Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Bayındırlık ve İskân Bakanımıza Açık Mektup

1- Giriş

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı´nın çıkardığı Deprem Yönetmeliği ile, 19/08/ 2008 tarih ve 26 972 sayılı “3030 Sayılı Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına dair Yönetmelik” hükümlerinde, uygulamada önemli aksaklıklara yol açan ve genelde bilim ve fen kurallarına uymayan bazı hususlar bulunduğu saptanmıştır. Bu gibi hususlar ve yaratacağı sakıncalar bu raporda ayrıntıları ile ele alınmıştır.

2- Zemin raporu zorunlu değil!

Resmi Gazete’nin 06/03/2007 tarih ve 26 454 sayısında yayınlanan “Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik” Madde 6.2.1.2a’da şu yanlış hüküm mevcuttur:

“Toplam yüksekliği 60 m’den fazla olmayan konut, işyeri, otel ve sanayi binaları için, gerekli saha ve laboratuvar deneylerine dayanan zemin araştırmalarının yapılması, ilgili raporların düzenlenmesi ve proje dokümanlarına eklenmesi zorunlu değildir. Böyle, yüksekliği 60 m’nin altında olan konut, işyeri, otel ve sanayi binalarında, zemin sınıflarını belirlemeye yarayacak yerel bilgilerin veya gözlem sonuçlarının belirtilmesi gerekir!”

Bu yanlış hüküm, yeni facialara davetiye çıkarmaktan başka hiçbir şey değildir. Çünkü, bina stokunun yüzde 99’unu oluşturan ve yüksekliği 60 metrenin altında olan binalarımızda zemin raporu hazırlanması zorunluluğu Deprem Yönetmeliği ile ortadan kaldırılmaktadır. Eğer bu husus bir yanlışlık ve unutkanlık değilse, gerçeklerin ve Marmara depreminde yaşanan faciaların göz ardı edildiği bir ‘cehalettir.’[1] Ne tuhaftır ki, aynı Bakanlığın 31/ 01/ 2000 tarih ve 2023 no’lu Genelgesinde aynen şu cümle yazılıdır:

“Birinci ve ikinci deprem bölgelerinde, a) Sahanın homojen kaya olması halinde, iki katı geçen binalarda imar adası veya parsel bazında b) Sahanın toprak zemin olduğu durumlarda ise, her parsel için; saha ve laboratuvar deneylerine dayanan zemin etüdü istenecektir.”

Görülüyor ki, bu genelge, aynı Bakanlığın yukarıda açıklanan Deprem Yönetmeliği ile (Madde 6.2.1.2a) tam ve karşıt çapraz bir çelişki içindedir. İlk fırsatta bu çelişki giderilmeli, yanlış olduğu aşikar olan Deprem Yönetmeliği doğru yolu gösteren genelgeye paralel hale getirilmelidir. Yoksa, uygulamada yaşanan tereddütlü ve çelişkili durumlar ile idari ve hukuki ihtilaflar sürer gider… Deprem Yönetmeliğinde bulunan diğer bazı sakıncalı hükümler başka bir yayında [1] ayrıntıları ile ele alınmıştır.

3- Meslek grupları karmaşası

Bayındırlık ve İskân Bakanlığı´nın 19/08/2008 tarih ve 26 972 sayılı nüshasında yayınlanan “3030 Sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik yapılmasına dair Yönetmelik”te yer alan yanlışlar, bilim ve fen kurallarına uymayan hususlar daha ziyade Yeni Yönetmelik Madde 4’ün ve Eski Yönetmelik Madde 57’nin (b) fıkrası içinde zemin raporlarının imzalanması ile ilgili olarak yer almıştır. Aşağıda önce, yönetmeliğin yanlış olan ilgili fıkrasına aynen yer verilmiş, daha sonra bu fıkradaki yanlışlığın nedenlerine ve nasıl düzeltileceğine işaret edilmiştir:

(b1) yanlışı:

1) Yeraltının dinamik esneklik direnişleri, yerin dayanımı, taşıma gücü, oturma, sıvılaşma ve yer kaymalarının boyutları gibi zeminin özelliklerini belirleyen çalışmalar Jeofizik mühendislerince imzalanır.

Doğrusu:

1) Yerin dayanımı, taşıma gücü, âni ve zamana bağlı oturma hesapları, sıvılaşma ve sıvılaşmaya karşı önlemler, yer kaymalarının hesap ve boyutları jeofizik mühendisleri ve geoteknik konusunda ihtisaslaşmış inşaat mühendislerince müştereken imzalanır. Kesinlikle sadece jeofizik mühendislerince değil… Jeofizik mühendisleri bütün bu çalışmalara yerinde ve laboratuvarda ölçümler yaparak çok önemli altyapı bilgilerini sağlar.

(b2) yanlışı:

2) Sondajlar, arazi çalışmaları, zemin ve kaya mekaniği, laboratuvar deneyleri ve zemini oluşturan birimlerin fiziki ve mekanik özelliklerini konu alan çalışmalar yönünden jeoloji mühendislerince imzalanır.

Doğrusu:

2) Arazide tüm sondajlar, zemin ve kaya mekaniği, tüm laboratuvar deneyleri, zeminin fiziki ve mekanik özellikleri inşaat mühendislerince imzalanır. Kaya mekaniği ve benzeri konularda jeofizik mühendisleri yardımcı olur ve müşterek raporlar imzalanır. Kesinlikle jeoloji mühendislerince değil… Arazide yapılan VST, SPT, CPT, kayma direnci, presiyometre v.b deneylerin tamamı, laboratuvarda yapılan relatif sıkılık, yoğunluk, tek – çok eksenli kırılma, elek analizleri, konsolidasyon, boşluk oranı, oturma parametreleri, sıkışma endeksi, boşluk suyu basıncı, likit ve plastik endeksler v.b. deneylerin tamamı sadece inşaat mühendislerinin sorumluluğunda yürütülür. Jeoloji mühendislerinin bu deneyler ile yakından veya uzaktan hiçbir ilgisi yoktur.

(b3) yanlışı:

3) Zemin mekaniği, zemin dinamiği ve zemin emniyet gerilmesi hesaplanması gibi çalışmalar yönünden inşaat ve jeoloji mühendislerince imzalanır.

Doğrusu:

3) Zemin mekaniği, zemin dinamiği ve zemin emniyet gerilmesi ile ilgili tüm hesapların ve çalışmaların asli sahipleri inşaat ve jeofizik mühendisleridir. Bu konularda Jeoloji mühendislerine imza yetkisi vermek meslek şovenizmine prim vermekten başka bir yarar sağlamaz. Ayrıca, Yönetmelikte adı geçen Jeoteknik Etüt Raporu’nun doğru ismi Geoteknik Etüd Raporu’dur. İnşaat mühendisleri ‘Jeoteknik’ yerine yüzyıla yakın bir zamandır ‘geoteknik’ kelimesini kullanırlar. Bu kelimeyi değiştirmeye de hiç niyetleri yoktur. Kimse de zorlayamaz…

Yukarıda sıralanan b1, b2 ve b3 yanlışlarının her üçünde de çeşitli meslek gruplarını içeren bir kavram kargaşası yaşanmaktadır. Jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendislerinin bilgi ve yetki alanları kompartmanlaştırılmaya, belli sınırlar ve kalıplar içine konulmaya çalışılmaktadır. Bu kalıplaştırma işlemi doğru değildir. Birbirlerine çok yakın konularda ihtisaslaşmış olan bu üç mühendislik dalını, kompartmanlara hapsetmek yerine, her üç uzmanlık dalından birbirlerine bilgi ve destek veren görevler beklemelidir. En bilimsel, en isabetli, en akılcı ve en doğru zemin raporu, jeoloji mühendisi ile başlar, jeofizik mühendisi ile devam eder ve inşaat mühendisi ile son bulur. Her üç mühendislik dalının da katkısı olmadan bir zemin raporu tam sayılamaz. Her üç mühendislik dalı da, hangi konularda uzman olduklarını ve bu uzmanlığın sınırlarını çok iyi bilirler. Bu sınırlar sabit çizgiler değildir. Şüphesiz birbirleri ile örtüşen alanlar mevcuttur. Birinin bulgusu, ötekinin çalışmasına ışık tutar.

Bir radyoloji uzmanının vereceği datanın ve bilgilerin, bir beyin cerrahına sağlayacağı yararlar da böyledir. Radyolog tespit yapar ve yorumlar. Cerrah ise bu bilgilerin ışığında icraat ve uygulama yapar. Ancak, siz bir radyolog doktora beyin cerrahisi yaptırtamazsınız. Yer altı suyu ve tabakalaşma bilgilerini jeofizik mühendisi verebilir ve sıvılaşma riskinin tayini ile bu riske karşı alınacak önlemleri inşaat mühendisi belirler ve uygular. Siz neşteri yanlış doktorun eline veremezsiniz! Verirseniz hasta ölür!

Zemin raporlarında kimin nereye imza atacağı sorunu en iyi şu iki alternatif yol ile çözülebilir: a) Birinci alternatifte her mühendislik erbabı kendi konusu ile ilgili müstakil birer rapor hazırlar. Jeoloji mühendisi raporunu Jeoloji biliminin ışığında yazar verir. Jeofizik mühendisi de kendi raporunu bu jeoloji raporunun ışığında tamamlar. İnşaat mühendisi ise, hem bu iki raporun, hem de kendi yapacağı arazi ve laborutuvar deneylerinin ışığında son ve kesin zemin uygulama ve öneri raporunu hazırlar. b) İkinci alternatifte, mühendisler birbirleri ile istişare halinde müşterek bir rapor oluştururlar. Her üç mühendisin yapacağı çalışmalar, müşterek bir raporda çeşitli bölümler halinde toplanır ve ‘zemin raporu’ üç mühendis tarafından müşterek olarak imzalanır.

4- Sonuçlar

1. Türkiye Deprem Yönetmeliği (06/03/2007)’nin Madde 6.2.1.2’de yer alan eksik ve yanlış hükümleri kaldırılarak, 31/01/2000 tarih ve 2023 no’lu Genelge doğrultusunda düzeltilmelidir.

2. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın hazırladığı 19/08/2008 tarih ve 26 972 sayılı Yönetmelik’te jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendislerini karşı karşıya getiren, onların mesleklerini icra etmelerini kısıtlayan, güvensiz ve yetersiz zemin raporları hazırlanmasına ortam hazırlayan yanlış hükümler iptal edilerek, her üç mühendislik dalının birbirlerine destek vererek ya kendi konularında ayrı ayrı ya da bilimsel ağırlıklı müşterek bir zemin raporu oluşturulmasına olanak sağlanmalıdır.

5- Rerefanslar

1] Tezcan, S.S., (2008), “Deprem Yönetmeliğimizin Eksik ve Kusurlu Yönleri”, a) İnşaat Dünyası, Aylık Yapı, İnşaat Malzemeleri ve Teknolojileri Dergisi, Ağustos 2008/08, Sayı: 304, s.158-164, , , b) Şantiye İnşaat Makina ve Mimarlık Dergisi, Yıl:21, Sayı:249, sayfa: 100-104., www.santiye.com.tr, santiye@santiye.com.tr, İstanbul, Ocak 2009, Tel: 0212. 570 39 46, Mart 2009, İstanbul. (CV-410)