Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

Karaburun´da butik bir otel

Karaburun limanına yüksek bir noktadan bakan bu yapı, bir kısmı arsa sahibi tarafından kullanılacak şekilde ve dört odasının pansiyon olarak hizmet vereceği bir yapı olarak tasarlanmış. Dik bir yamaçta konumlanan, girişin bulunduğu yol cephesinde bodrum artı iki kat olarak araziye göre teraslandırılan bu yapı, girişte yoldan tek katlı olarak algılanmaktadır. Yol hattına birleşik olarak yapılan giriş cephesi, taş ve ahşap duvar sayesinde yatayda ikiye bölünmektedir. Bu da etki olarak tek katlı görünümden ziyade giriş cephesinin basık algılanmasını sağlamıştır. Teraslanmış oda birimlerinin ortasında yer alan üç adet terastan oluşan ortak açık kullanım alanları bulunmaktadır.

Karaburun´daki arsanın şaşırtıcı ve etkileyici olmasının yanı sıra Karaburun´un en güzel yerlerinden biri olduğu söyleniyor. Sanki iç limanı kendi havuzuymuş gibi, çevre dağları ve ağaçları kendi bahçesiymiş gibi hissettiriyor. İçinde küçük bir ev var. Dik bir yamaçta bulunan bu arsa, kendi bahçesi bittikten sonra 16 metrelik bir yarla direk denize ulaşıyor. Bahçe içerisindeki teraslamalardan faydalanmak için çok detaylı bir topoğrafya çalışması yapılmış. Arazi üzerinde yapılan daha önceki çalışmalardan ve teraslamalardan maksimum derecede faydalanmak gerektiği düşünülmüş. Aksi takdirde böyle bir arazide yapılacak hafriyat ve altyapı çalışmalarının çok maliyetli olacağı vurgulanıyor.

Bu kadar etkileyici bir arazi her zaman yapı yapmamanın daha doğru olacağını düşündürüyor. Kişisel olarak çıkış noktası bu olunca insan faktörü, topoğrafya ve yapı arasındaki ilişkilerin (topoğrafyadan yana) kopmadan sürmesinin sağlanması tasarım ilkesini daha en başında oluşturuyor.

Yatırımcı burada bir odasının ve salonunun kendisinin kullanacağı diğer odalarının otel olarak işletebileceği bir yapı arzu ettiğini söyledi. Yol hattına birleşik olarak düşünülen bu yapı, giriş cephesinde kendisini fazla ele vermemektedir. 24 metre uzunluğundaki bu cephenin yatayda yaklaşık yarısı taş, diğer yarısı ahşap olarak düşünülmüştür. Bu da gerçek boyutunun algılanmasını engellemekte, yolla ve insanla olan ilişkisini daha da kolaylaştırmaktadır. Bu cephenin tam orasından içeriye girildiğinde bir terasa çıkılmaktadır. Aynı aksta üç adet terastan oluşan bahçenin her bir terasından diğer terasları algılamak mümkün olmamaktadır. Aynı şekilde bu terasların her iki yanında bulunan ahşap oda birimleri de birbirlerini görmemektedir. Tam da istenildiği gibi kendi özel açık alanlarına sahiptirler. İstinat duvarlarının taşıdığı bu odalar arazinin bütün avantajlarını bağımsız olarak yaşarken aralarındaki ortak teraslarla da bir arada olabilmektedirler.

En alt terasta bulunan 3×12 metre boyutlarındaki havuz, diğer teraslardan tam olarak algılanmamakta ancak arzu edildiğinde bütün noktalardan görsel temas sağlanmaktadır. Buna karşın havuz kotunda havuzla birlikte deniz ve liman bütünleşmektedir.