Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Kocaeli: Geleceğin model ve modern kenti

Kocaeli´de çarpık yapılaşmayı ortadan kaldırmaya dönük çalışmalarıyla dikkat çeken Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent planlamasına yönelik önemli adımlar atıyor. Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu´yla geçtiğimiz süreçteki çalışmalarını ve gelecek 5 yıldaki planlarını konuştuk. Karaosmanoğlu, “5 yıl sonra kentimiz tam anlamıyla rahat bir nefes alacak”diyor.

Kocaeli konut, endüstriyel tesis, AVM ve diğer yapılar açısından kategorik olarak incelendiğinde önümüzdeki 5 yıllık sürece nasıl giriyor?

İbrahim Karaosmanoğlu: Kocaeli yıllarca sanayinin gözdesi haline gelmiş bir kent olarak, özellikle çarpık yapılaşmanın kurbanı olmuş ve faturasını da ağır bir şekilde ödemiş. Kentin geleceği planlanmamış, hem sanayi kuruluşları, hem de konutlar gelişi güzel inşa edilmiş. Dere yatakları imara açılmış, kent merkezleri ve sahillere sanayi kuruluşlarının konuşlanmasına izin verilmiş. Bu çarpık yapılaşma, beraberinde her türlü çileyi getirmiş. Göreve geldiğimiz günden beri kentimizin geleceğini planlayarak, özellikle sahillerimizi halka açıp, sanayi ile konut alanlarını, sosyal merkezleri birbirinden ayırmaya çalışıyoruz. Bu çalışmamız hem kentsel dönüşüm, hem endüstriyel dönüşüm, hem de ticaret merkezleri açısından planlanarak sürdürülüyor. İlk 5 yıllık zaman diliminde işin zorlu kısmını geride bıraktık. İkinci 5 yıllık zaman diliminde bu çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Önümüzde zor bir 5 yıl daha var. Özellikle kentsel ve endüstriyel dönüşüm açısından baktığınızda geçmiş dönemden daha umutlu ama hala zorlu geçmesini beklediğimiz bir süreç var. Konut hamlesi zorlu bir süreç olmamakla birlikte, özellikle endüstriyel tesislerin yaşam alanı dışına taşınması, sağlıksız koşullarda kurulan konutların istimlak edilmesi, yerine yenilerinin inşa edilmesi çok kolay bir süreç değil. Bu kenti parmakla gösterilecek, insanca yaşanabilen, sağlıklı konutlara kavuşturacak bilgi birikimi, tecrübe ve çalışma azmine sahibiz. 5 yıl sonra kentimiz tam anlamıyla rahat bir nefes alacaktır.

Kent planlamasında neler yapıldı? Kentsel dönüşüme dönük ne gibi çalışmalar yapılıyor?

Biz Türkiye’de ilklere imza atıyoruz. Bugün Türkiye’de il sınırlarının tamamının imar planlarını yapan ilk ve tek belediyeyiz. Bunu yaparken özellikle doğal kaynakları koruma altına almayı, kentimizin geleceğini kurtarmayı, çocuklarımıza övünecekleri bir miras bırakmayı hedefledik. Ticaret alanları, konut alanları, sanayi alanları, tarım alanları tek tek belirlendi. Köylerin betonlaşmasının önüne geçildi. Tarım arazilerinin yok olması önlendi.

Kentimizin geleceğini planlarken, önceliğimizi altyapıya verdik. Çünkü bizim hizmet anlayışımıza göre altyapı yapılmadan, üst yapının yapılandırılması, göz boyamadır, insanları kandırmaca yoluyla oy avcılığıdır. Oysa biz koltuk sevdalısı yöneticilerden değiliz. Oy kaygımız hiç olmadı. Önce hizmet dedik ve altyapısı olmadan yapılacak hizmete israf olarak, makyaj olarak baktık. Altyapının ardından başlattığımız kentsel dönüşümde, önceliğimizi Cedit-Erenler bölgesine verdik. Şu ana kadar 600 binayı kamulaştırıp, yıktırdık. Hak sahiplerinden isteyene konut temin ettik, isteyene parasını ödedik. Hedefimiz kentsel dönüşümü ilimizin her köşesinde gerçekleştirmek. Bu o kadar kolay bir çalışma değil. Maalesef mali külfeti oldukça ağır. Düşünün, yıllarca yapılan yanlışların faturasını ödüyorsunuz. Şu an kentimizde yapılan çalışma, geçmiş yılların yanlışlarının faturasıdır. Bunu birlikte ödüyoruz. Oysa bu paralar şimdi kentimize ve insanımıza farklı sosyal hizmet getirmek, istihdam alanları oluşturmak için kullanılabilirdi. Maalesef yapılan yanlışların bedeli ağır oluyor. Yaptığımız çalışmalarla hem güneş görmeyen sağlıksız koşullardaki evlerde yaşayanları kurtarıyoruz, hem de itfaiye, ambulans ve çöp aracı gibi hayati önem arz eden araçların giremediği dar sokakları yeniden yapılandırıyoruz. Kentsel dönüşüm hamlesi ile birlikte önümüze bir hedef koyduk. 5 yılda 20 bin konut üretip, hem kentsel dönüşüm ile evleri kamulaştırılanlara sağlıklı konutlar tahsis ediyoruz, hem de dar gelirli insanlarımızı kira öder gibi düşük taksitlerle konut sahibi yapıyoruz. Bu yapılaşma sayesinde kentimiz modern ve sağlıklı yerleşim alanlarına kavuşuyor. Çarpık yapılaşmanın önüne geçiyoruz. 3 yıl içinde TOKİ ile birlikte 16.500 konut inşa ettik. Hedefimizi büyük ölçüde gerçekleştirdik. Çalışmalarımızda sadece kentsel dönüşüm önemli yer tutmuyor. Çarpık yapılaşmanın en büyük sıkıntısı sanayi kuruluşlarının çarpıklığı. Onları da yerleşim alanları dışına taşıma çalışması başlattık. Bunun en güzel örneği, 1.200 dönümlük SEKA arazisinde gerçekleşti. 550 dönümlük arazi park olarak inşa edilip, halkımızın hizmetine açıldı. Bu park kentimizin en güzel sosyal yaşantısının ve dönüşümün örneği haline geldi.

Yapılaşmayla demografik denge arasında nasıl bir ilişki var? Ulaşım ve arsa üretiminde yapılan özel çalışmalar var mı?

Kocaeli yeşile hasret kalmış, fay hattı üzerine kurulmuş bir kent. Yaptığımız yapılaşma çalışmalarında bunlara özellikle dikkat ediyoruz. Üniversitelerle yaptığımız ortak çalışmada, kentimizin fay hatlarının röntgenini çektirdik. Yerleşim alanına uygun olan yerlere bina inşa edilmesine izin vermiyoruz. Yeniden yapılanma çalışmalarımızda nüfus yoğunluğunu belli bir merkezde toplamamaya özen gösteriyoruz. Çünkü kentimizin yapısı nüfus yoğunluğunun tek bir merkezde toplanmasına uygun değil. Yapılanma ve nüfus yoğunluğunu bilimsel olarak kentimize yaygınlaştırıyoruz. Özelikle yeşili bol, trafikten arındırılmış, ulaşım sorunu çözülmüş yerleşim alanları kuruyoruz. Bu da vatandaşımızın hayatını oldukça kolaylaştırıyor.

Ulaşım ve arsa konusundaki çalışmalarımız ayrı bir önem veriyoruz. Özellikle ulaşım kentimizin şu anki en büyük sorunu. Bu kentte öncelikle deniz ulaşımını hayata geçirdik. Dünyanın en güvenli ve en ekonomik ulaşım yöntemi olan deniz ulaşımı, maalesef yıllarca kullanılmamış. Bunun için çalışma yapılmamış. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren çalışma yapıp, Körfez’e 12 iskele inşa ettik. Günde 136 sefer yapılan bir ulaşım ağı kurduk. Körfez içindeki her noktaya deniz seferleri başlattık. Bu çalışma kara yolu ulaşımının da büyük oranda hafiflemesini sağladı. Fakat yine de kentimizin en büyük talihsizliği dar bir yerleşim alanına kurulmuş olması. Özellikle İzmit merkezi, geçit vermeyen cadde ve sokakları yüzünden ulaşım çilesinin en çok yaşandığı yer. Bunun için önümüzdeki 5 yılda kent merkezini ulaşım çilesinden arındırmak için raylı sistem ile birlikte hava ulaşımını devreye sokacağız. Bunun için Monaray sistemini kuruyoruz. Derince, İzmit, Mehmet Ali Paşa, Yahya Kaptan ve Çayırköy güzergahında 24 kilometrelik hat oluşturuyoruz. 19 istasyonu bulunan sistem sayesinde kara ulaşımı rahatlayacak. Sistem yap- işlet- devret modeli ile inşa edilecek.

Dilovası ile Hersek Burnu arasına yapılacak olan asma köprü ile trafik rahatlayacak. İstanbul- İzmir hattı bu köprü ile ulaşımını sağlayacak ve kent merkezi bu hattı kullanan araçlardan etkilenmeyecek. Köprünün uzunluğu yan yol bağlantıları ile 3 kilometreyi bulacak. Cengiz Topel Havalimanı sivil havacılığın emrine geçecek. Milli Savunma Bakanlığı düzeyince yürütülen çalışmalar sayesinde Kocaeli kendi hava alanına kavuşacak. Gebze’de Tatlıkuyu Vadisi ile Eskihisar, İzmit merkezde Sekapark-Topçular-Umuttepe, Kartepe’de Seka Sapanca Kampı-Derbent-Kartepe arasında teleferik hatları kurulacak. İstanbul ile Gebze arasında kurulan Marmaray projesinin devamı olarak, raybüs hatları oluşturulacak. Gebze ile Maşukiye arasında raylı sistem kurularak, bu sistem kentte yaygınlaştırılacak. Körfez’den Umuttepe’ye raylı sistem projesi çalışması sürdürülüyor. Körfez-Derince ve Umuttepe arasında yapılacak bu sistem sayesinde, günde 40-50 bin insanın kullandığı bu güzergahın en büyük çilesi de sona ermiş olacak. Yaklaşık 30 kilometrelik bu mesafede insanlarımız trafik çilesine takılmadan üniversiteye ve hastaneye gidebilecekler. Bu sistem, İzmit merkezindeki trafik çilesini de büyük oranda azaltacak, yükünü hafifletecek. Bir de kentimizi ikiye bölen D-100 üzerindeki trafik sorunu vardı. Onu da yaptığımız çalışmalarla aştık. D-100 üzerinde trafik kesintisiz hale getirildi. Köprülü kavşaklar ve tüneller, yıllarca dargın olan deniz ile kent insanını da büyük oranda buluşturdu.

Yapılarda sürdürülebilirlik ve yapı denetimi açısından ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Bu kent 1999 yılında yaşadığı Marmara Depremi ile en büyük felaketi yaşamış bir kent. İnsanlarımız evlatlarını, anne ve babalarını, kardeşlerini, eşlerini bu depremde kaybetti.

Niye? Tamamen cehaletten. Binaların yumuşak zemin üzerine inşa edilmesi, yeterince sağlam yapılmaması, kaçak kat atılması, kolon kesilmesi gibi birçok neden sayabiliriz. Ama hepsinin temelinde cehalet var. Ben de akrabalarımı kaybettim. Onun için kentimizdeki yapı denetimi bizim için en önemli olay. Kurduğumuz uydu sistemi sayesinde bir metrelik kaçak binaları bile tespit edebiliyoruz. Kimseye bu konuda taviz vermiyoruz ve vermeyeceğiz. Bunun için bütün ilçe belediye başkanlarımızı da uyardık. Kim kaçak yapıya göz yumarsa, hakkında yasal işlem yapılacak dedik ve bu işin en sıkı takipçisi olduk, olmaya da devam edeceğiz. Bu uydu takip sistemi, aynı zamanda orman ve hazine arazilerinin yağmalanmasını da önledi. Tarım arazilerinde yapılaşmanın önüne geçti. Köylerin beton yığınına dönmesine çare oldu.

Özel sektörle beraberce yürüttüğünüz faaliyetler nelerdir? Özel sektöre dönük kolaylıklarınızdan bahsedebilir misiniz?

Yerel yönetim olarak göreve geldiğimiz ilk günden beri özel sektör ile uyum içinde çalışıyoruz. İnsanımızın hayatını kolaylaştıracak her şeyi yapıyoruz. Çünkü hizmet anlayışımızın temelinde insan mutluluğu var. Toplum yararına, kent yararına olan her şeyin önünü açıyoruz. Özellikle sanayi kenti olmamız nedeniyle, sanayicimizle el ele verdik. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletmeyen herkese kolaylık sağlayacağız dedik ve bu sözümüzü tuttuk. Herkes arıtma tesisini kurdu, Kocaeli’nin havası ve denizi temizlendi, 35 yıl aradan sonra yüzme yarışmalarının düzenlendiği bir merkez oldu. Endüstriyel dönüşüm çalışmalarımızı yine sanayicimizle birlikte yürütüyoruz. Onlarla yaptığımız bu ortak çalışma, bu kenti sanayi çöplüğü olmaktan kurtarmaya yönelik bir çalışmadır. Herkes bu konuda bize destek veriyor. Bunun için tüm sanayicilerimize teşekkür ediyoruz. Ayrıca sivil toplum kuruluşlarının tamamını aktif hale getirdik. Daha önce atıl vaziyette olan sivil toplum kuruluşları, kentimizin yönetiminde kendi uzmanlık alanlarında söz sahibi oldu. Biz bu kenti büyük bir ailenin evi gibi görüyoruz. Bu kentte yaşayan herkes, aynı ailenin ferdidir. Çalışmalarımızın özünde, ayrım yapmaksızın, yoksula, öksüze, kimsesize sahip çıkarak hizmet üretiyoruz. Bu sayede sorunlarından arındırılmış, her geçen gün yaşam huzuru artan bir kent oluyoruz.