Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Globalleşme inşaat sektörünü etkiliyor

Cephe sektöründe hizmet veren Tepe Betopan´ın Satış ve İhracat Müdürü Mehmet Özmercan ile yaptığımız röportajda inşaat sektöründeki gelişmeleri ve Tepe Betopan’ın faaliyetlerini konuştuk. Özmercan inşaat sektörünün globalleşmeden etkilendiğini bunun da yerli ve yabancı firmaları yeni ürünler geliştirmeye yönelttiğini söylüyor.

İnşaat sektörün bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mehmet Özmercan: Bilindiği üzere cephe sektörü, içerisinde yerli ve yabancı birçok malzemeyi barındırır. Mortgage sisteminin dünya ile birlikte ülkemizde de yayılıp yerleşmesiyle bankalardan ev kredisi alanların sayısı büyük oranda artış gösterdi. Bu durum inşaat sektörünün hareketlenmesine ve konut ihtiyacının doğmasına sebep oldu. Bu ihtiyaca cevap verebilmek için de yapı sektörü içerisinde üretim, satış, proje ve uygulama hizmeti veren firma sayısında artışlar olduğunu gözlemlemek mümkün.

Globalleşme, inşaat sektöründe de kendini gösteriyor. İletişim olanaklarının yakınlaştırdığı ülkelerdeki şehirlerin nasıl daha konforlu, yaşanabilir mekanlar olabileceği sorusuyla hareket eden yerli ve yabancı firmalar, ürünlerini hızla geliştirmeye başlamıştı. Bu yıl inşaat sektörü dünya çapında ortalama %30 daralma yaşadı. Bu durum ülkemizde de etkisini gösterdi. Ülkemizde bu krizin aşılmasının en büyük yardımcısının yerli malı inşaat malzemesi kullanmak olduğunu belirtebiliriz. Unutulmamalıdır ki ülkemiz dünya inşaat sektörünün devleri arasına bu sayede girdi.

Tepe Betopan´ın çalışmalarından bahseder misiniz?

Şirketimiz, uzun yıllar boyunca inşaat sektörünün iki temel malzemesi olmuş olan ağaç ve çimentoyu birleştirip karışım halinde kullanarak 1984 yılında Ankara’daki tesislerinde Türkiye’nin ilk çimentolu yonga levhasını üretti. Başlangıçta Tepe Grubu’nun ihtiyaçlarını karşılayan şirketimiz, yaptığı yatırımlar sonucu kısa sürede ülke genelinde kaliteli ve yepyeni bir ürün ile hizmet vermeye başladı. İlk ürünümüz olan Betopan, aynı zamanda şirketin ismiyle birlikte yapı sektöründe markalaştı ve son yıllarda da çimentolu levhaların yapı sektöründeki genel ismi haline geldi. Sektörde malzemenin giderek yaygınlaşması ve bunun sonucunda artan talebi karşılamak üzere 1999 yılında fabrikamızı revize edip kapasitemizi 2 katına çıkardık ve Artvin Arhavi´de kurulu diğer bir fabrikayı da satın alarak şirket bünyesine kattık. 2008 yılında Artvin ve Ankara fabrikalarının birleştirilmesi ve ilave yatırımlar ile fabrikamız 80 bin m3/yıl üretim kapasitesiyle dünyanın sayılı üreticilerinden biri haline geldi. İsmimizin arkasında 25 yıllık tecrübe, genç ve dinamik çalışanlarımız ve başarılarla anılan bir grup bulunuyor.

Ürün portföyünüz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Ürünlerimizin temelini 25 yıldır Türk yapı sektörüne sunduğumuz Betopan markası oluşturuyor. Betopan aynı zamanda çimentolu levhaların Türkiye’deki adıdır. Ülkemizde cephe sektörüne yepyeni bir soluk da yine Tepe Betopan tarafından getirildi. Yoğun Ar-Ge çalışmaları sonucunda önce Betopan´dan mamul desensiz çimentolu yonga levhamız “Betopanplus”, ardından ahşap dokulu çimentolu yonga levhamız “Yalıpan” ve taş dokulu çimentolu yonga levhamız “Taşonit” üretilmeye başlandı. Bugün bu ürünlerimiz prefabrik yapılardan villalara, alışveriş merkezlerinden, çok katlı binalara, kamu binalarına kadar yaygın bir kullanım alanına sahiptir ve mimari estetiği bina cephelerine taşımıştır.

Kalite ve standartlar konusunda sektör sizce yeterli mi? Neler yapılmalı?

Türk firmalarının, Batı ülkeleri de dahil olmak üzere yurt dışında birçok ülkeye ihracatının olması ve bu ülkelerde yetişmiş teknik personeli ve uygulama ekipleri ile taahhüt işleri alması Türk cephe sektörünün yerli ve yabacı ürünleri ile yıllık üretim miktarı, ürün kalitesi ve ürün çeşitliliği bakımından Batı ülkeleri seviyesine ulaştığının göstergesidir. Sınırların kalmadığı bir dünyada kendini geliştirmek zorunda kalan üreticiler kalite ve standartlara uymak mecburiyetindedir. Şirketimiz, 2 yıl kadar önce CE belgesini alarak uluslararası rekabete hazır olduğunu gösterdi. Sektörde halen kalite sorunları olan üreticiler, ülke içinde rekabeti negatif yönde bozabiliyor. Deprem bölgesinde olan ülkemizde, inşaat malzemelerinin ithalatı ve üretimi sırasında yoğun denetim ve testlerden geçmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Firma olarak küresel kriz sürecinde nasıl bir pozisyon aldınız? 2009 yılına yönelik hedef ve beklentileriniz neler?

Gelen talebe yetişebilmek amacıyla 2007 yılından bu yana yaptığımız yatırımlar devam ediyor. Toplamda 2 yıl içerisinde 1 milyon 500 bin m2 cephe ürünlerimiz ile kaplandı. 2009 yılında global krizin olumsuz etkilerine rağmen şirketimiz büyüme kararı aldı. Bu karar ışığında mevcut bayi ağımızı da bir taraftan genişleterek cephe ürünlerinde % 25´lik büyümeyi hedefliyoruz.

2009 yılı global krizin etkileri ile devam etmesine rağmen şirketimiz, 2008 yılına göre %10´luk bir artışla; 35 bin m2 dış cephe ürününü ihraç etmeyi planlamaktadır.

Yaptığımız röportajda çatı sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Korhan Işıkel, Protem Metal’in 2010 yılına kadar kapasitesini arttırmayı

hedeflediğini anlatıyor.

İnşaat sektörünün bugünkü düzeyini ve çatı sektörünün inşaat sektörü içindeki yerini değerlendirir misiniz?

Korhan Işıkel: Türkiye´de inşaat sektörünün pazar payı 8,4 milyar. Bu da gayri safi milli hasılanın % 1,8´ini teşkil ediyor. Dünya ortalamasında inşaat sektörü GSMH´nin %8´ini, Avrupa´da ise GSMH´nin %10´unu oluşturuluyor. Avrupa´da inşaat sektörünün pazar payı 1 trilyon dolar civarında; bu oran her yıl %5 gelişme gösteriyor. Görülüyor ki, inşaat sektörümüzün dünya ortalamasını yakalaması için, her yıl yüksek oranda büyüme sağlaması gerekiyor. Türkiye genelinde metal çatı pazar payı, genel çatı pazarının % 30 kadarını oluşturuyor. İnşaat sektöründeki gelişmelere paralel olarak çatı pazarı da hızla gelişiyor. Özellikle asbest elyaflı çatılarda ve yalıtım kalınlığı yetersiz olan çatı kaplamalarında, yenileme çalışmaları önemli yer tutuyor.

Protem´in çalışmaları hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Protem, İstanbul Esenyurt´taki fabrikasıyla, alanında dünya lideri olan Bradbury Group-Hayes International tarafından donatılan ileri teknolojideki modern makineleriyle, dinamik ve profesyonel kadrolar yönetimindeki uzman üretim ve montaj ekibi eşliğinde üretim gerçekleştiriyor. Isı, ses, yangın yalıtımı ve metal çatı kaplaması konusunda edindiğimiz 35 yıllık bilgi birikimini ve uzmanlığımızı, kaliteli hizmet vermek için kullanıyoruz. Bu önemli misyonu, yalıtımlı ve yalıtımsız tüm çatılarda, endüstri tesislerinde gürültü kontrolü, endüstri tesislerinde yangın kontrolü konularında, teknolojinin gelişimi ile bütünleştirerek sürdürüyoruz.

Uygulama yaptığınız projelerde enerji verimliliğine yönelik olarak nelere dikkat ediyorsunuz?

Protem, küresel ısınmayı önleme ve çevreyi koruyucu ürünlerin üretimi için Esenyurt´taki yeni tesisinde, endüstriyel ve ticari yapılarda ısıtma ve soğutma harcamalarını % 50´ ye varan oranlarda azaltarak enerjiyi tasarruf ediyor. Havaya atılan karbon emisyonlarını düşürerek, küresel ısınmayı önleyen, aynı zamanda gürültü önleyici, yangın ve su kesici özellikleri ile sorunlara çevreci çözüm getiren Protem Quadro Dörtlü Çatı ve Cephe Sistemi üretimine ağırlık veriliyor.

Protem Quadro ne gibi özelliklere sahip?

Protem Quadro dörtlü çatı ve cephe sisteminde yalıtım 150 mm ve 200 mm olarak uygulanıyor. Bununla ısı, ses ve yangın yalıtımında oldukça iyi sonuçlar alınıyor. Ayrıca enerji fiyatlarındaki artışa paralel olarak, yalıtım kalınlıklarını da artırarak enerjideki pahalılaşmayla da başa çıkılabiliyor. Protem Quadro dörtlü çatı ve cephe sistemi ile yalıtımın dışında güneş enerjisinden elektrik de üretilerek kendi enerjisini kısmen üreten tesislerin yapımına olanak sağlanıyor.

Geleceğe yönelik beklentileriniz ve planlamalarınızdan bahseder misiniz?

Protem yapılarda tonoz çatı uygulamalarındaki çalışmalarına devam ediyor. Bilgisayar kontrollü büküm makinelerinin yanı sıra, üretim ve uygulama tekniği de çalışmalarımızda rol oynuyor. Üretim hızına yönelik projelendirme çerçevesinde, Esenyurt üretim tesisi yatırımı ile Protem, 2010 yılına kadar kapasitesini %20 oranında artırmayı hedefliyor. Bu yatırım ile gerek stok sahasının artması, gerekse istihdam artışı sonucu endüstri tesislerinin taleplerini daha hızlı karşılamayı planlıyor.