ekip hariç şantiyede 90 kişilik Varyap personeli mevcut.

Entegre Yönetim Sistemleri sorumlumuz Çevre Müh.Işıl Uzun. Kalite, işçi sağlığı ve iş güvenliği, çevre yönetim belgelerimiz mevcut. Bu belgelerin gereği ne ise şantiyede bu şekilde yaşıyor, çalışıyor ve birebir bütün kurallara uyuyoruz. Atık ayrıştırması yapıyoruz. Her sınıf atık için özel firmalarla anlaştık SSK işlemleri bitmeden, doktorumuzun kontrolünden geçmeden, belgeleri tamamlanmadan, imza karşılığı koruyucu ekipmanlarını almadan kimse sahaya inemez. Ben bile proje müdürü olarak söz gelimi gündelik ayakkabılarımla 5 dakikalık bir iş için sahaya inmeye kalksam, İSGÇ sorumlumuz, fotoğrafımı çeker ve ceza formunu hazırlayarak önüme getirir ve ben de imza atmak zorunda kalırım. Yani güvenlik konusunda kesinlikle taviz yok. Ayağımızda özel ayakkabılarımız, baretler, kulaklık, gözlük, sahada çalışma kodlarına göre paraşüt kemer gibi aksesuarlar çalışanlarımızda bulunmak zorunda.

Çalışanlarımız için kaloriferli konteyner ve prefabrik koğuşlarımız var. Buraların düzenli olarak her gün temizlikleri, bakımları yapılır, ilaçlanır. Çalışanlarımızın sağlıklı ve temiz ortamlarda yaşaması için gereken her şey yapılmaktadır. Burada her taşeronumuzun kendi kadrosunda mühendisleri var. Taşeron firmalarımızın iş küçük olsun, büyük olsun mutlaka onların da bir şantiye şefleri ve ilgili bölümler için mühendis temsilcileri mutlaka vardır. Bizim yaklaşık 23 mühendis mimar ve teknikerimiz var. Her bir mahal devir teslim tutanakları ile taşeronlara devredilir. Her bölümün kendi sorumluları sürekli olarak geliştirdiğimiz check list’ lerle kontrollerini günlük olarak yaparlar.

Şantiyede yaşanan zorluklardan bahsedebilir misiniz?

Biz buraya geldiğimiz zaman çıkış yolumuz bile yoktu. Refüjün ortasında küçük araçların çıkabildiği bir yer vardı. Biz önce bunu gördük. Günlük 600-700 kamyon seferiyle buradan hafriyat çıkması lazım. Bu kamyonlar da ufak tefek değiller. Tırlar, kırk ayaklar… Dolayısıyla trafiğin alt üst olma problemi var. İlk olarak Büyükşehir belediyesine müracaat ettik ve Ulaşım Koordinasyon Daire Başkanlığı ile ortaklaşa çalışarak projeler hazırlayıp önce kendimize trafik ışıkları ile kontrol edilen giriş çıkış düzenlemesi yaptık. Dolayısıyla araçlarımız ışık kontrollü geçiş yaparak hiçbir kazaya neden olmadan giriş çıkış yaptılar. Yani ilk olarak bunu çözdük.

Projenin öngörülen tarihlerde başlayıp bitmesi için nelere dikkat ettiniz?

Arsanın imarla ilgili problemleri vardı Dolayısıyla bu da işi bir 5-6 ay gibi geri attı. Şu anda bir problemimiz yok. Fevkalade bir şey olmaz ise 2010 yılının sonuna doğru binayı teslim edeceğiz. Dikkat ettiğimiz husus iş programına uymaya çalışmak.

Müşavirlik hizmeti aldınız mı?

Özel bazı durumlarda müşavirlik hizmeti aldık. Örnek vermek gerekirse arsa, 3 tarafı yol ile çevrili önemli bir sürşarj yükü olan bir yer. Arsanın küçüklüğünden dolayı kazı sınırı yollara çok yakın. 30 metreye varan derinlikte bir hafriyat vardı. Kazıyı iksa sistemiyle çözmemiz gerekti. İksa konusunda Elfa Mühendislik (İnş.Yük.Müh. Dr. Elif Yılmaz ve Jeo. Müh. Hadiye Yücel)’den danışmanlık aldık. Giydirme cephe ile ilgili CVG firması Sn. Salih Sekban danışmanımız. Yangın ve asansör konusunda da danışmanlık hizmeti alacağız. Bu konuda da görüşmelerimiz devam ediyor. İSÇG konusunda İvme Yönetim Danışmanlık Gn. Md. İnş. Y. Müh. Fırat Eker ‘ den danışmanlık almaktayız.

Bir bayan proje müdürü olarak şantiyede olmak nasıl bir duygu?

Bunu pek düşünmedim ama bana göre en güzel koku taze karılmış beton kokusudur. Bu konuda başka ne diyebilirim ki. Erkek meslektaşlarıma göre farklı olarak belki şantiye binamız daha şık ve temizdir. Şantiyeler yaşayan birer organizma gibidirler. Bunlar süreç içinde kendi karakterlerini oluştururlar. Bu karakterlerin oluşturulması da imalatı yapan mimarlar ve mühendisler tarafından ortaya çıkarılır. Bir dönem gelir ki, eğer yeterince organize olamazsanız şantiye canlı bir organizma olduğu için sizi sürüklemeye başlar. Canlı bir şey olmasına saygı göstermelisiniz ama, disiplin için o organizmanın patronu da siz olmalısınız. Kontrol daima sizde olacak ama ona rağmen değil, onunla beraber bunu yapacaksınız. Birçok meslektaşım gibi ben de proje müdürlüğünü orkestra şefine benzetirim. Bütün aletleri çalmayı bileceksiniz ama, sizden beklenen üstatlar gibi enstrümanları çalmanız değil; onların ahenk içinde olmasını sağlamanızdır. Ancak orkestrada bir eleman ya da grupta aksama olursa hemen boşluğu doldurup ahenk bozulmadan işlerin devam etmesini sağlayacak kadar da her detaya hakim olmalısınız. Dengeleri çok iyi sağlayacak ve planlamacı yanınızı güçlü tutacaksınız. Bu iş takım işidir. Bilgi ve sevgi iki önemli unsurdur. Takımınızla mutlaka paylaşmalı ve ikisini de çoğaltmalısınız. Ben kendi adıma şantiyeyi yönetirken ağır sorumluluktan dolayı bu işin tadını çıkaramasam da şerefini taşıyorum. Benim için önemli olan arkadaşlarımın işe keyifle gelmesi. Bir işi sevgiyle yapmazsanız ve bilgiyi paylaşmazsanız başarılı olamazsınız. Biz burada olabildiğince her çalışanımızla ilgilenmeye çalışırız. Bu arada fırsat çıkmışken hem firmamızın hem sektörümüzün yüzünü ağartacak olan bu projede emeği geçen bütün mesai arkadaşlarıma bir kere daha teşekkür ederim.