Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Türkiye’nin inşaat sektörüne ihtiyacı var

Avrupa Birliği´nin katkısıyla ve İMSAD´ın önderliğinde gerçekleştirilen I. Uluslararası İnşaatta Kalite Zirvesi AB ile 18 aydır yürütülen EUBuild projesinin bir parçası. Romanya ve Bulgaristan´ın da katıldığı zirvede kamuoyuna pek çok mesaj verildi. Zirvede İnşaat sektörünün Türkiye´de lokomotif sektör olduğu ve bu sektörün Türk ekonomisi için büyük önem taşıdığı vurgulandı. Zirvenin en önemli tarafı, özel sektör, bürokrasi ve üniversiteleri bir araya getirmesiydi. Ortak kanı, kaliteden ödün vermemek, inovatif olmak, markalaşma bilincini geliştirmek, haksız rekabetin önüne geçmek ve enerji verimliliğine dönük tedbirler almak.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD), Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), Türkiye Kalite Derneği (KalDer), Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) ve Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından da desteklenen zirvenin özel sponsoru binalarda enerji verimliliği konusunda EKOkredi ürünüyle öne çıkan Şekerbank iken diğer sponsor kuruluşlar da inşaat sektörünün önde gelen isimlerinden İMSAD üyeleri BASF, Kalekim, Marshall ve Vitra oldu. Açılış konuşmasını İMSAD Yön. Kur. Bşk. Orhan Turan, TÜSİAD Yön. Kur. Bşk. Arzuhan Doğan Yalçındağ, İSO Bşk Yrd. Nuri Tuna, İTO Bşk Murat Yalçıntaş ve TİM Bşk Mehmet Büyükekşi’nin yaptığı zirvede Eczacıbaşı CEO’su Dr. Erdal Karamercan da “İnovasyon kültürünü yaşatmak” başlıklı özel bir sunum yaptı.

2 günde 6 büyük oturumun gerçekleştirildiği zirvenin ikinci gününe Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir katılarak bir konuşma yaptı. Bakan Demir konuşmasında kalite kavramının üzerinde dururken “İnşaatta kalitenin tek tek kişilerin gayretleri ile temin edilecek bir husus olmaktan çıkıp, toplumsal olarak tanımlanıp, devlet tarafından düzenlenip, çok geniş bir topluluk tarafından sunulacak bir olgu” olarak tanımladı. Yapı Malzeme Mevzuatı´ndan söz eden Bakan Demir, mevzuatın AB Direktifleriyle tamamen uyumlaştırıldığını ve 2007 yılından beri uygulandığını dile getirdi. Demir ayrıca şunları söyledi: “Doğru malzemenin doğru yapıda kullanılmasına ilişkin sorumlulukların netleştirilmesi ve CE işareti taşıması mecburiyeti olan ürünlerin dışında kalan ürünlerin de güvenli olmalarını temin etmek amacıyla hazırlanan ve artık kısaca herkes tarafından G Yönetmeliği olarak bilinen Yapı Malzemelerinin Tabi Olacağı Kriterler Hakkında Yönetmelik de son haline getirilmiş ve yayımlanmak üzere Başbakanlığa iletilmiştir.” Hem sektör mensuplarının hem de son kullanıcılar olan toplum kesimlerinin refahının artırılmasında ortak hareket etmenin önemine işaret eden Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir sektöre dönük mesajında “Belirtilen tüm hususlarda gerek mevzuat geliştirilmesi ve gerekse kalite alt yapısı gibi unsurların ortaya konmasında sektörün tüm taraflarının ortak hareket etmesi gerektiğini” belirtti.

AMACIMIZ PLATFORM YARATMAK

“Para olmadan ekonomi olur mu? İnşaat malzemeleri olmadan da inşaat olur mu?” diyen İMSAD Başkanı Orhan Turan zirvede konuşulanların hayata geçirilmesi gerektiğinin önemine işaret etti. “Bu zirve bizim Avrupa Birliği ile ürettiğimiz projenin kapsamındaki bir etkinlikti. Burada amaç kapsam içinde yer alan tarafları bir araya getirmekti. İçeriye de dışarıya da mesajlarımız vardı. Aslında aldığım eleştirilerle beklentileri yerine getirdiğimizi hatta zaman zaman bazı konularda aştığımızı görüyorum. Bu beni sevindiriyor. Bu ilk yapılan bir toplantı. Bunu geleneksel hale getirip önümüzdeki yıllarda kapsamlarını da farklı hale getirerek senede bir zirve yapmak ve gündemde olmak istiyoruz. Konuşmalarda herkes inşaat sektörünü hareketlendirmek, istihdamı artırmaktan söz ediyor ama kimsenin bir şey yaptığı yok. Amacımız platform yaratmak ve kamuya seslenmekti. Basınında katkılarıyla inşaat sektörünü önümüzdeki günlerde ileriye taşıyacağımızı düşünüyorum. Bu sektör hareketlenmez ise ne istihdam artar ve ekonomi hareketlenir ne de ihracat artar” dedi. Orhan Turan ayrıca İnşaat Dünyasına şunları söyledi: “2023 yılı için İMSAD olarak 3 tane 100 hedefi koyduk. Birincisi inşaat malzemesi sanayisinin ihracatının 100 milyar dolar olacağını öngörüyoruz. 2002 yılında toplam ihracatın 11.2’sini yapıyorduk geçen sene bunun 17.6’sını yaptık. İkincisi, yurt dışı müteahhitlik gelirimizin 100 milyar dolar olacağını öngörüyoruz. Üçüncüsü de iç pazarın 100 milyar dolar olması. Bu üç 100’ü 2023 yılı için hedef koyduk. Önemli olan birilerinin çıkıp bu üç 100’ü nasıl yapacaksınız? Bizim size nasıl desteğimiz olabilir diye kamunun bize telefon etmesini bekliyoruz. Yoksa biz bu zamana kadar hiç destek görmeden pek çok başarılara imza atmış sektörüz. Biz İMSAD olarak şunu söylüyoruz; İnşaat sektörü stratejik olarak önemli bir sektör ve biz bu işe liderlik edeceğiz diyoruz. Biz inşaat sektörünü büyütmek durumdayız. Ülke ekonomisini her yıl %5 büyütmek istiyorsanız inşaat sektörünü %10 büyütmek zorundasınız. Burada insan kalitesini artırmak, markalaşmaya önem vermek, inovatif çalışmak zorundasınız. Burada müteahhitlik ve inşaat malzemesi sanayi olarak bilgi birikimi ve deneyimimiz var. Üretim ve yurt dışı tecrübelerimizi de eklediğimizde çok yüksek bir potansiyele sahibiz. Bu nedenle enerjimizi buraya harcamamız gerekiyor. Hükümet birçok tedbir paketi açıkladı ama bakıyorsunuz içinde inşaatla ilgili herhangi bir şey yok. KDV ve ÖTV indiriliyor ama bakıyorsunuz büro malzemeleri, elektronik eşyalar için… Bunların hepsi ithal. Lokomotif olan bir sektörün KDV’sini indirin kayıt dışı azalsın ve sektör hareketlensin. Yapılması gerekenler aslında çok açık.”

DÜNYA ÖLÇEÐİNDE ÜRETİM YAPIYORUZ

Zirve hakkında görüşlerini aldığımız İMSAD Ekonomi Danışmanı Prof. Dr. Kerem Alkin ise şunları söyledi: “Türkiye her alanda aynı anda olağanüstü pozitif ve olağanüstü negatif unsurları birlikte yaşayan bir ekonomi olma özelliği taşıyor. Bunu her anlamda ifade edebilirsiniz. Sivil hava taşımacılığında olağanüstü başarılar olduğu gibi bazen bir bakıyorsunuz uluslararası standartlarda üzücü sonuçlar ile de karşılaşabiliyorsunuz. Sanayi üretimi boyutunda, lojistikte hem bir takım başarıları hem de bazı başarısızlıkları görebiliyorsunuz. Her sektör için eğitimden tutun sağlığa kadar uluslararası başarılar ile başarısızlıkları birlikte yaşayan bir ülke özelliği taşıyoruz. Şimdi Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri açısından baktığınız zaman her sektör açısından bu ülkelerin fersah fersah önündeyiz ama gelin görün ki bir başka açıdan Türkiye’deki yüzlerce şirket her sektörde uluslararası boyutta başarılara imza atarken aynı zamanda binlerce şirkette Orta ve Doğu Avrupa’da şu anda hissedilmekte olan standartların hiç yakından uzaktan alakası olmayan bir başka dünyada adeta yaşıyor. O nedenle Türkiye’nin dünya ve Avrupa ölçeğinde birçok inşaat malzemesinde dünyanın en önemli üreticisi konumunda olması veya dünyanın en önemli ihracatını yapan konumda olmasından hareketle İMSAD’ın Romanya ve Bulgaristan gibi ekonomik açıdan Türkiye’ye henüz erişme aşamasında olan Türkiye’nin bugünlerde sahip olduğu standarda ve ekonomik büyüklüğe ya da ekonomik dinamizme ancak belki bir 10 yıl sonra ulaşabilecek olan ülkelere bu anlamda böyle bir AB projesi ile öncülük etmesi ve Romanya ve Bulgaristan’da da bu konuların tartışılmaya açılmasını sağalmak çok önemli. Çok büyük bir ülke olduğumuz için de şöyle bir problem yaşıyoruz: Bulgaristan ve Romanya gibi ekonomiler görece olarak Türkiye’den küçük oldukları için 2004’te AB’ye kabul edilen Baltık Cumhuriyetleri bizden küçük oldukları için temel sorun şu, bu ülkeler AB standartlarına sahip oldukları şirket sayıları itibariyle ve büyük ekonomiler olmadıkları için çok çabuk geçiyorlar. Türkiye’de ise aynı alanda faaliyet gösteren birçok firmayı çok kısa bir zaman dilimi içersinde AB standartlarında ürün üreten şirketlere ve firmalara dönüştürmek ve bunları kurumsallaştırmak, aile şirketlerinde bir takım kuralları yerine oturtmak çok daha zor. Bu nedenle İMSAD, özellikle kendi alanı olan inşaat malzemesi alanında çok doğaldır ki Türkiye’deki çok sayıda şirket tarafından inşaat malzemesinde kalite olgusunu benimsettirecek bir olgu içerisinde. Bunun yanı sıra tüketicinin de kaliteli inşaat malzemesi kullanmasını teşvik etmek amacıyla son 1 sene içerisinde Türk bankalarıyla yoğun temaslar kurarak daha nitelikli ve enerji verimliliğine de imkan sağlayacak inşaat malzemesi kullanımında tüketiciye ve bireysel tüketiciye kredi kullandırmak adına ikna etmiş durumda. Bu kredilerin reklamları da dönüyor. İMSAD olayın salt teknik boyutuyla değil kalitenin ekonomiye uyarlanması boyutuyla da çok aktif olarak rolünü sürdürmekte. Bu yönüyle bakıldığı zaman inşaat malzemesinde kalite olgusunu olağanüstü bir hızla sektöre kabul ettirme ve yerleştirme adına bu zirveden bu sonuçlar bekleniyordu ve bu konuda beklenen sonucun zirveden çıkacağı kanısındayım. En azından Bakanlıktaki profesyonel kadroların 2 gündür bu zirveyi takip ederek gereken notları alarak onlarında bu zirveden bürokrasi boyutunda gereken sonuçları çıkardığını görüyorum. Bu zirvede her seçilen konu başlığına uygun olarak alanında tanınmış akademisyen ve umanlar davet edildi ve onlar da inşaat sektörünün farklı boyutlarını temsil eden kesimler ile bir araya gelinerek burada kamuoyuna duyurulmasını sağladılar. Buradaki tartışmaların İnşaat Dünyası gibi ihtisaslaşmış bir dergi tarafından kamuoyuna aktarılması da oldukça önemli. Dolayısıyla gerek sektördeki şirketler boyutuyla gerek bakanlıktaki ilgililer boyutuyla gerek akademisyenler ve gerekse basının üzerine düşeni yerine getirmesi açısından başarılı bir zirve olduğunu söyleyebilirim.”

ZİRVE, SEKTÖREL BİRLİK SAÐLADI

I. Uluslararası İnşaatta Kalite Zirvesi´nin hazırlanmasında büyük emekleri geçen İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Genel Sekreteri Selda Başbuğoğlu ise zirvenin sektörde tek ses yakalamak açısından önemli olduğuna işaret etti. Başbuğoğlu şunları söyledi: I. Uluslararası İnşaatta Kalite Zirvesi bizim 18 aydır yürüttüğümüz Avrupa Birliği’nden fonlanan projemizin sonuç aktivitesidir. EUBuild diye adlandırdığımız bu proje ortak ülkeler olarak kabul ettiğimiz Romanya ve Bulgaristan’da AB Mevzuatına uyumu sektörde gerçekleştirmeye yönelik bir proje. Bu konuda biz 18 ay boyunca her üç ülkede birçok konferanslar, eğitimler, yayınlar ve çalıştaylar yaptık. Şimdi bu projenin amacı Türkiye’de Romanya’da ve Bulgaristan’da inşaat sektöründe AB’ye uyum konusunda bir bilinçlendirme, sektörü eğitme ve yeni konular hakkında eğitimler verilmesinin sağlanması gibi genel olarak bir farkındalık yaratmaya dayalıydı. Projenin bizim için önemi ilk defa Türkiye’den iş temsilcisi olan bir örgüt AB üyesi olan ülkelere liderlik etti. Bunun şöyle bir önemi var. Türk İnşaat sektörü hep ifade ettiğimiz gibi stratejik bir sektör ama bir taraftan da deneyimli bir sektör. Çok ciddi ihracatı olan bir sektör. Yani bu şunu gösteriyor; AB üyesi ülkelere bile öncelik edebilecek düzeydeyiz. AB Komisyonu çok doğru bir kararla bu projeyi 18 ay boyunca yürütme görevini bize verdi. Projede zaten belli hedeflerimiz vardı. Sonuç aktivitesinde belirlenen konu başlıkları zaten projenin hedeflerinden olduğu için o şekilde belirlendi. Bunların içinde kalite çok önemli bir konu. Zirvede kalite kavramını çok boyutlu ele aldık. AB Komisyonu 2009 yılını inovasyon yılı ilan etti. İnovasyon bizim gündemimize yeni girmiş bir kavram ve herkesin bu konuda fikri var. Sektörümüzde inovasyonun, yaratıcı ürünlerin sayısının artması bu konudaki faaliyetlerin planlı ve hedefe dönük olması inovasyonun sürdürülebilir büyüme için ne kadar önemli olduğunun ortaya çıkması ancak bu tür toplantılarda tartışarak ortaya çıkartacağımız bir konu. Bu sektör büyüyecekse mutlaka inovatif ürünlerle bunu gerçekleştirecektir. Bu zirvede verdiğimiz mesajlardan bir tanesi inşaat sektörünün stratejik bir sektör olmasıdır. Yani Türkiye’de çok organize olmuş otomotiv ve tekstil sektörü kadar belki onlardan da fazla stratejik bir sektör olduğunu bizim mutlaka vurgulamamız gerekiyor. Bir diğer önemli konu ise daha fazla global marka yaratabilmek. Sürdürülebilir büyüme için üreticilerimiz arasından daha çok marka yaratmamız lazım. Haksız rekabet konusu zaten bizim için önemliydi. Fakat biz farklı görüşleri burada bir araya getirerek bir yol haritası çıkarmaya çalıştık. Şu anda en büyük sorun olan istihdam konusuna ve diğer birçok konuya en büyük desteği inşaat sektörü verecektir.

T.C. BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIÐI MÜSTEŞAR YARDIMCISI MAHMUT KÜÇÜK: “KALİTE VE KOORDİNASYON GEREKLİ”

Bu zirvenin yapılmış olması oldukça önemliydi. Şu anda ülkenin en önemli sıkıntısı kalite. Biz enerjimizi boşa harcıyoruz ve yapıyor görünüyorsak da aslında bir şey yapmıyoruz. Bu yüzden Türkiye’nin alt yapı meselelerinden kaliteli üretime ve bu kaliteli üretimin denetlenmesi, uluslararası alanda rekabet edebilmek açısından önem kazanıyor. Eğer siz kaliteyi yakalayamazsanız israf gerçekleşiyor. Emek, sermaye, zaman harcaması oluyor ve varmak istediğiniz ereklere ulaşamıyorsunuz. Bu açıdan kalite bizim için bir araç. Bizi ülke olarak istediğimiz yere götürecek bir araç ve bu açıdan önemsenmesi gerekiyor. Bu organizasyonu o anlamda çok başarılı görüyorum. Burada konuşulan meseleler tek bir kuruluşun üstesinden gelebileceği meseleler değil. Dolayısıyla özel sektör, kamu ve üniversiteler bir araya gelerek hep beraber iş birliği yapmamız lazım. Ülkenin kalite kadar önemli bir sorunu da koordinasyonsuzluk. Herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor ama bunu bir sinerjiye dönüştürebilmek için koordinasyona ihtiyaç var. İnşaat sektörünü hareketlendirebilmek için sürdürülebilir adımlar atmak gerekiyor. Afet yönetmeliğimiz dünyada sayılı bir yönetmelik olsa da uygulamada sorunlarımız var. Burada birinci derecede sorumluluk kamuya düşüyor. Kamuyu da denetleyen vatandaş ve vatandaşın bilinçli olması ve kaliteye odaklanması gerekiyor.