Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Genç Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara’da kurulan bir çiftlik: Atatürk Orman Çiftliği

Geçtiğimiz ay, Ankara’da, Atatürk Orman Çiftliği arazisinde çıkan yangın herkesi korkuttu. Yangın, içinde ağaçların da bulunduğu 60 dönüm alan zarar gördükten sonra büyümeden söndürüldü.

Bu ay, yangın nedeniyle gündeme gelen Atatürk Orman Çiftliği’ne konuk olacağız. Gelin, Atatürk’ün genç Cumhuriyet’in ilk yıllarında modern tarım yöntemleri konusunda örnek oluşturması amacıyla kurduğu ve o dönemler “Gazi Orman Çiftliği” adıyla anılan “Atatürk Orman Çiftliği”nin tarihinde kısa bir yolculuğa çıkalım…

Açılışı 5 Mayıs 1925 tarihinde yapılan, 102.000 dekarlık bir alana kurulu olan Atatürk Orman Çiftliği, çiftlik üretiminin yanı sıra hayvanat bahçesi, parkları, havuzları ile de Ankara tarihine geçer. Ancak Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankaralıların yakından tanıdığı bu çiftlik, sonraki yıllarda önemini yitirir.

11 Haziran 1937 tarihinde Atatürk, diğer çiftlikleriyle birlikte Atatürk Orman Çiftliği’ni bütün tesis, hayvan varlığı ve demirbaşlarıyla hazineye bağışlar. Aynı yıl çiftlik gelirlerine büyük katkısı olan, Atatürk tarafından kurulan Bira Fabrikası, Tekel Genel Müdürlüğü’ne devredilir. Çiftlik, 13 Ocak 1938 tarihinde çıkarılan bir yasa ile Devlet Ziraat İşletmeleri tarafından işletilmeye başlar. 28 Şubat 1950 tarihinde Devlet Ziraat İşletmeleri’nin kapatılmasından sonra Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü bünyesinde yer alan çiftlik, günümüzde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı olarak üretimini sürdürmekte. Tahıl tarımı, meyve, hayvancılık, süt, şarap, meyve suyu, bal ve çiçek üretiminin yapıldığı Atatürk Orman Çiftliği; hayvanat bahçesi, piknik alanları, doğa parkı ve Atatürk Evi ile Ankaralıların uğrak mekânı olmaya devam etmekte…

Atatürk Orman Çiftliği’nin kuruluş öyküsünü “50 Yıllık Yaşantımız” isimli kitapta yer alan “Gazi Orman Çiftliği” başlıklı yazıdan aktaralım:

“Bugün bu modern çiftliğin bulunduğu, Ankara’nın dört kilometre uzağındaki bölgede 1925 yılında ortasından demiryolu geçen bataklıklı, sazlıklı bir vâdi vardı…

1925 yılının Mayıs ayının beşinci günü Karanlıkdere’ye iki çadır kuruldu. Çadırların yanında iki de traktör vardı. Kanal açacaklar ve bataklığın suyunu boşaltacaklardı. Burası boş araziydi ama sahipleri vardı. Gazi, bu araziyi sahiplerinden değerinden fazlasını vererek almaya başladı. Parayı kendi maaşından ödüyordu. İlk alınan arazi 20.000 dönüm kadardı. Sonra bu alan 150 bin dönüme çıktı. Önce bataklık kurutuldu, sonra tarım ve ağaçlandırma başladı. 8-12 bin dönüm arazide makine ve hayvanla ekime başlandı. (…)

Dünyanın her köşesinden Ankara’nın iklimine uygun damızlık hayvan getirildi. Damızlık hayvanlardan köylüler de yararlanıyordu. 1933 yılında çiftliğin at ve ineklerle dolu zengin bir ahırı, on bin koyunu ve modern tavukçuluk tesisleri vardı.

Ot bitmez, fidan tutmaz denilen Ankara toprağı ve sert iklimi Gazi Orman Çiftliği’ne yenildi. Cumhuriyetin onuncu yılında kıraç tepeler yeşile bürünmüştü. Kuruluşundan sekiz yıl sonra Gazi Orman Çiftliği’nde 4 milyon meyve fidanı vardı. 250 bin kök bağdan en iyi cins asmalar üretilip köylülere dağıtılıyordu. Çiftliklerdeki üzümlerden yapılan 50.000 litre şarap satılıyor ve sütten elde edilen tereyağı, yoğurt, ayran satış mağazalarında halka ucuz intikal ediyordu.

1925’te kurulan tarım aletleri atölyesi giderek bir fabrika halini alıyor ve burada çiftçiler için 12 çeşit pulluk yapılıyordu.

Cumhuriyet’in onuncu yılında 1923’ün kara ve sarı bataklığı yemyeşil bir çiftlik olmuştu. Ankaralılar gezi yeri ve park ihtiyaçlarını da artık bu çiftliğin çeşitli kuruluşlarında, Karadeniz ve Marmara havuzlarının başında karşılıyorlardı.

Gazi, 1936’da Atatürk adını aldıktan sonra bu eserini milletine bağışlayacaktı.” [1]

[1] 50 Yıllık Yaşantımız, Cilt 1, Milliyet Yayınları, 1975.

Bir fatura

Pilafidis Hurdavat

Yıl 1938… Galata, Mahmudiye Caddesi numara 21’de bulunan İsak Pilafidis’in “Hurdavat Ticarethanesi”nin “Bay Jorj Kalfa”ya kestiği “13 Adet menteşe, 1,5 kilo Karfiça çivisi, 1/2 kilo tel çivi ve 2 kilo soğuk tutkal” faturası. Fatura toplamı 4 lira 41 kuruş tutmuş…

Bir ev

Boğaziçi’nde Bir Yalı

Yıl 1939… Yedigün dergisinin “Ev” köşesinde yayınlanan “Boğaziçi’nde Bir Yalı” başlıklı yazı şöyle: “Bu hafta size Mimar Necip Uzman’ın bilhassa Yedigün için çizdiği bir yalı plânını takdim ediyoruz. Bu oldukça büyük yalı plânı, çok büyük bir itina ile ve deniz kenarında, bilhassa Boğaziçi’nde inşa edilmek üzere çizilmiştir.

Geniş salonu, yemek odası birinci kattadır. İkinci kat yatak odalarına ve banyo salonuna tahsis edilmiştir.” [1]

[1] Yedigün dergisi, 28 Şubat 1939, Sayı: 312.