Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Yüksek Mimar Muallâ Eyüboğlu Anhegger’in Ardından Rumelihisarı’nı Üç Türk Kızı Restore Etti

Geçtiğimiz ay yitirdik Yüksek Mimar Muallâ Eyüboğlu Anhegger’i… Cumhuriyet’in ilk kadın mimarlarından olan Eyüboğlu, Köy Enstitülüleri’nde mimar, inşaat sorumlusu ve eğitmen olarak çalıştı. 1947’den başlayarak sayısız tarihi eserin restorasyonunda görev alan Eyüboğlu, Rumelihisarı ve Topkapı Sarayı Harem Dairesi’ni de restore etmişti…

Bu ay, 1959 yılında Hayat dergisinde yayınlanan “Rumelihisarı’nı Üç Türk Kızı Restore Etti” başlıklı yazıdan bir bölümü birlikte okuyacağız. Prof. Afet İnan’ın kaleme aldığı yazı, Mimar Cahide Tamer, Yüksek Mimar Muallâ Eyüboğlu, Yüksek Mimar Selma Emler’in üstlendiği Rumelihisarı restorasyonunu konu edinmekte. 1953 yılında Cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın isteği üzerine başlayan çalışmalar, 29 Mayıs 1958’de sona erer. İşte, Rumelihisarı’nın yenilenme hikâyesi:

“İstanbul Boğazı kıyılarının birbirine yaklaştığı en dar yerine Osmanlı Türkleri “Boğazkesen” adını vermişlerdir. Burada karşılıklı iki hisar, beş yüz yıldan beri tarihimizin canlı şahitleri olarak yükselmişlerdir. Fakat bir taraftan da, zamanın tahribine uğrayarak yıkılan kısımları ile gitgide bir harabeye benzemekteydi. Talebeliğimde iç kısımlarını ilk gezdiğim Rumelihisarı’nın, kısmen yıkık duvarlarında ve Fatih Kulesinde, milli tarihimizin tanıkları olan bu yapıları, mukaddes birer hâtıra gibi daima hâfızamda sakladım. Denizden her bakışımda orada büyük Fatih’in hayalini görür gibi olurum.

1958 sonbaharında buraya, çocuklarımı da aynı hâtıraların yer etmesini isteyerek götürdüm. Benim ilk gezdiğim devirden çok farklı, sanki beş yüz yıl önceymiş gibi yeni, bakımlı bir hisar içinden büyük kulelere çıktık. Bize burada izahat veren Muallâ Eyüboğlu, Maarif Vekâleti’nin resmi görevli mimarı olarak son kalan işleri tamamlamaktadır. Kuleleri tarihi isimleri ile, Fatih veya Saruca Paşa, Zağanos ve Halil Paşa diye adlandırdıktan sonra, bunların yeniden tamirlerinde mimar olarak çalışan meslektaşlarının isimlerini de bize bildirdi.

Hisarın iç bahçesi ise, bir müsabaka neticesinde kabul edilen Doğan Tekeli, Sami Ziya ve Metin Hepgüler’in hazırladıkları projelere göre yapılmıştır.

Bu hisarın bütünü, bize Fatih devrini yaşatmaktadır. (…)

28 Ağustos 1452’de Fatih Sultan Mehmet, Hisar’ın tamamlandığını görerek emin ve müsterih Edirne’ye hareket etmiştir. Bu suretle Rumelihisarı’nın yapılması 4 buçuk ay sürmüştür. İlk küçük kule inşası ve malzeme depo edilmesi hesabedilirse, bu müddet 8 aylık bir zamandır. Günde 1000 metreküp duvar işlemiş. 6 – 7 bin duvarcı, 3- 4 bin amele; dülger, kurşuncular vs. için ise 5 bin kişi çalışmıştır. Hariçten bu malzemeyi hazırlayanlar ve getirenler bu rakama dahil değildir. Bilhassa mütehassıs işçilerin ve ustaların maharetle bu yapıda çalıştıkları anlaşılmaktadır.

İşte, bu ecdat yadigârı ve Boğaziçi’nin en meşhur Hisarı, Büyük Fatih’in adını rahmetle andırmış ve İstanbul’u almadan önce yapılan bu taş yapılar genç hükümdarın büyük kudret ve enerjisine, yüz yıllar boyunca tanıklık etmiştir.

Cumhuriyet devrimizde kadirşinas devlet ve hükümet eli bu yapıları harabe olmaktan kurtarmak için, para ve emek sarfetmiştir. 1955’te keşfi yapılarak tamirine başlanan Rumelihisarı 29 Mayıs 1958 tarihinde bitmiştir. Şimdi burası Maarif Vekâletinin bir müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Bu dört yıllık tamir esnasında, ne güzel bir tesadüftür ki, başta da söylediğim gibi, üç kadın mimarımız bu restorasyon için keşiflerini hazırlamışlar ve kontrol mimarlıklarını yapmışlardır.

İşte böylece, Rumelihisarı’nın asırlık ömrüne ömür katmak için kadın mimarlarımızın mesleki bilgilerinden bu iş için istifade edilmiştir. Askeri maksatlar için yaptırdığı Hisar’ın bu kadar güzel bir müze haline getirilmesinden elbette Büyük Fatih’in ruhu şadolmuştur.” [1]

[1] Hayat Dergisi, 9 Ekim 1959, Sayı: 41.

Bir ilan

Modern Mozaik Evi

Yıl 1958… Galata, Bankalar Caddesi, Yolcuzade Sokak numara 36’da bulunan Garbis Çınar’ın “Mozaik, Basamak, Çini, Lavabo Tekne, Küzina İmalathanesi Modern Mozaik Evi”nin ilanı…

Bir ev

Bir Aile Evi

Yıl 1939… Süreyya Bükey ya da o zamanlar bilinen adıyla “Foto Süreyya”nın çıkardığı “Foto Magazin” dergisi, bazı sayılarında dönemin modasına uyarak ev planları yayınlardı. İşte o ev planlarından biri: “Bir Aile Evi”…

İki fotoğrafın eşlik ettiği evin planı şöyle: “1- Kapı ve gardrop, 2- Abdesthane, 3- Mutfak, 4- Yemek kileri, 5- Havlu, 6- Oturma odası, 7- Havlu, 8- Banyo, 9- Yatak odası, 10- Terasa, 11- Dolap, 12- Garaj.” [1]

[1] Foto Magazin Dergisi, 1 Temmuz 1939, Sayı: 15.