Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

İstanbul Valisi Muammer Güler “İstanbul’a geniş bir vizyonla bakmalıyız”

Yaşanan sel felaketinin ardından tüm gözler bu konuda açıklama yapması beklenen yetkililere çevrildi. Sorumlu kimlerdi, Avrupa Kültür Başkenti olmaya aday bir kentte bugün hala nasıl oluyor da bir doğal afet felakete dönüşebiliyordu? İstanbul Valisi Muammer Güler ile yaptığımız röportajda hem bu sorulara cevap aradık, hem de çarpık kentleşme, çevresel sürdürülebilirlik, kentsel dönüşüm projeleri gibi son dönemde İstanbul´la ilgili gündemdeki pek konuyu mercek altına aldık.

İstanbul şehirleşme anlamında son yıllarda ne gibi farklılıklar gösterdi?

Muammer Güler: İstanbul’da hızla artan nüfusun beraberinde getirdiği yapılaşma baskısı, kentin doğal kaynaklarını tehdit edecek boyutlara ulaşmaya başlamıştır. Böylece kentin bütüncül olarak ele alınarak ekonomik, sosyal, kültürel, mekansal gelişimine yön verecek master planının hazırlanması gerekliliği hasıl olmuştur. Buradan hareketle; çevresel, toplumsal ve ekonomik sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda, özgün kültürel ve doğal kimliğini koruyarak gelişen, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip bilgi toplumuna dönüşen, yaşam kalitesi yüksek bir kent vizyonunu hedef alan, 15.07.2009 onanlı 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı hazırlanmıştır. Planda; İstanbul’un doğu-batı aksında ve Marmara Denizi boyunca çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda sıçrayarak geliştirilmesi ve Kuzey’e doğru gelişimin kontrol altına alınması planlanmıştır.

Çarpık kentleşmenin önüne geçebilmek için sizce neler yapılmalı? Burada kimlere ne gibi sorumluluklar düşüyor?

Sanayileşme süreci ile başlayan göç olgusu ve beraberinde getirdiği gecekondulaşma süreci planlamanın yer yer önüne geçmiştir. Ayrıca 2005 yılına kadar il sınırları ile Büyükşehir Belediye sınırlarının örtüşmemesi nedeni ile; Büyükşehir Belediyesi yetki sınırları dışındaki alanlarda, öngörülen kent makroformuna aykırı yapılaşmaların gerçekleşmesine yol açmıştır. 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile, yaşam kalitesi yüksek sağlıklı yaşam alanlarının oluşturulması ilkesinden hareketle, ekonomik, sosyal ve doğal dengelerin korunduğu sağlıklı yapı stokunun oluşturulması, donatı ve sosyal çevresi itibariyle kendine yeterli yaşam alanlarının geliştirilmesi hedeflenmiştir. Plan’da, kentsel ve kırsal yerleşim alanları özelliklerine göre meskun alanlar, gelişme alanları, kırsal yerleşim alanları ile gelişimi ve yoğunluğu denetim altında tutulacak alanlar olmak üzere dört gruba ayrılmaktadır. Plan’da açılan gelişme konut alanları kontrolsüz büyümeyi engellemeye, gelişim yönünü kuzey-güney aksından doğu-batı aksına yönlendirmeye yöneliktir.

1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına uygun olarak; alt ölçekli planların ve uygulama planlarının revize edilmesi ve etkin bir denetim ile gerekli hedefler sağlanabilecektir. Bu bağlamda başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri olmak üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, TOKİ (Toplu Konut İdaresi), Kiptaş, İSKİ, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu, yapı denetim firmaları, sivil toplum kuruluşları gibi birçok birime rol düşmektedir.

Şehrin çeperlerine yapılan kapalı site anlayışına dayalı toplu konutlar güvenlik anlamında bir sorun yaratmıyor mu?

Günümüzde sayıları hızla artan kapalı site şeklindeki toplu konutların güvenlik sorunu yaratmasından ziyade –toplu konutların iç bölgesinde ve yakın bölgelerinde güvenliğe katkısı da olmaktadır- kentsel hizmetlere erişim, kentle bütünleşme ve entegrasyon anlamında zorlukları olabilmektedir. Bunun yanı sıra, kentten ve kent kültüründen kopma yaşanmakta ve dolayısıyla kentlilik ve hemşehri bilincinden uzaklaşma sorunu ortaya çıkmaktadır.

Son yaşadığımız sel felaketi dere yataklarının sağlıklaştırılmadığını ve alt yapı sorunlarının bir metropole uygun olmadığını gösteriyor. Bu konuda neler yapılacak?

1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında, dere yataklarının gerek içme suyu havzalarını beslemesi gerekse riskli jeolojik yapısı ile sel ve taşkınlara neden olduğundan, dere koruma alanları içinde İSKİ ve DSİ görüşleri doğrultusunda yapılaşmaya yasak ve sınırlamalar getirilmiştir. Alt ölçekli planlar ile birlikte de, ilgili mevzuata göre dere koruma kuşaklarında yer almaması gereken ancak mevcutta var olan kullanımlar; belli bir program dahilinde kent genelinde uygun alanlara taşınmalı ve gerekli ıslah ve rehabilite çalışmaları yapılmalıdır. İstanbul geneli dere ıslahları ile ilgili Dünya Bankası ile dış kredi kullanım anlaşması Ağustos 2008 içerisinde imzalanmıştır. Ancak Dünya Bankası´nın talepleri konusunda son hazırlıklar ve görüşmeler devam etmektedir.

Kentsel dönüşüme ilişkin belli lokasyonlarda düşünülen projeler hakkında bilgi verebilir misiniz? Kamuoyuna yansıyan bu projeler ne zaman hayata geçecek?

Deprem odaklı kentsel dönüşüm proje alanlarında; Acil Eylem Planı (ACEP), Mahalle Yenileme Eylem Planı (MAYEP), İlçe Gelişim Eylem Planı (İGEPi) olmak üzere kısa, orta ve uzun vadeli 3 ana eylem planı çerçevesinde projeler önerilmiştir. Bu üç eylem planının kısa, orta ve uzun vadede gerçekleşmesi adına çözüm önerileri ortaya koyulmuştur. önemli olan bu önerilerin sistematik bir biçim ve örgütlenme çerçevesinde uygulanabilmesidir. Bu aşamada Zeytinburnu Projesi´nin (ZPP) hayata geçirilmesine başlanılmış olup, Fatih ve Küçükçekmece ilçelerinde de proje çalışmaları devam etmektedir.2010 kültür başkenti hedefi olan İstanbul´un bu konudaki çalışmalarından söz edebilir misiniz?

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkentliğine seçilmiştir. İstanbul´u bir dünya kenti yapabilmek, tarihi ve kültürel mirasa layıkıyla sahip çıkmak, dış dünyaya açmak gibi vizyonlara sahip olmayı gerektirir. Kuşkusuz şehrimizin 2010 Avrupa Kültür Başkenti olma hedefine ulaşmasında, haiz olduğu özellikleriyle birlikte, kültürel mirasımızı dünden yarına taşıma konusunda kamu kurumlarımızla gösterdiğimiz kararlılığın da rolü büyüktür. İstanbul Valiliği İl Özel İdaresi bu konuda taşıdığı sorumlulukla kendi bütçesinden taşınmaz kültür varlıklarının onarımlarına ve projelendirilmelerine ödenek aktararak önemli bir kaynak tahsisi yapmıştır. Ödenek programı kapsamında Topkapı Sarayı Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Ayasofya Müzesi, Yıldız Sarayı, İstanbul Türbeleri, kütüphaneler ve diğer muhtelif yerlerde 36 proje – 45 onarım ve restorasyon olmak üzere toplam 81 adet proje bulunmaktadır. Valiliğimiz, tarihi yarımada bünyesinde yürütülen Müze-Kent Projesi, Fatih Zeyrek Projesi, Fener Balat Projesi gibi UNESCO ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşların takip ettiği çalışmalara da maddi ve manevi katkılarıyla destek vermektedir. Tüm bu çalışmaların dışında, Dünya Bankası´ndan sağlanan kredi çerçevesinde İSMEP (İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi) kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı sorumluluğundaki tarihi yapılar da ele alınmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı´nca çıkartılan yasa ve yönetmelik çerçevesinde emlak vergilerinden alınan katkı paylarıyla biriken ödenekten, İstanbul´da bulunan ilçe belediyelerinin teklifleriyle çok sayıda eski eser binanın, kamulaştırma, projelendirme ve uygulama çalışmaları da yapılmaktadır. 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilen İstanbul’da gerçekleştirilecek olan projeler, genel anlamda Yürütme Kurulunca oluşturulan Proje Değerlendirme Kurulunun tespiti ve akabinde Yürütme Kurulunca onaylanarak Kültür Başkenti Projesi olarak kabul edilmektedir. Kamu tarafından yapılan projeler (Kültür Turizm Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü):

1. İnsanlara yönelik projeler: Bu projeler kültür başkenti seçilen İstanbul’da yaşayan halkta sosyal ve kültürel alanda değişmeyi ve gelişmeyi amaçlayan projelerdir. Öğrenim çağındaki öğrenciler, kadınlar ve öğrenimini bitirmiş gençlere yöneliktir.

2. Kültürel ve sanatsal aktiviteler: Bunlar daha çok 2007 yılından başlayıp 2010 yılına kadar sürecek konser, tiyatro halk dansları gösterileri, resim ve heykel sergileri, müzelerin eserlerinin farklı mekanlarda sergilenmesi, opera, bale ve kültür amaçlı toplantılardan ibarettir.

3. Kültür varlıklarımızın korunması amacıyla yapılan röleve, restitasyon ve restorasyonları kapsamaktadır.

Afet yönetimi ve depreme ilişkin Valilik´in yaptığı çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Günlük sirkülasyonla birlikte 15 milyonu bulan nüfusuyla İstanbul, bugün dünyanın sayılı megapollerinden biridir. İstanbul´u, İstanbul büyüklüğü ölçüsünde geniş bir vizyonla ele almalıyız. Afetler yaşandıktan sonra uygulanan yara sarma anlayışından hazırlıklı olma, önlem alma anlayışına geçmeliyiz. Artık depremi değil nasıl hazırlanacağımızı konuşmalıyız. Marmara Depremi´nin 10. yılında, yürütülen afete hazırlık çalışmaları İstanbul Valiliği önderliğinde İstanbul İl Özel İdaresi ve İstanbul Proje Koordinasyon Birimi tarafından “İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Eğitimi Projesi (İSMEP)” kapsamında gerçekleştirilen depreme hazırlık çalışmalarını, Cemal Reşit Rey Konser Salonu´nda gerçekleştirilen konferansta kamuoyuyla paylaştık. Binaların güçlendirilme çalışmalarını yürütürken bir yandan da deprem sonrası görev almak isteyen gönüllülere eğitim vermeye başlıyoruz. “Güvenli Yaşam Gönüllüleri” adı verilen vatandaşlar, olası deprem sonrası ilk 72 saatte neler yapabilecekleri konusunda eğitilecek. Hazırlıklı olmak, bilgilenmek ve bilinçlenmek, afetlere karşı hazırlıkta hepimizin üzerine düşen görevdir. Valiliğimizin Güvenli Yaşam Gönüllüleri adıyla açacağı eğitimlere katılacak vatandaşlarımız ve bu eğitimlerde görev alacak eğitmenlerimiz için eğitim materyalleri hazırlanmıştır. Bu materyaller ile birey ve ailelerden başlayarak, engelli vatandaşlarımız, yerel yöneticilerimiz, okullar, sağlık kuruluşları, sanayi ve iş yerlerine uzanan geniş bir yelpazede hemşehrilerimize erişmeyi hedefliyoruz. İstanbul´u tüm yönleriyle afetlere dirençli bir kent haline dönüştürmeyi amaçlayan çalışmalarımızdan biri de hazırladığımız eğitim materyallerinin eğitimler yoluyla geniş kitlelere ulaştırılmasıdır. Okullar açıldığında ücretsiz ders kitaplarının yanı sıra afete karşı eğitici kitaplar da öğrencilere dağıtılacak. Önce çocukları eğitip onların ailelerini etkilemesini istiyoruz. Afetle karşılaşıldığında çocuklar ve aileleri kendilerini korumayı öğrenecek. 1999 depreminde yaşanan en büyük sıkıntının haberleşme olduğunu gördük. Büyük bir kent haberleşme sistemini iyi bir şekilde kurabilmelidir. Biz anolog bir telsiz sistemini yeniden kuruyoruz. Afet sırasında 70 bin kamu görevlisine ulaşabilecek bir haberleşme sistemi de Ulaştırma Bakanlığı´nca yürütülüyor. İstanbul´da iki ayrı büyük Afet Yönetim Merkezi oluşturuluyor. Ayrıca yapılacak yardımların tek bir merkezde toplanabilmesi için Tuzla´da bir lojistik merkezi kuruyoruz. Yaklaşık 30 milyon liralık bu merkezi kurduktan sonra Yeşilköy´de de benzer bir merkez yapılacak. İstanbul´un 500 noktasında içerisinde bine yakın malzeme olan konteynırlar konuldu; afet durumunda kullanılabilecek halde bekliyor. Önümüzdeki dönemde bu konteynırları çoğaltmayı planlıyoruz. İstanbul´da bine yakın okul incelendi. İlk olarak 219 okul binası yıkılıp yeniden yapıldı. 394 okulda güçlendirme çalışması yapıldı. Hastanelerde de bu çalışmalar devam ediyor. 48 hastane, sağlık ocağında güçlendirme çalışması yapıldı.1 hastane yıkılıp yeniden yapıldı. Türkiye´nin ilk deprem hastanesi Haydarpaşa Numune eğitim araştırması içinde kuruldu. Normal dönemde hizmet görecek bu hastane deprem olması durumunda sadece depremzedeler için hizmet verir hale getirilecek. Benzer hastane sayısının artırılması planlanıyor. Köprüler ve viyadüklerde bakanlığın yaptığı çalışmalar var. Söz konusu güçlendirme çalışmaları sürüyor. Tarihi ve kültürel eserlerin de korunması için ayrı bir proje yürütülüyor.